6325 sayılı kanun 18/a-15
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1101 E. 2022/4798 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6325 sayılı kanun 18/a-15↗ dava şartı arabuluculuk↗ zorunlu arabuluculuk↗ kar payı alacağı↗ fiil ehliyeti↗ mutlak butlan↗ arabuluculuk başvurusu↗ hmk 115/3↗ mutlak ticari dava↗ arabuluculuk↗ kâr payı alacağı↗ bekletici mesele↗ butlan↗ tefrik↗ kar payı↗ ticari işletme↗ ticari dava niteliği↗ hisse devri↗ dava şartı yokluğu↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ kâr payı↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince dosya üzerinden yapılan incelemede, davanın 7115 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden (01/01/2019 tarihinden) sonra 29/06/2020 tarihinde açıldığı,bu maddeye göre; TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrasına göre ticaret mahkemelerinde görülen alacak iddiası ile ilgili davalarda arabuluculuğa başvurmak HMK 115/2 maddesinde yer alan dava şartlarından kabul edildiği, ayrıca, TTK 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen mutlak ticari davalardan, ticari şirket ile ilgili kar payı alacağına ilişkin açılan alacak davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiği, yine her iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, zorunlu arabulucu kapsamında olup dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralının uygulanmadığından yapılan istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tefrikten önceki haliyle davacının da hissedar olduğu şirketin kurucu hissedarı muris ...’in vefatından önce temyiz kudreti ve fiil ehliyeti olmadığı halde davalılara yapılan hisse devrinin mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ile hisselerin şirkete dönmesine karar verilmesi ve bu sayede yeni hisse durumuna göre dağıtılan kar paylarından davalıların aldıkları miktarların davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece tefrik kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 Esas – 2020/1093 Karar sayılı içtihadında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, somut olayda, davanın ticari nitelikte olmadığı ve zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada tefrik kararı verilen esas dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4851 E. 2020/2732 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrasına göre ticaret mahkemelerinde görülen alacak iddiası ile ilgili davalarda «arabuluculuğa başvurmak» HMK 115/2 maddesinde yer alan dava şartlarından kabul edildiği, ayrıca, TTK 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen «mutlak ticari» davalardan, ticari şirket ile ilgili «kar payı alacağına» ilişkin açılan alacak davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiği, yine her iki tarafın «tacir» ve uyuşmazlığın her iki tarafın «ticari işletmesiyle» ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, «zorunlu arabulucu» kapsamında olup dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralın …
Mahkemece «tefrik» kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden «arabuluculuğa başvurulmasının» dava şartı olduğu, somut olayda davacının; her ne kadar markaya tecavüzün tespiti, ref'i ve «haksız rekabete» dayalı olarak «ticaret unvanının» kısmen iptali talepleri mevcut ise de, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat talepleri de bulunduğu ve tazminat taleplerinin «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu, davacının diğer talepleri de aynı iddiadan kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekli olduğundan dava şartının ihalal edildiği gerekçesi ile davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A, HMK 115/2 uyarınca «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince, dava türü itibariyle dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiş; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir.
Bahse konu maddeye göre, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · tazminat davası · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · terkin · haksız rekabet
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden «arabuluculuğa başvurulmasının» dava şartı olduğu, somut olayda davacının; her ne kadar markaya tecavüzün tespiti, ref'i ve «haksız rekabete» dayalı olarak «ticaret unvanının» kısmen iptali talepleri mevcut ise de, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat talepleri de bulunduğu ve tazminat taleplerinin «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu, davacının diğer talepleri de aynı iddiadan kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekli olduğundan dava şartının ihalal edildiği gerekçesi ile davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A, HMK 115/2 uyarınca «usulden reddine» karar verilmiştir.
Somut olayda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesiyle düzenleme altına alınan “davaların yığılması” durumu söz konusu olup, uyuşmazlık, marka hakkına dayalı olarak unvan «terkini», markaya tecavüzün tespiti, meni ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi «tazminat davalarını» içermektedir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat istemlerine ilişkin davalar «arabuluculuğa» tabi ise de, unvan terkinine, markaya tecavüzün tespiti ve menine ilişkin «davalar, konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da «tazminat davası» olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.
Dava, marka hakkına istinaden unvan «terkini», markaya tecavüzün tespiti, men'i, buna bağlı olarak da maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrasına göre ticaret mahkemelerinde görülen alacak iddiası ile ilgili davalarda «arabuluculuğa başvurmak» HMK 115/2 maddesinde yer alan dava şartlarından kabul edildiği, ayrıca, TTK 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen «mutlak ticari» davalardan, ticari şirket ile ilgili «kar payı alacağına» ilişkin açılan alacak davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiği, yine her iki tarafın «tacir» ve uyuşmazlığın her iki tarafın «ticari işletmesiyle» ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, «zorunlu arabulucu» kapsamında olup dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralın …
Mahkemece «tefrik» kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son tutanak · maddi hata · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1129 E. 2023/4285 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · butlan · tefrik · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece «tefrik» kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Buna göre, somut olayda, davanın «ticari nitelikte» olmadığı ve «zorunlu arabuluculuğa» tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada «tefrik» kararı verilen esas dosyanın sonucunun «bekletici mesele» yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
Benzer bu kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
… ini ve şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk derece mahkemesince tazminat talebinin diğer taleplerden ayrılarak «tefrikine» karar verilmiş ve tefrik edilerek yeni bir esas alan işbu tazminat davasının «arabuluculuk» dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda başlangıçta davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, davalılardan tazminat talepleri yanında, davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak «arabuluculuğa» tabi olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince «tefrik» edildikten sonra tefrik edilen işbu davanın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle tefrik edilen davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esasan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · zorunlu arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk dava şartı · şirket yöneticisinin sorumluluğu · para alacağı · yönetici sorumluluğu · esas sözleşme · yokluk
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «şirket yöneticilerinin sorumluluğundan» doğan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını, davalıların gerek şirket «esas sözleşmesine» ve gerekse ilgili mevzuat hükümlerine aykırı surette hiçbir eylem ve işlemlerinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Menfi tespit | İstirdat | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6724 E. 2022/13 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece «tefrik» kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Buna göre, somut olayda, davanın «ticari nitelikte» olmadığı ve «zorunlu arabuluculuğa» tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada «tefrik» kararı verilen esas dosyanın sonucunun «bekletici mesele» yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, taraflar arasında görülmekte olan davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa'nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, açılan dava ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1101 E. , 2022/4798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.07.2020 tarih ve 2020/322 E- 2020/332 K. sayılı kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.11.2020 tarih ve 2020/2459 E- 2020/149 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'un dava dışı Valtan Orman Ürünleri İhracaat ve San. A.Ş.'de hissedar olduğunu, tarafların ortak murisleri ...'in, şirketin kurucu ortağı olup 10/05/2015 tarihinde vesayet altında iken vefat ettiğini, müvekkilinin, ...'in yasal mirasçısı ve kardeşi olduğunu, murisin diğer kardeşi davalıların annesine ve ondan da davalılara bedelsiz olarak devrettiği şirket hisselerinin devrinin kabulüne yönelik alınan kararların murisin işlem tarihinde fiil ehliyetine haiz olmaması nedeniyle hisse devri işlemlerinin yokluk ve butlanla batıl olduğu gerekçesi ile açılan genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespiti davasında aynı zamanda kar payı taleplerinin bulunduğunu, bu talebin mahkemece tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, davalıların dava dışı şirketten 2010 yılından bu yana geçersiz/hukuken hükümsüz hisse devri işlemlerine dayalı aldıkları kar payı bedelinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 100.000,00 TL’nin dağıtım tarihleri itibari ile en yüksek ticari avans faizi ile birlikte alınarak, miras hissesi oranında davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince dosya üzerinden yapılan incelemede, davanın 7115 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden (01/01/2019 tarihinden) sonra 29/06/2020 tarihinde açıldığı,bu maddeye göre; TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrasına göre ticaret mahkemelerinde görülen alacak iddiası ile ilgili davalarda arabuluculuğa başvurmak HMK 115/2 maddesinde yer alan dava şartlarından kabul edildiği, ayrıca, TTK 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen mutlak ticari davalardan, ticari şirket ile ilgili kar payı alacağına ilişkin açılan alacak davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiği, yine her iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, zorunlu arabulucu kapsamında olup dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralının uygulanmadığından yapılan istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tefrikten önceki haliyle davacının da hissedar olduğu şirketin kurucu hissedarı muris ...’in vefatından önce temyiz kudreti ve fiil ehliyeti olmadığı halde davalılara yapılan hisse devrinin mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ile hisselerin şirkete dönmesine karar verilmesi ve bu sayede yeni hisse durumuna göre dağıtılan kar paylarından davalıların aldıkları miktarların davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece tefrik kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 Esas – 2020/1093 Karar sayılı içtihadında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, somut olayda, davanın ticari nitelikte olmadığı ve zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada tefrik kararı verilen esas dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, 13/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu,
Dava şartlarının sayıldığı 6100 sayılı HMK 114/2 maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu,
6100 sayılı HMK 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda davanın usulden reddine karar vereceği, düzenlenmiştir.
Diğer taraftan Davaların Yığılması başlıklı 6100 sayılı HMK 110 maddesinde de "davacının aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği, bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunmasının şart olduğu"
Aynı Yasa'nın, Davaların Birleştirilmesi başlıklı 166/1 maddesinde de, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği" hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalıya karşı ileri sürdüğü birbirinden bağımsız birden fazla asli talebi aslında müstakil birer dava niteliğinde olup bu taleplerin tamamının ticari dava niteliğinde bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sayın çoğunluğunda kabulü, davacının taleplerinden alacak talebi 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde düzenlenen zorunlu arabulucuya tabi olmakla birlikte HMK 110 maddesinde düzenlenen davaların yığılması ve HMK 166 maddesinde düzenlenen davaların birleştirilmesi şartlarının, uyuşmazlıkta gerçekleşmesi nedeniyle alacak talebi yönünden artık 6102 sayılı Yasa'nın 5/A maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı yönündedir.
Oysa, uyuşmazlıkta alacak talebi yönünden, 6102 sayılı Yasa'nın 110. maddesinde düzenlenen davaların yığılması sözkonusu değildir.
Zira madde metninde de açıkça vurgulandığı üzere, taleplerin tamamı aynı yargı çeşidi içinde yer almamaktadır, alacak talebi "zorunlu arabuluculuğa tabi iken, diğer talep yönünden mahkemede dava açılması zorunludur. Davacının alacak talebi yönünden HMK 110 maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden her iki talep için davaların yığılmasından söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, alacak davasının görüleceği zorunlu arabulucu ile, diğer talebin görüleceği Asliye Ticaret Mahkemesi HMK 166/1 maddesi anlamında "aynı düzey ve sıfatta hukuk mahkemesi" niteliğinde bulunmadıklarından Davaların Birleştirilmesi yolu ile birlikte görülmesi de mümkün bulunmamaktadır.
Bu halde, davaların yığılması (HMK 110) ve davaların birleştirilmesi (HMK 166/1) koşulları gerçekleşmediğinden, eldeki kar payı alacağı davası yönünden davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken HMK 110, 166 vd. maddeleri hükümlerinin gözardı edilmesi suretiyle kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794312700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz