Menfi tespit | İstirdat | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6724 E. 2022/13 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 115/3↗ arabuluculuk↗ dava şartı yokluğu↗ usulden reddi↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında görülmekte olan davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa'nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 E 2020/1093 K; 17.02.2020 tarih ve 2020/197 E 2020/1578 K; 09.12.2020 tarih ve 2020/933 E 2020/5776 K) göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3611 E. 2020/4734 K.
Ortak:arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.” düzenlemenin yasada amir hüküm olarak yer aldığı, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu, dava açılmadan önce bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A, HMK 115/2. maddeleri gereğince dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Somut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden «arabuluculuğa başvurulmasının» dava şartı olduğu, uyuşmazlıkta eser sahipliğinin tespiti ve tecavüzün ref'i talepleri var ise de, aynı zamanda manevi tazminat talebi de bulunduğu, manevi tazmina …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · nispi ticari dava · zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · adil yargılanma hakkı · para alacağı
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
Somut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.” düzenlemenin yasada amir hüküm olarak yer aldığı, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu, dava açılmadan önce bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A, HMK 115/2. maddeleri gereğince dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7524 E. 2022/2040 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Somut olayda davacının «ortaklıktan çıkma» ve ortaklık «payının» tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir «alacak davası» niteliğine haiz olduğu, «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · zorunlu arabuluculuk dava şartı · limited şirkette ortaklıktan çıkma · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · istinaf kanun yolu · arabuluculuk başvurusu · çıkma payı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir «alacak davası» niteliğine haiz olduğu, «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1101 E. 2022/4798 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Benzer bu kararda… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece «tefrik» kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Buna göre, somut olayda, davanın «ticari nitelikte» olmadığı ve «zorunlu arabuluculuğa» tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada «tefrik» kararı verilen esas dosyanın sonucunun «bekletici mesele» yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · kar payı alacağı · fiil ehliyeti · mutlak butlan · arabuluculuk başvurusu · mutlak ticari dava · kâr payı alacağı · bekletici mesele
Benzer bu kararda… ce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrasına göre ticaret mahkemelerinde görülen alacak iddiası ile ilgili davalarda «arabuluculuğa başvurmak» HMK 115/2 maddesinde yer alan dava şartlarından kabul edildiği, ayrıca, TTK 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen «mutlak ticari» davalardan, ticari şirket ile ilgili «kar payı alacağına» ilişkin açılan alacak davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiği, yine her iki tarafın «tacir» ve uyuşmazlığın her iki tarafın «ticari işletmesiyle» ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, «zorunlu arabulucu» kapsamında olup dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralın …
Dava, «tefrikten» önceki haliyle davacının da hissedar olduğu şirketin kurucu hissedarı muris ...’in vefatından önce temyiz kudreti ve «fiil ehliyeti» olmadığı halde davalılara yapılan «hisse devrinin» «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespiti ile hisselerin şirkete dönmesine karar verilmesi ve bu sayede yeni hisse durumuna göre «dağıtılan» kar paylarından davalıların aldıkları miktarların davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Buna göre, somut olayda, davanın «ticari nitelikte» olmadığı ve «zorunlu arabuluculuğa» tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada «tefrik» kararı verilen esas dosyanın sonucunun «bekletici mesele» yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/933 E. 2020/5776 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, tüm davacı taleplerinin 6102 sayılı TTK 5/a maddesi uyarınca «zorunlu arabuluculuk» kapsamında kaldığı, dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmasının» dava şartı olduğu gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince tensiben, dava konusu uyuşmazlığın «ticari nitelikte» olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca «arabuluculuk» dava şartına tabi olduğu, ancak «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince verilen «usulden red» kararının usul ve yasaya uygun olduğu, zira «arabuluculuk» sürecinin «olumsuz» neticelenmesi durumunda dahi dava açılacağından ve davalı açılacak davada savunma yapabileceğinden davalı vekilinin «savunma hakkının kısıtlandığına» dair istinaf talebinin dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · nispi ticari dava · zorunlu arabuluculuk dava şartı · usulden red · istinaf başvurusunun usulden reddi · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Somut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, «haksız rekabet» oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
İlk Derece Mahkemesince, tüm davacı taleplerinin 6102 sayılı TTK 5/a maddesi uyarınca «zorunlu arabuluculuk» kapsamında kaldığı, dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmasının» dava şartı olduğu gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince tensiben, dava konusu uyuşmazlığın «ticari nitelikte» olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca «arabuluculuk» dava şartına tabi olduğu, ancak «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · maddi hata · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6724 E. , 2022/13 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.12.2019 tarih ve 2019/617 E- 2019/768 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.12.2020 tarih ve 2020/460 E- 2020/1645 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkilinin davalı şirkete para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ve alacak talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, taraflar arasında görülmekte olan davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa'nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 E 2020/1093 K;
17. 02.2020 tarih ve 2020/197 E 2020/1578 K;
09. 12.2020 tarih ve 2020/933 E 2020/5776 K) göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı şirket vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalı şirket'ten ayrı ayrı alınmasına, 10/01/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacının, davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile ödenen paranın tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm davacı taleplerinin 6102 sayılı TTK 5/a maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince, istinaf kanun yoluna yapılan başvuru üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulü, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle 7194 sayılı Yasa'nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 4. madde gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararı aleyhinde davacı vekili ile davalı şirket vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Alacak davası yönünden sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu,
Dava şartlarının sayıldığı 6100 sayılı HMK 114/2 maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu,
6100 sayılı HMK 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi durumunda davanın usulden reddine karar vereceği, düzenlenmiştir.
Diğer taraftan Davaların Yığılması başlıklı 6100 sayılı HMK 110 maddesinde de "davacının aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği, bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunmasının şart olduğu"
Aynı Yasa'nın, Davaların Birleştirilmesi başlıklı 166/1 maddesinde de, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği" hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalıya karşı ileri sürdüğü birbirinden bağımsız birden fazla asli talebi aslında müstakil birer dava niteliğinde olup bu taleplerin tamamının ticari dava niteliğinde bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sayın çoğunluğunda kabulü, davacının taleplerinden alacak talebi 6102 sayılı TTK 5/A maddesinde düzenlenen zorunlu arabulucuya tabi olmakla birlikte HMK 110 maddesinde düzenlenen davaların yığılması ve HMK 166 maddesinde düzenlenen davaların birleştirilmesi şartlarının, uyuşmazlıkta gerçekleşmesi nedeniyle alacak talebi yönünden artık 6102 sayılı Yasa'nın 5/A maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı yönündedir.
Oysa, uyuşmazlıkta alacak talebi yönünden, 6102 sayılı Yasa'nın 110. maddesinde düzenlenen davaların yığılması sözkonusu değildir.
Zira madde metninde de açıkça vurgulandığı üzere, taleplerin tamamı aynı yargı çeşidi içinde yer almamaktadır, alacak talebi "zorunlu arabuluculuğa tabi iken, diğer talep yönünden mahkemede dava açılması zorunludur. Davacının alacak talebi yönünden HMK 110 maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden her iki talep için davaların yığılmasından söz edilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, alacak davasının görüleceği zorunlu arabulucu ile, diğer talebin görüleceği Asliye Ticaret Mahkemesi HMK 166/1 maddesi anlamında "aynı düzey ve sıfatta hukuk mahkemesi" niteliğinde bulunmadıklarından Davaların Birleştirilmesi yolu ile birlikte görülmesi de mümkün bulunmamaktadır.
Bu halde, davaların yığılması (HMK 110) ve davaların birleştirilmesi (HMK 166/1) koşulları gerçekleşmediğinden, ortak olmadığının tespiti ve alacak talepleri yönünden davaların tefrikine (HMK 167) ve alacak davası yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi olması nedeniyle HMK 115 ve 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden davanın reddine karar verilmek üzere alacak davası yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istinaf kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/728251300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz