İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2715 E. 2022/6918 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel yetki kuralı↗ icra dairesinin yetkisine itiraz↗ genel yetki↗ para borcu↗ yetkisizlik itirazı↗ borca itiraz↗ itirazın iptali davası↗ yetki itirazı↗ ilamsız icra takibi↗ sözleşmeden doğan dava↗ dava şartı yokluğu↗ ifa↗ tbk 99↗ iptal davası↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; itirazın iptali davası açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip ve takibe karşı usulüne uygun olarak süresinde yapılmış bir itiraz bulunması hususunun dava ön şartı olduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği ve yetki itirazının geçerli olduğu, takip konusu borcun para borcu olarak kabul edilebilmesi için davalının ticari ilişkiyi kabul ederek borca itiraz etmesi gerektiği, davalı tarafın gerek itiraz dilekçesinde gerek eldeki davada ticari ilişkiyi kabul etmediği, ayrıca takip konusu edilen ve zamanaşımına uğradığı anlaşılan senetler üzerinde davalının adı yazılı olsa da senet üzerine atılan imzaların dava dışı şirket kaşesi üzerinde bulunduğu, açığa atılmış imza bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takibin genel yetki kurallarına göre davalı borçlunun ikametinde yapılması gerektiği, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava ön şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zamanaşımına uğramış senede dayanarak yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebidir. Mahkemece genel yetki kuralı gereğince takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Taraflar arasında ticari ilişki mevcut olup, bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde de icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1368 E. 2017/2821 K.
Ortak:para borcu · yetkisizlik itirazı · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu · ifa · usulden reddi · yetkisizlik kararı · teminat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «itirazın iptali davası» açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip ve takibe karşı usulüne uygun olarak süresinde yapılmış bir itiraz bulunması hususunun dava ön şartı olduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde «icra dairesinin yetkisine itiraz» edildiği ve «yetki itirazının» geçerli olduğu, takip konusu borcun «para borcu» olarak kabul edilebilmesi için davalının ticari ilişkiyi kabul ederek «borca itiraz» etmesi gerektiği, davalı tarafın gerek itiraz dilekçesinde gerek eldeki davada ticari ilişkiyi kabul etmediği, ayrıca takip konusu edilen ve «zamanaşımına» uğradığı anlaşılan senetler üzerinde davalının adı yazılı olsa da senet üzerine atılan imzaların dava dışı şirket kaşesi üzerinde bulunduğu, açığa atılmış imza bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takibin «genel yetki kurallarına» göre davalı borçlunun ikametinde yapılması gerektiği, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava ön «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
Mahkemece «genel yetki kuralı» gereğince takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince «esastan ret» kararı verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin adresinin İzmit olduğu, davalı tarafından süresi içinde icra müdürlüğünün «yetkisine itiraz» edildiği, itirazın iptali davalarında dava şartlarından birisinin de yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibinin bulunması olduğunu, yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin mevcut olmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) ./.. yerde açılabilir.
Uyuşmazlık «sözleşmeden doğan» bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcunun ifa yeri · para borcu alacaklısı · yetkili icra dairesi · ifa yeri · para alacağı
Benzer bu karardaTaraflarca «para borcunun ifa yeri» bakımından alacaklının ikametgahından başka bir yer kararlaştırıldığı iddia ve ispat olunmamıştır.
Dava, «para alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık «sözleşmeden doğan» bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
Davacı, icra takibinde bu sözleşme ilişkisi nedeniyle doğan «para alacağının» tahsilini talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1899 E. 2016/2909 K.
Ortak:para borcu · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu · ifa · teminat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «itirazın iptali davası» açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip ve takibe karşı usulüne uygun olarak süresinde yapılmış bir itiraz bulunması hususunun dava ön şartı olduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde «icra dairesinin yetkisine itiraz» edildiği ve «yetki itirazının» geçerli olduğu, takip konusu borcun «para borcu» olarak kabul edilebilmesi için davalının ticari ilişkiyi kabul ederek «borca itiraz» etmesi gerektiği, davalı tarafın gerek itiraz dilekçesinde gerek eldeki davada ticari ilişkiyi kabul etmediği, ayrıca takip konusu edilen ve «zamanaşımına» uğradığı anlaşılan senetler üzerinde davalının adı yazılı olsa da senet üzerine atılan imzaların dava dışı şirket kaşesi üzerinde bulunduğu, açığa atılmış imza bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takibin «genel yetki kurallarına» göre davalı borçlunun ikametinde yapılması gerektiği, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava ön «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya «teminat» borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yer mahkemesinde açılabilir.
Öyle ki «uyuşmazlık konusu» «sözleşmeden doğan» bir «para borcu» olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
İİK'nın 50/1. maddeleri uyarınca, para veya «teminat» borcu için takip hususunda HUMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu alacaklısı · yetkili icra dairesi · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaÖyle ki «uyuşmazlık konusu» «sözleşmeden doğan» bir «para borcu» olup da, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
İcra Dairesi'nin icra takibinde «yetkili icra dairesi» olduğunun kabulü gerekirken, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1021 E. 2019/7833 K.
Ortak:para borcu · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu · ifa · yetkisizlik kararı · teminat · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «itirazın iptali davası» açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip ve takibe karşı usulüne uygun olarak süresinde yapılmış bir itiraz bulunması hususunun dava ön şartı olduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde «icra dairesinin yetkisine itiraz» edildiği ve «yetki itirazının» geçerli olduğu, takip konusu borcun «para borcu» olarak kabul edilebilmesi için davalının ticari ilişkiyi kabul ederek «borca itiraz» etmesi gerektiği, davalı tarafın gerek itiraz dilekçesinde gerek eldeki davada ticari ilişkiyi kabul etmediği, ayrıca takip konusu edilen ve «zamanaşımına» uğradığı anlaşılan senetler üzerinde davalının adı yazılı olsa da senet üzerine atılan imzaların dava dışı şirket kaşesi üzerinde bulunduğu, açığa atılmış imza bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takibin «genel yetki kurallarına» göre davalı borçlunun ikametinde yapılması gerektiği, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava ön «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya «teminat» borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
Uyuşmazlık «sözleşmeden doğan» bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
… n tüketici olması sebebiyle davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, davalı tüketicinin Trabzon ilinde ikamet ettiği ve söz konusu malların Trabzon'daki evine «teslim» edilmiş olması nedeniyle yetkili icra dairesinin tüketicinin bulunduğu yerdeki icra dairesi olduğu, itirazın iptali davasının dava şartlarından birinin yetkili icra dairesine yapılmış bir icra takibinin bulunması olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcunun ifa yeri · para borcu alacaklısı · yetkili icra dairesi · genel yetkili mahkeme · ifa yeri · para alacağı · icra takibine itiraz · teslim
Benzer bu karardaDava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, ilamsız icra takibinde «genel yetkili» icra dairesinin borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğu ve takibin «yetkisiz» icra dairesinde başlatıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflarca «para borcunun ifa yeri» bakımından alacaklının ikametgahından başka bir yer kararlaştırıldığı iddia ve ispat olunmamıştır.
… n tüketici olması sebebiyle davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, davalı tüketicinin Trabzon ilinde ikamet ettiği ve söz konusu malların Trabzon'daki evine «teslim» edilmiş olması nedeniyle yetkili icra dairesinin tüketicinin bulunduğu yerdeki icra dairesi olduğu, itirazın iptali davasının dava şartlarından birinin yetkili icra dairesine yapılmış bir icra takibinin bulunması olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık «sözleşmeden doğan» bir para borcuna ilişkin olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, bu «para borcu alacaklının» ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1206 E. 2022/5150 K.
Ortak:genel yetki · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu · ifa · usulden reddi · esastan ret · yetki · yetkisizlik kararı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; «itirazın iptali davası» açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip ve takibe karşı usulüne uygun olarak süresinde yapılmış bir itiraz bulunması hususunun dava ön şartı olduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde «icra dairesinin yetkisine itiraz» edildiği ve «yetki itirazının» geçerli olduğu, takip konusu borcun «para borcu» olarak kabul edilebilmesi için davalının ticari ilişkiyi kabul ederek «borca itiraz» etmesi gerektiği, davalı tarafın gerek itiraz dilekçesinde gerek eldeki davada ticari ilişkiyi kabul etmediği, ayrıca takip konusu edilen ve «zamanaşımına» uğradığı anlaşılan senetler üzerinde davalının adı yazılı olsa da senet üzerine atılan imzaların dava dışı şirket kaşesi üzerinde bulunduğu, açığa atılmış imza bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takibin «genel yetki kurallarına» göre davalı borçlunun ikametinde yapılması gerektiği, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava ön «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece «genel yetki kuralı» gereğince takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince «esastan ret» kararı verilmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, FCA «teslim» şartlı satışta «navlun sözleşmesi» kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de «taşıyıcıya» teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir «taşıma sözleşmesi» ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı «fiili taşıyana» ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir «para alacağının» sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6. maddesinde düzenlenen «genel yetki» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince «esastan ret» kararı verilmiştir.
Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince «sözleşmeden doğan» uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği («ifa» edileceği) yerde de açılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konteyner demurajı · fiili taşıyan · demuraj · navlun sözleşmesi · para alacağı · navlun · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, FCA «teslim» şartlı satışta «navlun sözleşmesi» kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de «taşıyıcıya» teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir «taşıma sözleşmesi» ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı «fiili taşıyana» ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir «para alacağının» sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6. maddesinde düzenlenen «genel yetki» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, faturaya dayalı «konteynır/demuraj» alacağının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9761 E. 2011/1959 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın Kökçamlar Ltd.Şti’nin yetkili «temsilcisi» olduğu, yapmış olduğu alışveriş karşısında takibe konu bonoyu tanzim ettiği, kambiyo ilişkisinin sahih olması için borçlu tarafından atılan tek imzanın yeterli olduğu, oysa davaya konu «bono» üzerinde iki adet imzanın bulunduğu, imzalardan birinin borçlu şirket adına diğerinin ise davalı borçlu adına atıldığı sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar v …
Dava, «bonoya» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davalı ..., diğer davalı şirketin yetkili «temsilcisidir».
Dava konusu «bono» üzerinde yer alan davalı ...’a ait iki adet imza, davalı şirketin kaşesi üzerine atılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2715 E. , 2022/6918 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.07.2020 tarih ve 2019/387 E. - 2020/376 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.02.2021 tarih ve 2021/281 E. - 2021/390 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının dava dışı Mandıra Gıda .. Ltd. Şti. ile birlikte müvekkili şirketten buğday satın aldığını ve ödeme yapmadığını, davalının keşidecisi olduğu senetlerin ödenmemesi sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve icra dairesinin yetkisine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava dışı Mandıra Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'nin yetkili müdürü olarak görev yaptığını, dava konusu buğday alımının da davacı şirket ile Mandıra ... Ltd. Şti. arasında yapıldığını, senetleri temsilci sıfatıyla imzaladığını, ikametgah adresinin Lüleburgaz olması sebebiyle görevli ve yetkili icra dairesinin Lüleburgaz icra dairesi ve mahkemeleri olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; itirazın iptali davası açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip ve takibe karşı usulüne uygun olarak süresinde yapılmış bir itiraz bulunması hususunun dava ön şartı olduğu, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği ve yetki itirazının geçerli olduğu, takip konusu borcun para borcu olarak kabul edilebilmesi için davalının ticari ilişkiyi kabul ederek borca itiraz etmesi gerektiği, davalı tarafın gerek itiraz dilekçesinde gerek eldeki davada ticari ilişkiyi kabul etmediği, ayrıca takip konusu edilen ve zamanaşımına uğradığı anlaşılan senetler üzerinde davalının adı yazılı olsa da senet üzerine atılan imzaların dava dışı şirket kaşesi üzerinde bulunduğu, açığa atılmış imza bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı iddiasının yargılamayı gerektirdiği, bu durumda takibin genel yetki kurallarına göre davalı borçlunun ikametinde yapılması gerektiği, yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava ön şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zamanaşımına uğramış senede dayanarak yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebidir. Mahkemece genel yetki kuralı gereğince takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Taraflar arasında ticari ilişki mevcut olup, bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde de icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/840301000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz