TTK 492 bağlam kuralı anasözleşmedeki bağlam hükmünü ortadan kaldırmaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3132 E. 2022/5657 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK 492'deki kanuni bağlam kuralı, anasözleşmedeki bağlam (önalım) hükmünü ortadan kaldırmaz; anasözleşme hükmü ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozmadıkça geçerliliğini korur. Bu halde yönetim kurulunun anasözleşmeye aykırı biçimde pay devrini onaylaması bağlam kuralına aykırı olup devrin geçersizliğinin tespiti istemi kabul edilir.
Ele alınan sorunlar
Anasözleşmedeki bağlam (önalım) hükmünün TTK 492 karşısında geçerliliği ve pay devrinin onayı → kabul
İddia: Davacı ortak, anasözleşmedeki önalım/bağlam hükmüne aykırı olarak, bildirim yapılmaksızın diğer davalıya yapılan pay devrinin geçersiz olduğunu ve devri onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 492. maddesinde öngörülen kanuni bağlam kuralı, anasözleşmedeki bağlam kuralını ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Anasözleşmenin ilgili maddesi (8/C-c) ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozan bir hüküm içermediğinden geçerlidir. Bu durumda davalı şirket yönetim kurulunun, anasözleşme hükmüne aykırı olarak pay devrini onaylaması yönündeki kararı anasözleşmedeki bağlam kuralına aykırıdır; dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Anasözleşmedeki bağlam hükmünün TTK 492 kanuni bağlam karşısında geçerliliğini koruması yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlam (vinkülasyon)↗ önalım hakkı↗ nama yazılı pay devri↗ yönetim kurulu onayı↗ ortaklar arası eşitlik ilkesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Önalıma konu payın güncel değeri belirlenip depo ettirilmeli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/376 E. 2024/6215 K.
Ortak:önalım hakkı · Hisse tescili
İncelediğiniz kararda… ili, müvekkilinin davalı Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin şirket «esas sözleşmesine» göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını devredemeyeceğini, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların «önalım hakkının» bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde «pay devrinin» «geçersiz» olacağını, davalı ...’ın herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03/04/2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı Duyar Kimya A.Ş.’ne devrettiğini ileri sürerek davalı Derby Kimya A.Ş.’nin 03/04/2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir «yönetim kurulu» kararına dayanıp dayanmadığının bir yönetim kurulu kararı var ise TTK’nın 391. maddesine aykırı olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline, bir yönetim kurulu kararı yok ise şirket esas sözleşmesine ve TTK’ya aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve «hükümsüzlüğünün tespiti» ile pay devrinin iptaline, davalı ...’a ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin belirlenmesi ve «depo» edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve «pay defterine» kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Derby Kimya A.Ş. vekili, «anonim şirketler» nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde «esas sözleşmelerini» değiştirerek TTK’nın 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların «geçersiz» hale gelmekte olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın «pay devrine» ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların «önalım hakkının» gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… e Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı Duyar Vana A.Ş. ve ... ... ile dava dışı «üçüncü kişinin» %25 oranda eşit olarak paydaş bulundukları Derby AŞ'nin 1/4 oranda dört paydaşı bulunduğu, %25 pay sahibi ... ...'ın «önalım hakkı» sahibi davacıya bildirmeden payını paydaş Duyar Vana AŞ'ne devir ettiği, davacı gibi pay devir alan Duyar Vana ile dördüncü paydaşın da eşit olarak önalım hakları bulunduğu, sonuç itibariyle davacının %25 ... ... paylarında 1/3 oranda önalım hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafın 1/4 oranda önalım hakkının kullanılabileceği yolundaki itirazının satıcının da önalım hakkı kullanma hakkını kabulünü gerektireceğinden yerinde olmadığı, davacının önalım hakkına tekabül eden davalı tarafından da hisselere ödendiği belirtilen 1.500.000 TL'nin 1/3'ünün davalıya süre verilerek mahkeme veznesine «depo» ettirildiği gerekçesiyle davalı Duyar Kimya ve vekilinin istinaf başvurusunun konusu kalmadığından bir karar «verilmesine yer olmadığına», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne; davalı Derby Kimya San ve Tic AŞ'nin %25 paydaşı ... tarafından davalı Duyar Kimya A.Ş.'ne satılarak devir edilen %25 (325.000 sermayeye tekabül eden) payın devrini onayan «yönetim kurulu» kararının ve davalı Derby Kimya A.Ş.'nin «pay defterinde» davalı Duyar Kimya A.Ş. adına yapılan 03.04.2017 tarihli pay devir işleminin davacının önalım hakkına tekabül eden 1/3 oranda «hükümsüzlüğünün tespiti» ile 325.000,00 TL sermayeye tekabül eden payların 1/3 oranda davacı ... adına kayıt ve tesciline, davacı ... tarafından mahkeme veznesine depo edilen pay devir bed …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defteri · depo kararı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… e Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı Duyar Vana A.Ş. ve ... ... ile dava dışı «üçüncü kişinin» %25 oranda eşit olarak paydaş bulundukları Derby AŞ'nin 1/4 oranda dört paydaşı bulunduğu, %25 pay sahibi ... ...'ın «önalım hakkı» sahibi davacıya bildirmeden payını paydaş Duyar Vana AŞ'ne devir ettiği, davacı gibi pay devir alan Duyar Vana ile dördüncü paydaşın da eşit olarak önalım hakları bulunduğu, sonuç itibariyle davacının %25 ... ... paylarında 1/3 oranda önalım hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafın 1/4 oranda önalım hakkının kullanılabileceği yolundaki itirazının satıcının da önalım hakkı kullanma hakkını kabulünü gerektireceğinden yerinde olmadığı, davacının önalım hakkına tekabül eden davalı tarafından da hisselere ödendiği belirtilen 1.500.000 TL'nin 1/3'ünün davalıya süre verilerek mahkeme veznesine «depo» ettirildiği gerekçesiyle davalı Duyar Kimya ve vekilinin istinaf başvurusunun konusu kalmadığından bir karar «verilmesine yer olmadığına», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne; davalı Derby Kimya San ve Tic AŞ'nin %25 paydaşı ... tarafından davalı Duyar Kimya A.Ş.'ne satılarak devir edilen %25 (325.000 sermayeye tekabül eden) payın devrini onayan «yönetim kurulu» kararının ve davalı Derby Kimya A.Ş.'nin «pay defterinde» davalı Duyar Kimya A.Ş. adına yapılan 03.04.2017 tarihli pay devir işleminin davacının önalım hakkına tekabül eden 1/3 oranda «hükümsüzlüğünün tespiti» ile 325.000,00 TL sermayeye tekabül eden payların 1/3 oranda davacı ... adına kayıt ve tesciline, davacı ... tarafından mahkeme veznesine depo edilen pay devir bed …
O halde Bölge Adliye Mahkemesince pay değerleme konusunda uzman bilirkişiler tarafından devre konu payların karar tarihine en yakın tarihteki güncel değerinin tespiti ile belirlenecek değerin «depo» ettirilerek karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ariyle şirket hissedarları arasında bir devrin söz konusu olduğu ve bu haliyle ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığı, öte yandan hissesi devredilen şirketin «anonim şirket» olduğu, devre ilişkin yasal prosedürlerin uygulandığı, şirket yönetim kuruluna bildirildiği ve karar alınarak «pay defterine» işlendiği, devirde bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 Ancak, Bölge Adliye Mahkemesince payları devralan davalı Duyar Kimya ve Makine A.Ş.'nin 03.04.2017 tarihinde 1.500.000,00 TL bedelle payları devraldığı gerekçesiyle devredilen payların değeri bu miktar kabul edilmişse de, davacının dava dilekçesinde payların güncel değeri belirlenerek «depo» edilmesini talep ettiği dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Esas sözleşmedeki ön alım hakkı paydaşlar arasındaki pay devirlerinde de öngörülebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3127 E. 2020/1303 K.
Ortak:Hisse tescili
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebep · pay defteri
Benzer bu kararda… ariyle şirket hissedarları arasında bir devrin söz konusu olduğu ve bu haliyle ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığı, öte yandan hissesi devredilen şirketin «anonim şirket» olduğu, devre ilişkin yasal prosedürlerin uygulandığı, şirket yönetim kuruluna bildirildiği ve karar alınarak «pay defterine» işlendiği, devirde bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ana sözleşmede bu yönde hüküm olmasına rağmen ön alım hakkı tüm ortaklara tanınmadan yapılan devirler onaylanıp «pay defterine» kaydedilirse bu durum TTK'nın 391/a maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturur.
Bu durumda mahkemece TTK'nın 493/7, 340 ve Yürürlük Yasasının 28/7. maddesi gözetilerek «esas sözleşmede» yer alan bu hükmün TTK'nın 493/2 maddesi bağlamında «haklı sebep» oluşturup oluşturmayacağı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınması gerekip gerekm …
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1315 E. 2024/913 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · üçüncü kişi · kazanılmış hak · garantörlük · kâr dağıtımı · kötü niyet · geçersizlik · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… ir marka olmadığını, davacının, tanınmış markası düz yazı şeklinde olup davacının bu şekil unsurunu içeren yalnızca bir markası bulunduğunu, kaldı ki bu markanın da «geçersiz» hale geldiğini, davacının tanınmış markası düz yazı şeklinde “derby” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğunu, davacının tanınmışlığa ilişkin itirazının ancak “derby” ibareli kelime markası üzerinden incelenebileceğini, hükme esas alınan markaya istinaden müvekkilinin markasının tescilinin engellenmesi mümkün olmadığını, davacının bu markasının tanınmış olduğunu iddia etmemiş, itiraz aşamasında bu tür bir iddiada bulunmamış, marka dosyasına bu markasının tanınmışlığını gösteren ... bir belge sunmadığını, kaldı ki davaya esas alınan marka geçersiz hale geldiğini ve davacının bu şekil unsurunu içeren başka markası da kalmadığını, Mahkemece, «üçüncü kişiye» ait telif hakkını içerdiği gibi bir gerekçe ile davanın kabul edilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira gerek markaya itiraza ilişkin TÜRKPATENT dosyasında gerekse de dava dosyasında davacının sözde telif hakkının hiçbir zaman tartışma konusu olmadığını, kaldı ki Mahkemece mezkur şekil unsurunun “davacıya ait bir ...” olduğunun tespit edilmesi de oldukça fahiş bir tespit olduğunu, somut olayda davacının böyle iddiası veya bu hususu ispat edecek delilinin olmadığı gibi Mahkemece doğrudan ... sahipliğine ilişkin bir tespit niteliğindeki kabule dayanan bu değerlendirmeye kararda yer verilmesinin de kabul edilemez olduğunu, Mahkeme alınan bilirkişi raporunda da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacı adına tescilli tanınmış markanın derby ibareli marka olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2014 tarih, 2013/11-656 E. ve 2014/427 K. sayılı ilamında “derbytech” ibareli markanın çok ilgisiz mal ve hizmetlerde kullanılacak olması nedeni ile bu markanın davacı markalarından haksız yararlanacağının söylenemeyeceği değerlendirmesinde bulunulduğunu, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde «kazanılmış hak» sahibi olduğunu, müvekkilinin “derby” ve “derbi” esas unsurlu markalarını ... yıllardan beri nizasız ve fasılasız surette kullanarak «ayırt edicilik» kazandırdığını, müvekkilin gerek derby gerekse şekil unsuru üzerinde tescile dayalı kazanılmış hakkı bulunduğunu, müvekkili ile davacı 1999 yılından beri farklı se …
… rin davacı markalarında bulunmadığı, davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerle aynı tür sayılmaları imkânı olan malların da bulunmadığı, bu sebeple davacının «iltibas» vakıasına dayanarak davalının başvurusunu engelleme olanağı bulunmadığı, davacının DERBY ibare ve esas unsurlu markalarının, özellikle tıraş bıçakları ürünleri bakımından, yazılı ve görsel tanıtım araçlarıyla gerçekleştirilen kuvvetli reklâm ve yaygın «dağıtım» ile haberlerle davacı teşebbüsüne sıkı sıkıya bağlandığı, ürünlerinin taşıdığı «garanti» ve kalite ile bilindiği, bir çok insan tarafından refleks hâlinde hemen hatırlanan tanınmış bir marka olduğu, nitekim TÜRKPATENT tarafından da tanınmış marka olduğunun kabul edilerek ilgili sicile tescil ve gazetede ilân olunduğu, ancak DERBY kelimesinin, davacının yarattığı bir sözcük değil, genel olarak herkesin bildiği, farklı bir çok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olduğu, davalı işaretinin, 19. sınıf ürünler için tescilinin, davacıya ait tıraş bıçakları sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markanın itibarinden haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesi olanaksız olduğu, imaj transferinin de mümkün bulunmadığı, DERBY ibaresinin «ayırt ediciliğinin» zayıf bir sözcük olması karşısında, başvurunun tescilinin davacının markalarının ayırt edici karakterini zedelemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
… i dava dilekçesinde; müvekkilinin “DERBY” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şirketçe yapılan 2015/36615 sayılı “DERBY+Şekil” ibareli marka başvurusuna «iltibas», tanınmışlık, önceye dayalı hak sahipliği ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptalini ve başvuruya konu …
… ibare olarak aynen taklit edilmiş olması sebebiyle, başvuru markasının kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin, davacının tanınmış markasının «ayırt ediciliğine» zarar vereceği gibi markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının da kabulü gerektiği, öte yandan, somut olaya uygulanacak 556 sayılı Markaların Korunması …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7417 E. 2024/2015 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nama yazılı senet · pay defterine tescil · yolsuz tescil · adil yargılanma hakkı · gerekçenin düzeltilmesi · esas sözleşme · pay devri · şirketin tasfiyesi
Benzer bu kararda… i tarihte, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlükte olduğu, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, nama yazılı payların devrini red «sebeblerini» göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan «anonim şirketlerin» 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğü tarihinden itibaren bir yıl içinde «esas sözleşmelerini» değiştirerek, 492 ile 498 inci madde hükümlerine uyarlaması gerektiği, somut olayda davalı şirketin ana sözleşmesinin belirlenen sürede değiştirilmediği, anonim şirketlerde «pay devri» olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini «kısıtlayan» veya tamamen yasaklayan hükümler konulabileceği, bu tür senetlere de bağlı «nama yazılı senet» denildiği, davalı şirketin ana sözleşmesinin ''Hisse Senetleri Devri'' başlıklı 8 inci maddesinde de bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüş olup, şirket yönetim kuruluna «hisse devrini» haklı sebeple reddetme yetkisi tanındığı, şirket ana sözleşmesindeki bu hükmün 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen devir kısıtlaması niteliğinde olduğu, bu konuda ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi yerinde olmayıp karar «gerekçesinin düzeltilmesi» gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin yedinci fıkrasının esas sözleşmenin devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramayacağı yönünde olduğu, şirket yönetim kurulunun davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan haklı sebeple kaçınabileceğine ilişkin sözleşmesel düzenlemenin hukuki niteliği itibariyle bağlam hükmünde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra «geçersiz» hale geleceği, davaya konu hisse devir tarihinde davalı şirketin «iflasına» karar verildiği, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı şirket «tasfiye» sürecine girmiş olduğundan pay devrine ilişkin sınırlamaların kendiliğinden düştüğü, hisse devir tarihinde geçerliliğini koruyan bir bağlam kurulunun mevcut olmadığı, davanın reddine karar verilmesinin isabetli görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… lduğunu, dava dışı şirketin sermayesinin 60.000,00 TL, toplam hisse adedinin 60.000 olduğunu, müvekkilinin şirkette 100 adet hissesinin bulunduğunu, davalı şirketin «esas sözleşmesinin» 8 inci maddesinde "Nama yazılı hisse senetlerinin başkalarına devri ve «temlikinde», devir ve temlik etmek isteyen hissedar önce satış isteğini ve şartlarını «yönetim kurulu» aracılığı ile diğer nama yazılı hisse sahibi hissedarlara ulaştırır. iş bu ulaşma tarihinden itibaren 10 iş günü içinde satış teklifine hissedarlardan bir cevap alınmadığı takdirde, satış konusu hisseler 3. şahıslara satılabilir." hükmünün düzenlendiğini, esas mukavelenin 8 inci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, nama yazılı hisse senetlerinin satışı halinde mevcut pay sahiplerinin öneriye öncelikle muhatap olma hakkı olduğunu, davalı ...'ın şirketteki hisselerini esas sözleşmenin 8 inci maddesine aykırı olarak, müvekkilinin "satışa öncelikle muhatap olma hakkını" ihlal ederek, davalı ...'e devrettiğini, şirket yönetim kurulunun da «hisse devri» işlemlerini esas mukaveleye aykırı olmasına rağmen şirket «pay defterine» kaydettiğini, yönetim kurulunun esas mukaveleye aykırı olarak hisse satışlarının «pay defterine tesciline» ilişkin aldığı kararın batıl olduğunu belirterek, davalı ...'ın 3.000 adet hissesinin ... adına tescili için alınan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve bu hisselere ilişkin davalı ... adına şirket pay defterine yapılan «yolsuz tescil» işleminin iptaline, müvekkilinin öneriye öncelikle muhatap olma hakkını kullandığının kabulü ile davalının dava konusu 3.000 adet hisseye karşılık ödediği 3.000 TL satış bedelinin müvekkili tarafından «depo» edilmesi kaydıyla, ...'in sahip olduğu yolsuz tescile konu 3.000 adet hissenin davacı müvekkili adına şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmişt …
… e Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 180 inci maddesine göre davasını tamamen «ıslah» ettiğini bildiren tarafa, bu bildirimden itibaren 1 hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek üzere süre verileceği, aksi halde ıslah hakkının kullanılmamış sayılacağı ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği, davacı tarafından 1 haftalık süreden sonra ıslah yapıldığı, ıslah hakkının kullanılmadığı kabul edilerek, ıslah hiç yapılmamış gibi davanın incelendiği, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü maddesine göre «şirket tasfiyeye» girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamaların düşeceği, davalı şirketin 16.07.2007 tarihinde «iflasına» karar verildiği, söz konusu şirketin «tasfiye» halinde olduğu, davacı tarafın şirket ana sözleşmesine dayanarak «hisse devrine» ilişkin sınırlamaları ortaya atması ve buna dayanmasının olanaklı olmadığı, 6103 sayılı Kanun'un oy hakkı ve oyda imtiyazlı paylar ile nama yazılı payların devredilmelerinin sınırlandırılması başlıklı 28 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre nama yazılı payların devrini red sebeplerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan «anonim şirketlerin» 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde «esas sözleşmelerini» değiştirerek 492 ile 498 inci maddelerine uyarlamak zorunda olduğu, aksi halde bu sürenin dolması ile tüm sınırlamaların «geçersiz» hale geleceği, dava dışı şirket bakımından ana sözleşmenin 8 inci maddesinin 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesine uyarlanmadığı, davacının sözleşmenin 8 inci maddesine dayalı olarak hisse devrine ilişkin «kısıtlamaya» dayanmasının olanaklı bulunmadığı, davacı pay sahibi ... ...' nun sözleşmeye dayalı olarak yapılan «pay devri» işleminin geçersizliğini ileri sürme hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket «esas sözleşmesi» gereğince şirket hissesinin satışında ön alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle hissenin tesciline ilişkin «yönetim kurulu» kararının batıl olduğunun tespiti ve «yolsuz tescilin» iptali, hisse satış bedelinin «depo» edilmesi neticesinde hisselerin «pay defterinde» adına tescilinin sağlanması istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7558 E. 2013/22326 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · pay devri · hamil · temlik · anonim şirket · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, muris ...'nun davalı şirketteki hisselerini diğer davalı ...'na devrettiği, şirket hisselerinin ihraç edilmemiş nama yazılı oldukları, bu durumda devrin geçerli olmasının yazılı «temlik» yapılmasına bağlı bulunduğu, somut olayda bu yönde bir temlikin ya da sözleşmenin bulunmadığı, murisin «pay devrinin» «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, davalı «anonim şirketin yönetim kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile şirket hisselerinin bir kısmının davacıların murisine aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı şirketin hisselerinin ihraç edilmemiş nama yazılı oldukları ve bu durumda ancak yazılı «temlik» ile devredilebilecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalı taraf devir tarihi itibariyle şirket hisselerinin «hamiline» olduklarını savunmuş, mahkemece de davalı şirketin anasözleşmesi getirtilerek devir tarihi itibariyle davalı şirketin hisse senetlerinin niteliği tespit edilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3132 E. , 2022/5657 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 09.12.2020 tarih ve 2020/604 E- 2020/1311 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin şirket esas sözleşmesine göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını devredemeyeceğini, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların önalım hakkının bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde pay devrinin geçersiz olacağını, davalı ...’ın herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03/04/2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı Duyar Kimya A.Ş.’ne devrettiğini ileri sürerek davalı Derby Kimya A.Ş.’nin 03/04/2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanıp dayanmadığının bir yönetim kurulu kararı var ise TTK’nın 391.
maddesine aykırı olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline, bir yönetim kurulu kararı yok ise şirket esas sözleşmesine ve TTK’ya aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile pay devrinin iptaline, davalı ...’a ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin belirlenmesi ve depo edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Derby Kimya A.Ş. vekili, anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek TTK’nın 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların önalım hakkının gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Duyar Kimya A.Ş. vekili, davacı ile davalı ... kardeş olup müvekkilinin her iki hissedara da hisseleri satın almak istediğini beyan ederek teklifte bulunduğunu, ancak davalı ... ile anlaşma sağlandığını, davacının bu aşamada dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, müvekkilinin devir tarihinde Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 sahibi olduğunu ve TTK hükümleri gereğince yasal, gerekli prosedürleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin kardeşi olan davacıya hisselerini almasını teklif ettiğini, ancak davacının olumsuz cevap verdiğini, hisse devir sürecinin yasaya uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda TTK’nun 340 ve 493. maddeleri bir arada düşünüldüğünde de önalıma ilişkin bağlam hükmünün kanunda gösterilen önemli sebep kapsamında olmadığı, geçerli olmadığı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirketin anasözleşmesinde yer alan ön alım hakkı nedeniyle diğer davalı şahıslar arasında yapılan pay devir işleminin geçersizliği ile devir işlemini onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyularak şirket ana sözleşmesindeki pay devrini kısıtlayan hükümlerin 6102 sayılı TTK’daki kısıtlamaları aşan şartlar taşıdığı ve süresinde ana sözleşme değişikliği yapılmadığı, bu nedenle ana sözleşme hükümlerinin 6102 sayılı TTK karşısında geçerliliğinin kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK’nın 492. maddesinde öngörülen bağlam kuralı, anasözleşmedeki bağlam kuralını ortadan kaldıracak nitelikte değildir.
Diğer bir deyişle anasözleşmenin 8/C-c. maddesi ortaklar arasında eşitlik ilkesini bozan bir hüküm içermemektedir. O halde davalı şirketin yönetim kurulunun, şirket anasözleşme hükmüne aykırı olarak pay devrinin onaylanması yönündeki kararı ana sözleşmedeki bağlam kuralına aykırıdır. Buna göre açıklanan nedenlerle istinaf mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848497000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz