İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4185 E. 2021/6269 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 166↗ tahkikat↗ bsmv↗ yargılama giderleri↗ ipotek↗ işlemiş faiz↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; takip dosyasındaki ipotek asıl alacağı olan 109.094,35 TL üzerinden %72 faizin takip tarihi itibariyle 7.101,59 TL işlemiş faiz üzerinden hesaplanan %5 BSMV'nin ise 355,08 TL olması gerektiği, bu anlamda davalı borçluların BSMV’ye yönelik itirazları yerinde olup 355,08 TL BSMV miktarı olması gerekirken ödeme emrinde bu miktarın 5.454,72 TL olarak fazla hesaplandığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında faiz miktarları ödeme emrindeki faiz bedelinden fazla olarak hesap edilmiş ise de, davacı bankanın talebi doğrultusunda talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinden asıl alacak 109.094,35 TL’nin %72 faiz üzerinden faizinin 14.322,00 TL olarak belirlendiği, talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden 7.101,59 TL faizin kabul edildiği, bu faiz bedeli üzerinden %5 BSMV’nin ise 355,08 TL olması gerektiği, borçluların likit alacağa haksız olarak itiraz ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Ödemiş 2 İcra Müdürlüğü'nün 2009/4663 takip sayılı dosyasında takibin, takip tarihi itibari ile asıl alacak 109.094,35 TL, %72 faiz üzerinden 7.101,59 TL faiz ve %5 BSMV olarak 355,08 TL üzerinden takibin devamına, davalılar ..., ... ve ...'ün itirazının bu miktarlar üzerinden iptaline, aynı takipteki asıl alacak (109.094,35 TL) üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, birleştirilen dosya yönünden (bütün davalılar yönünden karar verilmiş olmakla) karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, davacının kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava davalıları hakkında tek bir hüküm kurulması, birleştirilen dosya yönünden (bütün davalılar yönünden karar verilmiş olmakla ) karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması ve her ne kadar tüm davalılar yönünden karar verilmiş olmakla denilmiş ise de davalılardan ... – ... Arı Gıda Paz. Tic. Ltd. Şti. hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1026 E. 2022/2819 K.
Ortak:tahkikat · yargılama giderleri · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Benzer bu karardaBirleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların «tahkikat» safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik · hakkaniyet · fesih · komisyon
Benzer bu kararda… gılamaya ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 16. bendi gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bu nedenle bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut «komisyon» belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesiyle 2015/519 Esas ve birleşen dava dosyası olan 2015/709 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kısmen kabulü ile 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, «fesih» tarihi olan 06/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından feshi nedeni ile davacı tarafından talep edilen «portföy tazminatı» istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/473 E. 2018/7681 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10393 E. 2012/15551 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporları ile davalının bakiye «fatura» bedellerini ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüyle 20.109,66 TL'nın davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9381 E. 2013/13401 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, her ne kadar alacak miktarı daha fazla ise de taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 7.000 TL’nin dava tarihinden itibaren uygulanacak % 21.84 «temerrüt faizi» ve faizin % 5'i oranında BSMV uygulanarak davalıdan tahsiline dair verilen karar davacı vekili ile davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.02.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4185 E. , 2021/6269 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
VEKİLİ AV. ...
ASIL DAVADA
VEKİLİ AV. ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.02.2014 tarih ve 2010-94/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi gereği mevcut borç ilişkisi bulunduğunu, davalının borcunu ödemediğini, kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazının iptaline, borçlunun itirazının kötüniyetli olması sebebiyle takip konusu alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacının alacağının sağlanması amacıyla Ödemiş İcra Müdürlüğü’nün 2009/4663 Esas numaralı dosyası ile borçlular aleyhinde takip yapıldığını, borçlu olunmadığı iddia ederek borca itiraz edildiğini, takibin durduğunu, itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile borçlular aleyhine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; takip dosyasındaki ipotek asıl alacağı olan 109.094,35 TL üzerinden %72 faizin takip tarihi itibariyle 7.101,59 TL işlemiş faiz üzerinden hesaplanan %5 BSMV'nin ise 355,08 TL olması gerektiği, bu anlamda davalı borçluların BSMV’ye yönelik itirazları yerinde olup 355,08 TL BSMV miktarı olması gerekirken ödeme emrinde bu miktarın 5.454,72 TL olarak fazla hesaplandığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında faiz miktarları ödeme emrindeki faiz bedelinden fazla olarak hesap edilmiş ise de, davacı bankanın talebi doğrultusunda talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinden asıl alacak 109.094,35 TL’nin %72 faiz üzerinden faizinin 14.322,00 TL olarak belirlendiği, talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden 7.101,59 TL faizin kabul edildiği, bu faiz bedeli üzerinden %5 BSMV’nin ise 355,08 TL olması gerektiği, borçluların likit alacağa haksız olarak itiraz ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Ödemiş 2 İcra Müdürlüğü'nün 2009/4663 takip sayılı dosyasında takibin, takip tarihi itibari ile asıl alacak 109.094,35 TL, %72 faiz üzerinden 7.101,59 TL faiz ve %5 BSMV olarak 355,08 TL üzerinden takibin devamına, davalılar ..., ...
ve ...'ün itirazının bu miktarlar üzerinden iptaline, aynı takipteki asıl alacak (109.094,35 TL) üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, birleştirilen dosya yönünden (bütün davalılar yönünden karar verilmiş olmakla) karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava ve birleşen dava, davacının kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen ''davaların istiklali prensibi'' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava davalıları hakkında tek bir hüküm kurulması, birleştirilen dosya yönünden (bütün davalılar yönünden karar verilmiş olmakla ) karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması ve her ne kadar tüm davalılar yönünden karar verilmiş olmakla denilmiş ise de davalılardan ... – ... Arı Gıda Paz. Tic. Ltd. Şti. hakkında hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 16/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/708170900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz