Çek İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4906 E. 2021/1399 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihdas nedeni↗ malen kaydı↗ talil↗ yemin deliline dayanma↗ kesin delil↗ menfi tespit davası↗ yemin delili↗ bedelsizlik↗ yemin↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ bono↗ kötü niyet↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca ihdas nedeni malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal teslim edilmediğini, senedin bedelsiz olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, malen kaydı olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme sebebini talil ettiği, bu durumda ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, borcun kesin delil ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça yemin deliline de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı bononun verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun ihdas nedeninin talil edildiği, ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, yemin deliline de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) İİK m. 72/5 hükmü; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz,” düzenlemesini içermektedir. Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, menfi tespit davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta takibin haksız olduğu anlaşılmış ise de kötü niyetle başlatıldığı ispat edilebilmiş değildir. İlk derece mahkemesince bu husus gözetilmeden davacı yararına kötü niyetli takip tazminatına hükmolunması ve bu yöne ilişen davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi doğru olmadığından, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6427 E. 2023/5942 K.
Ortak:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · kesin delil · yemin delili · bedelsizlik · yemin · kötü niyet tazminatı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı «bononun» verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, «yemin deliline» de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun e …
Benzer bu kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli ve 2016/719 E., 2018/147 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunun ispat edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiştir.
… 4.02.2019 tarihli ve 2018/1444 E., 2019/332 K. sayılı kararıyla; davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı «bononun» verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, «yemin deliline» de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun e …
… laştığını, tapuda taşınmazın devri sırasında banka ödemesinin sistemsel bir sorun nedeniyle gecikmesi üzerine davacıdan senet alındığını, senedin ödeme yapılmasının «teminatı» (güvence) olarak alındığını, aynı gün banka havalesi yoluyla ödemenin sağlanması üzerine senedin yırtıldığını, taraflar arasında başka bir ilişki bulunmadığını, ancak 18 ay sonra davacı aleyhine «kambiyo senedine» dayalı icra takibi başlattıklarını, senedin sahte olduğunu, imzanın davacıya ait olmadığını, takibe konu senedin «malen kaydını» taşıdığını ve ancak davalıların davacıya bir mal vermediklerini ileri sürerek anılan takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · kötüniyet tazminatı · kambiyo senedi · kazanılmış hak · kötüniyet · teminat
Benzer bu kararda… laştığını, tapuda taşınmazın devri sırasında banka ödemesinin sistemsel bir sorun nedeniyle gecikmesi üzerine davacıdan senet alındığını, senedin ödeme yapılmasının «teminatı» (güvence) olarak alındığını, aynı gün banka havalesi yoluyla ödemenin sağlanması üzerine senedin yırtıldığını, taraflar arasında başka bir ilişki bulunmadığını, ancak 18 ay sonra davacı aleyhine «kambiyo senedine» dayalı icra takibi başlattıklarını, senedin sahte olduğunu, imzanın davacıya ait olmadığını, takibe konu senedin «malen kaydını» taşıdığını ve ancak davalıların davacıya bir mal vermediklerini ileri sürerek anılan takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kapsamı gereğince «kötüniyet tazminatı» açısından değerlendirme yapıldığı, takibin haksız olduğu ancak kötü niyetle başlatıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne icra dosyasına konu 276.500,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… it ödeme olduğuna dair açıklama bulunmaması nedeniyle senet bedelinin ödendiğinin kabul edilemeyeceğini, ödeme ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının «yazılı delil» ile ispatlanacağını, hazırlık aşamasında davalıların taşınmazın satımı sırasında davacı tarafa elden borç para verildiği iddiasının mahkemede yapılmadığından «talil» sayılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3020 E. 2021/3932 K.
Ortak:menfi tespit davası · bedelsizlik · tespit davası · menfi tespit · dava sebebi
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, «menfi tespit» davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır.
Benzer bu karardaBorçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, «çekin bedelsiz» olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının «fatura» tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · fatura
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, «çekin bedelsiz» olarak iade edildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, davalının «fatura» tarihi itibariyle bir aylık süre ile verilen çeke istinaden 2 yıl sonra takip yapmasının kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3025 E. 2021/2800 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · bedelsizlik · bono
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan «menfi tespit davası» olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca «ihdas nedeni» malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal «teslim» edilmediğini, senedin «bedelsiz» olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, «malen kaydı» olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ... tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme «sebebini» «talil» ettiği, bu durumda «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, borcun «kesin delil» ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı «bononun» verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun «ihdas nedeninin» «talil» edildiği, «ispat yükünün» davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, «yemin deliline» de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun e …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · borçlu olunmadığının tespiti · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · yargılama gideri · haciz · kötüniyet · harç
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Yapılan yargılama esnasında davacı yalnızca 200.000.-TL tutar üzerinden dava açmakta haklı olduğuna göre mahkemece bu tutar üzerinden hesaplanacak nispi harçtan davalının sorumlu tutulması gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden «harç» hesabı yapılması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4906 E. , 2021/1399 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.03.2018 tarih ve 2016/719 E- 2018/147 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.02.2019 tarih ve 2018/1444 E- 2019/332 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının emlakçı olan davalılar aracılığı ile dükkan vasfında bir taşınmazın satın alınması konusunda anlaştığını, tapuda taşınmazın devri sırasında banka ödemesinin sistemsel bir sorun nedeniyle gecikmesi üzerine davacıdan senet alındığını, senedin ödeme yapılmasının teminatı (güvence) olarak alındığını, aynı gün banka havalesi yoluyla ödemenin sağlanması üzerine senedin yırtıldığını, taraflar arasında başka bir ilişki bulunmadığını, ancak 18 ay sonra davacı aleyhine Kuşadası 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/6285 sayılı takip dosyası ile davalıların kambiyo senedine dayalı takip başlattıklarını, senedin sahte olduğunu, imzanın davacıya ait olmadığını, takibe konu senedin malen kaydını taşıdığını ve ancak davalıların davacıya bir mal vermediklerini iddia ederek anılan takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, senedin sahte olmadığını, imzaların davacıya ait olduğunu, taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığını, banka dekontlarında görülen ödemenin davacı tarafından yapılmadığı gibi, banka havalesi ile ödemelerin senet tarihinden önce olması ve senede ait ödeme olduğuna dair açıklama bulunmaması nedeniyle senet bedelinin ödendiğinin kabul edilemeyeceğini, ödeme ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının yazılı delil ile ispatlanacağını, hazırlık aşamasında davalıların taşınmazın satımı sırasında davacı tarafa elden borç para verildiği iddiasının mahkemede yapılmadığından talil sayılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davanın kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, davacı vekilinin, senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca ihdas nedeni malen olan takip konusu bonoyla ilgili olarak mal teslim edilmediğini, senedin bedelsiz olduğu iddiasıyla borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından 2 adet senedin imzalandığı, birinin Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/9945 soruşturma sayılı dosyasında mevcut yırtılmış senet olduğu, malen kaydı olan diğer senedin ise icra takibine konu edildiği, yırtık senedin tarafların ve tanık ...'ın beyanından taşınmaz alımı için düzenlenmiş olduğu ve taşınmaz bedelinin davacı tanığı olan ...
tarafından banka havalesi yolu ile ödendiği, ancak davalıların takibe ve davaya konu senetle ilgili soruşturma dosyasında 07.02.2017 tarihli ifadelerinde senet düzenleme sebebiyle ilgili olarak borç para verildiğini beyan ettikleri, davalı tarafın malen kaydı bulunan ikinci senedin düzenlenme sebebini talil ettiği, bu durumda ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, borcun kesin delil ile ispatlanması gerektiği, davalı tarafa borca dayanak belgeleri sunması konusunda süre verildiği, verilen sürede sunulmadığı, açıkça yemin deliline de dayanılmadığı ve davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalıların senet ile ilgili olarak başlatılan hazırlık soruşturmasında borç verilen para karşılığı bononun verildiğini savunduğu, bu şekilde bononun ihdas nedeninin talil edildiği, ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalıların borç verdikleri yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, yemin deliline de dayanmadıkları, davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) İİK m. 72/5 hükmü; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz,” düzenlemesini içermektedir. Bu hüküm uyarınca davacı takip borçlusu lehine tazminata hükmolunabilmesi, menfi tespit davasına konu takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatılmasına bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta takibin haksız olduğu anlaşılmış ise de kötü niyetle başlatıldığı ispat edilebilmiş değildir.
İlk derece mahkemesince bu husus gözetilmeden davacı yararına kötü niyetli takip tazminatına hükmolunması ve bu yöne ilişen davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmesi doğru olmadığından, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 18.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/646411400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz