Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1129 E. 2023/4285 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi ticari dava↗ zorunlu arabuluculuk dava şartı↗ 6325 sayılı kanun 18/a-15↗ temyiz kanun yolu↗ tamamlanabilir dava şartı↗ hmk 166↗ zorunlu arabuluculuk↗ usulden ret↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ davaların birleştirilmesi↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ para alacağı↗ abonelik sözleşmesi↗ arabuluculuk↗ yönetici sorumluluğu↗ özel dava şartı↗ butlan↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ tefrik↗ kanun yolu↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ usulden reddi↗ esastan ret↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/603 E., 2021/449 K.
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan doğan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların Deniz Enerji Elektrik Üretim Paz. Danışmanlık San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucu ortaklarından olduğunu, davalıların şirketin yönetim kurulunda yer aldıklarını, ancak sorumluluklarını yerine getirmediklerini, şirketin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalıların gerek şirket esas sözleşmesine ve gerekse ilgili mevzuat hükümlerine aykırı surette hiçbir eylem ve işlemlerinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda arabuluculuk şartı getirildiği, davacılar vekilince arabuluculuğa başvurulmasına gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar tarafından ilgili genel kurul kararlarının yokluk ile batıl olduğunun tespiti, iptali ve bu nedenlerden kaynaklı olarak şirketin uğramış olduğu zararların tespitiyle tahsilinin talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesince tazminat talepleri açısından tefrik kararı verildiğini ve bu davanın tazminat talebine ilişkin olduğunu, davacıların uğramış oldukları zararların 2019/556 E. sayılı dosya ile talep edilmiş olduğundan ve diğer taleplerin beraber dava konusu edilmiş olması nedeniyle arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olmadığını, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin şirket yöneticisi olan davalıların eylemleri nedeniyle şirketin uğradığı zararların tahsili istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminat olduğu durumlarda arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin bu nedenlerle usul ve yasaya uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davada arabuluculuk dava şartının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin (b) bendinin birinci alt bendi, 6102 sayılı Kanun'un eklenen 5/a maddesi
3. Değerlendirme
Davacılar 6102 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddeleri gereğince davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespitini ve şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk derece mahkemesince tazminat talebinin diğer taleplerden ayrılarak tefrikine karar verilmiş ve tefrik edilerek yeni bir esas alan işbu tazminat davasının arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani 6100 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da aynı Kanun'un 166 ıncı maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir.
Somut olayda başlangıçta davacı taraf, bir nispi ticari dava olarak, davalılardan tazminat talepleri yanında, davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak arabuluculuğa tabi olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince tefrik edildikten sonra tefrik edilen işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle tefrik edilen davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esasan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/933 E. 2020/5776 K.
Ortak:nispi ticari dava · zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · davaların birleştirilmesi · para alacağı · arabuluculuk · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
… i istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olduğu, neticei talebin bir «para alacağının» tahsili veya tazminat olduğu durumlarda arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin bu nedenlerle usul ve …
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Somut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, «haksız rekabet» oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
İlk Derece Mahkemesince, tüm davacı taleplerinin 6102 sayılı TTK 5/a maddesi uyarınca «zorunlu arabuluculuk» kapsamında kaldığı, dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmasının» dava şartı olduğu gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · usulden red · istinaf başvurusunun usulden reddi · adil yargılanma hakkı · belirsiz alacak davası · i̇i̇k 167 · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince verilen «usulden red» kararının usul ve yasaya uygun olduğu, zira «arabuluculuk» sürecinin «olumsuz» neticelenmesi durumunda dahi dava açılacağından ve davalı açılacak davada savunma yapabileceğinden davalı vekilinin «savunma hakkının kısıtlandığına» dair istinaf talebinin dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36.maddesinde de, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin ise görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik «istinaf başvurusunun usulden reddine» ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1.maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Böl …
KARŞI OY Dava, Telif haklarının ihlal edildiğinin tesbiti, Haksız rekabetin tesbiti, hak ihlallerinin önlenmesi, ortadan kaldırılması, «ihtiyati tedbir» yolu ile ihlal ve «haksız rekabet» teşkil eden eylemlerin durdurulması, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması «kaydı» ile «belirsiz alacak davası» olarak 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 95.000,00 TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7524 E. 2022/2040 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · kanun yolu · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… i istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olduğu, neticei talebin bir «para alacağının» tahsili veya tazminat olduğu durumlarda arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin bu nedenlerle usul ve …
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir «alacak davası» niteliğine haiz olduğu, «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · limited şirkette ortaklıktan çıkma · istinaf kanun yolu · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · adil yargılanma hakkı · alacak davası
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davanın «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir «alacak davası» niteliğine haiz olduğu, «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
Somut olayda davacının «ortaklıktan çıkma» ve ortaklık «payının» tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1101 E. 2022/4798 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · butlan · tefrik · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
… ini ve şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk derece mahkemesince tazminat talebinin diğer taleplerden ayrılarak «tefrikine» karar verilmiş ve tefrik edilerek yeni bir esas alan işbu tazminat davasının «arabuluculuk» dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda başlangıçta davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, davalılardan tazminat talepleri yanında, davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak «arabuluculuğa» tabi olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince «tefrik» edildikten sonra tefrik edilen işbu davanın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle tefrik edilen davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esasan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması ger …
Benzer bu kararda… nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat istekleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olması dava şartı olduğunun düzenlendiği, davanın dava özel şartlarından olan arabulucuya başvurulmadan açılmış olduğu gerekçesiyle 6325 sayılı Kanun'un 18/a-2 maddesi ve HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece «tefrik» kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce «arabulucuya başvuru» yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Buna göre, somut olayda, davanın «ticari nitelikte» olmadığı ve «zorunlu arabuluculuğa» tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada «tefrik» kararı verilen esas dosyanın sonucunun «bekletici mesele» yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · fiil ehliyeti · mutlak butlan · mutlak ticari dava · kâr payı alacağı · bekletici mesele · kar payı · ticari işletme
Benzer bu kararda… ce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a maddesinin 2. fıkrasına göre ticaret mahkemelerinde görülen alacak iddiası ile ilgili davalarda «arabuluculuğa başvurmak» HMK 115/2 maddesinde yer alan dava şartlarından kabul edildiği, ayrıca, TTK 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen «mutlak ticari» davalardan, ticari şirket ile ilgili «kar payı alacağına» ilişkin açılan alacak davalarında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiği, yine her iki tarafın «tacir» ve uyuşmazlığın her iki tarafın «ticari işletmesiyle» ilgili olduğu davalar, nisbi ticari dava olup, nisbi ticari davalardan kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri de, «zorunlu arabulucu» kapsamında olup dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğu, bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralın …
Dava, «tefrikten» önceki haliyle davacının da hissedar olduğu şirketin kurucu hissedarı muris ...’in vefatından önce temyiz kudreti ve «fiil ehliyeti» olmadığı halde davalılara yapılan «hisse devrinin» «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespiti ile hisselerin şirkete dönmesine karar verilmesi ve bu sayede yeni hisse durumuna göre «dağıtılan» kar paylarından davalıların aldıkları miktarların davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Buna göre, somut olayda, davanın «ticari nitelikte» olmadığı ve «zorunlu arabuluculuğa» tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada «tefrik» kararı verilen esas dosyanın sonucunun «bekletici mesele» yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
3 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3611 E. 2020/4734 K.
Ortak:nispi ticari dava · zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Somut olayda başlangıçta davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, davalılardan tazminat talepleri yanında, davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak «arabuluculuğa» tabi olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince «tefrik» edildikten sonra tefrik edilen işbu davanın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle tefrik edilen davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esasan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması ger …
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Somut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.” düzenlemenin yasada amir hüküm olarak yer aldığı, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu, dava açılmadan önce bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A, HMK 115/2. maddeleri gereğince dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · adil yargılanma hakkı
Benzer bu karardaAnayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… ini ve şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk derece mahkemesince tazminat talebinin diğer taleplerden ayrılarak «tefrikine» karar verilmiş ve tefrik edilerek yeni bir esas alan işbu tazminat davasının «arabuluculuk» dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/143 E. 2023/3288 K.
Ortak:arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… ece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda «arabuluculuk şartı» getirildiği, davacılar vekilince «arabuluculuğa başvurulmasına» gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın «usulden reddine» karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
… ini ve şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk derece mahkemesince tazminat talebinin diğer taleplerden ayrılarak «tefrikine» karar verilmiş ve tefrik edilerek yeni bir esas alan işbu tazminat davasının «arabuluculuk» dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu taleplerin «zamanaşımına» uğradığını, davalıların gerek şirket «esas sözleşmesine» ve gerekse ilgili mevzuat hükümlerine aykırı surette hiçbir eylem ve işlemlerinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan öce Arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Değerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bahse konu maddeye göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · uyuşmazlık konusu · ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaKonusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası «arabuluculuğa» tabi ise de geçerli «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da «tazminat davası» olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli «ortaklık ilişkisi» kurulmadığından bahisle davalı şirkete verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Değerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davanın 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1129 E. , 2023/4285 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1993 Esas, 2021/1496 Karar
HÜKÜM
Esastan ret; usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/603 E., 2021/449 K.
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluğundan doğan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların Deniz Enerji Elektrik Üretim Paz. Danışmanlık San. ve Tic. A.Ş.'nin kurucu ortaklarından olduğunu, davalıların şirketin yönetim kurulunda yer aldıklarını, ancak sorumluluklarını yerine getirmediklerini, şirketin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalıların gerek şirket esas sözleşmesine ve gerekse ilgili mevzuat hükümlerine aykırı surette hiçbir eylem ve işlemlerinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen 5/a maddesi uyarınca ticari davalarda arabuluculuk şartı getirildiği, davacılar vekilince arabuluculuğa başvurulmasına gerek olmadığı gerekçesi ile herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen bir dava şartı olmadığı, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar tarafından ilgili genel kurul kararlarının yokluk ile batıl olduğunun tespiti, iptali ve bu nedenlerden kaynaklı olarak şirketin uğramış olduğu zararların tespitiyle tahsilinin talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesince tazminat talepleri açısından tefrik kararı verildiğini ve bu davanın tazminat talebine ilişkin olduğunu, davacıların uğramış oldukları zararların 2019/556 E. sayılı dosya ile talep edilmiş olduğundan ve diğer taleplerin beraber dava konusu edilmiş olması nedeniyle arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olmadığını, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin şirket yöneticisi olan davalıların eylemleri nedeniyle şirketin uğradığı zararların tahsili istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminat olduğu durumlarda arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin bu nedenlerle usul ve yasaya uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davada arabuluculuk dava şartının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin (b) bendinin birinci alt bendi, 6102 sayılı Kanun'un eklenen 5/a maddesi
3. Değerlendirme
Davacılar 6102 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddeleri gereğince davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespitini ve şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk derece mahkemesince tazminat talebinin diğer taleplerden ayrılarak tefrikine karar verilmiş ve tefrik edilerek yeni bir esas alan işbu tazminat davasının arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, Bölge adliye mahkemesince de başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda(6325 sayılı Kanun) 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani 6100 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da aynı Kanun'un 166 ıncı maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir.
Somut olayda başlangıçta davacı taraf, bir nispi ticari dava olarak, davalılardan tazminat talepleri yanında, davalıların sorumluluklarının olduğunun tespitini, iki adet genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak arabuluculuğa tabi olmadığı nazara alınarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince tefrik edildikten sonra tefrik edilen işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle tefrik edilen davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esasan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 19.08.2019 tarihinde Şirket Genel Kurul Kararlarının Yokluk-Butlan-İptali ile davalı yöneticilerin sorumluluğuna karar verilmesi istemi ile açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarihi oturumunda davalı gerçek kişilere yönelik sorumluluk davasının tefriki ile Mahkemenin 2020/603 Esas sayılı dosyası üzerinden devamına karar verilmiştir.
Tefrik kararı aleyhine taraflarca HMK 168 maddesi gereğince kanun yoluna gidilmemesi üzerine Mahkemece yargılamaya devam edilmiştir.
Tefrik kararının kesinleşmesi ile artık eldeki dava bağımsız bir dava niteliğinde olup kendi koşullarına tabidir.
Derdest sorumluluk (tazminat) davasının, dava tarihi itibariyle 7155 sayılı Yasa'nın 20 nci maddesiyle 6102 sayılı TTK eklenen 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi bulunmasına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Kaldı kı, sorumluluk davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olması nedeniyle arabulucuya başvurmadan önce HMK 110 maddesi gereğince davaların yığılmasından söz edilemeyeceği gibi, HMK 166 maddesi gereğince davaların birleştirilmesinden de söz edilmesi mümkün değildir.
Davaların birlikte açılması açıklanan nedenle usule aykırı olduğundan, davaların tefrikinde zorunluluk bulunmaktadır.
Nitekim İlk Derece Mahkemesince de usul hükümlerine uygun olarak tefrik kararı verilerek sonuçta yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz kanun yolu başvurusu usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yerine yazılı gerekçe ile bozulması isabetli olmadığından sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956575000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz