6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Nama yazılı senet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7417 E. 2024/2015 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nama yazılı senet alım (iştira) hakkı pay defterine tescil yolsuz tescil adil yargılanma hakkı gerekçenin düzeltilmesi esas sözleşme pay devri icra hukuk mahkemesi şirketin tasfiyesi ön inceleme duruşması kısıtlılık depo kararı şikayet hisse devri tazminat davası pay defteri kesin süre olumsuz oy temlik kaldırma ve yeniden hüküm anonim şirket geçersizlik ek tasfiye iflas ıslah yönetim kurulu kararı dava sebebi yükleten (shipper) dahili dava kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 49 · HMK · TTK — TTK 492TTK 493

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/1184 E., 2018/1156 K.

Taraflar arasındaki hisse devrinin pay defterine tescili işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı İflas Halinde İnterroyal Turizm ve Yatırım İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi'nin hissedarı olduğunu, dava dışı şirketin sermayesinin 60.000,00 TL, toplam hisse adedinin 60.000 olduğunu, müvekkilinin şirkette 100 adet hissesinin bulunduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesinin 8 inci maddesinde "Nama yazılı hisse senetlerinin başkalarına devri ve temlikinde, devir ve temlik etmek isteyen hissedar önce satış isteğini ve şartlarını yönetim kurulu aracılığı ile diğer nama yazılı hisse sahibi hissedarlara ulaştırır. iş bu ulaşma tarihinden itibaren 10 iş günü içinde satış teklifine hissedarlardan bir cevap alınmadığı takdirde, satış konusu hisseler 3. şahıslara satılabilir." hükmünün düzenlendiğini, esas mukavelenin 8 inci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, nama yazılı hisse senetlerinin satışı halinde mevcut pay sahiplerinin öneriye öncelikle muhatap olma hakkı olduğunu, davalı ...'ın şirketteki hisselerini esas sözleşmenin 8 inci maddesine aykırı olarak, müvekkilinin "satışa öncelikle muhatap olma hakkını" ihlal ederek, davalı ...'e devrettiğini, şirket yönetim kurulunun da hisse devri işlemlerini esas mukaveleye aykırı olmasına rağmen şirket pay defterine kaydettiğini, yönetim kurulunun esas mukaveleye aykırı olarak hisse satışlarının pay defterine tesciline ilişkin aldığı kararın batıl olduğunu belirterek, davalı ...'ın 3.000 adet hissesinin ... adına tescili için alınan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve bu hisselere ilişkin davalı ... adına şirket pay defterine yapılan yolsuz tescil işleminin iptaline, müvekkilinin öneriye öncelikle muhatap olma hakkını kullandığının kabulü ile davalının dava konusu 3.000 adet hisseye karşılık ödediği 3.000 TL satış bedelinin müvekkili tarafından depo edilmesi kaydıyla, ...'in sahip olduğu yolsuz tescile konu 3.000 adet hissenin davacı müvekkili adına şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili yargılama sırasında 21.11.2016 tarihli duruşmada davayı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesine dayalı tazminat davası olarak devam ettirmek istediklerinden ıslah dilekçesi vermek üzere taraflarına süre verilmesini talep etmiştir. Davacıya ıslah için 2 hafta kesin süre verilmiş, davacı vekili 05.12.2016 tarihli ıslah dilekçesinde 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesine dayalı olarak davacının uğradığı zararın aynen tazmini ile dava konusu anonim şirket hisselerinin aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketin hisselerine usulüne uygun olarak yapılmış devir sözleşmesi ile sahip olduğunu, davacının bahsettiği şirket ana sözleşmesinin 8 inci maddesi her ne kadar nama yazılı hisse senetlerinin devir ve temlikini kısıtlayan bazı maddeler içermekte olsa bile bu kısıtlamaların 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) ile birlikte geçersiz hale geldiğini, gerek 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası gerekse 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinde yer alan düzenlemeler karşısında esas sözleşmede yer alan tüm sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, İstanbul 2. İflas Müdürlüğünün 2013/7 İflas sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerine devam edilen müflis şirketin ana sözleşmenin 8 inci maddesine dayanarak hisse devirlerinin geçersiz olduğunu iddia etmenin hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... cevap dilekçesinde; şirket hissedarı ...'nin oteli satmak için hisselerin tek elde toplanacağı şeklindeki açıklamaları üzerine şirketteki hisselerini davacının yeğeni olan ...'e devrettiğini belirtmiştir.

3.Davalı müflis şirket iflas idare memurları vekili cevap dilekçesinde; şirket hissedarlarının kendi aralarındaki hisse devir işlemlerinin, iflas idaresinin bilgi ve onayı dışında işlemler olduğunu, bu konudaki taleplerin reddedildiğini, yapılan şikayet başvurusunun da İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 180 inci maddesine göre davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren tarafa, bu bildirimden itibaren 1 hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek üzere süre verileceği, aksi halde ıslah hakkının kullanılmamış sayılacağı ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği, davacı tarafından 1 haftalık süreden sonra ıslah yapıldığı, ıslah hakkının kullanılmadığı kabul edilerek, ıslah hiç yapılmamış gibi davanın incelendiği, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü maddesine göre şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamaların düşeceği, davalı şirketin 16.07.2007 tarihinde iflasına karar verildiği, söz konusu şirketin tasfiye halinde olduğu, davacı tarafın şirket ana sözleşmesine dayanarak hisse devrine ilişkin sınırlamaları ortaya atması ve buna dayanmasının olanaklı olmadığı, 6103 sayılı Kanun'un oy hakkı ve oyda imtiyazlı paylar ile nama yazılı payların devredilmelerinin sınırlandırılması başlıklı 28 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre nama yazılı payların devrini red sebeplerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde esas sözleşmelerini değiştirerek 492 ile 498 inci maddelerine uyarlamak zorunda olduğu, aksi halde bu sürenin dolması ile tüm sınırlamaların geçersiz hale geleceği, dava dışı şirket bakımından ana sözleşmenin 8 inci maddesinin 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesine uyarlanmadığı, davacının sözleşmenin 8 inci maddesine dayalı olarak hisse devrine ilişkin kısıtlamaya dayanmasının olanaklı bulunmadığı, davacı pay sahibi ... ...' nun sözleşmeye dayalı olarak yapılan pay devri işleminin geçersizliğini ileri sürme hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından ön inceleme duruşması yapılmadan, deliller toplanmadan ve davalı şirket karar defteri ve pay defteri celp edilmeden hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, mahkeme tarafından müvekkiline davayı tamamen ıslah etmesi için iki haftalık kesin süre verildiğini, müvekkilinin ıslah dilekçesi sunduğunu, buna rağmen kanuni sürenin bir hafta olması nedeniyle ıslahın hiç yapılmamış olmasına karar verilmesinin açıkça adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabulü gerektiğini, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine ilişkin yorumlarının hatalı ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira bir yıl içinde gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde tüm kısıtlamaların ortadan kalkmayacağının ve davalı şirket esas mukavelenin 8 inci maddesinin geçerliliğini korumaya devam ettiğinin kabulü gerektiğini, esas mukavelenin 8 inci maddesinin bir bağlam hükmü olmadığını, payını satmak isteyen pay sahibinin, önce diğer pay sahiplerine veya aynı gruba dahil pay sahiplerine öneride bulunması gereğine yönelik düzenlemenin payın ekonomik değerini olumsuz şekilde etkilemediğini, bu düzenlemenin payın devrine ilişkin bir sınırlama getirmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin dosya içinde mevcut ana sözleşmesinin 8 inci maddesine göre, hissedarların sahip oldukları hisselerin tamamını veya bir bölümünü devretmek istediklerinde diğer hissedarların ön alım hakkı bulunduğu, şirket ana sözleşmesinin düzenlendiği tarihte, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlükte olduğu, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, nama yazılı payların devrini red sebeblerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğü tarihinden itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini değiştirerek, 492 ile 498 inci madde hükümlerine uyarlaması gerektiği, somut olayda davalı şirketin ana sözleşmesinin belirlenen sürede değiştirilmediği, anonim şirketlerde pay devri olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabileceği, bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denildiği, davalı şirketin ana sözleşmesinin ''Hisse Senetleri Devri'' başlıklı 8 inci maddesinde de bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüş olup, şirket yönetim kuruluna hisse devrini haklı sebeple reddetme yetkisi tanındığı, şirket ana sözleşmesindeki bu hükmün 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen devir kısıtlaması niteliğinde olduğu, bu konuda ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi yerinde olmayıp karar gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin yedinci fıkrasının esas sözleşmenin devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramayacağı yönünde olduğu, şirket yönetim kurulunun davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan haklı sebeple kaçınabileceğine ilişkin sözleşmesel düzenlemenin hukuki niteliği itibariyle bağlam hükmünde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra geçersiz hale geleceği, davaya konu hisse devir tarihinde davalı şirketin iflasına karar verildiği, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı şirket tasfiye sürecine girmiş olduğundan pay devrine ilişkin sınırlamaların kendiliğinden düştüğü, hisse devir tarihinde geçerliliğini koruyan bir bağlam kurulunun mevcut olmadığı, davanın reddine karar verilmesinin isabetli görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, şirket esas sözleşmesi gereğince şirket hissesinin satışında ön alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle hissenin tesciline ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve yolsuz tescilin iptali, hisse satış bedelinin depo edilmesi neticesinde hisselerin pay defterinde adına tescilinin sağlanması istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 180 inci maddesi.

2. 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 493 üncü maddesinin dördüncü fıkrası,

3. 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Önalım hakkı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1810 E. 2024/4429 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5740 E. 2012/7384 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/7417 E.  ,  2024/2015 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2240 Esas, 2022/581 Karar

DAVALILAR 1. ...

2. ... vekili Avukat ...

3. İflas Halinde İnterroyal Turizm ve Yatırım İşletmeleri Ticaret A.Ş.

İflas İdare Memurları;

A. ...

B. ...

C. ...

D. ...

E. ... vekilleri Avukat ...

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1184 E., 2018/1156 K.

Taraflar arasındaki hisse devrinin pay defterine tescili işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı İflas Halinde İnterroyal Turizm ve Yatırım İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi'nin hissedarı olduğunu, dava dışı şirketin sermayesinin 60.000,00 TL, toplam hisse adedinin 60.000 olduğunu, müvekkilinin şirkette 100 adet hissesinin bulunduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesinin 8 inci maddesinde "Nama yazılı hisse senetlerinin başkalarına devri ve temlikinde, devir ve temlik etmek isteyen hissedar önce satış isteğini ve şartlarını yönetim kurulu aracılığı ile diğer nama yazılı hisse sahibi hissedarlara ulaştırır. iş bu ulaşma tarihinden itibaren 10 iş günü içinde satış teklifine hissedarlardan bir cevap alınmadığı takdirde, satış konusu hisseler 3.

şahıslara satılabilir." hükmünün düzenlendiğini, esas mukavelenin 8 inci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, nama yazılı hisse senetlerinin satışı halinde mevcut pay sahiplerinin öneriye öncelikle muhatap olma hakkı olduğunu, davalı ...'ın şirketteki hisselerini esas sözleşmenin 8 inci maddesine aykırı olarak, müvekkilinin "satışa öncelikle muhatap olma hakkını" ihlal ederek, davalı ...'e devrettiğini, şirket yönetim kurulunun da hisse devri işlemlerini esas mukaveleye aykırı olmasına rağmen şirket pay defterine kaydettiğini, yönetim kurulunun esas mukaveleye aykırı olarak hisse satışlarının pay defterine tesciline ilişkin aldığı kararın batıl olduğunu belirterek, davalı ...'ın 3.000 adet hissesinin ...

adına tescili için alınan yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve bu hisselere ilişkin davalı ... adına şirket pay defterine yapılan yolsuz tescil işleminin iptaline, müvekkilinin öneriye öncelikle muhatap olma hakkını kullandığının kabulü ile davalının dava konusu 3.000 adet hisseye karşılık ödediği 3.000 TL satış bedelinin müvekkili tarafından depo edilmesi kaydıyla, ...'in sahip olduğu yolsuz tescile konu 3.000 adet hissenin davacı müvekkili adına şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili yargılama sırasında 21.11.2016 tarihli duruşmada davayı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesine dayalı tazminat davası olarak devam ettirmek istediklerinden ıslah dilekçesi vermek üzere taraflarına süre verilmesini talep etmiştir. Davacıya ıslah için 2 hafta kesin süre verilmiş, davacı vekili 05.12.2016 tarihli ıslah dilekçesinde 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesine dayalı olarak davacının uğradığı zararın aynen tazmini ile dava konusu anonim şirket hisselerinin aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; şirketin hisselerine usulüne uygun olarak yapılmış devir sözleşmesi ile sahip olduğunu, davacının bahsettiği şirket ana sözleşmesinin 8 inci maddesi her ne kadar nama yazılı hisse senetlerinin devir ve temlikini kısıtlayan bazı maddeler içermekte olsa bile bu kısıtlamaların 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) ile birlikte geçersiz hale geldiğini, gerek 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası gerekse 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 28 inci maddesinde yer alan düzenlemeler karşısında esas sözleşmede yer alan tüm sınırlamaların geçersiz hale geldiğini, İstanbul 2.

İflas Müdürlüğünün 2013/7 İflas sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerine devam edilen müflis şirketin ana sözleşmenin 8 inci maddesine dayanarak hisse devirlerinin geçersiz olduğunu iddia etmenin hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... cevap dilekçesinde; şirket hissedarı ...'nin oteli satmak için hisselerin tek elde toplanacağı şeklindeki açıklamaları üzerine şirketteki hisselerini davacının yeğeni olan ...'e devrettiğini belirtmiştir.

3.Davalı müflis şirket iflas idare memurları vekili cevap dilekçesinde; şirket hissedarlarının kendi aralarındaki hisse devir işlemlerinin, iflas idaresinin bilgi ve onayı dışında işlemler olduğunu, bu konudaki taleplerin reddedildiğini, yapılan şikayet başvurusunun da İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 180 inci maddesine göre davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren tarafa, bu bildirimden itibaren 1 hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek üzere süre verileceği, aksi halde ıslah hakkının kullanılmamış sayılacağı ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği, davacı tarafından 1 haftalık süreden sonra ıslah yapıldığı, ıslah hakkının kullanılmadığı kabul edilerek, ıslah hiç yapılmamış gibi davanın incelendiği, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü maddesine göre şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamaların düşeceği, davalı şirketin 16.07.2007 tarihinde iflasına karar verildiği, söz konusu şirketin tasfiye halinde olduğu, davacı tarafın şirket ana sözleşmesine dayanarak hisse devrine ilişkin sınırlamaları ortaya atması ve buna dayanmasının olanaklı olmadığı, 6103 sayılı Kanun'un oy hakkı ve oyda imtiyazlı paylar ile nama yazılı payların devredilmelerinin sınırlandırılması başlıklı 28 inci maddesinin yedinci fıkrasına göre nama yazılı payların devrini red sebeplerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde esas sözleşmelerini değiştirerek 492 ile 498 inci maddelerine uyarlamak zorunda olduğu, aksi halde bu sürenin dolması ile tüm sınırlamaların geçersiz hale geleceği, dava dışı şirket bakımından ana sözleşmenin 8 inci maddesinin 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesine uyarlanmadığı, davacının sözleşmenin 8 inci maddesine dayalı olarak hisse devrine ilişkin kısıtlamaya dayanmasının olanaklı bulunmadığı, davacı pay sahibi ...

...' nun sözleşmeye dayalı olarak yapılan pay devri işleminin geçersizliğini ileri sürme hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından ön inceleme duruşması yapılmadan, deliller toplanmadan ve davalı şirket karar defteri ve pay defteri celp edilmeden hukuka aykırı şekilde karar verildiğini, mahkeme tarafından müvekkiline davayı tamamen ıslah etmesi için iki haftalık kesin süre verildiğini, müvekkilinin ıslah dilekçesi sunduğunu, buna rağmen kanuni sürenin bir hafta olması nedeniyle ıslahın hiç yapılmamış olmasına karar verilmesinin açıkça adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabulü gerektiğini, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine ilişkin yorumlarının hatalı ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira bir yıl içinde gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde tüm kısıtlamaların ortadan kalkmayacağının ve davalı şirket esas mukavelenin 8 inci maddesinin geçerliliğini korumaya devam ettiğinin kabulü gerektiğini, esas mukavelenin 8 inci maddesinin bir bağlam hükmü olmadığını, payını satmak isteyen pay sahibinin, önce diğer pay sahiplerine veya aynı gruba dahil pay sahiplerine öneride bulunması gereğine yönelik düzenlemenin payın ekonomik değerini olumsuz şekilde etkilemediğini, bu düzenlemenin payın devrine ilişkin bir sınırlama getirmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin dosya içinde mevcut ana sözleşmesinin 8 inci maddesine göre, hissedarların sahip oldukları hisselerin tamamını veya bir bölümünü devretmek istediklerinde diğer hissedarların ön alım hakkı bulunduğu, şirket ana sözleşmesinin düzenlendiği tarihte, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlükte olduğu, 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, nama yazılı payların devrini red sebeblerini göstererek veya göstermeyerek sınırlandırmış bulunan anonim şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğü tarihinden itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini değiştirerek, 492 ile 498 inci madde hükümlerine uyarlaması gerektiği, somut olayda davalı şirketin ana sözleşmesinin belirlenen sürede değiştirilmediği, anonim şirketlerde pay devri olgusunun diğer pay sahiplerini beklenmedik veya istenmeyen durumlarla karşı karşıya bırakmasını önlemek amacıyla ana sözleşmeye, nama yazılı hisse senetlerinin devrini kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümler konulabileceği, bu tür senetlere de bağlı nama yazılı senet denildiği, davalı şirketin ana sözleşmesinin ''Hisse Senetleri Devri'' başlıklı 8 inci maddesinde de bu türden bir bağlam kuralı öngörülmüş olup, şirket yönetim kuruluna hisse devrini haklı sebeple reddetme yetkisi tanındığı, şirket ana sözleşmesindeki bu hükmün 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen devir kısıtlaması niteliğinde olduğu, bu konuda ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi yerinde olmayıp karar gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesinin yedinci fıkrasının esas sözleşmenin devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramayacağı yönünde olduğu, şirket yönetim kurulunun davalı şahıslar arasında yapılan devri onaylamaktan haklı sebeple kaçınabileceğine ilişkin sözleşmesel düzenlemenin hukuki niteliği itibariyle bağlam hükmünde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra geçersiz hale geleceği, davaya konu hisse devir tarihinde davalı şirketin iflasına karar verildiği, 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı şirket tasfiye sürecine girmiş olduğundan pay devrine ilişkin sınırlamaların kendiliğinden düştüğü, hisse devir tarihinde geçerliliğini koruyan bir bağlam kurulunun mevcut olmadığı, davanın reddine karar verilmesinin isabetli görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, şirket esas sözleşmesi gereğince şirket hissesinin satışında ön alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle hissenin tesciline ilişkin yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve yolsuz tescilin iptali, hisse satış bedelinin depo edilmesi neticesinde hisselerin pay defterinde adına tescilinin sağlanması istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 180 inci maddesi.

2. 6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 493 üncü maddesinin dördüncü fıkrası,

3. 6103 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051119800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.