Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3020 E. 2021/3932 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin bedelsizliği↗ menfi tespit davası↗ bedelsizlik↗ tespit davası↗ fatura↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi’nce, çekin bedelsiz olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının fatura tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2)İİK m. 72/5 hükmü; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz,” düzenlemesini içermektedir. Anılan hüküm uyarınca davacı borçlu lehine tazminata hükmolunması, bu yönde bir talep bulunmasına bağlıdır. Ancak eldeki davada davacı yandan sadır böyle bir talebe rastlanılmamış olup bu husus gözetilmeden davalı aleyhine kötü niyetli takip tazminatına hükmolunması ve bu yöne ilişen davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi doğru görülmediğinden, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4906 E. 2021/1399 K.
Ortak:menfi tespit davası · bedelsizlik · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, «çekin bedelsiz» olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının «fatura» tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, «menfi tespit» davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · kesin delil · yemin delili · yemin · kötü niyet tazminatı · ispat yükü
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı «bononun» verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, «yemin deliline» de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun e …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5187 E. 2021/4972 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Benzer bu karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahrifat · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · kesin hüküm
Benzer bu kararda… n murisleri ...’a aidiyeti konusunda emin bulunmamakla birlikte, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda imzanın kat’i şekilde muris ...’a aidiyeti konusunda «kesin» bir beyanda bulunulmadığı, ancak senedin miktarına yapılan “000” «tahrifatın» davalılar ... ve ... elinden çıktığının tespit edildiği, senedin ilk hali olan 150.000.000 TL (eski para) şekliyle tahrifata konu edildiği, bu şekilde senedin yeni …
Bu halde bozmaya uyularak verilen temyize konu işbu kararda davacılar yararına tazminata hükmolunması, «usuli kazanılmış hak» ilkesini de ihlal etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/696 E. 2022/6724 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Benzer bu kararda2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72/5. maddesine göre, borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
… edenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2) Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, «menfi tespit» davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · kötü niyet tazminatı · pasif husumet · bono · husumet yokluğu · vade · kötü niyet · usulden reddi
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının, davalı aleyhine talep ettiği «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine, davacının ...’ya açtığı davanın ise, «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/15838 esas sayılı takibe konu 300.000 TL bedelli, 23.05.2012 keşide tarihli, 31.12.2012 «vade» tarihli «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 6.
İlk Derece Mahkemesince, davacının «yetkisiz» kişi tarafından tanzim edilen bu «bono» nedeniyle davalı ...’e borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulüne, davacının, İstanbul 6.
… edenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. (2) Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4845 E. 2019/6083 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, «çekin bedelsiz» olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının «fatura» tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapalı fatura · imza incelemesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça ihdas edilen faturalara dayalı takip yapıldığı, davalı tarafça takibe dayanak faturaların «kapalı fatura» olduğunun ve dolayısıyla borcun da ödendiğinin iddia edildiği, yapılan «imza incelemesinde» faturalardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, bu haliyle faturaların açık fatura niteliğinde olduğu, sözleşme ilişkininin kabulü karşısında davalı tarafça faturalara dayalı borcun ödediğinin ispat edilmesi gerektiği, ödeme iddiasının da ispat edilmediği, alacağın likid olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatının» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu alacak bu haliyle önceden belirlenebilir, bilinebilir, hesap edilebilir nitelikte olup, davalı itirazının haksız olması nedeniyle iptaline karar verildiğine göre «icra inkar tazminatı» isteminin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/694 E. 2013/17954 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıdan 16.300,03 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3020 E. , 2021/3932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.10.2017 tarih ve 2015/1121 E- 2017/669 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.05.2019 tarih ve 2017/3421 E- 2019/840 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, ancak takibin haksız olduğunu, zira davacının davalıdan aldığı mal bedelini çekle ödediğini iddia ederek davacının davalıya takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça verilen çekin ödenmediğini, bu çekin davacıya iade edildiğini, davacının bu çeki arkasına kendi çalışanı ...'un adını yazarak tahsil ettiğini, bu kişinin de çek bedelini davacı ile organik bağı olan başka bir şirkete yatırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, çekin bedelsiz olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının fatura tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2)İİK m. 72/5 hükmü; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz,” düzenlemesini içermektedir. Anılan hüküm uyarınca davacı borçlu lehine tazminata hükmolunması, bu yönde bir talep bulunmasına bağlıdır. Ancak eldeki davada davacı yandan sadır böyle bir talebe rastlanılmamış olup bu husus gözetilmeden davalı aleyhine kötü niyetli takip tazminatına hükmolunması ve bu yöne ilişen davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi doğru görülmediğinden, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663250800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz