Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/696 E. 2022/6724 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ pasif husumet yokluğu↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ pasif husumet↗ bono↗ husumet yokluğu↗ vade↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacının yetkisiz kişi tarafından tanzim edilen bu bono nedeniyle davalı ...’e borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulüne, davacının, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 vade tarihli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı aleyhine talep ettiği kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın ise, pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı temsilcisinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden kabulüne, davacının İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 vade tarihli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15838 Esas sayılı dosyasında 25/08/2014 tarihinde ödenen 101.879,40 TL, 31/10/2014 tarihinde ödenen 44.747,58 TL, 17/10/2014 tarihinde 3.484,65 TL olmak üzere toplam 163.522,71 TL ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
(1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, menfi tespit davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta takibin haksız olduğu anlaşılmış ise de; davacı şirketin hakim hissedarı olan dava dışı ...’nun kardeşi olan davalı ..., davacı şirketin bir dönem yönetim kurulu üyesi ve yine şirketin döviz bürosunda uzun süre çalışanı olup, davalı ...’in dava konusu bonoyu ...’dan davacı şirketin aleyhine bir borç yaratmak kastı ile bilerek aldığı ispat edilebilmiş değildir. İlk derece mahkemesince bu husus gözetilmeden davacı yararına kötü niyetli takip tazminatına hükmolunması yerinde olmamış, davalı ... vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3256 E. 2024/1514 K.
Ortak:menfi tespit davası · pasif husumet yokluğu · tespit davası · kötü niyet tazminatı · pasif husumet · bono · husumet yokluğu · vade · dava şartı · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı aleyhine talep ettiği «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın ise, «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 6.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2014/15838 E. sayılı takibe konu 300.000,00 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı aleyhine talep ettiği «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın ise «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ,40 TL, 31.10.2014 tarihinde ödenen 44.747,58 TL, 17.10.2014 tarihinde 3.484,65 TL olmak üzere toplam 163.522,71 TL ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'den tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacı yanın «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın «pasif husumet yokluğundan», «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2014/15838 E. sayılı takibe konu 300.000,00 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 6.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temsil yetkisinin sona ermesi · imza yetkisi · istinaf sebebi · kötüniyet tazminatı · kazanılmış hak · istirdat · kötüniyet
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «menfi tespit» davasına konu 25.05.2012 tanzim, 23.12.2012 «vade» tarihli 300.000,00 TL bedelli «bononun» ... tarafından imza edildiği, ancak 04.01.2010 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinden, şirketi her hususta ve kademede sınırsız olarak münferiden «temsile» yetkili kişinin ... olduğu, ...'nun «yönetim kurulu» üyesi ise de, şirketi borçlandırıcı işlem yapma «yetkisinin» bulunmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yetkili temsilci tarafından imzalanmayan bonodan dolayı davacı şirketin sorumlu tutulamayacağına yönelik mahkeme kararının yerinde olduğu, menfi tespit hükmü yerinde olmakla birlikte, davacı vekilinin 14.03.2016 tarihli dilekçesi ve ekinde bulunan tahsilat/reddiyat makbuzları ve davacı şirket yetkilisinin 20.11.2019 tarihli dilekçesi ekinde bulunan tahsilat/reddiyat makbuzlarından, yargılama sırasında takip konusu borcun kısmen ödendiği 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince, ilk derece mahkemesince ödenen kısım yönünden davanın yasa gereği «istirdat» davasına dönüştüğü gözetilerek bu kısmın istirdatına karar verilmesi gerekirken, istirdat hükmü kurulmaması yerinde görülmediği, davacı vekilinin «kötüniyet tazminatı» talebinde bulunduğu ve takibin haksız olduğu anlaşılıyorsa da, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında da işaret edildiği şekilde, davacı şirketin hakim hissedarı olan dava dışı ...’nun kardeşi olan davalı ...'nun, davacı şirketin bir dönem yönetim kurulu üyesi ve yine şirketin döviz bürosunda ... süre çalışanı olduğu, davalı ...’in dava konusu bonoyu ...’dan davacı şirket aleyhine bir borç yaratmak kastı ile bilerek aldığının ispatlanamadığı, davacı tarafın kötüniyet tazminatına yönelik «istinaf sebebinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı şirket temsilcisinin istinaf isteminin re'sen bağlamında kısmen kabulü …
Döviz ..A.Ş.'ye yapıldığının kabulü gerektiğini, Davalı ...’nun sonradan davacı işyerinden çıkış yapılarak «temsil yetkisinin sona ermesi» ile ortağın işçi statüsünü kazandığını kabul edilemeyeceğini, müvekkili ile davalı ... arasındaki sözleşmenin davalının ortak müdür olduğu dönemde imzalandığını, çekin düzenlendiği tarih itibariyle davalı ...'nun «imza yetkisi» olduğunun ... olduğunun tespit edildiğini belirterek kararının bozulmasını istemiştir.
… aya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı «temsilcisi» ve davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3020 E. 2021/3932 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz kararda2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
… edenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2) Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, «menfi tespit» davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Benzer bu karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · bedelsizlik · fatura
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, «çekin bedelsiz» olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının «fatura» tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4845 E. 2019/6083 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · imza incelemesi · fatura · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu alacak bu haliyle önceden belirlenebilir, bilinebilir, hesap edilebilir nitelikte olup, davalı itirazının haksız olması nedeniyle iptaline karar verildiğine göre «icra inkar tazminatı» isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4906 E. 2021/1399 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · kötü niyet tazminatı · bono · kötü niyet · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz kararda2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı aleyhine talep ettiği «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın ise, «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2) Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı «bononun» verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, «yemin deliline» de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun e …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · kesin delil · yemin delili · bedelsizlik · yemin · ispat yükü
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı «bononun» verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, «yemin deliline» de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun e …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5187 E. 2021/4972 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz kararda2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
… edenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2) Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, «menfi tespit» davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Benzer bu karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahrifat · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · kesin hüküm
Benzer bu kararda… n murisleri ...’a aidiyeti konusunda emin bulunmamakla birlikte, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda imzanın kat’i şekilde muris ...’a aidiyeti konusunda «kesin» bir beyanda bulunulmadığı, ancak senedin miktarına yapılan “000” «tahrifatın» davalılar ... ve ... elinden çıktığının tespit edildiği, senedin ilk hali olan 150.000.000 TL (eski para) şekliyle tahrifata konu edildiği, bu şekilde senedin yeni …
Bu halde bozmaya uyularak verilen temyize konu işbu kararda davacılar yararına tazminata hükmolunması, «usuli kazanılmış hak» ilkesini de ihlal etmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/696 E. , 2022/6724 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.06.2017 tarih ve 2014/1523 E- 2017/695 K. sayılı kararın davalı ... vekili ve davacı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.11.2020 tarih ve 2017/6083 E- 2020/1866 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.202 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ...... vekili Av. ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket borçlandırmaya yetkisi olmayan davalılardan ... tarafından keşide edilen 25/05/2012 tanzim, 23/12/2012 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bonoyu imzalayarak diğer davalı ...'e verdiğini, verilen bonoya ilişkin davalı takip alacaklı tarafından İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15838 esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine takibe geçildiğini, müvekkili şirket borçlandırmaya yetkili olmayan takibe konu edilen senedin sahte olması ve müvekkil şirketin davalı takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını beyan ederek ileri sürerek, takip alacaklısı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senedin sahte olduğunun ve hiçbir işleme esas alınmamasının tespitine karar verilmesini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderler ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili, uyuşmazlığa konu alacak miktarının 23/05/2014 takip tarihi itibari ile 238.053,42 TL olduğunu, talep konusu alacakları tam olarak belirlenebilirken kısmi davaya başvurulmasının hukuken mümkün olmadığını, harca esas değeri 5.000.-TL olarak gösterildiğini, İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15838 esas sayılı dosyasında başlatılan takip tutarının 200.000,00 TL tutarlı olduğunu, dosyanın geçerli bir itiraz bulunmaması sebebiyle kesinleşmiş bir takip dosyası olduğunu, 08/07/2014 tarih
2012/260 esas sayılı karar ile müvekkilinin yokluğunda hiçbir belgeye dayanmadan ihtiyati tedbir kararı verildiğini, kısmi dava açılmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının talep sonucunun belirlenebilir olduğu durumlarda kısmi dava açmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili ...'nun davaya konu edilen senette borçlu bulunduğunu, borçlu olduğundan müvekkiline bir tespit ya da alacak davası açmanın hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının yetkisiz kişi tarafından tanzim edilen bu bono nedeniyle davalı ...’e borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulüne, davacının, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 vade tarihli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı aleyhine talep ettiği kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın ise, pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı temsilcisinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden kabulüne, davacının İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 vade tarihli bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15838 Esas sayılı dosyasında 25/08/2014 tarihinde ödenen 101.879,40 TL, 31/10/2014 tarihinde ödenen 44.747,58 TL, 17/10/2014 tarihinde 3.484,65 TL olmak üzere toplam 163.522,71 TL ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.
(1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, menfi tespit davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta takibin haksız olduğu anlaşılmış ise de; davacı şirketin hakim hissedarı olan dava dışı ...’nun kardeşi olan davalı ..., davacı şirketin bir dönem yönetim kurulu üyesi ve yine şirketin döviz bürosunda uzun süre çalışanı olup, davalı ...’in dava konusu bonoyu ...’dan davacı şirketin aleyhine bir borç yaratmak kastı ile bilerek aldığı ispat edilebilmiş değildir. İlk derece mahkemesince bu husus gözetilmeden davacı yararına kötü niyetli takip tazminatına hükmolunması yerinde olmamış, davalı ... vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ... Sözer'e verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838899000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz