Tbk 207
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1044 E. 2022/5160 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 207↗ kısmi itiraz↗ karine↗ temerrüt tarihi↗ ispat yükü↗ ifa↗ tbk 99↗ işlemiş faiz↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibariyle davalının 140.817,50 TL'lik asıl borcunun bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle asıl alacağın %20'si olan 28.163,50 TL üzerinden icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince, davalı vekilinin işlemiş faize de itiraz ettiği, davalının takipten önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünün davacı taraça ispatlanamadığı, bu halde temerrüt tarihi takip tarihi olacağından asıl alacak dışında işlemiş faize yönelik davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı, o nedenle davalının takibe ve borca yaptığı itirazının haklı olduğu, mahkemece yanılgılı gerekçelerle takip öncesi işlemiş faiz alacağı kısmı için de itirazın iptaline ve takibin devamına hükmedilmesi doğru olmadığından bu yönden davalının isitnaf talebi yerinde görülerek hükmün bu kısmıyla ilgili olarak düzeltilmesi suretiyle yeniden karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, araç alım satımndan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirket, davalıya 3 adet araç sattığını ancak bedellerinin ödenmediğini, davalı ise bu satışın peşin satış olduğunu ve satış bedelini peşin ödediğini savunmuştur. Yapılan yargılama sonucunda ispat yükünün peşin ödediğini belirten davalıda olduğu, davalının bu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında alım satım ilişkisinin bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık alım satım ilişkisinin peşin satış mı veresiye satış mı olduğu noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere TBK 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.” hükmünden çıkan karine uyarınca aynı anda ifa gereği ödemenin peşin olduğu kabulü gerekir. Anılan hüküm karşısında öncelikle veresiye satışı ispatlama yükü davacıdadır. Bu nedenle araç satım belgeleri ile noter senetleri dosyaya kazandırılıp tüm dosya değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3422 E. 2017/2120 K.
Ortak:temerrüt tarihi · ifa · işlemiş faiz · temerrüt
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince, davalı vekilinin «işlemiş faize» de itiraz ettiği, davalının takipten önce usulüne uygun şekilde «temerrüde» düşürüldüğünün davacı taraça ispatlanamadığı, bu halde «temerrüt tarihi» takip tarihi olacağından «asıl alacak» dışında işlemiş faize yönelik davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı, o nedenle davalının takibe ve borca yaptığı itirazının haklı olduğu, mahkemece yanılg …
Bilindiği üzere TBK 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda «ifa» etmekle yükümlüdürler.” hükmünden çıkan «karine» uyarınca aynı anda ifa gereği ödemenin peşin olduğu kabulü gerekir.
Benzer bu karardaBu itibarla taraflar arasındaki satım akdinde aynı anda «ifa» kuralının aksinin yani veresiye bir satımın karalaştırıldığı iddia ve ispat edilmediğine göre, «temerrüt tarihinin» hesaplanmasında yukarıda belirtilen madde hükümleri değerlendirilerek sonucuna göre işlemiş «temerrüt faizinin» belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davada konu edilen alacak miktarının 46.685,22 USD olup, takip tarihinin 30/01/2013 tarihi olduğu ve dosyadaki mevcut gerek belgelerden gerekse «bilirkişi incelemesinden» 01/02/2013 tarihinde yapılan ödemenin 81.923,22 USD olduğunun anlaşıldığı, davacı şirket tarafından icra takip dosyasında «işlemiş faiz» talebinde bulunulmuş ise de davalının «temerrüdü» takip tarihi ile başlamış olup, takip tarihinden önce temerrüdün söz konusu olmadığı, yapılan ödemelerin takibe itiraz süresinde içerisinde yapıldığı ve davalının …
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelere ilişkin «ifa» sırası, 6098 sayılı Kanun'un 97. maddesinde hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla taraflar arasındaki satım akdinde aynı anda «ifa» kuralının aksinin yani veresiye bir satımın karalaştırıldığı iddia ve ispat edilmediğine göre, «temerrüt tarihinin» hesaplanmasında yukarıda belirtilen madde hükümleri değerlendirilerek sonucuna göre işlemiş «temerrüt faizinin» belirlenmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davada konu edilen alacak miktarının 46.685,22 USD olup, takip tarihinin 30/01/2013 tarihi olduğu ve dosyadaki mevcut gerek belgelerden gerekse «bilirkişi incelemesinden» 01/02/2013 tarihinde yapılan ödemenin 81.923,22 USD olduğunun anlaşıldığı, davacı şirket tarafından icra takip dosyasında «işlemiş faiz» talebinde bulunulmuş ise de davalının «temerrüdü» takip tarihi ile başlamış olup, takip tarihinden önce temerrüdün söz konusu olmadığı, yapılan ödemelerin takibe itiraz süresinde içerisinde yapıldığı ve davalının …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11771 E. 2013/10309 K.
Ortak:ispat yükü · ifa · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… ından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle asıl alacağın %20'si olan 28.163,50 TL üzerinden «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince, davalı vekilinin «işlemiş faize» de itiraz ettiği, davalının takipten önce usulüne uygun şekilde «temerrüde» düşürüldüğünün davacı taraça ispatlanamadığı, bu halde «temerrüt tarihi» takip tarihi olacağından «asıl alacak» dışında işlemiş faize yönelik davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı, o nedenle davalının takibe ve borca yaptığı itirazının haklı olduğu, mahkemece yanılg …
Yapılan yargılama sonucunda «ispat yükünün» peşin ödediğini belirten davalıda olduğu, davalının bu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde», hisselerin tamamının nominal değer üzerinde davalıya devredildiği ve hisselerle ilgili bu tarihe kadar sorumluluğun satıcıya, bu tarihten sonra ise devir alan alıcıya ait olduğu düzenlenmiş olup, devir bedelinin ödendiği veya hemen ödeneceği hususunda «kesin» ifadelerin «protokolde» yer almadığı, bu protokol kapsamında davacı satıcının edimini yerine getirdiği, hisse devir işleminin şirket «yönetim kurulu» tarafından kabul edilerek «pay defterine» işlendiği, şirketin yeni ortakları tarafından yapılan 15.03.2010 tarihli genel kurul toplantısında davalı alıcının yönetim kurulu üyesi olduğu, bu tarihten sonra 18.03.2010 tarihinde şirket ile davacı arasında bir protokol daha düzenlendiği, bu protokolde yine taraflara «hisse devri» kapsamında bir takım edimlerin yerine getirilmesi hususunda mükellefiyetler yüklendiği, dolayısıyla, 10.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin yapılması ile taraflar arasındaki hisse devir işlemlerinin sona ermemiş olduğu, hisselerin davacı tarafından davalıya devrinden sonra dahi hisse devri kapsamında birtakım işlemlerin daha yerine getirilmesi gerektiği yolunda düzenleme yapıldığı, 18.03.2010 tarihli sözleşmedeki edimler nazara alındığında taraflar arasındaki ilişkinin BK'nın 182. maddesi kapsamında peşin satış olduğunun kabulü mümkün olmayıp, veresiye satış bulunduğu ve satım bedelini ödemiş oılduğunu «ispat yükünün» davalı alıcıya ait olduğu,davalı alıcının ise bu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 9.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, alacak likit olduğundan «asıl alacak» miktarının % 40'ı olan 3.600,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde de açıkca belirtildiği gibi olay tarihinde yürürülükte bulunan BK'nın 182/2. maddesi uyarınca aksine adet veya sözleşme yok ise, alıcı ve satıcı borçlarını aynı zamanda «ifa» etmekle mükelleftir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devri · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket · protokol · yönetim kurulu kararı · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesinde», hisselerin tamamının nominal değer üzerinde davalıya devredildiği ve hisselerle ilgili bu tarihe kadar sorumluluğun satıcıya, bu tarihten sonra ise devir alan alıcıya ait olduğu düzenlenmiş olup, devir bedelinin ödendiği veya hemen ödeneceği hususunda «kesin» ifadelerin «protokolde» yer almadığı, bu protokol kapsamında davacı satıcının edimini yerine getirdiği, hisse devir işleminin şirket «yönetim kurulu» tarafından kabul edilerek «pay defterine» işlendiği, şirketin yeni ortakları tarafından yapılan 15.03.2010 tarihli genel kurul toplantısında davalı alıcının yönetim kurulu üyesi olduğu, bu tarihten sonra 18.03.2010 tarihinde şirket ile davacı arasında bir protokol daha düzenlendiği, bu protokolde yine taraflara «hisse devri» kapsamında bir takım edimlerin yerine getirilmesi hususunda mükellefiyetler yüklendiği, dolayısıyla, 10.03.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinin yapılması ile taraflar arasındaki hisse devir işlemlerinin sona ermemiş olduğu, hisselerin davacı tarafından davalıya devrinden sonra dahi hisse devri kapsamında birtakım işlemlerin daha yerine getirilmesi gerektiği yolunda düzenleme yapıldığı, 18.03.2010 tarihli sözleşmedeki edimler nazara alındığında taraflar arasındaki ilişkinin BK'nın 182. maddesi kapsamında peşin satış olduğunun kabulü mümkün olmayıp, veresiye satış bulunduğu ve satım bedelini ödemiş oılduğunu «ispat yükünün» davalı alıcıya ait olduğu,davalı alıcının ise bu iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 9.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle devamına, alacak likit olduğundan «asıl alacak» miktarının % 40'ı olan 3.600,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Yine mahkeme gerekçesinde 10.03.2010 tarihli hisse devir senedine rağmen, «pay devrinin» veresiye satış olduğuna dayanak olarak davalının imzası bulunmayan 18.03.2010 tarihli dava dışı «anonim şirket» başkanı ve yünetim kurulu üyesi ile davacı arasında imzalanan «protokollerin» devir ile alakalı olduğu, dolayısıyla 10.03.2010 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile devir ilişkinin sona ermediği ve devrin veresiye olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece, davalının «yönetim kurulu» üyesi olması sebebiyle, bu «protokollerden» haberi olmadığının düşünülemiyeceği belirtilmiş ise de, bunun kabulü mümkün olmadığı gibi, protokol içeriği gözetildiğinde de dava dışı şirketin kredi borçlarının ödenmesi karşılığında şirkete ait birtakım araçların davacının göstereceği kişilere ve onun talimatı doğrultusunda satılması ile satış bedellerinin davacıya nakden ödeneceğinin öngörüldüğü ve pay devrinden bahsedilmediği dolayısıyla protokollerin açıklanan bu içerikleri itibariyle taraflar arasındaki yapılan «anonim şirket» «pay devri» sözleşmesi ile ilişkilendirilmesinin söz konusu olamayacağı açıktır.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, devirden sonra hissesi devredilen dava dışı şirketin «yönetim kurulu» başkan ve üyesi ile davacı arasında imzalanan 18.03.2010 tarihli iki adet «protokol» içeriği itibariyle devrin veresiye satış şeklinde yapıldığı, devir bedelinin ödenmesi hususunun ispatının davalıya düştüğü ve davalının da bu hususu kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3685 E. 2021/1595 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… ından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle asıl alacağın %20'si olan 28.163,50 TL üzerinden «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosyaya celp ve «ibraz» edilen belge içerikleri, bilirkişi raporu, Adli Tıp raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının 20.442,40 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, 20.442,40 TL alacak aslının 08.06.2012 takip tarihinden tahsil edilinceye kadar işleyecek % 9 oranında faizi ile birlikte tahsiline, takibin bu şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekle ödeme · mahsup · havale · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece bozmadan sonra alınan 07.12.2018 «havale» tarihli bilirkişi raporu içerisinde toplam 19 adet veresiye fişinin davalı şirketin kayıtlarına alındığı ve bu şekilde toplam alacağın 36.463,40 TL olduğu belirtilmiş, aynı raporda davalının «mahsup» fişlerinden hareketle cari bakiyesinin 12.795,02 TL olduğu tespit edilmiş, aynı bilirkişiden alınan ek raporda da aynı sonuca ulaşıldığı ifade edilmiştir.
Ancak söz konusu raporlarda «mahsup» fişlerinin neye ilişkin düzenlendiği noktasında açıklama olmadığı gibi davacı «defterlerinde» de mahsup fişine dair bir belirleme yapılmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman mali müşavir bilirkişiye dosya tevdi edilerek tarafların «defter» ve kayıtları tekrar incelenmek suretiyle davalının kayıtlarında 19 adet veresiye fişinin kayıtlı olduğu dikkate alınmak suretiyle «mahsup» fişlerinin içeriği ve ne şekilde verildiği de değerlendirilerek takip tarihi itibariyle veresiye fişlerinden kaynaklanan alacağın miktarının varlığını tespit etmekten ibarettir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosyaya celp ve «ibraz» edilen belge içerikleri, bilirkişi raporu, Adli Tıp raporu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının 20.442,40 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, 20.442,40 TL alacak aslının 08.06.2012 takip tarihinden tahsil edilinceye kadar işleyecek % 9 oranında faizi ile birlikte tahsiline, takibin bu şekilde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5545 E. 2021/50 K.
Ortak:ispat yükü · ifa
İncelediğiniz karardaYapılan yargılama sonucunda «ispat yükünün» peşin ödediğini belirten davalıda olduğu, davalının bu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere TBK 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda «ifa» etmekle yükümlüdürler.” hükmünden çıkan «karine» uyarınca aynı anda ifa gereği ödemenin peşin olduğu kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… ak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre para borçlarının alacaklının ikametgahında «ifa» edileceğinden icra dairesinin yetkili olduğu, davacı tarafından «ibraz» edilen veresiye fişlerini imzalayan ... ve ...’ın Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 2008 Aralık ve 2009 Ocak arasında davalının çalışanı olmadığı, bilirkişi raporunda çeke ilişkin banka ekstresini ve davalı şirket vergi «kaydının» da incelenmesi suretiyle yeniden rapor düzenlenebileceğini belirtildiği, ancak çekle yapılan ödeme sonrasında bakiye alacak faturalandırıldığından ödemeye ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı, diğer taraftan davacı, davalının vergi kaydı ve beyanlarına dayanmadığı, davalı tarafından da «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği, «fatura» konusu malın «teslimini» «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davacı tarafından ibraz edilen veresiye fişlerindeki imzalarının davalının yetkilisi ya da çalışanına ait olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve katılma yoluyla da davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra dairesinin yetkisine itiraz · ticari defter ibrazı · yetkisizlik itirazı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · ba formu · kötüniyet tazminatı · olumsuz oy
Benzer bu karardaSomut olayda mahkemece, «icra dairesinin yetkisine itiraz» ile ilgili olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi kabule göre de davalı vekili, takip ve dava konusu «fatura» içeriği malların alınmadığını savunduğundan davacının sözkonusu faturalardaki malları davalıya satıp, «teslim» ettiğini ispatlaması gerekir.
Davalı, aleyhindeki icra takibine yönelik olarak hem borca hem de «icra dairesinin yetkisine itiraz» etmiştir.
… ak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre para borçlarının alacaklının ikametgahında «ifa» edileceğinden icra dairesinin yetkili olduğu, davacı tarafından «ibraz» edilen veresiye fişlerini imzalayan ... ve ...’ın Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 2008 Aralık ve 2009 Ocak arasında davalının çalışanı olmadığı, bilirkişi raporunda çeke ilişkin banka ekstresini ve davalı şirket vergi «kaydının» da incelenmesi suretiyle yeniden rapor düzenlenebileceğini belirtildiği, ancak çekle yapılan ödeme sonrasında bakiye alacak faturalandırıldığından ödemeye ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı, diğer taraftan davacı, davalının vergi kaydı ve beyanlarına dayanmadığı, davalı tarafından da «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği, «fatura» konusu malın «teslimini» «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davacı tarafından ibraz edilen veresiye fişlerindeki imzalarının davalının yetkilisi ya da çalışanına ait olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve katılma yoluyla da davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Dairesinin 2015/29 esas ve 2015/5420 karar sayılı ve 14.04.2015 tarihli kararı ile; "Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1044 E. , 2022/5160 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) verilen 14.01.2020 tarih ve 2017/483 E. - 2020/30 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.12.2020 tarih ve 2020/970 E. - 2020/1036 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aleyhine Suşehri İcra Müdürlüğünün 2016/491 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, oysa davalının satın aldığı araç bedellerinin takibe konu edilen kısmı ödemediğini, o nedenle itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının alacaklı olduğunu ispatlayacak herhangi bir delil ibraz etmediğini, aksine davalının peşin ödeme yaptığını ikrar edecek nitelikte deliller sunulduğunu, bu nedenle davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibariyle davalının 140.817,50 TL'lik asıl borcunun bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle asıl alacağın %20'si olan 28.163,50 TL üzerinden icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince, davalı vekilinin işlemiş faize de itiraz ettiği, davalının takipten önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünün davacı taraça ispatlanamadığı, bu halde temerrüt tarihi takip tarihi olacağından asıl alacak dışında işlemiş faize yönelik davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı, o nedenle davalının takibe ve borca yaptığı itirazının haklı olduğu, mahkemece yanılgılı gerekçelerle takip öncesi işlemiş faiz alacağı kısmı için de itirazın iptaline ve takibin devamına hükmedilmesi doğru olmadığından bu yönden davalının isitnaf talebi yerinde görülerek hükmün bu kısmıyla ilgili olarak düzeltilmesi suretiyle yeniden karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, araç alım satımndan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirket, davalıya 3 adet araç sattığını ancak bedellerinin ödenmediğini, davalı ise bu satışın peşin satış olduğunu ve satış bedelini peşin ödediğini savunmuştur. Yapılan yargılama sonucunda ispat yükünün peşin ödediğini belirten davalıda olduğu, davalının bu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında alım satım ilişkisinin bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık alım satım ilişkisinin peşin satış mı veresiye satış mı olduğu noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere TBK 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.” hükmünden çıkan karine uyarınca aynı anda ifa gereği ödemenin peşin olduğu kabulü gerekir. Anılan hüküm karşısında öncelikle veresiye satışı ispatlama yükü davacıdadır. Bu nedenle araç satım belgeleri ile noter senetleri dosyaya kazandırılıp tüm dosya değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794163300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz