Genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasında yaklaşık ispat
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/431 E. 2025/575 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Genel kurul kararının iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süre
İlgili mesele: ◆ TTK 449 yürütmenin geri bırakılması (yaklaşık ispat)
Gerekçe özeti
TTK 449 uyarınca genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebinde, tedbir koşulları özel olarak düzenlenmediğinden HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleri (özellikle HMK 390/3'teki yaklaşık ispat şartı) tamamlayıcı olarak uygulanır. Bu değerlendirmede genel kurul kararının niteliği belirleyicidir: iptal veya butlan kararı verildiğinde geçmişe etkili olarak kendiliğinden ortadan kalkacak nitelikte olan kararlar (faaliyet raporu, bilanço onayı, ibra, üye seçimi, TTK 395-396 izni gibi) için, tedbir verilmemesinin davacının hak elde etmesini önemli ölçüde zorlaştıracağı veya imkansız kılacağı söylenemez; buna karşılık uygulandığında infazı geriye dönülemez sonuçlar doğurabilecek nitelikte olan kararlar (örneğin sermaye azaltımı) için, yargılama sonunda iptal/butlan kararı verilmesi halinde hükmün infaz kabiliyetinin ortadan kalkma riski ve telafisi güç zarar tehlikesi bulunduğundan yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço onayı, ibra, üye seçimi ve TTK 395/396 izin kararlarına ilişkin yürütmenin geri bırakılması talebi → ret
İddia: Davacı vekili, hazirun cetvelinde payların eksik gösterilmesi, çağrı usulsüzlüğü, erteleme talebinin dikkate alınmaması ve TTK 395-396 kapsamında oydan yoksun olması gereken ortağın oy kullanması nedenleriyle alınan tüm genel kurul kararlarının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını ve tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız zarar doğacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 449 uyarınca genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığında mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir; bu maddede tedbir koşulları özel olarak düzenlenmediğinden HMK'nın ihtiyati tedbir hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanır ve HMK 390/3 uyarınca davanın esası yönünden yaklaşık ispat aranır. Faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanması, yönetim kurulunun ibrası, yönetim kurulu üye seçimi ve TTK 395-396 kapsamında izin verilmesine ilişkin kararlar, yargılama sonunda iptal veya butlanına karar verildiği takdirde geçmişe yönelik olarak etkileri ortadan kalkacağından, ihtiyati tedbir istemi bakımından kanunda yazılan koşulu taşıyan kararlardan değildir; bu kararlar olağan genel kurul gündeminden ibaret olup niteliği itibarıyla tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sermayenin azaltılmasına ilişkin rapor onayı ve ıskat sebebiyle sermaye azaltımı kararlarına ilişkin yürütmenin geri bırakılması talebi → kabul
İddia: Davacı vekili, diğer ortağın şirket borcu için yaptığı ödemeleri kendi adına sermaye payı olarak yatırıp pay oranını yükselttikten sonra sermaye azaltımı yoluna gittiğini, olmayan ıskat kararını uygulamaya çalıştığını, şirketin borçlarını karşılayacak aktifinin bulunmadığını, alacaklıların alacağını gösterir rapor düzenlenmeden sermaye azaltımı yapılmasının mümkün olmadığını ve bu nedenle kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının iddiasında haklı olup olmadığı yargılama sonunda tüm deliller toplanıp incelendikten sonra ortaya çıkacak ise de, sermaye azaltımına ilişkin 5 ve 6 numaralı genel kurul kararları uygulandığında, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve genel kurul kararının butlanına veya iptaline karar verilmesi halinde hükmün infaz kabiliyeti ortadan kalkabileceği gibi, telafisi güç ya da imkansız durumların ortaya çıkacağı ve yeni uyuşmazlıkların doğacağı kuşkusuzdur. Bu durumda TTK 449 uyarınca ilk derece mahkemesince bu kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
TTK 449 kapsamında genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebinde, kararın niteliğine göre (geçmişe etkili olarak kendiliğinden ortadan kalkabilecek kararlar ile infazı geri dönülemez sonuçlar doğurabilecek kararlar arasında) ayrım yapılması gerektiğine ilişkin değerlendirme, benzer ihtiyati tedbir taleplerinde emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- HMK 393(1) uyarınca, ihtiyati tedbir kararının Dairenin kararının tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre içinde uygulanması talep edilmediği takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ yürütmenin geri bırakılması↗ ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ sermaye azaltımı↗ ıskat↗ telafisi imkansız zarar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/431
KARAR NO 2025/575
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/02/2025 (Ara Karar)
NUMARASI 2024/552 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TALEP
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; müvekkili ile diğer hissedar ...'ın dava dışı ... AŞ'de eşit pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu başkanının hazirun cetvelinde müvekkilinin payını eksik, kendisinin payını ise yüksek gösterdiğini, aynı gündemle karar alınan 15.06.2021 tarihli genel kurul kararlarının İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/385 esas sayılı dosyasında verilen karar ile iptal edildiğini ve dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğunu, söz konusu karardan sonra müvekkilinin şirketteki paylarını ıskat ettiğini iddia eden yönetim kurulu üyesinin müvekkilinin paylarını bu nedenle eksik gösterdiğini, müvekkiline usulüne uygun çağrı yapılmadığını, alınan tüm genel kurul kararlarının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin TTK'nın 420.
maddesine dayalı erteleme talebinin dikkate alınmadığını, sermaye azaltımı kararının hukuka aykırı olduğunu, alınan kararların yürütülmesinin durdurulmaması halinde telafisi imkansız zarara neden olacağını belirterek, davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali ile tedbiren kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARAR
Mahkemece 25.02.2025 tarihli ara karar ile; uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibarı ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı gibi, ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; müvekkiline usulüne uygun toplantı çağrısı yapılmadığını, müvekkilinin paylarının hazirun cetvelinde bilinçli olarak eksik gösterilerek karar nisabına etki edildiğini, müvekkilinin erteleme talebinin dikkate alınmadığını, esas sermayenin azaltılması ile ilgili olarak TTK 474 madde hükmüne uyulmadığını, müvekkilinin payları eksik yazıldığı için diğer pay sahibinin kendisini yönetim kurulu üyesi olarak seçtiğini, diğer hissedarın TTK 395 ve 396 maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkin gündem maddelerinde oydan yoksun olmasına rağmen oy kullandığını, bu haliyle alınan kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir koşulu olan yaklaşık ispatın sağlandığını, alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmaması halinde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını belirterek, kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, TTK'nın 449. maddesine dayalı genel kurul kararının iptali istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. TTK'nın 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Yine aynı kanunun 391. maddesinde, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun mahkemeden istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan maddelerde hangi hallerde geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir.
HMK'nın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; genel kurul kararı aleyhindeki ihtiyati tedbir istemi, yönetim kurulu üyelerinin görüşü sorularak karara bağlanmıştır. Davalı şirketin dava konusu genel kurulunun 2. maddesi yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, 3. maddesi bilanço ve kar zarar hesaplarının müzakere ve onaylanması, 4. maddesi yönetim kurulunun ibrası, 5. maddesi sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanması, 6. maddesi ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılması, 7.
maddesi yönetim kurulu üye seçimi ve 8. maddesi ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkindir. Dava konusu kararlardan 2, 3, 4, 7 ve 8 numaralı kararlar, yargılama sonunda iptaline veya butlanına karar verildiği takdirde geçmişe yönelik olarak etkileri ortadan kalkacağından, ihtiyati tedbir istemi bakımından kanunda yazılan koşulu taşıyan kararlardan değildir. Söz konusu kararlar, olağan genel kurulu gündeminden ibaret olup, kararların niteliği itibariyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Ancak gündemin sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanmasına ilişkin 5.
maddesi ile ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılmasına ilişkin 6. maddesine ilişkin olarak davacı tarafça; şirketin yönetim kurulu üyesi olan diğer ortağın, şirketin borcu için yapılan ödemeleri kendi adına sermaye payı olarak yatırıp kendi pay oranını yükselttikten sonra aniden sermaye azaltımı yoluna gittiği ve olmayan ıskat kararını uygulamaya çalıştığı, şirketin borçlarını karşılar miktarda aktifinin bulunmadığı, alacaklıların alacağını gösterir rapor düzenlenmeden sermaye azaltımı yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Her ne kadar davacının iddiasında haklı olup olmadığı, yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacak ise de, davaya konu 5 ve 6 numaralı genel kurul kararı uygulandığında, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davaya konu genel kurul kararının butlanına veya iptaline karar verilmesi halinde, hükmün infaz kabiliyeti ortadan kalkabileceği gibi, telafisi güç ya da imkansız durumların ortaya çıkacağı ve yeni uyuşmazlıkların doğacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda TTK'nın 449. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince dava konusu sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanmasına ilişkin 5. madde ile ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılmasına ilişkin 6. maddede alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile takdiren teminatsız olarak davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 ve 6 numaralı kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 25.02.2025 tarihli ara kararının HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, "davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/552 Esas sayılı 25/02/2025 tarihli ara kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan, sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanmasına ilişkin 5. maddesi ile ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılmasına ilişkin 6. maddesinin yürütülmesinin takdiren teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, fazlaya dair istemin reddine, HMK 393(1) maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre içinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edilmediği takdirde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekiline bildirilmesine," Tedbirin bildirimine ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının isteği halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/04/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/7331 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi