Hisse tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/674 E. 2022/4484 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
elbirliği mülkiyeti↗ miras ortaklığı↗ ibra sözleşmesi↗ iştirak halinde mülkiyet↗ tereke↗ teminat senedi↗ aktif dava ehliyeti↗ sözleşmenin feshi↗ ibra↗ ciro↗ mirasçılık↗ hisse devir sözleşmesi↗ muvafakat↗ fesih↗ bono↗ protokol↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ sulh↗ ihtarname↗ dahili dava↗ teminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; protokole göre devredilecek taşınmaz ... adına kayıtlı ise de davalı, bu taşınmazın bedeline karşılık gelen 80.000.-TL bedelli senedi ...'a vermiş ve bonoda "hisse devir sözleşmesine göre devredilecek arsaya karşılık teminat olarak verildiğinin ve ciro edilemeyeceğinin" belirtilmiş olduğu, ... tarafından noter ihtarnamesi ile taşınmaz devredilmediği takdirde bonoyu takibe koyacağını belirtilerek icra takibi başlatıldığı, miras bırakanın tercihini sözleşmenin feshi yerine alacağını tahsil yönünde kullandığından protokolün kandırılmak suretiyle imzalatıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; protokolde belirtilen taşınmazın müteveffa adına kayıtlı olması nedeniyle devri mümkün olmadığından sözleşme geçersiz sayılabilecek ise de, müteveffanın sözleşmede devir bedeli olarak kararlaştırılan 80.000,00 TL'nın teminatı olan senedi icraya koymakla iradesini fesih yönünde kullanmadığı, davalı da sözleşmede devir bedeli olarak gösterilen tutardaki bonoyu ...'a vermekle sözleşmenin bu hükmüne göre edimi yerine getirmiş olduğundan, müteveffa ...'un aldatıldığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersiz olduğundan bahsedilemeyeceği, sulh ve ibra sözleşmesinde hisse devir bedeline karşılık alınan diğer senetlerin ödenmemesi ise alacak davasının konusu olup protokolün geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçersiz limited şirket hisse devir sözleşmesiyle devredilen hisselerin miras payı oranında tescili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı ile davacının babası arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin batıl olduğunu, davacının babasının sözleşmenin ifasından sonra vefat ettiğini, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle iptali ile murisin davalıya devrettiği limited şirket hisselerinin miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli mirasçılık belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir. İştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez. Bu durumda mahkemece, anılan hususlar nazara alınarak davacının aktif dava ehliyeti konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın ve TMK’nın 644. maddesi uyarınca mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülüp dönüştürülmediği de araştırılmaksızın uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re’sen bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/195 E. 2019/7049 K.
Ortak:elbirliği mülkiyeti · miras ortaklığı · iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · taraf ehliyeti · dahili dava · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup dava dilekçesi ekindeki 15.10.2012 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eda davası · tespit davası · hukuki yarar
Benzer bu kararda… vasıyla yerine getirilmesinin mümkün olduğu, 6100 sayılı HMK’nın 109-(2) fıkrasının 01/4/2015 tarihinde 6644 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, «eda davası» açılması mümkün olan hallerde «tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığı gereçesiyle davanın 6100 sayılı HMK’nın 106/2-3 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
1-) Dava, davacıya ve davacının müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve ödenmemiş kar paylarının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, «hukuki yarar» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2596 E. 2019/1665 K.
Ortak:elbirliği mülkiyeti · miras ortaklığı · iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · taraf ehliyeti · dahili dava · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/... madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu vekaletname ile davacıların dava dışı ...'ye miras bırakan ...’nün terekesindeki menkul ve gayrimenkullerin «mirasçılara» intikali, terekedeki taşınmazların satışı ve «tereke» mevcudundaki araçların tescil edilmesi için «yetki» verildiği, vekaletnamede muristen intikal eden menkullerin alınması, murise ait vadeli hesabın vadesinin bozulması, tereke borcunun ödenmesi gibi sair yetkilerin verilmediği, davalı bankanın bu vekaletnameye dayalı olarak davacılara isabet eden miras hissesindeki paranın dava dışı ...'ye ödenmesinin usulsüz olduğu ve davalının sorumluluğunu gerektirdiği, her bir davacının mirasçılık belgesinde belirlenen .../20'lik hissesine düşen ve her iki davacı için toplam 472.951,54 İsveç Kronunun faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle (T.C Merkez Bankası’nın bir yıllık döviz mevduatına uygulanan faiz oranı miktarını geçmemek kaydıyla) 472.951,54 İsveç Kronunun (SEK) ödeme ta …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · yasal faiz · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… ilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu vekaletname ile davacıların dava dışı ...'ye miras bırakan ...’nün terekesindeki menkul ve gayrimenkullerin «mirasçılara» intikali, terekedeki taşınmazların satışı ve «tereke» mevcudundaki araçların tescil edilmesi için «yetki» verildiği, vekaletnamede muristen intikal eden menkullerin alınması, murise ait vadeli hesabın vadesinin bozulması, tereke borcunun ödenmesi gibi sair yetkilerin verilmediği, davalı bankanın bu vekaletnameye dayalı olarak davacılara isabet eden miras hissesindeki paranın dava dışı ...'ye ödenmesinin usulsüz olduğu ve davalının sorumluluğunu gerektirdiği, her bir davacının mirasçılık belgesinde belirlenen .../20'lik hissesine düşen ve her iki davacı için toplam 472.951,54 İsveç Kronunun faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle (T.C Merkez Bankası’nın bir yıllık döviz mevduatına uygulanan faiz oranı miktarını geçmemek kaydıyla) 472.951,54 İsveç Kronunun (SEK) ödeme ta …
… killerinin muristen kalan malların intikali, taşınmaz ve araç satımı konusunda anneleri ...'ye verdikleri ve içeriğinde muristen kalan mevduatın çekilmesi konusunda «yetki» içermeyen vekaletmeye dayalı olarak müvekillerinin payına düşen kısmın davalı bankaca anneleri ...’ye ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile şimdilik 500.000 İsveç Kronu alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2799 E. 2021/1355 K.
Ortak:elbirliği mülkiyeti · tereke · mirasçılık · muvafakat · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davada ve takipte miras yoluyla terekeye «dahil» olduğu iddia edilen banka mevduat hesabında bulunan paranın tahsili konusunda ortaklardan («mirasçılardan») sadece biri tarafından takip yapılıp dava açıldığı, davacının «tereke» adına değil kendi miras hakkına dayalı talepte bulunduğu, bu durumda mirasçının (davacının) açtığı davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların da davaya katılmasının sağlanması veya terekeye «temsilci» tayin ettirmesi için davacıya uygun bir süre vermesine de gerek olmadığı gerekçesiyle TMK'nın 640/2, HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca koşulları oluşmayan …
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin mirasın «elbirliği mülkiyeti» hükümlerine tabi olduğu, terekeye «dahil» bir alacağın «mirasçılardan» biri tarafından tek başına istenemeyeceği yönündeki genel gerekçeleri doğru ise de, yabancı uyruklu davacının icra takibinde dayanak gösterdiğini 09.03.2015 tarihli TMSF yazısı da dikkate alındığında icra takibinin davacı adına değil murisin terekesi adına yapıldığının kabulü gerekir.
Davacıya verilen bu «yetkinin» konunun «yabancılık unsuru» da dikkate alındığında Türk Hukukunda «mirasçılardan» birinin «tereke» adına takip yapmasına ve «itirazın iptali davası» açmasına «muvafakat» verildiği yönünde değerlendirilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık unsuru · itirazın iptali davası · icra takibine itiraz · iptal davası · yetki · zamanaşımı · ibraz · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaDavacıya verilen bu «yetkinin» konunun «yabancılık unsuru» da dikkate alındığında Türk Hukukunda «mirasçılardan» birinin «tereke» adına takip yapmasına ve «itirazın iptali davası» açmasına «muvafakat» verildiği yönünde değerlendirilmesi gerekirken Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Dava, «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davalı TMSF'ye devredilen mevduatın tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, «istinaf yoluna başvurmuştur».
Davacının mahkemeye «ibraz» ettiği Libya Devleti Jabal Ahdar Noterliği'nin 25 Ramazan 1435/ 23.07.2014 tarihli vekaletnamesi de İcra Takip tarihi olan 20.11.2015 tarihinden önce düzenlenmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3193 E. 2015/4916 K.
Ortak:miras ortaklığı · mirasçılık · muvafakat · taraf ehliyeti · temsil
İncelediğiniz karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Benzer bu karardaBu itibarla, elbirliği halindeki mülkiyet kuralları gereğince «miras ortaklığının» tümüne ilişkin davaların bütün «mirasçılar» tarafından açılması gerektiğinden, mahkemece diğer mirasçının davaya katılımının sağlanması ve bu doğrultuda «muvafakatının» alınması veya terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar nazara alınmaksızın davanın esastan incelenmek suretiyle karar verilmesi …
Anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere «mirasçının» birden fazla olması halinde terekenin taksimine kadarki durumuna «miras ortaklığı» denir.
Ancak, davacıların murisinin davacılar dışında... adında bir «mirasçısının» daha bulunduğu dosya içerisinde bulunan veraset ilamından anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı nazara alınarak, davacının talebinin kabulü ile davacıların Murisi 13/07/2012 tarihinde vefat eden...'in «keşif» tarihi ve ölüm tarihi itibariyle davalı bankanın ...
Miras ortaklığının «tüzel kişiliği» ve taraf «ehliyeti» yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · taraf ehliyeti · kâr payı · dahili dava · temsil · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Anılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · veraset ilamı · aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · ihbar · hukuki yarar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11691 E. 2010/2569 K.
Ortak:miras ortaklığı · tereke · mirasçılık · taraf ehliyeti · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaAnılan hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli «mirasçılık» belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan «temsil» ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise «elbirliği mülkiyetinde» ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaTMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre «miras ortaklığı» mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, «tereke» payları ayrılmaksızın ortaklığa «dahil» olan «mirasçılara» aittir.
Bu durumda, davacının dışında iki «mirasçısının» daha bulunduğu veraset ilamından anlaşılan murise ait paraya ilişkin talebin tüm mirasçılar tarafından birlikte ileri sürülmesi gerektiğinden mahkemece, davacının aktif dava «ehliyeti» yönünden değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, mahkemenin kabul şekline göre de, tüm «mirasçıların» birlikte hak sahibi oldukları «tereke» hesabında oluştuğu ileri sürülen tazminatın tamamının mirasçılardan sadece birisi olan davacıya ödenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/674 E. , 2022/4484 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.07.2018 tarih ve 2017/179 E- 2018/180 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.11.2020 tarih ve 2018/2002 E- 2020/1287 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; tarafların müteveffa ...'un öz oğlu olduğunu, davalı ile müteveffa babaları arasında, müteveffaya ait Emko Madencilik ... Ltd. Şti. hisselerinin davalıya devrine ilişkin sözleşme düzenlendiğini, protokolde davalı adına kayıtlı olduğu ve müteveffaya devredileceği beyan edilen ...köyü hudutlarındaki 1900 m2 arsa vasfındaki taşınmazın zaten müteveffaya ait bir taşınmaz olduğunu, sözleşmede bu maddenin davalının hilesi ile yer aldığını, tüm aile tarafından taşınmazın ihale esnasında ... tarafından alındığının bilindiğini, Ayvacık İcra Müdürlüğü nezdinde yaptıkları araştırma sonucunda, hiçbir zaman taşınmaza ilişkin ihale yapılmadığının öğrenildiğini, taşınmazın devrinin gerçekleşmediğini, hisse devri karşılığında davalı tarafından verilen 20.08.2016 - 20.09.2016 - 20.10.2016 - 20.11.2016 - 20.12.2016 vade tarihli senetlerin de ödenmediğini, sözleşmede yerine getirilmesi hukuken imkansız maddelere yer verildiğini ileri sürerek geçersiz olan sulh ve ibra protokolünün iptaline ve Emko Madencilik ve Kimya San.
ve Tic. Ltd. Şti. hisselerinin miras hissesi oranında müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; sulh ve ibra protokolü ile babası ile davalı arasındaki tüm uyuşmazlıkların sona erdirildiğini, taşınmazın muris adına kayıtlı iken borcu nedeniyle icradan satışının istendiği ve davalının Ayvacık İcra Müdürlüğü'nün 1999/670 esas sayılı dosyasına satış bedelini yatırmak suretiyle söz konusu taşınmazı ihaleden satın aldığını, daha sonra da ihmalkarlık nedeniyle tescil ettirmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; protokole göre devredilecek taşınmaz ... adına kayıtlı ise de davalı, bu taşınmazın bedeline karşılık gelen 80.000.-TL bedelli senedi ...'a vermiş ve bonoda "hisse devir sözleşmesine göre devredilecek arsaya karşılık teminat olarak verildiğinin ve ciro edilemeyeceğinin" belirtilmiş olduğu, ... tarafından noter ihtarnamesi ile taşınmaz devredilmediği takdirde bonoyu takibe koyacağını belirtilerek icra takibi başlatıldığı, miras bırakanın tercihini sözleşmenin feshi yerine alacağını tahsil yönünde kullandığından protokolün kandırılmak suretiyle imzalatıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; protokolde belirtilen taşınmazın müteveffa adına kayıtlı olması nedeniyle devri mümkün olmadığından sözleşme geçersiz sayılabilecek ise de, müteveffanın sözleşmede devir bedeli olarak kararlaştırılan 80.000,00 TL'nın teminatı olan senedi icraya koymakla iradesini fesih yönünde kullanmadığı, davalı da sözleşmede devir bedeli olarak gösterilen tutardaki bonoyu ...'a vermekle sözleşmenin bu hükmüne göre edimi yerine getirmiş olduğundan, müteveffa ...'un aldatıldığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersiz olduğundan bahsedilemeyeceği, sulh ve ibra sözleşmesinde hisse devir bedeline karşılık alınan diğer senetlerin ödenmemesi ise alacak davasının konusu olup protokolün geçersiz sayılmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçersiz limited şirket hisse devir sözleşmesiyle devredilen hisselerin miras payı oranında tescili istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı ile davacının babası arasında yapılan hisse devir sözleşmesinin batıl olduğunu, davacının babasının sözleşmenin ifasından sonra vefat ettiğini, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle iptali ile murisin davalıya devrettiği limited şirket hisselerinin miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
Dava dilekçesi ekindeki 17.02.2014 tarihli mirasçılık belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir. İştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez.
Bu durumda mahkemece, anılan hususlar nazara alınarak davacının aktif dava ehliyeti konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın ve TMK’nın 644. maddesi uyarınca mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülüp dönüştürülmediği de araştırılmaksızın uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, re’sen bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/792958500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz