Sözleşme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1026 E. 2022/2819 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
önemli menfaat↗ hmk 166↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ sigorta acenteliği↗ portföy tazminatı↗ acentelik sözleşmesi↗ tahkikat↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ yargılama giderleri↗ fesih↗ komisyon↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fesih tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından feshi nedeni ile davacı tarafından talep edilen portföy tazminatı istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/104 E. 2023/6972 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · yargılama giderleri · fesih · komisyon
İncelediğiniz kararda… gılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut «komisyon» belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, «fesih» tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tazminat için gerekli «acentenin» faaliyeti sebebiyle sözleşmenin feshinden sonra portföy sayesinde «önemli menfaat» elde edilmesi ve «hakkaniyetin» gerektirmesi koşullarını sağlayamadığını, bu hususları ispatlayamadığını, dava dışı sigorta şirketi ile çalışmaya başladığını, bu sebeple müvekkilinin zaten menfaat elde edemeyeceğini, davacının müşterileri dava dışı sigorta şirketine geçirmeye başlaması ve bu firma ile çalışmak istemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, Kanunda «son» beş yıllık faaliyete göre hesaplanması gerektiği belirtilmesine rağmen iki yıllık tahmini olarak yapılan hesaplamayı kabul eden Mahkemenin «eksik inceleme» yaptığını, Mahkeme tarafından acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık «komisyon» ve diğer ödemeleri belirlemek için bankalara müzekkere yazılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Değerlendirme Asıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · müşteri portföyü · komisyon bedeli · şirket merkezi mahkemesi · acente · ticari faiz · kesin süre · ihtar
Benzer bu karardaDavacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
… ada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında tamamen müvekkiline ait kayıtlar üzerinden hesaplama yapıldığını, Mahkemece davalıya defalarca, «ticari defter» ve kayıtlarını sunması, sunmadığı takdirde ticari defter ve dayanağı kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edileceği «ihtar» edildiği halde davalının ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmadığını, kayıtların incelenmesi için bilirkişilere fırsat vermediğini, «kesin süre» verilerek, sonuçlarına hatırlatılmasına rağmen defter ve kayıtların sunulmaması durumunda «ibrazı» talep eden tarafın iddiası ispat edilmiş sayılacağını, sadece kendilerince sunulan kayıtlarla ortalama bir tazminatın belirlenmesinin hukuka ve «hakkaniyete» aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 06.10.2020 tarih, 2015/519 E., 2020/551 K. sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8135 E. 2022/9493 K.
Ortak:tahkikat · yargılama giderleri · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen '' davaların istiklali prensibi '' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faktoring · kıymetli evrak · alacağın temliki · satış sözleşmesi · kambiyo senedi · ciro · temlik · fatura
Benzer bu karardaSanayi tarafından takibe konulduğu, 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 maddesinin getirdiği düzenlemenin bir «kambiyo senedinin» «ciro» yoluyla «faktoring» şirketine devri hâlini düzenlediği, nama yazılı «kıymetli evrakın» ciro yolu ile devrinin mümkün olmayıp devirlerinin «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu, bu sebeple de yargılama konusu somut olaya uygulanma imkanının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile davacının asıl ve birleşen dosya davalılarına karşı 06/05/2008 tarihli «satış sözleşmesi» ve bu sözleşme gereği tanzim edilen 06/05/2008 32130 numaralı «fatura» bedeli için borçlu olmadığının tespitine, davacının 06/05/2008 tarihli satış sözleşmesine konu mal bedeli olarak davalı Denizli Boru İzolasyon İnşaat San.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Denizli Boru arasında «satış sözleşmesi» yapıldığı yapılan sözleşmenin 4. maddesi gereği satıcı Denizli Boruya verilen çeklerin nama yazılı olduğu 5. maddesinde satış sözleşmesine konu malların 15 gün içerisinde «teslim» edileceğinin kayıtlı olduğu, 06/05/2008 tarihli 32130 numaralı faturada satıldığı iddia edilen malların teslim alındığına dair alıcı tarafından yazılmış bir «kaydın» bulunmadığı, dava konusu çeklerden 02/07/2008 tarihli ve 12/7/2008 tarihli ve bedelleri 13.694.- TL bedelli 2 adet «çek» Şirinoğlu A.Ş. tarafından Antalya 3.
Finansal Hizmetleri Tic.A.Ş.'ye «temlik» ettiği Denizbank Kalkan Şubesine ait... numaralı hesaba çekilen iki adet «çek» ile diğer birleşen davalı Tasfiye halinde Demireren Metal San.
Tic.A.Ş'ye «temlik» ettiği yedi adet «çek» nedeniyle birleşen davalılara borçlu olmadığının tespiti ile bu çeklerin iptaline, davacı tarafın şartları oluşmayan «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar verilmşitir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4185 E. 2021/6269 K.
Ortak:tahkikat · yargılama giderleri · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek · işlemiş faiz · kredi sözleşmesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; takip dosyasındaki «ipotek» asıl alacağı olan 109.094,35 TL üzerinden %72 faizin takip tarihi itibariyle 7.101,59 TL «işlemiş faiz» üzerinden hesaplanan %5 BSMV'nin ise 355,08 TL olması gerektiği, bu anlamda davalı borçluların BSMV’ye yönelik itirazları yerinde olup 355,08 TL BSMV miktarı olması gerekirken ödeme emrinde bu miktarın 5.454,72 TL olarak fazla hesaplandığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında faiz miktarları ödeme emrindeki faiz bedelinden fazla olarak hesap edilmiş ise de, davacı bankanın talebi doğrultusunda talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinden «asıl alacak» 109.094,35 TL’nin %72 faiz üzerinden faizinin 14.322,00 TL olarak belirlendiği, talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden 7.101,59 TL faizin kabul edildiği, bu faiz bedeli üzerinden %5 BSMV’nin ise 355,08 TL olması gerektiği, borçluların likit alacağa haksız olarak itiraz ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Ödemiş 2 İcra Müdürlüğü'nün 2009/4663 takip sayılı dosyasında takibin, takip tarihi itibari ile asıl alacak 109.094,35 TL, %72 faiz üzerinden 7.101,59 TL faiz ve %5 BSMV olarak 355,08 TL üzerinden takibin devamına, davalılar ..., ... ve ...'ün itirazının bu miktarlar üzerinden iptaline, aynı takipteki asıl alacak (109.094,35 TL) üzerinden hesaplanacak %20 oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, birleştirilen dosya yönünden (bütün davalılar yönünden karar verilmiş olmakla) karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, davacının «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
… kemece asıl dava ve birleşen dava davalıları hakkında tek bir hüküm kurulması, birleştirilen dosya yönünden (bütün davalılar yönünden karar verilmiş olmakla ) karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş olması ve her ne kadar tüm davalılar yönünden karar verilmiş olmakla denilmiş ise de davalılardan ... – ...
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz kararda… gılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut «komisyon» belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, «fesih» tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından feshi nedeni ile davacı tarafından talep edilen «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaAyrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · ticari defter ibrazı · acente · uyuşmazlık konusu · ihbar · ticari defter · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, mevcut delillere göre tazminat talep edebilme koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · fesih · komisyon
İncelediğiniz kararda… gılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut «komisyon» belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, «fesih» tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından feshi nedeni ile davacı tarafından talep edilen «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · haksız şart · sözleşmenin feshi · ticari faiz · sigorta sözleşmesi · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
-
Alacak | Teminat mektubu iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4466 E. 2015/11816 K.
Ortak:önemli menfaat · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · komisyon
İncelediğiniz kararda… gılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut «komisyon» belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, «fesih» tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından feshi nedeni ile davacı tarafından talep edilen «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece taraflardan «portföy tazminatı» konusunda delillerini sunması istenerek, «acentenin» davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi «önemli menfaatler» elde edeceği ve «hakkaniyet» ilkesi gereğince portföy tazminatı gerekip gerekmediği belirlenerek, gerektiğinde 818 sayılı BK'nın 42. maddesine göre tazminat miktarı takdir edilerek neticesine …
Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkindir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi, «acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir, yani bir başka deyişle hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı kadardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «son» üç yıllık «komisyon» ücreti üzerinden oranlama yapılarak 37.125 TL «portföy tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, belirlenen tazminat miktarı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde elde ettiği menfaati yansıtmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4578 E. 2022/8949 K.
Ortak:tahkikat · yargılama giderleri · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel yetki · hizmet akdi · yapılandırma protokolü · teminat senedi · şahsi sorumluluk · yazılı delil · kambiyo senedi · ciro
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; asıl dava ve birleşen davada davaya konu çeklerin keşide edildiği tarihte çekleri alan ve «ciro» eden ...'un şirkette «hizmet sözleşmesi» ile çalışan sıfatının bulunduğu, bunun dışında «kambiyo senedi» ile şirketi borçlandırıcı işlemler bakımından «özel yetki» verilmiş bir yetkili sıfatının bulunmadığı, davaya konu olayda da çeklerin şirket yetkilisi olmayan ...' a verilmesi, onun tarafından ciro edilmesi, «teminat senedi» olduğuna dair «yapılan protokolün» ... tarafından yapılması sebebiyle şirketi «temsile» yetkili kişi tarafından yapılan iş ve eylemlerden ...' un «şahsi sorumluluğuna» gidilebileceği, şirketin bu durumdan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıların çeklerin «teminat senedi» olduğu iddiasını «yazılı delil» ile ispatlayamadığı, davacıların davalı şirket ile yapıldığını iddia ettikleri «protokollerin» davalı şirket yetkilileri ile değil, davalı şirkette «hizmet akdi» ile çalışan ...' la yaptıkları ve davalı şirketi bağlayıcı niteliğinin bulunmadığı, davalı şirket yetkilisi ...ve ... hakkında açılan ceza davasının «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, ceza mahkemesince kesinleşen ve hukuk hakimini bağlayıcı niteliği olan bir maddi vakıa tespitinin yapılmadığı, il …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1026 E. , 2022/2819 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
BİRLEŞEN DAVA
BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2015/709 ESAS
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.10.2020 tarih ve 2015/519 E. - 2020/551 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında 02.04.2002 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin davalı tarafın 06.09.2010 tarihli haksız feshi ile sona erdiğini, davalı şirketin davacı acentenin oluşturmuş olduğu müşteri çevresinden herhangi bir karşılık ödemeden yararlanmış olması nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra davacı tarafından davalı şirkete bu yönde yapılan sözlü talebin davalı tarafça kabul edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, TTK'nın 122/4. maddesi hükmüne göre dava konusu tazminatın sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde talep edilmesinin gerektiği, ancak sözleşmesinin 06.09.2010 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen davanın 08.10.2013 tarihinde açılmış olduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafça denkleştirme tazminatına yönelik sözlü talepte bulunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında 02.04.2002 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin davalı tarafın 06.09.2010 tarihli haksız feshi ile sona erdiğini, davalı şirketin davacı acentenin oluşturmuş olduğu müşteri çevresinden herhangi bir karşılık ödemeden yararlanmış olması nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, asıl dava konusu ile konusu aynı olan, bu davanın ek dava niteliğinde olduğunu, dosyaların birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek 79.000.- TL portföy alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fesih tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından feshi nedeni ile davacı tarafından talep edilen portföy tazminatı istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 05/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/758401100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz