6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11691 E. 2010/2569 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras ortaklığı tereke aktif dava ehliyeti mirasçılık taraf ehliyeti dahili dava temsil

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TMK — TMK 2

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, mahkeme emriyle davalı nezdindeki hesaba yatırılan paranın uzun süre vadesiz hesapta tutulmasının TMK 2. maddesine uygun bir işlem olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı murisinin terekesinde bulunan davalı banka nezdindeki paranın vadesiz hesapta tutulması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Dairemiz’ce de benimsenen 27. 09.2006 tarih 2006/19-552-589 sayılı kararında belirtildiği gibi TMK.nun 599 ncu maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile mirasçılara geçer. TMK.nun 640 maddesinde “birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye el birliğiyle sahip olurlar ve sözleşme ve kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” hükmü yer almıştır. TMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.

Bu durumda, davacının dışında iki mirasçısının daha bulunduğu veraset ilamından anlaşılan murise ait paraya ilişkin talebin tüm mirasçılar tarafından birlikte ileri sürülmesi gerektiğinden mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti yönünden değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, mahkemenin kabul şekline göre de, tüm mirasçıların birlikte hak sahibi oldukları tereke hesabında oluştuğu ileri sürülen tazminatın tamamının mirasçılardan sadece birisi olan davacıya ödenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kar Payı Alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/195 E. 2019/7049 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hisse tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/674 E. 2022/4484 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3193 E. 2015/4916 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/926 E. 2019/318 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/11691 E.  ,  2010/2569 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.05.2008 tarih ve 2006/261-2008/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili,müvekkilinin murisinin hissedarı olduğu gayrimenkulün tereke hakimliğince satışı yaptırılarak bedelinin davalı bankaya yatırıldığını, 29.07.2004 tarihinde vadeli hesaba yatan terekenin taksimi sonucu müvekkillerinin murisine isabet öden bölümün 29.12.2004 tarihinde mahkeme talimatına istinaden şahsi hesaba aktarıldığını ancak davalının bu aktarma işleminde parayı vadesiz hesaba alması nedeniyle ödeme yapılan 07.06.2005 tarihine kadar faiz tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle müvekkilinin zararının oluştuğunu ileri sürerek, 24.000,00TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 31.05.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 25.264,00 TL’ye çıkartmıştır.

Davalı vekili, tereke parasının taksimi sonucu şahsi hesaba aktarım sonrasında vadeli hesap açılması yönünde hak sahibi tarafın müracaat bulunmadığından paranın vadesiz hesaba alınması işleminin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, mahkeme emriyle davalı nezdindeki hesaba yatırılan paranın uzun süre vadesiz hesapta tutulmasının TMK 2. maddesine uygun bir işlem olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı murisinin terekesinde bulunan davalı banka nezdindeki paranın vadesiz hesapta tutulması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Dairemiz’ce de benimsenen 27.

09. 2006 tarih 2006/19-552-589 sayılı kararında belirtildiği gibi TMK.nun 599 ncu maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile mirasçılara geçer. TMK.nun 640 maddesinde “birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye el birliğiyle sahip olurlar ve sözleşme ve kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” hükmü yer almıştır. TMK.nun 701/2 nci maddesinde ise “ el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” denilmektedir.Bu hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir.

Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.

Bu durumda, davacının dışında iki mirasçısının daha bulunduğu veraset ilamından anlaşılan murise ait paraya ilişkin talebin tüm mirasçılar tarafından birlikte ileri sürülmesi gerektiğinden mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti yönünden değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, mahkemenin kabul şekline göre de, tüm mirasçıların birlikte hak sahibi oldukları tereke hesabında oluştuğu ileri sürülen tazminatın tamamının mirasçılardan sadece birisi olan davacıya ödenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013989100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.