Önemli menfaat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/14565 E. 2014/16277 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
önemli menfaat↗ müşteri çevresi↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ sigorta acenteliği↗ haksız şart↗ portföy tazminatı↗ acentelik sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ ticari faiz↗ sigorta sözleşmesi↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ fesih↗ komisyon↗ sigorta poliçesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı acentenin sözleşmesinin feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin fesih tarihinden sonra akdedilmiş sigorta sözleşmelerine ait çok sayıda sigorta poliçesinden davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu müşteri çevresi sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyon isteme hakkını kaybettiği için somut olayda portföy tazminatının ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin sözleşmenin feshi halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise haksız şart niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu denkleştirme tazminatı olarak, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının acentelik faaliyeti 5 yıldan az devam ettiği için faaliyetin devam ettiği sürenin yıllık ortalamasının üst sınırı oluşturduğu tesbiti yapılarak, devam eden faaliyet sırasında elde edilen toplam kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmiştir. Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde acentenin sözleşme devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | Teminat mektubu iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4466 E. 2015/11816 K.
Ortak:önemli menfaat · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece taraflardan «portföy tazminatı» konusunda delillerini sunması istenerek, «acentenin» davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının ne gibi «önemli menfaatler» elde edeceği ve «hakkaniyet» ilkesi gereğince portföy tazminatı gerekip gerekmediği belirlenerek, gerektiğinde 818 sayılı BK'nın 42. maddesine göre tazminat miktarı takdir edilerek neticesine …
Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkindir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi, «acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir, yani bir başka deyişle hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı kadardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «son» üç yıllık «komisyon» ücreti üzerinden oranlama yapılarak 37.125 TL «portföy tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, belirlenen tazminat miktarı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde elde ettiği menfaati yansıtmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14370 E. 2014/17136 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Benzer bu kararda3-Ayrıca, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. maddesinde, “Sigorta «acentesi», «acentelik sözleşmesinin» sona ermesi halinde, «sigorta ettirenlerle» yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyona» hak kazanır. “ düzenlemesine yer verildikten sonra 16. fıkrası ise “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirsiz süreli «acentelik sözleşmesinin» bulunduğu, bu sözleşmenin davalı tarafından haksız biçimde feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» talep hakkının bulunduğu, ayrıca komisyon oranlarının davalı tarafından tek taraflı olarak düşürülerek davacıya eksik komisyon ödemesi yapıldığı, dolayısıyla bu mi …
2-Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» ile birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının komisyon alacağı ve portföy tazminatı talep hakkının doğduğu, ayrıca komisyon oranlarının da davalı tarafça tek taraflı olarak düşürülerek dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · komisyon alacağı · sigorta ettiren · takas · acente · olumsuz oy · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirsiz süreli «acentelik sözleşmesinin» bulunduğu, bu sözleşmenin davalı tarafından haksız biçimde feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» talep hakkının bulunduğu, ayrıca komisyon oranlarının davalı tarafından tek taraflı olarak düşürülerek davacıya eksik komisyon ödemesi yapıldığı, dolayısıyla bu mi …
2-Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» ile birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının komisyon alacağı ve portföy tazminatı talep hakkının doğduğu, ayrıca komisyon oranlarının da davalı tarafça tek taraflı olarak düşürülerek dava …
Ancak, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinde», «acente» için sabit bir «komisyon» oranı benimsenmemiş, yasada belirtilen oranlara atıf yapılmış olduğu gibi ayrıca davacı tarafça, davalı tarafından yapılan komisyon ödemelerindeki oranlara uzun süre itiraz edilmeden benimsendiğinden artık birikmiş «komisyon alacağının» tahsilinin istenilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, davacı tarafça, «komisyon alacağı» ile birlikte «portföy tazminatının» da tahsili istenilmiş olup dosyaya sunulan «son» bilirkişi ek raporunda, dosyada eksik verilerin bulunduğu ve bunların temini halinde değerlendirme yapılabileceği, aksi halde davacı taleplerine ilişkin değerlendi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/104 E. 2023/6972 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · acentelik sözleşmesi · ticari faiz · acentelik · hakkaniyet · fesih · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Benzer bu kararda… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tazminat için gerekli «acentenin» faaliyeti sebebiyle sözleşmenin feshinden sonra portföy sayesinde «önemli menfaat» elde edilmesi ve «hakkaniyetin» gerektirmesi koşullarını sağlayamadığını, bu hususları ispatlayamadığını, dava dışı sigorta şirketi ile çalışmaya başladığını, bu sebeple müvekkilinin zaten menfaat elde edemeyeceğini, davacının müşterileri dava dışı sigorta şirketine geçirmeye başlaması ve bu firma ile çalışmak istemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, Kanunda «son» beş yıllık faaliyete göre hesaplanması gerektiği belirtilmesine rağmen iki yıllık tahmini olarak yapılan hesaplamayı kabul eden Mahkemenin «eksik inceleme» yaptığını, Mahkeme tarafından acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık «komisyon» ve diğer ödemeleri belirlemek için bankalara müzekkere yazılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Değerlendirme Asıl ve birleşen dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · müşteri portföyü · komisyon bedeli · şirket merkezi mahkemesi · acente · yargılama giderleri · kesin süre · ihtar
Benzer bu karardaDavacı tarafından davalı şirketin «müşteri portföyüne» kattığını ileri sürdüğü firmaların listesi dava dosyasına sunulmuş, bir kısım örnek poliçeler de «ibraz» edilmişse de bu sigortalılara ait poliçelerin öncelikle davacı «acente» tarafından davalı adına düzenlenip düzenlenmediğinin taraf kayıtlarından araştırılması, sözleşmenin feshinden sonra aynı sigortalılarla davalının sigorta ilişkisinin sürüp sürmediğinin, davalı sigorta şirketinin «acentenin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde edip etmediğinin belirlenmesi, bu hususta bilirkişilere davalı «şirket merkezinde» yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerekirse usulünce 6100 sayılı Kanun'un 219 ve 220 nci maddelerinin işletilmesi, bundan sonra taraflar arasındaki «acentelik ilişkisi» kapsamında davacının talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… ada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında tamamen müvekkiline ait kayıtlar üzerinden hesaplama yapıldığını, Mahkemece davalıya defalarca, «ticari defter» ve kayıtlarını sunması, sunmadığı takdirde ticari defter ve dayanağı kayıtları ibrazdan kaçındığı kabul edileceği «ihtar» edildiği halde davalının ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmadığını, kayıtların incelenmesi için bilirkişilere fırsat vermediğini, «kesin süre» verilerek, sonuçlarına hatırlatılmasına rağmen defter ve kayıtların sunulmaması durumunda «ibrazı» talep eden tarafın iddiası ispat edilmiş sayılacağını, sadece kendilerince sunulan kayıtlarla ortalama bir tazminatın belirlenmesinin hukuka ve «hakkaniyete» aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… sıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurmak gerekirken mahkemece asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaması, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» de her dava için ayrı ayrı belirlenmemesi doğru görülmemiş, karar bu nedenlerle bozulmuş, bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada taraf vekillerinin t …
… talimat mahkemesi aracılığıyla aldırılan 22.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından banka hesap ekstreleri ile aylık olarak sunulan 2009 yılı «komisyon bedelinin» 80.509,23 TL, 2010 yılı komisyon bedelinin 32.422,88 TL, toplamda ise 112.932,11 TL olduğu, ortalamasının 56.466,05 TL’ye tekabül ettiğinin hesaplandığı, davacı «acentenin» iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre yaklaşık 56.466,05 TL yıllık denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varıldığı, tüm raporlar birlikte incelendiğinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası gereğince sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyor ise sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği, bilirkişilerce hesaplanan iki yıllık mevcut komisyon belgelerine göre davacının 56.466,05 TL denkleştirme tazminatı isteyebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 55.466,05 TL denkleştirme tazminatının 06.09.2010 tarihinden itibaren işle …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8920 E. 2017/7468 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Benzer bu karardaAyrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» faaliyeti sonucu «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesinin sigorta şirketinden tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · ticari defter ibrazı · acente · uyuşmazlık konusu · ihbar · ticari defter · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, üç aylık «ihbar» süresine uyulmak suretiyle sözleşmenin feshedildiği, davalı ... şirketinin TTK.121/4 hükmü uyarınca tazmin yükümlüğü olmadığı, davacı tarafın «uyuşmazlık konusu» dönemlere ilişkin «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, davacı tarafın «portföy tazminatı», denkleştirme tazminatı talep koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın «ticari defterlerini ibraz» etmekten kaçındığı, mevcut delillere göre tazminat talep edebilme koşullarının gerçekleştiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, «acentenin» bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da «önemli menfaatler» elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi «hakkaniyete» uygun düşüyorsa, «acente» müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12745 E. 2017/4954 K.
Ortak:önemli menfaat · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · ticari faiz · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Benzer bu karardaAyrıca, «fesih» tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilecektir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı, «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda hesaplama yapılırken, davacı «acentenin», davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalının acentenin portföyünden ne gibi «önemli menfaatler» elde edeceği ve «hakkaniyet» ilkesi gereği «portföy tazminatı» verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · komisyon alacağı · kâr kaybı · ihbar · iflas
Benzer bu karardaAncak, anılan Kanun'un 134. maddesinde muhik bir sebep olmadan ve üç aylık «ihbar» müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecbur olduğu, müvekkilin veya «acentenin» «iflas» veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nis …
Dava, taraflar arasında düzenlenen «sigorta acenteliği sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı, «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkindir.
Genel olarak «portföy tazminatı», «acentelik sözleşmesi» sona erdikten sonra, bu ilişki devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı «kaybın» karşılığıdır.
Bu durum karşısında, taraf delilleri de nazara alınarak «portföy tazminatı» isteminin açıklanan şekilde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde fesihten sonraki üç aylık dönem baz alınarak iki yıl için davalı ... şirketinin elde edilebileceği «komisyon alacağına» göre hesap yapan bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Tazminat | Denkleştirme bedeli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5374 E. 2022/7179 K.
Ortak:önemli menfaat · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · sözleşmenin feshi · acentelik · hakkaniyet
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Benzer bu kararda122 uyarınca «acentenin» denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "«önemli menfaatler»" elde edilmesi, acentenin ücret «kaybına» uğraması, denkleştirme ödenmesinin «hakkaniyete» uygun olmasıdır.
Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan denkleştirme bedeli ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
102/«son» da saklı tutulan düzenlemeler arasında «sigorta acenteleri» ile ilgili olarak 6102 sayılı Sigortacılık Kanunu yer alır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel indirimi · haklı nedenle fesih · acente · ispat yükü · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki sözleşmede açıkça, portföyün tamamen kaza sigortasından yapılmış olmasının ya da riskin «dağıtılmamasının» sözleşmenin 11. maddesine göre «haklı nedenle fesih» sonucunu doğuracağı belirtilmemiştir.
Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin «önemli menfaatler» elde ettiğini «ispat yükü» «acente» üzerindedir.
Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını veya «bedelin indirilmesi» gerektiğini «ispat yükü» altındadır.
Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan denkleştirme bedeli ve «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2170 E. 2017/2780 K.
Ortak:önemli menfaat · denkleştirme (portföy) tazminatı · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Benzer bu karardaDava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı ile davalılar arasında 09/03/2007 tarihinde «acentelik sözleşmesi» tesis edildiği, davacı tarafın davalıların acenteliğini 27/08/2009 tarihindeki «fesih» bildirim süresine kadar sürdürdüğü, davacının faaliyetleri sırasında davalının onayını almadan aynı zamanda başka firmaların acenteliğini yaptığı hususunda da taraflar arasında itilaf bulunmadığı bu haliyle çözülmesi gereken hukuki sorunun davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı «sebebe» dayanıp dayanmadığı hususuna ilişkin, olduğu davalı tarafın davacının tahsil ettiği primleri ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini bu nedenle fesih bildirimin haklı nedene dayandığını iddia ettiği, bilirkişi raporuyla yapılan incelemede davalı tarafın bu iddiasının somut bir belgeye dayanmadığı, aynı zamanda davalı tarafın sözleşmenin feshedilmesinde davacı firmanın başka bir firmanın acenteliğini yapması hususunu haklı sebebe gerekçe gösterdiği, ancak davalı tarafın sözleşmeyi yaptığı sırada ve fesih «ihbar» süresine kadar davacının bu eylemine herhangi bir itirazda bulunmadığı bu haliyle aracılık faaliyetini zımni olarak kabul ettiği, fesih ihbarnamesinde de fesih gerekçesi olarak başka bir firmanın acenteliğinin üstlenilmesi hususunun gösterilmediği bu haliyle davalı tarafın acentelik sözleşmesine haksız olarak feshettiği yönünde mahkemece «kesin» kanaat hasıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan feshedilmesinin haksız olduğu, davacının müspet ve «menfi zararının» tazmin edilmesinin gerektiği portföy zararının maddi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın «son» 2 yılda elde edilen kazancın yıllık ortalamasının tavan olarak hesaplanması gerektiği, bu haliyle bilirkişi raporundaki hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın «portföy tazminat» talebinin dava ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 64.428 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle şirketin «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususu kanıtlanamadığından bu konudaki talebinin reddine, davacı tarafın fesih «ihbar sürelerine» uyulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinden dolayı ayrıca maddi zararının bulunduğu ispat edilemediğinden «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
122 uyarınca «acentenin» denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için aranan koşullar; sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "«önemli menfaatler»" elde edilmesi, acentenin ücret «kaybına» uğraması, denkleştirme ödenmesinin «hakkaniyete» uygun olmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acentelik sözleşmesi · bedel indirimi · ihbar süresi · menfi zarar · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · acente · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece, davacı ile davalılar arasında 09/03/2007 tarihinde «acentelik sözleşmesi» tesis edildiği, davacı tarafın davalıların acenteliğini 27/08/2009 tarihindeki «fesih» bildirim süresine kadar sürdürdüğü, davacının faaliyetleri sırasında davalının onayını almadan aynı zamanda başka firmaların acenteliğini yaptığı hususunda da taraflar arasında itilaf bulunmadığı bu haliyle çözülmesi gereken hukuki sorunun davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı «sebebe» dayanıp dayanmadığı hususuna ilişkin, olduğu davalı tarafın davacının tahsil ettiği primleri ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini bu nedenle fesih bildirimin haklı nedene dayandığını iddia ettiği, bilirkişi raporuyla yapılan incelemede davalı tarafın bu iddiasının somut bir belgeye dayanmadığı, aynı zamanda davalı tarafın sözleşmenin feshedilmesinde davacı firmanın başka bir firmanın acenteliğini yapması hususunu haklı sebebe gerekçe gösterdiği, ancak davalı tarafın sözleşmeyi yaptığı sırada ve fesih «ihbar» süresine kadar davacının bu eylemine herhangi bir itirazda bulunmadığı bu haliyle aracılık faaliyetini zımni olarak kabul ettiği, fesih ihbarnamesinde de fesih gerekçesi olarak başka bir firmanın acenteliğinin üstlenilmesi hususunun gösterilmediği bu haliyle davalı tarafın acentelik sözleşmesine haksız olarak feshettiği yönünde mahkemece «kesin» kanaat hasıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan feshedilmesinin haksız olduğu, davacının müspet ve «menfi zararının» tazmin edilmesinin gerektiği portföy zararının maddi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın «son» 2 yılda elde edilen kazancın yıllık ortalamasının tavan olarak hesaplanması gerektiği, bu haliyle bilirkişi raporundaki hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın «portföy tazminat» talebinin dava ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 64.428 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle şirketin «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususu kanıtlanamadığından bu konudaki talebinin reddine, davacı tarafın fesih «ihbar sürelerine» uyulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinden dolayı ayrıca maddi zararının bulunduğu ispat edilemediğinden «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin «önemli menfaatler» elde ettiğini «ispat yükü» «acente» üzerindedir.
Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin «hakkaniyetE» uygun olmadığını veya «bedelin indirilmesi» gerektiğini «ispat yükü» altındadır Bu durumda, yukarıda belirlenen «denkleştirme (portföy) tazminatı» talep koşulları ile ispat kuralları gözönüne alınarak, somut olay değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/14565 E. , 2014/16277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ DİYARBAKIR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/06/2013
NUMARASI 2012/264-2013/590
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/06/2013 tarih ve 2012/264-2013/590 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.10.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A.. Ç.. ile davalı vekili Av. M. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 26.11.2008 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket tarafından 06.06.2011 tarihli yazı ile 2011 Nisan ayı itibari ile yapılan kontrollerde oto sorumluluk branşındaki hasar prim oranının %105 gibi yüksek bir seviyeye ulaştığı, oto sorumluluk branşında şu anda %17 olan acente komisyonunun 07.06.2011 gününden başlayarak %5 olarak değiştirileceğinin bildirilerek komisyon oranının haksız olarak düşürüldüğünü, müvekkili şirket tarafından poliçesi düzenlenen araçların kaza yapmasında kusurunun bulunmadığını, davalı şirketin bu şekilde hareket etmesinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin komisyon oranının %70 oranında düşürülmesine rağmen faaliyetlerine devam ettiğini, daha sonra davalı şirket tarafından Beyoğlu 5.
Noterliğinin 14 Aralık 2011 tarihli ihtarı ile fesihname ve azilname düzenlendiğini, hiçbir gerekçe gösterilmeden acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme işleminin sağlanması ve müvekkili şirketin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı şirketlerin müvekkili şirkete 50.000 TL denkleştirme tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 30.01.2013 tarihli dilekçesi ile toplam 241.076 TL tazminatın faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı acentenin sözleşmesinin feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin fesih tarihinden sonra akdedilmiş sigorta sözleşmelerine ait çok sayıda sigorta poliçesinden davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu müşteri çevresi sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyon isteme hakkını kaybettiği için somut olayda portföy tazminatının ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin sözleşmenin feshi halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise haksız şart niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu denkleştirme tazminatı olarak, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının acentelik faaliyeti 5 yıldan az devam ettiği için faaliyetin devam ettiği sürenin yıllık ortalamasının üst sınırı oluşturduğu tesbiti yapılarak, devam eden faaliyet sırasında elde edilen toplam kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmiştir. Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde acentenin sözleşme devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bennte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102063200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz