İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8316 E. 2022/3441 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi hesabının kat edilmesi↗ hesabın kat edilmesi↗ ödeme emrine itiraz↗ tebligat usulsüzlüğü↗ hesap kat ihtarnamesi↗ ödeme emri tebliği↗ hesap kat ihtarı↗ ihtar tebliği↗ ilamsız takip↗ kat ihtarnamesi↗ kat ihtarı↗ borca itiraz↗ ödeme emri↗ tebliğ tarihi↗ hesap kat↗ tebligat kanunu m.35↗ icra hukuk mahkemesi↗ usulüne uygun tebliğ↗ şikayet↗ muacceliyet↗ ihtar↗ tebligat↗ ihtarname↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin ibraz edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan tebligatın da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden usulüne uygun tebliğ edilmiş ödeme emri ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli hesap kat ihtarını gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise ihtarın tebliğ edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan tebliğ tarihi olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun muacceliyet tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ... yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular hakkında 03.10.2018 tarihinde icra takibini başlattığı, davacı banka davalı borçlular ... ve ... hakkında ödeme/atifet süresinin dolmasını beklemeden icra takibini başlattığı, usulüne uygun olarak süresinde başlatılmış bir icra takibi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalılara gönderilen 28.09.2018 tarihli hesap kat ihtarnamesinde toplam 80.690,91 TL kredi borcunun ihtarın tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi istendiği, ihtarnamenin davalı ...'na 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT gönderi takibi sisteminin sorgulama sayfası dosyaya ibraz edildiği, ihtarnamenin diğer davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, diğer davalı ... tarafından ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğuna ilişkin icra hukuk mahkemesinde açılmış herhangi bir şikayet bulunmadığı, ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, davalı ... vekili itiraz dilekçesinde ödeme emrinin müvekkiline 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirttiği, ödeme emrine itiraz tarihi itibariyle ... tarafından adına borca itiraz dilekçesi ibraz eden vekile vekaletname verildiği, vekilin icra dosyasında vekaletnamesinin bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet bulunmadığı, ihtarname ile verilen ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren başlayacak olan ödeme süresi başlamadan 02.10.2018 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale geleceği ancak davacının gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonra üç gün süre verildiği, bu durumda verilen süre sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine geçilmesi TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bir kısım gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bir kısım gerekçe yönünden kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri
İncelediğiniz kararda… since, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin «ibraz» edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan «tebligatın» da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden «usulüne uygun tebliğ» edilmiş «ödeme emri» ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarını» gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise «ihtarın tebliğ» edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan «tebliğ tarihi» olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun «muacceliyet» tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ... yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular h …
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalılara gönderilen 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarnamesinde» toplam 80.690,91 TL kredi borcunun «ihtarın tebliğinden» itibaren 3 gün içinde ödenmesi istendiği, ihtarnamenin davalı ...'na 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT gönderi takibi sisteminin sorgulama sayfası dosyaya «ibraz» edildiği, ihtarnamenin diğer davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, diğer davalı ... tarafından «ödeme emrinin tebliğinin» usulsüz olduğuna ilişkin «icra hukuk» mahkemesinde açılmış herhangi bir «şikayet» bulunmadığı, ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, davalı ... vekili itiraz dilekçesinde ödeme emrinin müvekkiline 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirttiği, «ödeme emrine itiraz» tarihi itibariyle ... tarafından adına «borca itiraz» dilekçesi ibraz eden vekile vekaletname verildiği, vekilin icra dosyasında vekaletnamesinin bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet bulunmadığı, ihtarname ile verilen ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren başlayacak olan ödeme süresi başlamadan 02.10.2018 tarihinde «ilamsız takip» başlatıldığı, davacı banka tarafından «kredi hesabının kat edilmesiyle» birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç «muaccel» hale geleceği ancak davacının gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonra üç gün süre verildiği, bu durumda verilen süre s …
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · rücuen tahsil · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4869 E. 2014/11258 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · borca itiraz · ödeme emri · tebliğ tarihi · icra hukuk mahkemesi
İncelediğiniz karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalılara gönderilen 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarnamesinde» toplam 80.690,91 TL kredi borcunun «ihtarın tebliğinden» itibaren 3 gün içinde ödenmesi istendiği, ihtarnamenin davalı ...'na 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT gönderi takibi sisteminin sorgulama sayfası dosyaya «ibraz» edildiği, ihtarnamenin diğer davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, diğer davalı ... tarafından «ödeme emrinin tebliğinin» usulsüz olduğuna ilişkin «icra hukuk» mahkemesinde açılmış herhangi bir «şikayet» bulunmadığı, ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, davalı ... vekili itiraz dilekçesinde ödeme emrinin müvekkiline 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirttiği, «ödeme emrine itiraz» tarihi itibariyle ... tarafından adına «borca itiraz» dilekçesi ibraz eden vekile vekaletname verildiği, vekilin icra dosyasında vekaletnamesinin bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet bulunmadığı, ihtarname ile verilen ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren başlayacak olan ödeme süresi başlamadan 02.10.2018 tarihinde «ilamsız takip» başlatıldığı, davacı banka tarafından «kredi hesabının kat edilmesiyle» birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç «muaccel» hale geleceği ancak davacının gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonra üç gün süre verildiği, bu durumda verilen süre s …
… since, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin «ibraz» edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan «tebligatın» da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden «usulüne uygun tebliğ» edilmiş «ödeme emri» ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarını» gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise «ihtarın tebliğ» edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan «tebliğ tarihi» olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun «muacceliyet» tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ... yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular h …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İcra Hukuk Mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ tarihinin» 17.04.2012 olarak tespit edildiği, böylece davacının 18.04.2012 tarihli «borca itirazının» süresinde ve takibin de durmuş olduğu, davacının önce icra takibinin sonuçlanmasını beklemesi, ondan sonra davayı açıp açmayacağını belirlemesi gerektiği, icra takibinin durmasından sonra «menfi tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının takip dosyasında vaki «borca itirazının» süresinde kabul edilmesi ile takip, işbu dava açıldıktan sonra durmuş ise de, bizatihi «ödeme emri tebliği» ve alacak talep edilmesi nedeniyle «menfi tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta «ödeme emri» davalı tarafa usulsüz şekilde 09.04.2012 günü tebliğ edilmiş, yasal 7 günlük «itiraz süresi» dolduktan sonra davacı tarafça takip 17.04.2012 günü öğrenilmiş ve 18.04.2012 tarihinde de «menfi tespit» istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:itiraz süresi · menfi tespit davası · tespit davası · hukuki yarar · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İcra Hukuk Mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ tarihinin» 17.04.2012 olarak tespit edildiği, böylece davacının 18.04.2012 tarihli «borca itirazının» süresinde ve takibin de durmuş olduğu, davacının önce icra takibinin sonuçlanmasını beklemesi, ondan sonra davayı açıp açmayacağını belirlemesi gerektiği, icra takibinin durmasından sonra «menfi tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının takip dosyasında vaki «borca itirazının» süresinde kabul edilmesi ile takip, işbu dava açıldıktan sonra durmuş ise de, bizatihi «ödeme emri tebliği» ve alacak talep edilmesi nedeniyle «menfi tespit davası» açılmasında «hukuki yarar» bulunmaktadır.
İİK'nın 72. maddesi uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için «menfi tespit davası» açabilir.
Somut uyuşmazlıkta «ödeme emri» davalı tarafa usulsüz şekilde 09.04.2012 günü tebliğ edilmiş, yasal 7 günlük «itiraz süresi» dolduktan sonra davacı tarafça takip 17.04.2012 günü öğrenilmiş ve 18.04.2012 tarihinde de «menfi tespit» istemiyle eldeki dava açılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5031 E. 2013/22170 K.
Ortak:tebliğ tarihi
İncelediğiniz kararda… since, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin «ibraz» edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan «tebligatın» da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden «usulüne uygun tebliğ» edilmiş «ödeme emri» ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarını» gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise «ihtarın tebliğ» edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan «tebliğ tarihi» olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun «muacceliyet» tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ... yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular h …
Benzer bu karardaDava, «nakliyat emtia sigortasından» kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, davacı ... şirketi «hasar» bedelini 02/12/2009 tarihinde ödedikten sonra, 14/12/2009 tarihli yazısıyla dava dışı sigortalısına ödenen tazminatı davalı ...’dan on gün içinde ödenmesini talep etmişse de, bu yazının davalıya «tebliğ tarihi» dosya içinde bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · rücuan tazminat · ek mehil · temerrüt tarihi · ticari faiz · hasar · temerrüt
Benzer bu karardaDava, «nakliyat emtia sigortasından» kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, davacı ... şirketi «hasar» bedelini 02/12/2009 tarihinde ödedikten sonra, 14/12/2009 tarihli yazısıyla dava dışı sigortalısına ödenen tazminatı davalı ...’dan on gün içinde ödenmesini talep etmişse de, bu yazının davalıya «tebliğ tarihi» dosya içinde bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece davalı ... şirketinin tazminatın ödenmesi için davalıya atifet «mehili» verdiği gözetilerek davalının «temerrüt tarihinin» belirlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile, 3.000,00 TL'nin 02.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2702 E. 2013/2920 K.
Ortak:ödeme emri
İncelediğiniz kararda… since, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin «ibraz» edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan «tebligatın» da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden «usulüne uygun tebliğ» edilmiş «ödeme emri» ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarını» gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise «ihtarın tebliğ» edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan «tebliğ tarihi» olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun «muacceliyet» tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ... yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular h …
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalılara gönderilen 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarnamesinde» toplam 80.690,91 TL kredi borcunun «ihtarın tebliğinden» itibaren 3 gün içinde ödenmesi istendiği, ihtarnamenin davalı ...'na 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT gönderi takibi sisteminin sorgulama sayfası dosyaya «ibraz» edildiği, ihtarnamenin diğer davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, diğer davalı ... tarafından «ödeme emrinin tebliğinin» usulsüz olduğuna ilişkin «icra hukuk» mahkemesinde açılmış herhangi bir «şikayet» bulunmadığı, ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, davalı ... vekili itiraz dilekçesinde ödeme emrinin müvekkiline 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirttiği, «ödeme emrine itiraz» tarihi itibariyle ... tarafından adına «borca itiraz» dilekçesi ibraz eden vekile vekaletname verildiği, vekilin icra dosyasında vekaletnamesinin bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet bulunmadığı, ihtarname ile verilen ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren başlayacak olan ödeme süresi başlamadan 02.10.2018 tarihinde «ilamsız takip» başlatıldığı, davacı banka tarafından «kredi hesabının kat edilmesiyle» birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç «muaccel» hale geleceği ancak davacının gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonra üç gün süre verildiği, bu durumda verilen süre s …
Benzer bu karardaSigorta A.Ş. tarafından takip yapılmış, icra müdürlüğünce «yetkisizlik» kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine 04.03.2011 tarihinde alacaklı olarak Yapı Kredi Sigorta A.Ş. yazılmak suretiyle davalı hakkında yeniden takip «ödeme emri» düzenlenmiştir.
Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen «ödeme emri» ekinde sunulan vekaletnamede davacı vekilinin aynı zamanda ... ...
Bu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata · sigorta sözleşmesi · rücu · yetkisizlik kararı · hasar · zamanaşımı
Benzer bu karardaBu durumda davalı hakkında düzenlenen 04.03.2011 tarihli «ödeme emrinin» «maddi hatanın düzeltilmesi» olarak kabul edilip, ayrıca talebin «rücu davası» niteliğinde olmasına göre, «zamanaşımı» süresinin de taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Dava, «sigorta sözleşmesi» sonucu «rücu» isteminden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. ...
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı hakkında icra takibinin 04.03.2011'de yapıldığı, «hasarın» ise ....02.2007 tarihinde meydana geldiği, ...
1268. maddesi gereğince iki yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2128 E. 2023/5710 K.
Ortak:ödeme emri tebliği · ödeme emri · icra hukuk mahkemesi · şikayet · tebligat
İncelediğiniz karardaAnkara Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalılara gönderilen 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarnamesinde» toplam 80.690,91 TL kredi borcunun «ihtarın tebliğinden» itibaren 3 gün içinde ödenmesi istendiği, ihtarnamenin davalı ...'na 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT gönderi takibi sisteminin sorgulama sayfası dosyaya «ibraz» edildiği, ihtarnamenin diğer davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, diğer davalı ... tarafından «ödeme emrinin tebliğinin» usulsüz olduğuna ilişkin «icra hukuk» mahkemesinde açılmış herhangi bir «şikayet» bulunmadığı, ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, davalı ... vekili itiraz dilekçesinde ödeme emrinin müvekkiline 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirttiği, «ödeme emrine itiraz» tarihi itibariyle ... tarafından adına «borca itiraz» dilekçesi ibraz eden vekile vekaletname verildiği, vekilin icra dosyasında vekaletnamesinin bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet bulunmadığı, ihtarname ile verilen ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren başlayacak olan ödeme süresi başlamadan 02.10.2018 tarihinde «ilamsız takip» başlatıldığı, davacı banka tarafından «kredi hesabının kat edilmesiyle» birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç «muaccel» hale geleceği ancak davacının gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonra üç gün süre verildiği, bu durumda verilen süre s …
… since, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin «ibraz» edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan «tebligatın» da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden «usulüne uygun tebliğ» edilmiş «ödeme emri» ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli «hesap kat ihtarını» gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise «ihtarın tebliğ» edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan «tebliğ tarihi» olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun «muacceliyet» tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ... yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular h …
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E. sayılı dosyası ile «şikayet» yoluna gidildiği, mahkemece 27.10.2017 tarihinde «ödeme emrinin tebliğ» işleminin iptaline karar verildiği, kararın 12.10.2018 tarihinde istinaf kanun yolundan geçerek kesinleştiği, «ödeme emrinin iptal» edilmesi nedeniyle davalı borçlulara icra dairesince yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiğinden ve davalı borçluların bu ödeme emrinin tebliği üzerine yeniden itiraz hakkı bulunduğundan itirazın iptaline ilişkin işbu davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığına», davacı dava tarihi itibarıyla dava açmakta haksız olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Temlik alan davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar icra mahkemesince «ödeme emrinin tebliğ» iptaline karar verilmişse de bu durumun borçlu davalıların itiraz iradesini ortadan kaldırmadığını, icra mahkemesinin ödeme emrinin tebliğine ilişkin işlemin iptali kararının ödeme emri metninin içeriğine ilişkin olmayıp takip dayanağı belgelerin ödeme emri «tebligatında» bulunmamasına ilişkin olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibe ilişkin «ödeme emrinin tebliğ» işleminin usulsüz olduğundan bahisle Bursa 7.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrinin iptali · itirazın iptali davası · dava şartı yokluğu · yargılama giderleri · icra takibine itiraz · iptal davası · temlik · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaİcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E. sayılı dosyası ile «şikayet» yoluna gidildiği, mahkemece 27.10.2017 tarihinde «ödeme emrinin tebliğ» işleminin iptaline karar verildiği, kararın 12.10.2018 tarihinde istinaf kanun yolundan geçerek kesinleştiği, «ödeme emrinin iptal» edilmesi nedeniyle davalı borçlulara icra dairesince yeniden ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmesi gerektiğinden ve davalı borçluların bu ödeme emrinin tebliği üzerine yeniden itiraz hakkı bulunduğundan itirazın iptaline ilişkin işbu davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar «verilmesine yer olmadığına», davacı dava tarihi itibarıyla dava açmakta haksız olduğundan «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «itirazın iptali davası» devam ederken, davaya konu takibin dayanağı «ödeme emrinin» Bursa 7.
İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/940 E., 2017/833 K. sayılı ilamı ile iptaline karar verildiği, kararın kesinleştiği, «ödeme emrinin» «icra hukuk» mahkemesince iptal edilmesi durumunda, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, mahkemece davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde «temlik» alan davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8316 E. , 2022/3441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.01.2019 tarih ve 2018/750 E- 2019/9 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.09.2020 tarih ve 2019/598 E- 2020/837 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalılardan ... arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edildiğini, sonrasında kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili 01.01.2019 tarihli beyan dilekçesiyle, ödeme emrine itirazların vekil aracılığıyla yapılmasına karşın tebligatların asile yapıldığını, bu nedenle yapılan ön inceleme duruşmasının usulsüz olduğunu, davalı ... adına itirazın da geçerli vekaletnameye istinaden yapıldığını belirtmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; icra dosyasında borçluların tümü adına vekil tarafından itiraz edildiği, icra dosyasında ... adına vekaletnamenin ibraz edilmediği, bu hususun icra müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabıyla da teyit edildiği, ayrıca ...’na yapılan tebligatın da usulsüz olduğunu, dolayısıyla bu davalı yönünden usulüne uygun tebliğ edilmiş ödeme emri ve usulüne uygun itiraz bulunmadığı dolayısıyla durmuş bir takipten söz edilemeyeceği, davacı tarafından davalı borçlular ... ve ...'ye PTT kanalıyla 28.09.2018 tarihli hesap kat ihtarını gönderildiği, davalı borçlu ...'na 09.10.2018'de tebliğ olduğu, davalı ... yönünden ise ihtarın tebliğ edildiğine dair ispatlayıcı belge sunulmadığı, hesap kat ihtarında davacının, muhataplarına tebliğden itibaren başlamak üzere 3 günlük ödeme süresi verdiği, davalı borçlu ...'na yapılan tebliğ tarihi olan 09.10.2018 olduğu 3 günlük ödeme süresi eklendiğinde borcun muacceliyet tarihinin 13.10.2018 olduğu, davalı borçlu ...
yönünden ise ihtarın tebliği ispatlanamadığından atifet/ödeme süresi henüz başlamadığı, davacının davalı borçlular hakkında 03.10.2018 tarihinde icra takibini başlattığı, davacı banka davalı borçlular ... ve ... hakkında ödeme/atifet süresinin dolmasını beklemeden icra takibini başlattığı, usulüne uygun olarak süresinde başlatılmış bir icra takibi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nce, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalılara gönderilen 28.09.2018 tarihli hesap kat ihtarnamesinde toplam 80.690,91 TL kredi borcunun ihtarın tebliğinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi istendiği, ihtarnamenin davalı ...'na 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğine dair PTT gönderi takibi sisteminin sorgulama sayfası dosyaya ibraz edildiği, ihtarnamenin diğer davalılara tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, diğer davalı ... tarafından ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğuna ilişkin icra hukuk mahkemesinde açılmış herhangi bir şikayet bulunmadığı, ödeme emri tebliğinin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, davalı ...
vekili itiraz dilekçesinde ödeme emrinin müvekkiline 09.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirttiği, ödeme emrine itiraz tarihi itibariyle ... tarafından adına borca itiraz dilekçesi ibraz eden vekile vekaletname verildiği, vekilin icra dosyasında vekaletnamesinin bulunmamasının sonucu etkilemeyeceği, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet bulunmadığı, ihtarname ile verilen ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren başlayacak olan ödeme süresi başlamadan 02.10.2018 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale geleceği ancak davacının gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonra üç gün süre verildiği, bu durumda verilen süre sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine geçilmesi TMK'nın 2.
maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bir kısım gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bir kısım gerekçe yönünden kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26/04/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından gönderilen ihtarname ile davalılara süre verilmesi nedeniyle muacceliyetin ertelendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hesabın kat edilmesiyle alacak muaccel olup takibine geçilmesi için hesabın kat edilmesi yeterlidir. İhtar ve ihtarın tebliği temerrüt faizinin hesabında dikkate alınması gerekli bir husustur. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama görüşüne muhalifiz (Yargıtay 19. H.D 13.02.2014 tarih, 2013/18783 E., 2014/2861 K., 28.02.2017 tarih, 2016/13881 E., 2017/1590 K.) ([…]G.K 24.05.2017 tarih 2017/19-815 E., 2017/1007 K.).
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790156900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz