6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Esas sözleşmedeki ön alım hakkı paydaşlar arasındaki pay devirlerinde de öngörülebilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3127 E. 2020/1303 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Anonim şirket esas sözleşmesinde pay devri için öngörülen ön alım hakkı, kanundan doğan değil sözleşmesel bir haktır; bu nedenle TMK 732'den hareketle hakkın yalnız üçüncü kişilere yapılacak devirler için öngörüldüğü kabul edilemez ve esas sözleşme hükmü üçüncü kişi–paydaş ayrımı yapmıyorsa ön alım hakkı paydaşlar arası devirlerde de geçerlidir. Esas sözleşmede böyle bir hüküm bulunmasına rağmen ön alım hakkı tüm ortaklara tanınmadan yapılan devrin onaylanıp pay defterine kaydedilmesi TTK 391/a eşit işlem ilkesine aykırıdır. Ancak esas sözleşmedeki devir sınırlaması, 6103 sayılı Kanun m. 28/7'deki bir yıllık uyarlama süresi ile TTK 493/7 ve 340 karşısında geçerli sayılabiliyorsa, TTK 493/2 anlamında haklı sebep oluşturup oluşturmadığı ve yönetim kurulunun onaydan kaçınmasının gerekip gerekmediği araştırılmalıdır.

Ele alınan sorunlar

Esas sözleşmede yer alan ön alım hakkının paydaşlar arasındaki pay devirlerinde de geçerli olup olmadığı → kabul

İddia: Davacı, esas sözleşme uyarınca ortaklardan birinin payını devretmek istemesi hâlinde diğer ortakların ön alım hakkı bulunduğunu, bu hakkın kullanımına imkân verilmeden yapılan devrin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Anonim şirketlerde nama yazılı paylar ilke olarak herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir; devir ancak kanunla veya esas sözleşme ile sınırlandırılabilir. Esas sözleşme ile TTK'nın 492 ila 498. maddelerinde gösterildiği üzere nama yazılı payların devri sınırlandırılabilir; sınırlamaların neye ilişkin olabileceği aynı Kanun'un 493 ve 495. maddelerinde gösterilmiş olup, 493/7 uyarınca esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını hafifletebilirse de ağırlaştıramaz, TTK'nın 340. maddesi de buna cevaz vermez. Pay devirlerine ilişkin ön alım hakkı ise TTK'da ayrıca düzenlenmemiş olup tüm ortaklar için tanınmış ve esas sözleşme ile güvence altına alınmış sözleşmesel bir haktır; esas sözleşmede eski paydaşa tanınan bu hak, rüçhan hakkından çok TMK'nın 732 ve izleyen maddelerinde düzenlenen ön alım hakkına benzerlik gösterir ve gerçek anlamda bir ön alım hakkı oluşturmamakla birlikte kullanılmasında ön alım hüküm ve ilkeleri örnekseme yoluyla uygulanır. Ön alım hakkı sadece şirket dışında üçüncü kişilere yapılacak devirler için değil, aynı zamanda ortaklar arasında yapılacak devirler için de öngörülebilir; esas sözleşmede bu yönde hüküm olmasına rağmen ön alım hakkı tüm ortaklara tanınmadan yapılan devirler onaylanıp pay defterine kaydedilirse bu durum TTK'nın 391/a maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturur. Somut olayda esas sözleşmenin 8/c maddesi, hissesini devretmek isteyen hissedarın diğer grup hissedarlara sermaye iştirak oranına göre asgari yedi gün içinde ön alım hakkını kullanma imkânı vereceğini, bu süre içinde hak kullanılmazsa hisselerin serbestçe devredilebileceğini öngörmekte olup, hüküm üçüncü kişi veya paydaş ayrımı yapmadan her türlü devirde diğer paydaşlara pay oranında satın alma hakkı tanımaktadır. Pay devrindeki ön alım hakkı yasal değil sözleşmesel bir hak olduğundan, TMK'nın 732. maddesinden hareketle ön alım hakkının yalnız üçüncü kişilere yapılacak devirler için öngörüldüğü kabul edilemez; Bölge Adliye Mahkemesinin buna yönelik gerekçesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Esas sözleşmedeki devir sınırlamasının haklı sebep oluşturup oluşturmadığının ve yönetim kurulunun onaydan kaçınma yükümlülüğünün araştırılması gereği → kabul

İddia: Davalılar, esas sözleşmede TTK'nın 492-498. maddelerine uyarlama yapılmadığından sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, devrin yasal prosedüre uygun gerçekleştirildiğini savunmuşlardır.

Gerekçe: 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 28/7. maddesine göre esas sözleşmelerinde nama yazılı payların devrine ilişkin bu tür sınırlandırmalar bulunan şirketler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini TTK'nın 492 ila 498. maddelerine uyarlamak zorundadır; aksi takdirde bu sürenin dolmasıyla sınırlandırmalar geçersiz hale gelir. Bu nedenle mahkemece TTK'nın 493/7, 340 ve Yürürlük Yasası'nın 28/7. maddesi gözetilerek, esas sözleşmede yer alan bu hükmün TTK'nın 493/2. maddesi bağlamında haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı ve şirket yönetim kurulunun esas sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınması gerekip gerekmediği üzerinde durularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, TMK'nın 732. maddesinden hareketle karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Esas sözleşmeden doğan ön alım hakkının niteliği ve paydaşlar arası devirlerde de uygulanabileceği ile ön alım tanınmadan onaylanan devrin eşit işlem ilkesine aykırılığı yönünden bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Esas sözleşmesinde nama yazılı payların devrine ilişkin sınırlandırma bulunan şirketler, 6103 sayılı Kanun'un 28/7. maddesi uyarınca Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini TTK'nın 492 ila 498. maddelerine uyarlamak zorundadır; bu süre dolmakla sınırlandırmalar geçersiz hale gelir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nama yazılı pay pay devrinin sınırlandırılması ön alım hakkı eşit işlem ilkesi bağlam (devrin onayı) haklı sebep pay defteri

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 340TTK 391/aTTK 492 ila 498TTK 493/2TTK 493/7TTK 495 · TMK — TMK 732 · 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun — 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 28/7

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Önalıma konu payın güncel değeri belirlenip depo ettirilmeli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/376 E. 2024/6215 K.

    Ortak: · Hisse tescili

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • TTK 492 bağlam kuralı anasözleşmedeki bağlam hükmünü ortadan kaldırmaz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3132 E. 2022/5657 K.

    Ortak:Hisse tescili

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/3127 E.  ,  2020/1303 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/01/2018 tarih ve 2017/829 E- 2018/46 K. sayılı kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı Duyar Kimya A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 02/05/2019 tarih ve 2018/721 E- 2019/629 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin şirket esas sözleşmesine göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını devredemeyeceğini, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların önalım hakkının bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde pay devrinin geçersiz olacağını, davalı ...’ın herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03/04/2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı Duyar Kimya A.Ş.’ne devrettiğin beyanla davalı Derby Kimya A.Ş.’nin 03/04/2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanıp dayanmadığının bir yönetim kurulu kararı var ise TTK’nın 391.

maddesine aykırı olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline, bir yönetim kurulu kararı yok ise şirket esas sözleşmesine ve TTK’ya aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile pay devrinin iptaline, davalı ...’a ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin belirlenmesi ve depo edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Derby Kimya A.Ş. vekili, anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek TTK’nın 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların önalım hakkının gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Duyar Kimya A.Ş. vekili, davacı ile davalı ... kardeş olup müvekkilinin her iki hissedara da hisseleri satın almak istediğini beyan ederek teklifte bulunduğunu, ancak davalı ... ile anlaşma sağlandığını, davacının bu aşamada dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca davalı Derby Kimya A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nın pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, müvekkilinin devir tarihinde Derby Kimya A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 sahibi olduğunu ve TTK hükümleri gereğince yasal, gerekli prosedürleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, müvekkilinin kardeşi olan davacıya hisselerini almasını teklif ettiğini, ancak davacının olumsuz cevap verdiğini, hisse devir sürecinin yasaya uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı Derbi Kimya Sanayii ve Ticaret A.Ş.'nin hissedarlarından olan ...'ın hissesini, diğer hissedar olan Duyar Kimya ve Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye devrettiği, netice itibariyle şirket hissedarları arasında bir devrin söz konusu olduğu ve bu haliyle ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığı, öte yandan hissesi devredilen şirketin anonim şirket olduğu, devre ilişkin yasal prosedürlerin uygulandığı, şirket yönetim kuruluna bildirildiği ve karar alınarak pay defterine işlendiği, devirde bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili ve davalı Duyar Kimya A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince ana sözleşme hükmünde, pay devrine ilişkin sınırlandırmanın paydaşlar arasındaki devirde geçerli olduğu yönünde bir hüküm olmadığına göre, davalı paydaşlar arasındaki devrin geçerli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddiyle; davanın konusunun para ile ölçülebildiği, değerinin 325.000.-TL olduğu ve davanın esastan reddedildiği dikkate alınarak davalılar lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de, hüküm bu yönüyle sadece davalı Duyar Kimya A.Ş. tarafından istinaf edilmiş olduğundan diğer davalılar yönünden önceki hüküm kesinleştiğinden davalı Duyar Kimya A.Ş.

vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün vekalet ücreti takdirine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve adı geçen davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava davalı şirketin ana sözleşmesinde yer alan ön alım hakkı nedeniyle diğer davalı şahıslar arasında yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin tespiti ile devir işlemini onaylayan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince ön alım hakkı TMK'nun 732.maddesi çerçevesinde incelenerek hisse devrinin ancak üçüncü kişilere yapılması halinde kullanılabileceği, oysa hisseyi devralanın üçüncü kişi olmayıp paydaş bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş; kararın istinaf edilmesi üzerine

Bölge Adliye Mahkemesi ise ana sözleşmede yer alan ön alım hakkının paydaşlar arasındaki devirde de geçerli olduğu yönünde bir açıklık bulunmadığı ve devrin hissedarlar arasında yapılmış olması nedeniyle ön alım hakkının kullanılamıyacağı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Anonim Şirketlerde pay senetleri hamiline veya nama yazılı olabilir. Hamiline yazılı pay senetlerinin devri şirket ve üçüncü kişiler arasında zilyetliğin geçirilmesi ile hüküm ifade eder. Nama yazılı paylar ise ilke olarak herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir. Devir, ancak kanunla veya esas sözleşme ile sınırlandırılabilir. Bu kapsamda, bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar yine ilke olarak ancak şirketin onayıyla devredilebilir. Yine esas sözleşme ile 6102 sayılı TTK'nın 492 ila 498 maddelerinde gösterildiği üzere nama yazılı payların devri sınırlandırılabilir. Bu sınırlamaların neye ilişkin olabileceği aynı Yasa'nın 493 ve 495. maddelerde gösterilmiş olup, aynı Yasa'nın 493/7 maddesine göre esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını hafifletebilir ise de ağırlaştıramaz, TTK'nın 340.

maddesi de buna cevaz vermez. 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu'nun 28/7 maddesine göre esas sözleşmelerinde nama yazılı payların devrine ilişkin bu tür sınırlandırmalar bulunan şirketler Yasa'nın yürürlülüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini TTK'nın 492 ila 498. maddelerine uyarlamak zorundadır. Aksi takdirde bu sürenin dolması ile sınırlandırmalar geçersiz hale gelir.

Pay devirlerine ilişkin ön alım hakkı ise TTK'da ayrıca düzenlenmemiş olup tüm ortaklar için tanınmış ve esas sözleşme ile güvence altına alınmış sözleşmesel bir haktır. Dairemizin 1994/7138 E. - 1995/1522 K sayılı ve 23.02.1995 tarihli kararında da açıklandığı üzere, ana sözleşmede eski paydaşa tanınan bu hak rüçhan hakkından daha çok Medeni Kanunun 658 (TMK md. 732) ve izleyen maddelerinde düzenlenen bir ön alım hakkına benzerlik arz etmektedir. Nitekim öğretide de ana sözleşmelere bu yolda konulan hükümlerin yani satış henüz gerçekleşmeden uygulanması gereken bu prosedürün gerçek anlamda bir ön alım hakkı oluşturmadığı kabul edilmekle birlikte yenilik doğuran böyle bir hakkın kullanılmasında, ön alım hüküm ve ilkelerinin örnekseme yolu ile uygulanmasının gerektiği kabul edilmektedir.

(Bkz. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İst. 1993 sh. 491 vd.) Ön alım hakkı sadece şirket dışında üçüncü kişilere yapılacak devirler için değil aynı zamanda şirketin ortakları arasında yapılacak devirler içinde öngörülebilir. Ana sözleşmede bu yönde hüküm olmasına rağmen ön alım hakkı tüm ortaklara tanınmadan yapılan devirler onaylanıp pay defterine kaydedilirse bu durum TTK'nın 391/a maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturur.

Somut olaya gelince, davalı şirketin dosya içinde mevcut ana sözleşmesinin 8/c maddesine göre, hissedarlar, sahip oldukları hisselerin tamamını veya bir bölümünü devretmek istediklerinde diğer hissedarların ön alım hakkı vardır. Bu halde hissesini devretmek isteyen hissedar diğer grup hissedarlara sermaye iştirak oranına göre asgari 7 gün içinde ön alım hakkını kullanmak imkanı verir. Belirtilen süre içinde teklif edilen hissedarlar ön alım hakkını kullanmazlar ise hisseler serbestçe devredilebilir. Ana sözleşmenin bu hükmü son derece açık olup payın devrinde üçüncü kişi veya paydaş ayrımı yapmadan her türlü devirde diğer paydaşlara hisseleri nispetinde paydan satın alma hakkı tanınmıştır. Pay devrindeki ön alım hakkı yasal bir hak olmayıp yukarıda da belirtildiği gibi sözleşmesel bir hak olduğundan TMK'nun 732.

maddesinden hareketle sadece üçüncü kişilere yapılacak devirler için ön alım hakkının öngörüldüğü kabul edilemez. Bu nedenle bölge adliye mahkemesinin buna yönelik gerekçesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece TTK'nın 493/7, 340 ve Yürürlük Yasasının 28/7. maddesi gözetilerek esas sözleşmede yer alan bu hükmün TTK'nın 493/2 maddesi bağlamında haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı, şirket yönetim kurulunun ana sözleşmenin bu hükmü nedeniyle davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan kaçınması gerekip gerekmediği üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken TMK'nın 732. maddesinden hareketle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre harca ilişkin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596493500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/721 E. 2019/629 K.

Anonim şirkette ortaklar arası pay devrinde önalım hakkının uygulanmayacağı

Gerekçe özeti

Anonim şirket ana sözleşmesinde pay sahiplerine tanınan önalım hakkı (bağlam kuralı), kural olarak yalnızca payların 3. kişilere devri halinde uygulanır; ortaklar (paydaşlar) arasındaki pay devirlerinde de uygulanabilmesi için ana sözleşmede bu hususun açıkça öngörülmüş olması şarttır; aksi halde paydaşlar arası devir geçerlidir.

Emsal değeri

Anonim şirket ana sözleşmesinde düzenlenen önalım hakkının (bağlam kuralının), sözleşmede açık hüküm bulunmadıkça ortaklar arasındaki pay devirlerine uygulanamayacağına, bu tür sınırlamanın kural olarak 3. kişilere devir halinde geçerli olduğuna ilişkin tespit yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: önalım hakkı bağlam (nama yazılı senetlerin bağlanması) pay devri anonim şirket ana sözleşmesi nisbi vekalet ücreti maktu vekalet ücreti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/721

KARAR NO 2019/629

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/01/2018

NUMARASI 2017/829 E.-2018/46 K.

DAVA

Şirket Hisse Devrinin İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2019

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ve davalı ...A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 payına sahip kurucu ortağı ve hissedarı olduğunu, davalı ...A.Ş.’nin şirket esas sözleşmesine göre ortaklardan hiçbirinin yönetim kurulunun onayı olmaksızın paylarını satamayacağını, devredemeyeceğini, elden çıkaramayacağını, ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde diğer ortakların önalım hakkının bulunduğunu, bu hakkın kullanımına izin verilmemesi halinde pay devrinin geçersiz olacağını, davalı ...’ın müvekkiline herhangi bir bildirim yapmadan %25 oranındaki hissesini 03/04/2017 tarihinde şirket hissedarı olan davalı ...A.Ş.’ne satıp devrettiğini, müvekkilinin bunu 15/06/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında öğrendiğini, ancak daha önce bu yönde duyumlar alması üzerine hissedarlara gönderdiği 12/06/2017 tarihli ihtarname ile ön alım hakkı olduğuna dair bildirimde bulunduğunu, kendisine bir dönüş yapılmadığını ileri sürerek davalı ...

A.Ş.’nin 03/04/2017 tarihli pay devir işleminin geçerli bir yönetim kurulu kararına dayanıp dayanmadığının tespitine, bir yönetim kurulu kararı var ise TTK’nun 391.maddesine aykırı olması sebebiyle batıl olduğunun tespitine ve iptaline, bir yönetim kurulu kararı yok ise şirket esas sözleşmesine ve TTK’na aykırı yapılan pay devir işleminin geçersizliğinin ve hükümsüzlüğünün tespiti ile pay devrinin iptaline, davalı ...’a ait hissenin tamamının güncel devir bedelinin belirlenmesi ve depo edilmesi suretiyle müvekkili adına tescili ve pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş. vekili, anonim şirketler nama yazılı payların devrini sınırlandırmış iseler 6102 sayılı TTK’nun yürürlüğe girdiği 14/02/2011 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde esas sözleşmelerini değiştirerek TTK’nun 492-498 maddelerine uyarlamalarının yasal zorunluluk haline getirildiğini, bu sürenin dolmasıyla birlikte esas sözleşmelerindeki tüm sınırlamaların geçersiz hale gelmekte olduğunu, davalı ... A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nun pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, pay devrinin iptali söz konusu olsa bile tüm hissedarların önalım hakkının gündeme geleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ...A.Ş. vekili, davacı ile davalı ...

kardeş olup müvekkilinin her iki hissedara da hisseleri satın almak istediğini beyan ederek teklifte bulunduğunu, davacının teklif sıcak bakmadığını, ancak davalı ... ile anlaşma sağlandığını, dolayısıyla davacının bu aşamada dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca davalı ... A.Ş.’nin ana sözleşmesinde herhangi bir uyarlama yapılmadığından TTK’nun pay devrine ilişkin maddelerine tabi olduğunu, müvekkilinin devir tarihinde ... A.Ş.’nin nama yazılı şirket paylarının %25 sahibi olduğunu ve TTK hükümleri gereğince yasal/gerekli bütün prosedürleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, müvekkilinin öncelikle kardeşi olan davacıya hisselerini almasını taklif ettiğini, ancak davacının olumsuz cevap verdiğini, hisse devir sürecinin yasaya uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ön alım hakkının esasen TMK'nun 732. maddesinde ve TBK’nun 237 vd. maddelerinde düzenlendiği, TMK 732. maddesinde açıkça 3. kişilere devir halinde ön alım hakkının kullanılacağının belirtildiği, ön alım hakkının kurum olarak mantığında da bu hususun yatmakta olduğu, hedeflenenin hissedarlar arasına yabancı bir ortağın girmesinden önce diğer ortakların bu hakkı kullanması olduğu, aksi düşünüldüğünde yani hissedarlar arasında yapılan satışta da diğer hissedara bu hak tanındığında TMK'nun 2.maddesindeki hakkın kullanımında iyi niyet ilkelerine göre hareket etme kurallarına riayet edilmemiş olacağı,somut olayda da davalı .... A.Ş.'nin hissedarlarından olan ...'ın hissesini, diğer hissedar olan ...

A.Ş.'ne devrettiği, netice itibariyle şirket hissedarları arasında bir devrin söz konusu olduğu ve bu haliyle ön alım hakkının kullanılması mümkün olmadığı, öte yandan hissesi devredilen şirketin anonim şirket olduğu, devre ilişkin yasal prosedürlerin uygulandığı, şirket yönetim kuruluna bildirildiği ve karar alınarak pay defterine işlendiği, devirde bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1- Şirket esas sözleşmesinde düzenlenmiş olan önalım hakkına, MK ve TBK’nun ilgili maddelerinin doğrudan uygulanamayacağını, ancak uygun düştüğü ölçüde ve kıyas yoluyla uygulanacağını, TMK 735 ve TBK 237 vd. hükümlerinde düzenlenen sözleşmeden doğan önalım hakkının ise taşınmazları konu almakta olduğunu,taşınır mallar veya diğer haklar için önalım hakkına ilişkin yasal düzenleme olmadığını, ancak doktrin ve Yargıtay uygulamasında şirket paylarının da önalım hakkına konu edilebileceğinin kabul edildiğini, bu nedenle doğrudan değil ancak kıyas yoluyla uygulanabileceğini, olaya uygun madde yok ise hakim tarafından hukuk yaratılması gerektiğini, 2-Sözleşmeden doğan önalım hakkında tarafların özgür iradeleri ile önalım şartlarını kararlaştırabileceklerini, davalı şirket esas sözleşmesinde payların şirket hissedarları dışındaki 3.şahıslara satışında önalım hakkının kullanılacağına ilişkin bir sınırlama olmadığını, dolayısıyla hissedarlar arası satışta da önalım hakkının kullanılması gerektiğini, davalılardan hiçbirinin de önalım hakkının paydaşa karşı kullanılamayacağı yönünde itirazda bulunmadıklarını,3-Esas sözleşmedeki önalım hakkının anonim şirket hukukuna hakim olan ilkelerden olan “mevcut güç ve pay dağılımının korunması” ilkesine hizmet etmekte olduğunu, bu hususun TTK 493/2’de yer bulduğunu, davalı ...A.Ş.

%50 pay sahibi haline gelmiş olduğundan oy çoğunluğu ile alınması gereken kararlarda üstün konuma geldiğini, 4-Mahkemenin herhangi bir araştırma yapmadan, hukuki görüş dahi almadan karar verdiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Dava değeri ve talepler dikkate alınmadan 325.000-TL üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddini ve hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak düzeltilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket hisse devrine ilişkin yönetim kurulu kararının iptali, aksi halde hisse devrinin geçersizliğinin tespiti ile iptali ve bedeli karşılığında davacı adına pay defterine tescili istemine ilişkindir.Davalı ...’nin ticaret sicil kayıtları ve dosya kapsamı incelendiğinde, 15/01/2008 tarihinde 7 ortaklı olarak kurulduğu, davacı ile davalı ...’ın kurucu ortak oldukları, davalı ....A.Ş.’nin 2013 yılında ortak olduğu, 10/07/2014 tarihinde serrmaye artırım kararı alındığı, şirketin toplam 1.300.000-payına karşılık davacı ve davalı ortaklar ve dava dışı ortak ... eşit oranda 325.000-’er paya sahip oldukları, davalı ...’ın payının tamamını 03/04/2017 tarihinde davalı .. A.Ş.’ne devrettiği, buna ilişkin yönetim kurulu kararı alındığı ve devrin pay defterine işlendiği, 15/06/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında ise kar/zarar hesaplarının tasdiki, yönetim kurulu ibrası, yeni yönetim kurulu seçilmesi hususlarında karar alındığı, davacının kararlara muhalif kaldığı anlaşılmıştır.Şirkat Ana Sözleşmesi “Senetlerin Devri” başlıklı 8/c maddesi “Hiçbir hissedar yönetim kurulunun onayı olmaksızın a-Hisselerini satmayacak, devretmeyecek, elden çıkarmayacak ve rehin etmeyecektir.

b-Hisselerden kaynaklanan oylarla ilgili olarak temsil belgesi dışında anlaşma yapmayacaktır. c-Hissedarlar sahip oldukları hisselerin tamamını veya bir bölümü devretmek istediklerinde diğer hissedarların ön alım hakkı vardır. Bu halde hissesini devretmek isteyen hissedar diğer grup hissedarlara sermaye iştirak oranına göre asgari 7 gün içinde ön alım hakkını kullanma imkanı verir. Belirtilen süre içinde teklif edilen hissedarlar önalım hakkını kullanmazlar ise hisseler serbestçe devredilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Anonim şirketlerde pay devri olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabilir ki bu hükümler “bağlam” meydana getirirler ve bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denir.

Davalı şirketin ana sözleşmesinin ''Senetlerin Devri'' başlıklı 8/C maddesinde de pay sahiplerine önalım hakkı tanınmak suretiyle bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüştür. Önalım hakkı 6102 sayılı TTK’nunda ayrıca düzenlenmemiş olmakla birlikte, 4721 sayılı TMK 732 vd. maddeleri ile 6098 sayılı TBK 237 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, buna göre yasal önalım hakkı paydaşa bir payın 3.kişiye satılması durumunda, o pay alıcıya neye mal oldu ise o miktar ile belirli süre içinde satın alma yetkisi verir. Dolayısıyla özünde paydaşlar arasındaki müşterek kullanıma yabancıların sokulmasının önlenmesini amaçlayan bu hakkın, sözleşmeye konularak kullanılmasının da kural olarak ancak 3.kişilere devir halinde söz konusu olacağının kabulü gerekir.

Aksinin kabulü yani paydaşlar arasındaki devir halinde de kullanılabilmesi için sözleşmede bu hususun açıkça belirtilmesi gerekir. Aynı şekilde önalım hakkını düzenleyen bağlam kuralı da, anonim şirket ortaklığında yabancılaşmanın önüne geçmek için öngörülmüş pay devrini sınırlandıran bir hüküm olduğundan, paydaşlar arasındaki hisse devrinin de bu bağlam kuralına tabi olduğunun kabulü için ana sözleşmede bu yönde açık bir hüküm bulunması şarttır. Somut olayda ise ana sözleşme hükmünde, pay devrine ilişin sınırlandırmanın paydaşlar arasındaki devir de geçerli olduğu yönünde bir hüküm olmadığına göre, davalı paydaşlar arasındaki devrin geçerli olduğunun kabulü gerekir, bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Öte yandan davanın konusunun para ile ölçülebildiği, değerinin 325.000-TL olduğu ve davanın esastan reddedildiği dikkate alınarak davalılar lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de, hüküm bu yönüyle sadece davalı ....A.Ş.

tarafından istinaf edilmiş olduğundan diğer davalılar yönünden önceki hüküm kesinleşmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı .. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün vekalet ücreti takdirine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve adı geçen davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/829 E.-2018/46 K. Sayılı ve 17/01/2018 tarihli hükmünün vekalet ücreti takdirine ilişkin 4. bendinin HMK 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA; "Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden takdir olunan 25.450-TL nispi vekalet ücretinin (2.180-TL’si tüm davalılara müştereken, kalanı sadece davalı ... A.Ş.'ne ait olmak üzere) davacıdan tahsiliyle davalılara ödenmesine"İstinaf yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvudan davalı ...A.Ş.

tarafından yatırılan 35,90-TL harcın istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.