Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1649 E. 2022/6073 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eski hale getirme↗ istinaf başvurusunun reddi↗ ön inceleme duruşması↗ münhasırlık↗ istinaf incelemesi↗ muvafakat↗ maddi tazminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin işletmesinin faaliyete geçmesinden sonra zorunluluk gerektirmeyen dış cephe değişiklikleri ve asansör eklentisinin davacının muvafakati alınmadan yapıldığından davacının 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu, davacının 27/11/2012 tarihli celsede maddi zararı olmadığını beyan ettiği, davacının eski hale getirme talebinin davalının binada mülkiyet hakkının bulunmadığı ve kat maliki olmadığından ve eski hale getirilme talebinin kat maliklerine yöneltilen bir dava ile mümkün olabileceği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kabulüne, maddi tazminat ve eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince, duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu binanın mimarı olduğu, mimari projenin davacı tarafından çizildiği ve 12/05/1982 tarihinde onaylandığı, mimari projede ilki 22/04/1985, ikincisi 09/10/2009 tarihli olmak üzere 2 kez tadilat yapıldığı, binanın mimari projesinin başlangıçta konut işlevli bağımsız bölümlerden oluşmakta iken tadilat projeleri ile ilk iki katın iş yerine dönüştürüldüğü, ilk tadilat projesinin yine davacı tarafından yapıldığı, ikinci tadilat projesinin ise davacının muvafakati ile dava dışı başka bir mimar tarafından yapıldığı, alınan 10/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve mimari proje ve tadilat projelerinden, davalı tarafından kiracı olarak kullanılan ilk iki katın dış cephesinde yapılan değişikliklerin ve asansörün davacının muvafakatinin bulunduğu 09/10/2009 tarihli tadilat projesine uygun olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacının yapının eski hale getirilmesi yönündeki talebinin ve buna ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Safahati yukarıda özetlenen uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat talebinin kabulüne, eski hale getirme talebinin ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince redde konu eski hale getirme talebi bakımından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, 05/03/2020 tarihli tensip zaptıyla, mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edildiği belirtildikten sonra istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına ve yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş ve benimsenen bu rapor doğrultusunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf mahkemesinin, eski hale getirme talebinin reddine dair gerekçesinin ilk derece mahkemesinin gerekçesinden farklı hatta bazı hususlar bakımdan tam tersi olduğu görülmektedir. Zira davacı 2009 tarihinde dava konusu binada tadilat yapılmasına muvafakat etmiş olup, ilk derece mahkemesince, davalı tarafından yapılan tadilatın muvafakat kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılmışken, istinaf mahkemesince ise tam tersine tadilatın muvafakat kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak bölge adliye mahkemesince yukarıda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde inceleme yapılması ve gerekçenin değiştirilmiş olması durumunda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu durum ise kanuna açık bir aykırılık oluşturur ve re’sen bozma nedeni teşkil eder.
7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 356. maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren 2. fıkra, yukarıda belirtilen hallerde, farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve HMK’nın 354. maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde bir inceleme yapılması halinde, 356/2. maddede değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, yeniden esas hakkında bir karardır. Tüm bu nedenlerle, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4266 E. 2024/2020 K.
Ortak:eski hale getirme · istinaf incelemesi · muvafakat · maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… m dosya kapsamına göre, davalı şirketin işletmesinin faaliyete geçmesinden sonra zorunluluk gerektirmeyen dış cephe değişiklikleri ve asansör eklentisinin davacının «muvafakati» alınmadan yapıldığından davacının 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu, davacının 27/11/2012 tarihli celsede maddi zararı olmadığını beyan ettiği, davacının «eski hale getirme» talebinin davalının binada mülkiyet hakkının bulunmadığı ve kat maliki olmadığından ve eski hale getirilme talebinin kat maliklerine yöneltilen bir dava ile mümkün olabileceği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kabulüne, «maddi tazminat» ve eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince, duruşmalı olarak yapılan «istinaf incelemesi» ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu binanın mimarı olduğu, mimari projenin davacı tarafından çizildiği ve 12/05/1982 tarihinde onaylandığı, mimari projede ilki 22/04/1985, ikincisi 09/10/2009 tarihli olmak üzere 2 kez tadilat yapıldığı, binanın mimari projesinin başlangıçta konut işlevli bağımsız bölümlerden oluşmakta iken tadilat projeleri ile ilk iki katın iş yerine dönüştürüldüğü, ilk tadilat projesinin yine davacı tarafından yapıldığı, ikinci tadilat projesinin ise davacının «muvafakati» ile dava dışı başka bir mimar tarafından yapıldığı, alınan 10/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve mimari proje ve tadilat projelerinden, davalı tarafından k …
1- Safahati yukarıda özetlenen uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat talebinin kabulüne, «eski hale getirme» talebinin ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince redde konu eski hale getirme talebi bakımından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Benzer bu kararda… 90 K. sayılı kararıyla; davalı şirketin işletmesinin faaliyete geçmesinden sonra zorunluluk gerektirmeyen dış cephe değişiklikleri ve asansör eklentisinin davacının «muvafakati» alınmadan yapıldığını, davacının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan (5846 sayılı Kanun) kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu, davacının 27.11.2012 tarihli celsede maddi zararı olmadığını beyan ettiği, davacının «eski hale getirme» talebinin davalının binada mülkiyet hakkının bulunmaması, kat maliki olmaması ve eski hale getirilme talebinin kat maliklerine yöneltilen bir dava ile mümkün olabileceği nedenleriyle reddinin gerektiği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kabulüne, «maddi tazminat» ve eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece dış cephe değişikliklerinin ve asansör eklentisinin davacının «muvafakati» alınmadan yapıldığı, davacının 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu, davacının maddi zararı olmadığını beyan ettiği, «eski hale getirme» talebinin davalının binada mülkiyet hakkının bulunmaması, kat maliki olmaması ve eski hale getirilme talebinin kat maliklerine yöneltilen bir dava ile mümkün olabileceği nedenleriyle reddinin gerektiği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kabulüne, «maddi tazminat» ve eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir.
… iken tadilat projeleri ile ilk iki katın iş yerine dönüştürüldüğü, ilk tadilat projesinin yine davacı tarafından yapıldığı, ikinci tadilat projesinde ise davacının «muvafakati» ile dava dışı başka bir mimar tarafından yapıldığı, davalı tarafından kiracı olarak kullandığı ilk iki katın dış cephesinde yapılan değişikliklerin ve asansörün davacının muvafakatinin bulunduğu 09.10.2009 tarihli tadilat projesine uygun olduğu, davalı tarafça bina üzerinde yapılan değişikliklerin 5846 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil etmediği, ilk derece mahkemesince manevi tazminat talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça harcı yatırılmak suretiyle yapılmış bir istinaf başvurusu bulunmadığı, bu durumun davacı yönünden «usuli kazanılmış hak» meydana getirdiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi karanının kaldırılmasına, «maddi tazminat» ve eserin eski hale getirilmesi talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu kararda… iken tadilat projeleri ile ilk iki katın iş yerine dönüştürüldüğü, ilk tadilat projesinin yine davacı tarafından yapıldığı, ikinci tadilat projesinde ise davacının «muvafakati» ile dava dışı başka bir mimar tarafından yapıldığı, davalı tarafından kiracı olarak kullandığı ilk iki katın dış cephesinde yapılan değişikliklerin ve asansörün davacının muvafakatinin bulunduğu 09.10.2009 tarihli tadilat projesine uygun olduğu, davalı tarafça bina üzerinde yapılan değişikliklerin 5846 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil etmediği, ilk derece mahkemesince manevi tazminat talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça harcı yatırılmak suretiyle yapılmış bir istinaf başvurusu bulunmadığı, bu durumun davacı yönünden «usuli kazanılmış hak» meydana getirdiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi karanının kaldırılmasına, «maddi tazminat» ve eserin eski hale getirilmesi talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
O halde ilk derece mahkemesince esere tecavüzün varlığı yönündeki tespite ilişkin davalı tarafından istinaf veya temyiz yoluna başvurulmaması göz önüne alındığında, davacı bakımından bu hususta «usuli kazanılmış hak» oluştuğunun kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/611 E. 2018/2137 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı ...'in proje müellifliğinin sonlandırılabileceği yönünde bir görüş ve kanaat oluştuğu, gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...'in proje müellifliğinin sonlandırılmasına, davacı tarafa yeni bir proje müellifiyle sözleşme yapabilmesi için «yetki» verilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 18.01.2012 tarihli «ihtarnamede» inşaatın gerçekleştirilmesi için onaylı mimari proje dışında kalan kısımlar bakımından tadilat projesi çizilmesi talep edilmiştir.
-
Tecavüzün önlenmesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3063 E. 2020/1090 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · derdestlik · taraf ehliyeti · ihtar · ihtarname · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, taraflar arasında muhtelif konularda «derdest» davaların bulunduğu, eldeki davanın mahiyeti gereği diğer davaların beklenilmesine gerek olmadığı, davacıların «aktif husumet ehliyetlerinin» olduğu, mimari projenin FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu, FSEK 16/2 maddesi kapsamında zorunlu değişiklikler için eser sahibinin izninin gerekmediği, beledi …
Noterliği’nin 29.08.2016 tarih, 26126 yevmiye numaralı «ihtarname» ve ekinde tadilat projesi davacı şirkete gönderilerek, gönderilen tadilat projesinin onaylanıp belediyeye «teslim» edilmesi «ihtar» edilmiştir.
… ili mali hakka geçerli bir sözleşme sonucu devren sahip olan davalı şirketin, anılan haktan istifade için gerçekleştirilmesi zorunlu ve gerekli değişiklikleri yapma «yetkisinin», FSEK'in 16/2. maddesi hükmünün gereği olduğu, kaldı ki önceden hazırlanıp onaylanan ve buna göre verilen yapı ruhsatı, emsal değişikliği nedeniyle iptal edildiğin …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3101 E. 2019/4685 K.
Ortak:muvafakat
İncelediğiniz kararda… m dosya kapsamına göre, davalı şirketin işletmesinin faaliyete geçmesinden sonra zorunluluk gerektirmeyen dış cephe değişiklikleri ve asansör eklentisinin davacının «muvafakati» alınmadan yapıldığından davacının 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu, davacının 27/11/2012 tarihli celsede maddi zararı olmadığını beyan ettiği, davacının «eski hale getirme» talebinin davalının binada mülkiyet hakkının bulunmadığı ve kat maliki olmadığından ve eski hale getirilme talebinin kat maliklerine yöneltilen bir dava ile mümkün olabileceği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kabulüne, «maddi tazminat» ve eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince, duruşmalı olarak yapılan «istinaf incelemesi» ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu binanın mimarı olduğu, mimari projenin davacı tarafından çizildiği ve 12/05/1982 tarihinde onaylandığı, mimari projede ilki 22/04/1985, ikincisi 09/10/2009 tarihli olmak üzere 2 kez tadilat yapıldığı, binanın mimari projesinin başlangıçta konut işlevli bağımsız bölümlerden oluşmakta iken tadilat projeleri ile ilk iki katın iş yerine dönüştürüldüğü, ilk tadilat projesinin yine davacı tarafından yapıldığı, ikinci tadilat projesinin ise davacının «muvafakati» ile dava dışı başka bir mimar tarafından yapıldığı, alınan 10/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve mimari proje ve tadilat projelerinden, davalı tarafından k …
Zira davacı 2009 tarihinde dava konusu binada tadilat yapılmasına «muvafakat» etmiş olup, ilk derece mahkemesince, davalı tarafından yapılan tadilatın muvafakat kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılmışken, istinaf mahkemesince ise tam tersine tadilatın muvafakat kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Benzer bu karardaSöz konusu imalatların zorunlu ve gerekli olduğunun kabulü halinde, davalı onaylı mimari projede bulunmayan bu değişikliklere yönelik bir tadilat projesi çizimine «muvafakat» vermemesi MK’nın 2. maddesine aykırılık oluşturur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:telafisi imkansız zarar · dürüstlük kuralı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… un için mimari projede tadilat talep ettiği, davalı mimarın davacının bu talebine cevap vermediği, bu sebeple davacının mimari projeye aykırı yapı yapması sebebiyle «telafisi imkansız zarara» neden olacağı ve bu hususun devam edeceği anlaşıldığından, davalının tadilat projesi yapmaması TMK 2. maddesindeki «dürüstlük kuralına» aykırı olduğundan BK 97 ve TBK 113 maddesi gereği davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
… ilkeleri de gözönüne alacak şekilde mütalaa alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı talebinin uzunca bir süredir askıda kalmasının «telafisi imkansız zarara» neden olacağı bu durumun da MK’nın 2. maddesine aykırılık oluşturduğu şeklindeki yetersiz, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi görüşü benimsenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4688 E. 2013/9246 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1649 E. , 2022/6073 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 02.10.2018 tarih ve 2016/738 E- 2018/690 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.10.2020 tarih ve 2019/26 E- 2020/780 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin fenni mesulu ve proje mimarı olduğu Mersin ili Yenişehir ilçesi Bahçe mah. 625 ada 18 nolu parselde kayıtlı Nezihe Şener apartmanı adlı binanın FSEK'e göre eser niteliğinde olduğunu, binanın kendi hususiyetini taşıdığını, görsel anlamda da estetik değere sahip, mimari güzel sanat eseri ve FSEK madde 4 uyarınca koruma altında olduğunu, bina dış cephesinde bilgisi ve rızası dışında değişiklik yapıldığını, eser sahibi olarak itibarına zarar verdiğini, davalı tarafından yapılan keyfi değişikliğin herhangi bir zorunluluktan kaynaklanmadığını ve haksız olduğunu ileri sürerek binanın eski hale getirilmesine ve 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazda kiracı olduğunu, "Addax" isimli işletmesinin faaliyet gösterdiğini, müvekkilinden önce Özel Akdeniz Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin faaliyet gösterdiğini, önceki kiracının tadilat yaptığını, söz konusu tadilatlarla ilgili de apartman sakinlerinden oy birliği ile izin alındığını, dava konusu binanın FSEK anlamında estetik değere sahip olmadığından eser niteliğinde olmadığını, yapılan tadilatların projeye ve bina bütünlüğüne zarar verici nitelikte olmadığını, davacının şeref ve haysiyetine zarar vermediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin işletmesinin faaliyete geçmesinden sonra zorunluluk gerektirmeyen dış cephe değişiklikleri ve asansör eklentisinin davacının muvafakati alınmadan yapıldığından davacının 5846 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği, davacının manevi tazminat talebinin haklı olduğu, davacının 27/11/2012 tarihli celsede maddi zararı olmadığını beyan ettiği, davacının eski hale getirme talebinin davalının binada mülkiyet hakkının bulunmadığı ve kat maliki olmadığından ve eski hale getirilme talebinin kat maliklerine yöneltilen bir dava ile mümkün olabileceği gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kabulüne, maddi tazminat ve eski hale getirme talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince, duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu binanın mimarı olduğu, mimari projenin davacı tarafından çizildiği ve 12/05/1982 tarihinde onaylandığı, mimari projede ilki 22/04/1985, ikincisi 09/10/2009 tarihli olmak üzere 2 kez tadilat yapıldığı, binanın mimari projesinin başlangıçta konut işlevli bağımsız bölümlerden oluşmakta iken tadilat projeleri ile ilk iki katın iş yerine dönüştürüldüğü, ilk tadilat projesinin yine davacı tarafından yapıldığı, ikinci tadilat projesinin ise davacının muvafakati ile dava dışı başka bir mimar tarafından yapıldığı, alınan 10/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve mimari proje ve tadilat projelerinden, davalı tarafından kiracı olarak kullanılan ilk iki katın dış cephesinde yapılan değişikliklerin ve asansörün davacının muvafakatinin bulunduğu 09/10/2009 tarihli tadilat projesine uygun olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacının yapının eski hale getirilmesi yönündeki talebinin ve buna ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Safahati yukarıda özetlenen uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat talebinin kabulüne, eski hale getirme talebinin ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince redde konu eski hale getirme talebi bakımından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, 05/03/2020 tarihli tensip zaptıyla, mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edildiği belirtildikten sonra istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına ve yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş ve benimsenen bu rapor doğrultusunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf mahkemesinin, eski hale getirme talebinin reddine dair gerekçesinin ilk derece mahkemesinin gerekçesinden farklı hatta bazı hususlar bakımdan tam tersi olduğu görülmektedir.
Zira davacı 2009 tarihinde dava konusu binada tadilat yapılmasına muvafakat etmiş olup, ilk derece mahkemesince, davalı tarafından yapılan tadilatın muvafakat kapsamında olmadığı sonucuna ulaşılmışken, istinaf mahkemesince ise tam tersine tadilatın muvafakat kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak bölge adliye mahkemesince yukarıda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde inceleme yapılması ve gerekçenin değiştirilmiş olması durumunda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu durum ise kanuna açık bir aykırılık oluşturur ve re’sen bozma nedeni teşkil eder.
7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 356. maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren 2. fıkra, yukarıda belirtilen hallerde, farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve HMK’nın 354. maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde bir inceleme yapılması halinde, 356/2. maddede değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, yeniden esas hakkında bir karardır. Tüm bu nedenlerle, HMK m.
353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.09.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838251300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz