İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1206 E. 2022/5150 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konteyner demurajı↗ fiili taşıyan↗ genel yetki↗ demuraj↗ navlun sözleşmesi↗ para alacağı↗ navlun↗ sözleşmeden doğan dava↗ dava şartı yokluğu↗ icra takibine itiraz↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ tbk 99↗ taşıyıcı↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ yetki↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, FCA teslim şartlı satışta navlun sözleşmesi kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de taşıyıcıya teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı fiili taşıyana ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir para alacağının sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6. maddesinde düzenlenen genel yetki hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, faturaya dayalı konteynır/demuraj alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Taraflar arasında taşıma ilişkisi mevcut olup, bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, inceleme yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1033 E. 2015/5226 K.
Ortak:demuraj · navlun · taşıma sözleşmesi · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, FCA «teslim» şartlı satışta «navlun sözleşmesi» kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de «taşıyıcıya» teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir «taşıma sözleşmesi» ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı «fiili taşıyana» ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir «para alacağının» sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6. maddesinde düzenlenen «genel yetki» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, faturaya dayalı «konteynır/demuraj» alacağının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, «deniz taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacının «navlun» ücretinin bir kısmının davalı tarafça ödendiğine ve «demuraj» ücretinin ödeneceği hususunda «taahhüt» verildiğine ilişkin delilleri değerlendirilmediği gibi, faturalarda yer alan farklı alacak kalemlerine ilişkin de herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:deniz taşıma sözleşmesi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · bilirkişi incelemesi · taahhütname · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davalının taşınan yükün alıcısı olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığı, davalının sadece konteynır temini ve yüklenmesi konusunda talimatının bulunduğu, bu halde de ancak gerçek sorumlu olan alıcı veya gönderilene ... olmak kaydıyla kendisine «husumet» yöneltilebileceği gerekçesi ile davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «deniz taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacının «navlun» ücretinin bir kısmının davalı tarafça ödendiğine ve «demuraj» ücretinin ödeneceği hususunda «taahhüt» verildiğine ilişkin delilleri değerlendirilmediği gibi, faturalarda yer alan farklı alacak kalemlerine ilişkin de herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece davacının iddia ettiği hususlarla ilgili tarafların tüm delilleri değerlendirilmek suretiyle «bilirkişi incelemesi» yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1669 E. 2016/481 K.
Ortak:konteyner demurajı · fiili taşıyan · demuraj · navlun · taşıyan · teslim
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, FCA «teslim» şartlı satışta «navlun sözleşmesi» kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de «taşıyıcıya» teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir «taşıma sözleşmesi» ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı «fiili taşıyana» ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir «para alacağının» sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6. maddesinde düzenlenen «genel yetki» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, faturaya dayalı «konteynır/demuraj» alacağının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın incelenen ve «delil niteliğinde» sayılan «ticari defterlerinden» dava dışı «fiili taşıyan» ...'ye konteyner demoraj ücreti olarak 30.000 USD ödediğinin sabit olduğu, «demuraj» ücretinden «navlun» ücretini ödemeyerek, konteynerlerin «teslim» alınmamasına sebebiyet veren davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının ...ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Ancak dava, «konteyner demuraj» ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan belirlenen bedele nasıl bir hesap yöntemi uygulanarak ulaşıldığı anlaşılamamakta ve bu nedenle raporda belirlenen miktarın uygunluğu denetlenememektedir.
Bu itibarla, bilirkişi raporuna bu yönden yaptığı itirazları üzerinde durularak, «konteyner demuraj» ücretinin, sözleşmede ne kadar kararlaştırıldığı ve nasıl bir hesap yöntemi belirlendiği açıklanmak suretiyle, hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu alınmasının ardından karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil niteliği · mevduat hesabı · denetime elverişlilik · ticari defter · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın incelenen ve «delil niteliğinde» sayılan «ticari defterlerinden» dava dışı «fiili taşıyan» ...'ye konteyner demoraj ücreti olarak 30.000 USD ödediğinin sabit olduğu, «demuraj» ücretinden «navlun» ücretini ödemeyerek, konteynerlerin «teslim» alınmamasına sebebiyet veren davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının ...ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla, bilirkişi raporuna bu yönden yaptığı itirazları üzerinde durularak, «konteyner demuraj» ücretinin, sözleşmede ne kadar kararlaştırıldığı ve nasıl bir hesap yöntemi belirlendiği açıklanmak suretiyle, hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu alınmasının ardından karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1028 E. 2013/1271 K.
Ortak:fiili taşıyan · demuraj · navlun sözleşmesi · navlun · taşıyan · yetkisizlik kararı · teslim
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, FCA «teslim» şartlı satışta «navlun sözleşmesi» kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de «taşıyıcıya» teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir «taşıma sözleşmesi» ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı «fiili taşıyana» ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir «para alacağının» sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6. maddesinde düzenlenen «genel yetki» hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin «yetkisiz» olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, faturaya dayalı «konteynır/demuraj» alacağının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali talebine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ma ve tüm kanıtlara göre, konteynerin kararlaştırılan süreden sonra iade edilmesi sebebiyle gecikme bedelinin istenebilmesi için borçlu olduğu iddia edilen kişi ile «taşıyan» arasında bir sözleşmenin kararlaştırılmış olması gerektiği, tarafların arasında anlaştığı bir «demuraj» tarifesinin bulunmadığı, «konşimento» ve diğer belgelerden «navlun sözleşmesinin» dava dışı ... ile kuruldugu ve bu firmanın «taşıyan sıfatının» bulunduğu, taşıyanın dava dışı ... ile «alt navlun sözleşmesi» kurduğu, bu şirketin «fiili taşıyan» olduğu, davalının taşıyan sıfatının olmadığından bu sıfata dayanarak «demuraj bedeli» talep edemeyeceği, davalının konteynerin «teslimi» aşamasında taşıyan adına ve onu «temsilen» hareket ettiği, demuraj alacağı navlun sözleşmesi uyarınca eşya taşıma borcunu üstlenen taşıyanın alacağı olduğu, «acentenin» dava açma «yetkisinin» kendi adına değil müvekkili namına olabileceği gerekçesiyle, 15.650.50 TL ve %40'ı olan 6.260.20 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının «taşıyan» olduğunu iddia ederek taşıma ücretine ilişkin faturaları da ödediğini belirterek, icra takibi neticesinde ödediği, ancak aralarındaki sözleşmede yer almayan «demuraj» alacağının «istirdadını», davalı da cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporlarına karşı verdiği itiraz dilekçelerinde «taşıyan sıfatını» kabul ederek davanın reddini istemiştir.
Bu durumda taraflar arasında davalının «taşıyan sıfatı» olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alt navlun sözleşmesi · demuraj bedeli · taşıyan sıfatı · delillerin toplanmaması · konşimento · acentelik · kötü niyet tazminatı · istirdat
Benzer bu kararda… ma ve tüm kanıtlara göre, konteynerin kararlaştırılan süreden sonra iade edilmesi sebebiyle gecikme bedelinin istenebilmesi için borçlu olduğu iddia edilen kişi ile «taşıyan» arasında bir sözleşmenin kararlaştırılmış olması gerektiği, tarafların arasında anlaştığı bir «demuraj» tarifesinin bulunmadığı, «konşimento» ve diğer belgelerden «navlun sözleşmesinin» dava dışı ... ile kuruldugu ve bu firmanın «taşıyan sıfatının» bulunduğu, taşıyanın dava dışı ... ile «alt navlun sözleşmesi» kurduğu, bu şirketin «fiili taşıyan» olduğu, davalının taşıyan sıfatının olmadığından bu sıfata dayanarak «demuraj bedeli» talep edemeyeceği, davalının konteynerin «teslimi» aşamasında taşıyan adına ve onu «temsilen» hareket ettiği, demuraj alacağı navlun sözleşmesi uyarınca eşya taşıma borcunu üstlenen taşıyanın alacağı olduğu, «acentenin» dava açma «yetkisinin» kendi adına değil müvekkili namına olabileceği gerekçesiyle, 15.650.50 TL ve %40'ı olan 6.260.20 TL «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının «taşıyan» olduğunu iddia ederek taşıma ücretine ilişkin faturaları da ödediğini belirterek, icra takibi neticesinde ödediği, ancak aralarındaki sözleşmede yer almayan «demuraj» alacağının «istirdadını», davalı da cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporlarına karşı verdiği itiraz dilekçelerinde «taşıyan sıfatını» kabul ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalının «taşıyan sıfatı» olduğu hususu gözönüne alınarak uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak tarafların «delilleri toplanıp» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalının taşıyan olmadığı gerekçesiyle karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu durumda taraflar arasında davalının «taşıyan sıfatı» olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1206 E. , 2022/5150 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.11.2019 tarih ve 2018/512 E. - 2019/457 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla) istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.11.2020 tarih ve 2020/1647 E. - 2020/1260 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin yükleyicisi olduğu ve Prime Road Solutions Pvt Ltd.’nin (PRIME) alıcısı olduğu ve BOLIZM16784 nolu konşimento tahtında İzmir Limanı’ndan Chennai/Hindistan Limanı’na taşınan, tam ve tekmil şekilde zamanında varma limanına vasıl olan yükünün taşınması işinde müvekkili şirketin freight forwarder/taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket ettiğini, taşıma organizasyonunun müvekkili şirket tarafından layıkıyla ifa edildiğini, yükün zamanında varma limanına ulaşmasına rağmen bir türlü alıcısı tarafından teslim alınmadığını, demuraj/konteyner kira bedellerinin gemi acentesi tarafından müvekkili şirkete fatura edildiğini, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmak zorunda kalındığını, ödenmek zorunda kalınan bedelin fatura ile davalı şirketten talep edildiğini, davalı tarafından fatura bedelinin ödenmemesi neticesinde alacağın tahsili amacıyla Bakırköy 12.
İcra Müdürlüğü'nün 2018/11767 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibinin dayanağının fatura olduğunu, genel yetki kuralları uyarınca yetkili icra dairesinin müvekkili şirketin yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesi olan Karşıyaka olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında bir taşıma sözleşmesinin bulunmadığını, teslim alınmadığı iddiası ile yansıtma faturaya konu edilen ürünlerin teslim şeklinin "FCA İzmir" olarak kararlaştırıldığını, kararlaştırılan teslim şekli nedeniyle müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, belirlenen teslim şekli uyarınca müvekkili şirketin sorumluluğunun İzmir'den gerekli gümrük işlemlerini yaparak malı taşıcıya teslim etmek ile son bulduğunu, riskin alıcıya geçtiğini belirterek davanın dava şartı yokluğu nedeni öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, FCA teslim şartlı satışta navlun sözleşmesi kurma yani taşıma yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, somut olayda yükün İzmir'de taşıyıcıya teslim edildiği, satım şekline göre navlun sözleşmesinin davacı taşıyıcı ile Hindistan'da mukim alıcı firma arasında kurulduğu, dolayısıyla, davacı ile davalı arasında bir taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunmadığı, aksinin kabul edildiği durumda dahi takibe konu alacak taşımada kullanılan konteynerler için davacının dava dışı fiili taşıyana ödediği kira bedeli nedeniyle ortaya çıkan zararın tahsili istemine ilişkin olduğundan TBK'nın 89/1. maddesi anlamında bir para alacağının sözkonusu olmadığı, bu nedenle, yetkili icra dairesinin HMK 6.
maddesinde düzenlenen genel yetki hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalı İzmir'de mukim bir şirket olduğundan HMK 6. maddesine göre yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, icra takibinin yapıldığı Bakırköy İcra Dairelerinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, faturaya dayalı konteynır/demuraj alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece, takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinafı üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.
İİK'nın 50/1. maddesi uyarınca, para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6100 sayılı HMK 10. maddesi gereğince sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerde de açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer tarafların açık ya da örtülü isteklerine göre belirlenir. Aksi durumda ise sözleşmenin yerine getirileceği yer Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi gereğince tespit edilir. TBK 89/1. maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Taraflar arasında taşıma ilişkisi mevcut olup, bu durumda anılan kanun hükmü uyarınca davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde icra takibi ikame edebileceği gözetilerek, inceleme yapılması gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/793256900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz