Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1685 E. 2022/5636 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı↗ teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ banka teminat mektubu↗ taleple bağlılık ilkesi↗ faiz başlangıç tarihi↗ taleple bağlılık↗ bedel iadesi↗ bozma sonrası karar↗ teminat mektubu↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ protokol↗ avans faizi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında satışın peşin yapılmasının esas olması ve aksi yönde bir düzenleme olduğuna dair dosyada bir delil de bulunmaması gözetildiğinde sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanmadığı, sözleşme kapsamında davalı lehine Finansbank Tuzla Organize Şubesine ait 27/07/2012 tarihli 300.000.- TL bedelli teminat mektubu verildiği, mektubun davalı tarafından 27/12/2013 tarihinde nakde tahvil edildiği, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile davalının eksik ürün alımından kaynaklanan tazminat alacağı tutarının 80.573,04 USD (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değeri ile TL karşılığı 174.070,00 TL) ile protokole göre ceza tutarının 25.000 USD'nin (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değerine göre TL karşılığı olan 54.010,00 TL) toplamı olan 228.080,00 TL olduğu , fazla tahsil edilen 71.290,00 TL'yi iade etmesi gerektiğinden bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 71.290,00 TL'nin 27/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve döviz satış kuru yerine alış kuru esas alınarak hesaplama yapılmasının yerinde olmadığına ilişkin itirazın, temyiz aşamasında ileri sürülmemiş olması sebebiyle karar düzeltme incelemesi sırasında dikkate alınamayacak olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
2- Dava, akaryakıt bayiilik sözleşmesi gereğince davalıya verilen ve davacı tarafından sözleşmenin feshi üzerine nakde çevrilen banka teminat mektubu bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır.
Davacı dava dilekçesinde, banka teminat mektubu bedelinin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiş olup, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olan 06.02.2014 olarak belirlenmesi gerekirken, talep aşımı oluşturacak şekilde banka teminat mektubunun nakde çevrildiği 27.12.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.11.2021 tarih, 2020/5914 Esas - 2021/6329 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün düzelterek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3995 E. 2021/2328 K.
Ortak:talep aşımı
İncelediğiniz karardaDavacı dava dilekçesinde, «banka teminat mektubu» bedelinin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiş olup, «faiz başlangıç tarihinin» dava tarihi olan 06.02.2014 olarak belirlenmesi gerekirken, «talep aşımı» oluşturacak şekilde banka «teminat mektubunun nakde çevrildiği» 27.12.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama …
Benzer bu karardaDavacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaSomut olayda davacılar takip talebinde, 67.570,00 TL «asıl alacak» ile 45,36 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 67.615,36 TL'nin faizi ile davalı bankadan icra marifetiyle tahsilini talep etmiş; davalı bankanın borca ve fer'ilerine yönelik itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacılar dava dilekçesinde, yargılamanın sürüncemede kalmaması için vasıta ve «işlemiş faiz» taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek, davalının 67.500.-TL 'ye vaki itirazının iptaline, takibin 67.500.-TL olarak devamına karar verilmesini talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece «talep aşımı» oluşturacak şekilde, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına karar verilmesi doğru olmayıp, mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulmas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11410 E. 2016/6298 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · anonim şirket yönetim kurulu · esas sözleşme · ibra · tasfiye memuru · fesih · anonim şirket · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar bakımından genel kurulca alınan «ibra» kararının ortakların dava açma hakkını engellemeyeceği, çünkü ortaklığın aldığı ibra kararının ancak ortaklığın kendi hakkı yönünde olduğu, yerleşmiş yargı içtihatları ve TTK hükümlerine göre «tasfiye memurlarının» kanuna, «esas sözleşmeye», iş görme şartlarını tespit eden diğer hükümlere aykırı hareket ederek 3. şahısları veya şirket ortaklarını zarara uğratırlarsa «kusursuzluklarını ispat» etmedikçe bundan sorumlu olacakları, 05/11/2010 tarihli genel kurulda şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği ve tasfiye memuru olarak da davalı ...'ın seçildiği, ...
1- Davacı tarafça, «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi ve davalı ... yönünden aynı zamanda «tasfiye memuru» olan davalıların sorumluluğuna dayalı olarak açılan işbu davada hükmedilecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, «ıslah» dilekçesi ile de tasfiye halinde ...
Müdürlüğü'nün 15/04/2013 tarihinde «tasfiye» işlemi tescil edildiği halde «kesin» bilançonun genel kurula sunulmadığından şirketin «kaydının» silineceği yönünde şirkete «ihtarda» bulunduğu, tasfiye kararının verildiği 05/1/2010 tarihinden ihtar tarihi olan 15/04/2013 tarihine kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanmadığı, tasfiye memurunun görevini yerine getirmediği ve TTK 'nın ilgili maddeleri uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 16.624,31 TL'nin icra takip tarihi olan 01/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari «temerrüt» faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10512 E. 2018/5578 K.
Ortak:taleple bağlılık · Alacak
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın bu isteme göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette dava tarihine kadar «işlemiş faizin» ilavesiyle 84.631,34 USD'nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. ...- Kabule göre de, davacı 57.000 USD'nin bankaya yattığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği halde dava tarihinden sonraki faiz istemi hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmeksizin “84.631,34 USD'nin dava tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönd …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · feri müdahil · olumsuz oy · işlemiş faiz
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın bu isteme göre değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette dava tarihine kadar «işlemiş faizin» ilavesiyle 84.631,34 USD'nin tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. ...- Kabule göre de, davacı 57.000 USD'nin bankaya yattığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği halde dava tarihinden sonraki faiz istemi hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmeksizin “84.631,34 USD'nin dava tarihi itibariyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönd …
Bu durumda mahkemece, bilirkişiden faiz hususundaki itirazların değerlendirildiği ek rapor alınmadan itiraza uğramış bilirkişi raporundaki faiz tutarlarının benimsenip asıl alacağa ilave edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı ile «feri müdahil» ... yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1048 E. 2019/2678 K.
Ortak:taleple bağlılık · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında satışın peşin yapılmasının esas olması ve aksi yönde bir düzenleme olduğuna dair dosyada bir delil de bulunmaması gözetildiğinde «sözleşmenin feshinin» haklı nedene dayanmadığı, sözleşme kapsamında davalı lehine Finansbank Tuzla Organize Şubesine ait 27/07/2012 tarihli 300.000.- TL bedelli «teminat mektubu» verildiği, mektubun davalı tarafından 27/12/2013 tarihinde nakde tahvil edildiği, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile davalının eksik ürün alımından kaynaklanan tazminat alacağı tutarının 80.573,04 USD (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değeri ile TL karşılığı 174.070,00 TL) ile «protokole» göre ceza tutarının 25.000 USD'nin (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değerine göre TL karşılığı olan 54.010,00 TL) toplamı olan 228.080,00 TL olduğu , fazla tahsil edilen 71.290,00 TL'yi iade etmesi gerektiğinden «bozma sonrası» aldırılan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 71.290,00 TL'nin 27/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Benzer bu kararda… , davacının hesabını kapatma amacıyla hangi tarihte davalı bankaya müracaat ettiğini bildirmediği, davalı banka kayıtlarının da bu hususun anlaşılmadığı, bu nedenle «temerrüt tarihinin» dava tarihi olan 11.11.2003 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, bozma ilamında belirtildiği şekilde, davalı banka tarafından uygulanan faiz oranlarına dayanılarak ve bileşik faiz uygulanması suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davacı hesabında bulunan paranın temerrüt tarihi itibariyle 58.623,56-TL'ye ulaştığının belirlendiği, «asıl alacak» olarak kabul edilen bu tutara bu tarihten sonra basit faiz usulü ile davacı talebini aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faizi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle 58.623,56-TL olarak belirlenen asıl alacağın dava tarihinden itibaren basit faiz usulü …
Somut olayda, davacı yanca, dava dilekçesiyle 3.133,37 TL alacağın davaya konu «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren işleyecek %75 faiz oranı ile davalıdan tahsili talep edilmiş olmasına ve yargılama sürecinde de bu miktarı artıracak şekilde bir «ıslah» yapılamamış olmasına rağmen mahkemece, «taleple bağlılık» ilkesini ihlal eder şekilde 58.623,56 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · mevduat hesabı · ıslah · asıl alacak · temerrüt
Benzer bu kararda… , davacının hesabını kapatma amacıyla hangi tarihte davalı bankaya müracaat ettiğini bildirmediği, davalı banka kayıtlarının da bu hususun anlaşılmadığı, bu nedenle «temerrüt tarihinin» dava tarihi olan 11.11.2003 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, bozma ilamında belirtildiği şekilde, davalı banka tarafından uygulanan faiz oranlarına dayanılarak ve bileşik faiz uygulanması suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davacı hesabında bulunan paranın temerrüt tarihi itibariyle 58.623,56-TL'ye ulaştığının belirlendiği, «asıl alacak» olarak kabul edilen bu tutara bu tarihten sonra basit faiz usulü ile davacı talebini aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faizi» uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava tarihi itibariyle 58.623,56-TL olarak belirlenen asıl alacağın dava tarihinden itibaren basit faiz usulü …
Somut olayda, davacı yanca, dava dilekçesiyle 3.133,37 TL alacağın davaya konu «mevduat hesabının» açıldığı tarihten itibaren işleyecek %75 faiz oranı ile davalıdan tahsili talep edilmiş olmasına ve yargılama sürecinde de bu miktarı artıracak şekilde bir «ıslah» yapılamamış olmasına rağmen mahkemece, «taleple bağlılık» ilkesini ihlal eder şekilde 58.623,56 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4 E. 2021/4227 K.
Ortak:taleple bağlılık · Alacak
Benzer bu karardaKarar duruşmasından önce «ibraz» ettiği 05.04.2017 «havale» tarihli beyan dilekçesinde ise her ne kadar dava değerine göre «harç» yatırarak davayı «ıslah» etmiş iseler de, bunun hisse değerini talep ettikleri anlamına gelmeyeceği, amacın davanın değerinin belirlenmesi olduğu, müvekkillerine ait hisselerin adlarına tescili konusundaki taleplerinde bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı yanın ıslah dilekçesindeki talebi müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesi olup, mahkemece ıslah dilekçesindeki talebin nazara alınması gerekmekte olup, ıslahtan sonra değiştirilen beyana itibar edilmek suretiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olarak hisselerin davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bedelsizlik · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · kâr dağıtımı · kâr payı · havale · haciz · ıslah
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekili dava dilekçelerinde, müvekkil hisselerinin adlarına tescili ve «haciz» dışı bırakılmasına kadar işletmenin satış işlemi hakkında tedbir kararı verilmesini, daha sonra yapılacak olan satışı takiben müvekkillerine ait hisse bedellerinin kesintisiz ve öncelikle ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; «ıslah» dilekçesi ile davanın uzamasına sebep teşkil eden pay senedi talebinden vazgeçtiklerini, müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar duruşmasından önce «ibraz» ettiği 05.04.2017 «havale» tarihli beyan dilekçesinde ise her ne kadar dava değerine göre «harç» yatırarak davayı «ıslah» etmiş iseler de, bunun hisse değerini talep ettikleri anlamına gelmeyeceği, amacın davanın değerinin belirlenmesi olduğu, müvekkillerine ait hisselerin adlarına tescili konusundaki taleplerinde bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı yanın ıslah dilekçesindeki talebi müvekkillerinin %5 «payının» kendilerine hisseleri oranında nakit olarak ödenmesine karar verilmesi olup, mahkemece ıslah dilekçesindeki talebin nazara alınması gerekmekte olup, ıslahtan sonra değiştirilen beyana itibar edilmek suretiyle «taleple bağlılık» ilkesine aykırı olarak hisselerin davacılar adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
A.Ş.) arasında Sivas Demir Çelik İşletmeleri A.Ş. hisselerinin satışını düzenleyen sözleşmenin 13. maddesi uyarınca «bedelsiz» «dağıtılması» öngörülen %5'lik hisseden her bir davacıya isabet edecek pay bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kabulü ile her bir davacı için 60.813 adet hissenin davalı şirketten alınarak davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Yine mahkemece verilen ilk kararda davacılardan ... ve ... yönünden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş, karar bu yönden temyiz edilmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4109 E. 2017/6089 K.
Ortak:taleple bağlılık · sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında satışın peşin yapılmasının esas olması ve aksi yönde bir düzenleme olduğuna dair dosyada bir delil de bulunmaması gözetildiğinde «sözleşmenin feshinin» haklı nedene dayanmadığı, sözleşme kapsamında davalı lehine Finansbank Tuzla Organize Şubesine ait 27/07/2012 tarihli 300.000.- TL bedelli «teminat mektubu» verildiği, mektubun davalı tarafından 27/12/2013 tarihinde nakde tahvil edildiği, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile davalının eksik ürün alımından kaynaklanan tazminat alacağı tutarının 80.573,04 USD (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değeri ile TL karşılığı 174.070,00 TL) ile «protokole» göre ceza tutarının 25.000 USD'nin (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değerine göre TL karşılığı olan 54.010,00 TL) toplamı olan 228.080,00 TL olduğu , fazla tahsil edilen 71.290,00 TL'yi iade etmesi gerektiğinden «bozma sonrası» aldırılan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 71.290,00 TL'nin 27/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
2- Dava, akaryakıt bayiilik sözleşmesi gereğince davalıya verilen ve davacı tarafından «sözleşmenin feshi» üzerine nakde çevrilen «banka teminat mektubu» «bedelinin iadesi» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.04.2004-31.10.2004 tarihlerini kapsayan «kira sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşme ile davalıya ait oteldeki fotoğraf çekimi işlerinin davacılara verildiği, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği halde sunulan delillerden davalının feshin haklı olduğunu kanıtlayamadığı, «sözleşmenin feshi» nedeniyle davacıların, uğradıkları zarar ile tahrip edilen eşya bedelini isteyebilecekleri, kira bedelinin «istirdadı» isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 75.607,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacının «fesih» nedeniyle uğradığı zarar yönünden 70.000 TL'nin tahsilini talep ettiği nazara alınmaksızın «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette bu kalem yönünden 73.507,50 TL'nin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · kira sözleşmesi · fesih · istirdat · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.04.2004-31.10.2004 tarihlerini kapsayan «kira sözleşmesinin» imzalandığı, bu sözleşme ile davalıya ait oteldeki fotoğraf çekimi işlerinin davacılara verildiği, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiği halde sunulan delillerden davalının feshin haklı olduğunu kanıtlayamadığı, «sözleşmenin feshi» nedeniyle davacıların, uğradıkları zarar ile tahrip edilen eşya bedelini isteyebilecekleri, kira bedelinin «istirdadı» isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 75.607,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davacının «fesih» nedeniyle uğradığı zarar yönünden 70.000 TL'nin tahsilini talep ettiği nazara alınmaksızın «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette bu kalem yönünden 73.507,50 TL'nin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
2- Dava, «kira sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacının uğradığı zararın tespiti açısından davalının ciddi itirazlarının değerlendirildiği rapor alınarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1685 E. , 2022/5636 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.03.2020 gün ve 2018/564 - 2020/261 sayılı kararı onayan Daire'nin 17.11.2021 gün ve 2020/5914 - 2021/6329 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler, okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak davalının hiçbir sebep yok iken müvekkiline akaryakıt sevkiyatını durdurduğunu, yapılan ihtara rağmen müvekkiline akaryakıt vermediğini ve mağdur olan müvekkilinin bu sebeplerle sözleşmeyi feshettiğini bildirip teminat mektubunun iadesini istediğini, müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığı halde davalının sözleşmenin teminatı olarak kendisine verilen 300.000.- TL teminat mektubu bedelini haksız olarak tahsil ettiğini ileri sürerek, teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 18/09/2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi gereğince davacıya vadeli mal verileceğinin kararlaştırılmadığını, davacının vadeli mal alım talebinin müvekkili tarafından kabul edilmediğini ve davacının peşin mal alım talebi olmadığından davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, haksız fesih nedeni ile davacının ödemesi gereken cezai şart alacağının ve eksik mal alımı nedeniyle ödemesi gereken kar mahrumiyet bedellerinin davacı tarafından ödenmediğini, bunun dışında dava dışı Akpet Gaz A.Ş.'nin davacıdan olan alacağının müvekkiline temlik edildiğini, belirtilen tüm alacakların tahsili için teminat mektubunun haklı olarak nakde çevrildiğini, buna rağmen müvekkilinin davacıdan bakiye alacağı olduğunu, bakiye alacak haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında satışın peşin yapılmasının esas olması ve aksi yönde bir düzenleme olduğuna dair dosyada bir delil de bulunmaması gözetildiğinde sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanmadığı, sözleşme kapsamında davalı lehine Finansbank Tuzla Organize Şubesine ait 27/07/2012 tarihli 300.000.- TL bedelli teminat mektubu verildiği, mektubun davalı tarafından 27/12/2013 tarihinde nakde tahvil edildiği, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile davalının eksik ürün alımından kaynaklanan tazminat alacağı tutarının 80.573,04 USD (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değeri ile TL karşılığı 174.070,00 TL) ile protokole göre ceza tutarının 25.000 USD'nin (27/12/2013 tarihli 2,1604 kur değerine göre TL karşılığı olan 54.010,00 TL) toplamı olan 228.080,00 TL olduğu , fazla tahsil edilen 71.290,00 TL'yi iade etmesi gerektiğinden bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 71.290,00 TL'nin 27/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve döviz satış kuru yerine alış kuru esas alınarak hesaplama yapılmasının yerinde olmadığına ilişkin itirazın, temyiz aşamasında ileri sürülmemiş olması sebebiyle karar düzeltme incelemesi sırasında dikkate alınamayacak olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
2- Dava, akaryakıt bayiilik sözleşmesi gereğince davalıya verilen ve davacı tarafından sözleşmenin feshi üzerine nakde çevrilen banka teminat mektubu bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK'nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır.
Davacı dava dilekçesinde, banka teminat mektubu bedelinin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiş olup, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olan 06.02.2014 olarak belirlenmesi gerekirken, talep aşımı oluşturacak şekilde banka teminat mektubunun nakde çevrildiği 27.12.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.11.2021 tarih, 2020/5914 Esas - 2021/6329 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün düzelterek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 17.11.2021 tarih, 2020/5914 Esas - 2021/6329 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “27.12.2013” ibaresinin çıkarılarak yerine “06.02.2014” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 08/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/826243900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz