Borçlu olunmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3193 E. 2022/5472 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun ifası↗ ihtarat↗ cari hesap alacağı↗ mazeret↗ ek mehil↗ karine↗ usulüne uygun tebliğ↗ vekile tebliğ↗ cari hesap↗ kötüniyet tazminatı↗ ara karar↗ kesin süre↗ kötüniyet↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.02.2013 tarihli Mersin-Silifke-Taşucu beldesindeki “Komşu Mağazaları”nın isim hakkı devir sözleşmesi yapıldığı, davaya konu 25.06.2013 ve 25.08.2013 vadeli toplam 30.000,00 TL bedeli senetlerin de bu sözleşme kapsamında verildiğinin tarafların kabulünde olduğu, davacının senet bedellerini ödediğini iddia ettiği ve bu senetlerin vadesinden sonraki tarihlere ilişkin ödeme belgelerinin sunulduğu, vadeden sonra banka havalesi yoluyla yapılan bu ödemelerin mevcut bir borcun ifası amacıyla yapıldığının karine olarak kabul edildiği, yapılan bu ödemelerin varlığının davalı tarafça da kabul edildiği ancak bu ödemelerin cari hesap alacağına mahsuben yapıldığının savunulduğu, davalıya işbu savunmasına binaen iddia ettiği alacağın varlığına ilişkin olarak ispat imkanı tanınıp delillerini sunması için süre verildiği ancak verilen sürede delillerini dosyaya sunmadığı, toplanan delillere göre de davacının davaya konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının işbu takibi açmakta haksız ve kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispatlanamadından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 20/02/2017 tarihli ve 2016/6327-2017/1243 sayılı bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gereği usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmemiştir. Mahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı ara karar oluşturulmuştur. Davalı vekilinin mazeretinin kabul edilmiş olması ancak ara kararın davalı vekiline tebliğ edilmemiş olması ayrıca vekile verilen mehilin kesin bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde ibraz etmediği yönündeki kabulü doğru değildir. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda davalıya iddiasını ispat için kesin süre içeren mehil verilerek buna dair ihtaratın usulüne uygun tebliği sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3923 E. 2021/4391 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Davalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 05.03.2015 tarihinde davacı vekilinin takip etmemesi nedeni ile «dosyanın işlemden kaldırıldığı», 10.11.2017 tarihli duruşmada da davacı vekili takip etmediğinden dosyanın işlemden kaldırıldığı, 20.03.2018 tarihli duruşmada tarafların gelmediği, davalı vekilinin 19.03.2018 tarihinde dilekçesini sunduğu bu hususun duruşma tutanağına geçtiği ancak «mazeretin» değerlendirilmediği, davacı vekilinin 20.03.2018 tarihli duruşmaya katılmadığı, 21.03.2018 tarihli «yenileme dilekçesi» verilmesiyle sehven yenileme tensip tutanağı düzenlendiği, davalı vekilinin 02.10.2019 tarihli celsede davayı takip etmediklerine ilişkin beyanları olmakla ve HMK 150/6 madde uyarınca ilk yenilemeden sonra birden fazla «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle HMK 150/6 madde uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
20.03.2018 tarihli celseye davalı vekili gelmemiş ise de bu celse için «mazeret dilekçesi» sunmuştur.
Mahkemece celse sırasında davalı vekilinin «mazeret dilekçesi» hususunda olumlu «olumsuz» karar verilmemesi nedeniyle «dosyanın işlemden kaldırılması» doğru olmadığından mahkemece bozmaya uyulup yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken davalı vekilinin davayı takip etmedikleri yönündeki beyanı doğrultusunda yeniden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme dilekçesi · mazeret dilekçesi · dosyanın işlemden kaldırılması · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 05.03.2015 tarihinde davacı vekilinin takip etmemesi nedeni ile «dosyanın işlemden kaldırıldığı», 10.11.2017 tarihli duruşmada da davacı vekili takip etmediğinden dosyanın işlemden kaldırıldığı, 20.03.2018 tarihli duruşmada tarafların gelmediği, davalı vekilinin 19.03.2018 tarihinde dilekçesini sunduğu bu hususun duruşma tutanağına geçtiği ancak «mazeretin» değerlendirilmediği, davacı vekilinin 20.03.2018 tarihli duruşmaya katılmadığı, 21.03.2018 tarihli «yenileme dilekçesi» verilmesiyle sehven yenileme tensip tutanağı düzenlendiği, davalı vekilinin 02.10.2019 tarihli celsede davayı takip etmediklerine ilişkin beyanları olmakla ve HMK 150/6 madde uyarınca ilk yenilemeden sonra birden fazla «takipsiz» bırakıldığı gerekçesiyle HMK 150/6 madde uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece celse sırasında davalı vekilinin «mazeret dilekçesi» hususunda olumlu «olumsuz» karar verilmemesi nedeniyle «dosyanın işlemden kaldırılması» doğru olmadığından mahkemece bozmaya uyulup yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken davalı vekilinin davayı takip etmedikleri yönündeki beyanı doğrultusunda yeniden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
20.03.2018 tarihli celseye davalı vekili gelmemiş ise de bu celse için «mazeret dilekçesi» sunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1270 E. 2013/18287 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Davalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, 22.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiği halde usulüne uygun davetiye ile duruşma günü bildirilmeden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 12/06/2012 tarihli duruşmada takip edilmemesi nedeniyle «işlemden kaldırıldığı», işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren de HMK'nın 150. maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde «yenilenmediği», gerekçesiyle davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiği halde usulüne uygun davetiye ile duruşma günü bildirilmeden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10476 E. 2016/5047 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Davalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Benzer bu karardaAncak, dosyanın 04/09/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», davacı tarafça 24/12/2014 tarihli celsede de 2. kez «takipsiz» bırakıldığından bahisle hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından 22/12/2014 tarihinde UYAP sistemi üzerinden «mazeret dilekçesi» gönderildiği anlaşılmakla, işbu mazeret dilekçesi ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılıp, bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma · ortaklar kurulu kararı · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · olumsuz oy · geçersizlik
Benzer bu karardaDavacı tarafça, imzasını taşımayan «ortaklar kurulu» kararı ve «yetkisiz» vekaletnameye bağlı pay devirlerinin hukuken «geçersiz» temel ilişkiye dayanmaları sebebiyle iptali ve «kaydın» eski hale getirilmesi istemi ile açılan davada, «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Ancak, dosyanın 04/09/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», davacı tarafça 24/12/2014 tarihli celsede de 2. kez «takipsiz» bırakıldığından bahisle hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili tarafından 22/12/2014 tarihinde UYAP sistemi üzerinden «mazeret dilekçesi» gönderildiği anlaşılmakla, işbu mazeret dilekçesi ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılıp, bu hususta olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyanın 04/09/2014 tarihinde «işlemden kaldırıldığı», davacı vekilinin 24/12/2014 tarihli celsede de davayı takip etmemesi nedeniyle 2. kez işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın HMK'nın 320/«son» maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11611 E. 2016/8322 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Davalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı gibi «mazeret dilekçesi» de göndermediği için «dosyanın işlemden kaldırıldığı», bu tarihten itibaren üç aylık yasal sürede de dosyanın «yenilenmediği» gerekçesiyle HMK'nın 150. maddesi uyarınca 22/08/2014 tarihi itibariyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.05.2014 tarihli celsede, davacılar vekilinin katılmadığı ve «mazeret» de bildirmediği gerekçesiyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş, üç aylık yasal sürede de dosya «yenilenmediği» için «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Ancak, davacılar vekilinin sunduğu belgelere göre, duruşma günü Isparta Mahkemeleri aracılığıyla «mazeret dilekçesi» sunulduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · hisse devrinin iptali · dosyanın işlemden kaldırılması · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · hisse devri · açılmamış sayılma · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı gibi «mazeret dilekçesi» de göndermediği için «dosyanın işlemden kaldırıldığı», bu tarihten itibaren üç aylık yasal sürede de dosyanın «yenilenmediği» gerekçesiyle HMK'nın 150. maddesi uyarınca 22/08/2014 tarihi itibariyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.05.2014 tarihli celsede, davacılar vekilinin katılmadığı ve «mazeret» de bildirmediği gerekçesiyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş, üç aylık yasal sürede de dosya «yenilenmediği» için «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacı vekilinin «mazeretinin» değerlendirilmesi ve olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, şirket hisselerini devralan davalının hisse bedellerini ödememesi nedeniyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9420 E. 2015/12593 K.
Ortak:ihtarat · ek mehil · ara karar · ibraz · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaDavalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda davalıya iddiasını ispat için «kesin süre» içeren «mehil» verilerek buna dair «ihtaratın» «usulüne uygun tebliği» sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 29/04/2014 tarihli celsede iki nolu «ara» karar gereğince davaya esas «ticari defterlerini» sunması için taraflara «kesin mehil» verildiği ve «ihtarat» yapıldığı, davacı vekilinin belirlenen inceleme gününde hazır bulunmadığı gibi ticari defter ve kayıtlarını da dosyaya sunmadığı, bu durumda incelemenin dosyadaki …
… cak kalemleri yönünden denetime esas olacak şekilde rapor aldırılmasına, inceleme gün ve saatine kadar her iki taraf vekillerine dayandıkları tüm dayanak delilleri, «ticari defterler» ....vs. sunmaları yönünde inceleme gün ve saatine kadar «kesin mehil» verilmesine, mehil kesin olup bu yönde bir daha mehil verilmeyeceği yönünde taraf vekillerine «ihtarat» yapılmasına” şeklinde «ara» karar oluşturulduğu, ancak davacı tarafından dosyaya ticari defter ve belgelerin sunulmaması üzerine davalı tarafın sunduğu deliller üzerinden hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak borcun sûkut ettiğine kanaat getirilmiş ise de; mahkemece verilen kesin mehilin sonuçları açıkça anlatılıp «ihtar» edilmeden usulüne uygun kesin mehil verildiğinden de bahsedilemez.
Bu hususlar ve davacının düzenlediği faturaların davalı «defterinde» kayıtlı olduğunun belirlenmesine davalının düzenlediği borcu sona erdiren faturaların ise davacı tarafından «ibraz» edilen hesap ekstresine göre kısmen davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun anlaşılmasına, «ticari defterlerin», sahibi lehine delil vasfına haiz olması için eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrular nitelikte olması, yanında, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerektiği gözetilmeksizin sadece davalının ticari defter ve kayıtları esas alınarak hükmün tesis edilmesi doğru olmamış, bozmayı ge …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · şirket merkezi mahkemesi · ilamsız icra takibi · ticari defter kayıtları · taşıma sözleşmesi · ihtar · ticari defter · e-defter
Benzer bu kararda… cak kalemleri yönünden denetime esas olacak şekilde rapor aldırılmasına, inceleme gün ve saatine kadar her iki taraf vekillerine dayandıkları tüm dayanak delilleri, «ticari defterler» ....vs. sunmaları yönünde inceleme gün ve saatine kadar «kesin mehil» verilmesine, mehil kesin olup bu yönde bir daha mehil verilmeyeceği yönünde taraf vekillerine «ihtarat» yapılmasına” şeklinde «ara» karar oluşturulduğu, ancak davacı tarafından dosyaya ticari defter ve belgelerin sunulmaması üzerine davalı tarafın sunduğu deliller üzerinden hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak borcun sûkut ettiğine kanaat getirilmiş ise de; mahkemece verilen kesin mehilin sonuçları açıkça anlatılıp «ihtar» edilmeden usulüne uygun kesin mehil verildiğinden de bahsedilemez.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 29/04/2014 tarihli celsede iki nolu «ara» karar gereğince davaya esas «ticari defterlerini» sunması için taraflara «kesin mehil» verildiği ve «ihtarat» yapıldığı, davacı vekilinin belirlenen inceleme gününde hazır bulunmadığı gibi ticari defter ve kayıtlarını da dosyaya sunmadığı, bu durumda incelemenin dosyadaki …
Bu hususlar ve davacının düzenlediği faturaların davalı «defterinde» kayıtlı olduğunun belirlenmesine davalının düzenlediği borcu sona erdiren faturaların ise davacı tarafından «ibraz» edilen hesap ekstresine göre kısmen davacı defterlerinde kayıtlı olduğunun anlaşılmasına, «ticari defterlerin», sahibi lehine delil vasfına haiz olması için eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrular nitelikte olması, yanında, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş «ticari defterlerindeki kayıtların» bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer «kesin» delillerle ispatlanmamış olması gerektiği gözetilmeksizin sadece davalının ticari defter ve kayıtları esas alınarak hükmün tesis edilmesi doğru olmamış, bozmayı ge …
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Kıymetli evrak iptal | Çek iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4008 E. 2014/10056 K.
Ortak:mazeret
İncelediğiniz karardaMahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Davalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · kıymetli evrak iptali · dosyanın işlemden kaldırılması · kıymetli evrak · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5359 E. 2014/9189 K.
Ortak:ihtarat · mazeret · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamı doğrultusunda davalıya iddiasını ispat için «kesin süre» içeren «mehil» verilerek buna dair «ihtaratın» «usulüne uygun tebliği» sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davalı vekilinin «mazeretinin» kabul edilmiş olması ancak «ara» kararın davalı «vekiline tebliğ» edilmemiş olması ayrıca vekile verilen «mehilin» «kesin» bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde «ibraz» etmediği yönündeki kabulü doğru değildir.
Mahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin «mazeretinin» kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı «ara» karar oluşturulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, 13.10.2011 tarihli celsede, yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 114/g maddesi uyarınca yargılamanın sürdürülmesi için gerekli «tebligat», diğer işlemler ve dayandığı delillere ilişkin ...'nca yayınlanan tarifede belirlenen asgari giderleri yatırması için davacı vekiline usulüne uygun «ihtarat» yapılıp «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin usulüne uygun verilen kesin süreye ve ihtarata rağmen belirlenen avansı yatırmadığı, geçerli bir «mazeret» de sunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115. maddelerinin 01.10.2011 tarihi itibariyle açılacak ve «derdest» tüm davalarda derhal uygulanması gerekçesiyle davanın dava şartları yokluğundan usulen reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizc …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · derdestlik · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, 13.10.2011 tarihli celsede, yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 114/g maddesi uyarınca yargılamanın sürdürülmesi için gerekli «tebligat», diğer işlemler ve dayandığı delillere ilişkin ...'nca yayınlanan tarifede belirlenen asgari giderleri yatırması için davacı vekiline usulüne uygun «ihtarat» yapılıp «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin usulüne uygun verilen kesin süreye ve ihtarata rağmen belirlenen avansı yatırmadığı, geçerli bir «mazeret» de sunmadığı, 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115. maddelerinin 01.10.2011 tarihi itibariyle açılacak ve «derdest» tüm davalarda derhal uygulanması gerekçesiyle davanın dava şartları yokluğundan usulen reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizc …
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, «borcu üstlenen» ... vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3193 E. , 2022/5472 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.11.2020 tarih ve 2019/195 E. - 2020/802 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin isim hakkını, Mersin İli Silifke İlçesi Taşucu Beldesi'nde kullanmak üzere 200.000,00 TL bedelle satın aldığını, bedelin bir kısmını nakit olarak verdiğini, bir kısmını ise Şubat – Ekim 2013 tarihleri arasındaki aylarda ödenmek üzere sıralı senetler verdiğini, verilen senet bedellerinin tümünün ödendiğini, buna rağmen 25.06.2013 vadeli 15.000,00 TL bedelli senet ile 25.08.2013 vadeli 15.000,00 TL bedelli senetlerin tahsili için davalı tarafça Silifke İcra Müdürlüğü'nün 2013/6696 esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibe konu senetlerden dolayı borçlu bulunmadıklarının tespiti ile %40 tazminat ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında 01.02.2013 tarihli sözleşme imzalandığını ve bu sözleşme gereğince takip ve dava konusu senetler düzenlendiğini, takibe konu senet bedellerinin ödenmediğini, devir dışında da kurulan ilişki çerçevesinde taraflar arasında alacak verecek ilişkisi mevcut olduğunu senetlerin halen davalı müvekkil elinde olmasının bedellerinin ödenmediğini gösterdiğini belirterek davanın reddini ve %20 tazminat ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olup toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.02.2013 tarihli Mersin-Silifke-Taşucu beldesindeki “Komşu Mağazaları”nın isim hakkı devir sözleşmesi yapıldığı, davaya konu 25.06.2013 ve 25.08.2013 vadeli toplam 30.000,00 TL bedeli senetlerin de bu sözleşme kapsamında verildiğinin tarafların kabulünde olduğu, davacının senet bedellerini ödediğini iddia ettiği ve bu senetlerin vadesinden sonraki tarihlere ilişkin ödeme belgelerinin sunulduğu, vadeden sonra banka havalesi yoluyla yapılan bu ödemelerin mevcut bir borcun ifası amacıyla yapıldığının karine olarak kabul edildiği, yapılan bu ödemelerin varlığının davalı tarafça da kabul edildiği ancak bu ödemelerin cari hesap alacağına mahsuben yapıldığının savunulduğu, davalıya işbu savunmasına binaen iddia ettiği alacağın varlığına ilişkin olarak ispat imkanı tanınıp delillerini sunması için süre verildiği ancak verilen sürede delillerini dosyaya sunmadığı, toplanan delillere göre de davacının davaya konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının işbu takibi açmakta haksız ve kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispatlanamadından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 20/02/2017 tarihli ve 2016/6327-2017/1243 sayılı bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gereği usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmemiştir. Mahkemece, 4 numaralı celsede davalı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilmiş olup yine aynı celse, davalı vekiline delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine dair 2 numaralı ara karar oluşturulmuştur. Davalı vekilinin mazeretinin kabul edilmiş olması ancak ara kararın davalı vekiline tebliğ edilmemiş olması ayrıca vekile verilen mehilin kesin bir süreyi içermemesi nedeniyle mahkemenin, davalı vekilinin delillerini süresinde ibraz etmediği yönündeki kabulü doğru değildir. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda davalıya iddiasını ispat için kesin süre içeren mehil verilerek buna dair ihtaratın usulüne uygun tebliği sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838078200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz