İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4049 E. 2013/20143 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dain-i mürtehin↗ ihtirazi kayıt↗ hayat sigortası↗ sigorta tazminatı↗ sigorta ettiren↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sebepsiz zenginleşme↗ uyuşmazlık konusu↗ istirdat↗ bilirkişi incelemesi↗ ihtarname↗ sigorta poliçesi↗ dava sebebi↗ dahili dava↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı bankadan kredi kullanan ve vefat eden ...'ın varisleri oldukları, mirası red etmediklerinden vefat edenin davalı bankaya olan kredi borcunun bankanın keşide ettiği ihtarname sonucu herhangi bir ihtirazi kayıt öne sürmeksizin nakten ödedikleri, ancak kredi riski için davalı bankanın vefat eden ... lehine iştiraki olan Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş'ne hayat sigortaları düzenlettiği, kredi borcunun bu sigorta tazminat bedellerinden tahsilinin gerektiği halde kendilerinden alındığı sebebi ile bu tutarın iadesi için işbu davanın açıldığı, sigorta poliçesi bedelinin tazminat edilmemesinin davacılar ile dava dışı sigorta şirketi Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş arasında bir uyuşmazlık olduğu, bu nedenle davanın anılan sigorta şirketine karşı açılması gerektiği, gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı yan, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu kredi tutarının davalı banka tarafından sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerekmesi nedeni ile davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitini, davalıya yaptıkları ödemelerin istirdadını talep etmektedir. Bu durumda işbu davada, öncelikle, düzenlenen üretici kart hayat sigortasi başlıklı poliçelerde sigorta ettiren ve dain mürtehin sıfatı bulunan ve buna bağlı olarak sigorta bedeli üzerinde asıl hak sahibi konumunda olan davalı banka ile davadışı sigorta şirketi arasındaki hukuki durumun tayin ve tespit olunması, bunun sonucuna göre de davalı bankanın tüketici kredisinden kaynaklanan alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken davacılardan talep ve tahsil etmiş olmasının MK’nın 2. maddesi dairesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu durumun aynı sermaye grubu içinde yer alan sigorta şirketi ile davalı banka bakımından bir sebepsiz zenginleşme hali yaratıp yaratmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu biçimde yapılacak bir araştırma ve soruşturmanın sonucunda verilecek kararın ise, davadışı sigorta şirketinin hukuki durumunu etkileyeceği açıktır. Nitekim, davacı yanca davadışı sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi yolundaki istem mahkemece reddedilmiştir. Hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmadığından bu yoldaki istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davanın Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye de husumetin yöneltilmeksizin çözümü olanaklı görülmediğinden, davacı yana adı geçen sigorta şirketi aleyhine dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi için süre verilerek gereğinin yerine getirilmesi halinde yukarda belirtilen hususlar çerçevesinde gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1378 E. 2019/6412 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı T.İş Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, davalı Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş yönünden «maddi tazminat» ve manevi tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce manevi tazminat yönünden bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1560 E. 2017/845 K.
Ortak:dain-i mürtehin · hayat sigortası · istirdat · sigorta poliçesi · dahili dava · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bankadan kredi kullanan ve vefat eden ...'ın varisleri oldukları, mirası red etmediklerinden vefat edenin davalı bankaya olan kredi borcunun bankanın keşide ettiği «ihtarname» sonucu herhangi bir «ihtirazi kayıt» öne sürmeksizin nakten ödedikleri, ancak kredi riski için davalı bankanın vefat eden ... lehine iştiraki olan Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş'ne «hayat sigortaları» düzenlettiği, kredi borcunun bu «sigorta tazminat» bedellerinden tahsilinin gerektiği halde kendilerinden alındığı «sebebi» ile bu tutarın iadesi için işbu davanın açıldığı, «sigorta poliçesi» bedelinin tazminat edilmemesinin davacılar ile dava dışı sigorta şirketi Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş arasında bir uyuşmazlık olduğu, bu nedenle davanın anılan sigorta şirketine karşı açılması gerektiği, gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın «husumet» yönünden reddine, karar verilmiştir.
Bu durumda işbu davada, öncelikle, düzenlenen üretici kart «hayat sigortasi» başlıklı poliçelerde «sigorta ettiren» ve «dain mürtehin» sıfatı bulunan ve buna bağlı olarak sigorta bedeli üzerinde asıl hak sahibi konumunda olan davalı banka ile davadışı sigorta şirketi arasındaki hukuki durumun tayin ve tespit olunması, bunun sonucuna göre de davalı bankanın tüketici kredisinden kaynaklanan alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken davacılardan talep ve tahsil etmiş olmasının MK’nın 2. maddesi dairesinde «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu durumun aynı sermaye grubu içinde yer alan sigorta şirketi ile davalı banka bakımından bir «sebepsiz zenginleşme» hali yaratıp yaratmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Hukukumuzda «dahili» dava müessesesi bulunmadığından bu yoldaki istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davanın Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye de «husumetin» yöneltilmeksizin çözümü olanaklı görülmediğinden, davacı yana adı geçen sigorta şirketi aleyhine dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi için süre verilerek gereğinin yerine getirilmesi halinde yukarda belirtilen hususlar çerçevesinde gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanı …
Benzer bu karardaDava, yukarıda özetlendiği üzere, davacının murisi ile davalı arasında akdedilen «kredi sözleşmesi» ve kredi sözleşmesinden dolayı sigorta şirketi ile «hayat sigorta poliçesi» düzenlenmesi nedeniyle davalı bankanın da poliçede «dain mürtehin» sıfatı bulunduğundan kredi alacağını bu sıfatla sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde kendisinden tahsil ettiği iddiasıyla, tahsil edilenin «istirdadı» ve «menfi tespit davası» olduğundan davanın kredi alacağını davacıdan haksız tahsil ettiği iddia edilen davalı bankaya yöneltilmesi usul ve yasaya uygun olup davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «husumetten» reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; murisin kullandığı krediden dolayı «sigorta sözleşmesinin» muris ile Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. arasında yapıldığı, usuli eksikliğin tamamlanması yani davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş.'ye yönlendirilmesi ve davaya «dahil» edilmesi için 03/03/2015 tarihli oturumda davacı vekiline HMK 124/3. ve 4.fıkralarına göre; 1 hafta «kesin süre» verildiği davacı vekilinin kesin sürede «ara» kararını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Davacı, kredi alan eşinin ölümü halinde bakiye kredi borcunun dava dışı sigorta şirketinden talep ve tahsili gerekirken «dain mürtehin» sıfatı bulunan davalı bankaca bu yola gidilmeyerek kendisinden tahsil edildiğini ileri sürerek ödemelerin «istirdadını» ve kalan kredi taksitlerinden bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · ara karar · sigorta sözleşmesi · tespit davası · kesin süre · ihtar · tebligat · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş’ye yöneltilmesi gerektiği ve HMK’nın 124/3-4. maddesi uyarınca bu sigorta şirketinin davalı olarak gösterilerek «tebligat» çıkarılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekiline sonuçları da «ihtar» edilmeksizin bir hafta «kesin süre» verilmiş ve kesin süreye uyulmadığından davanın «husumetten» reddine karar verilmiş ise de mahkemece dava «sigorta sözleşmesine» dayalı bir talep gibi değerlendirilerek davalının sigorta şirketi olması gerektiği düşüncesiyle karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; murisin kullandığı krediden dolayı «sigorta sözleşmesinin» muris ile Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. arasında yapıldığı, usuli eksikliğin tamamlanması yani davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş.'ye yönlendirilmesi ve davaya «dahil» edilmesi için 03/03/2015 tarihli oturumda davacı vekiline HMK 124/3. ve 4.fıkralarına göre; 1 hafta «kesin süre» verildiği davacı vekilinin kesin sürede «ara» kararını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Dava, yukarıda özetlendiği üzere, davacının murisi ile davalı arasında akdedilen «kredi sözleşmesi» ve kredi sözleşmesinden dolayı sigorta şirketi ile «hayat sigorta poliçesi» düzenlenmesi nedeniyle davalı bankanın da poliçede «dain mürtehin» sıfatı bulunduğundan kredi alacağını bu sıfatla sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde kendisinden tahsil ettiği iddiasıyla, tahsil edilenin «istirdadı» ve «menfi tespit davası» olduğundan davanın kredi alacağını davacıdan haksız tahsil ettiği iddia edilen davalı bankaya yöneltilmesi usul ve yasaya uygun olup davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «husumetten» reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/388 E. 2017/4053 K.
Ortak:dain-i mürtehin · hayat sigortası · istirdat · sigorta poliçesi · dahili dava · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bankadan kredi kullanan ve vefat eden ...'ın varisleri oldukları, mirası red etmediklerinden vefat edenin davalı bankaya olan kredi borcunun bankanın keşide ettiği «ihtarname» sonucu herhangi bir «ihtirazi kayıt» öne sürmeksizin nakten ödedikleri, ancak kredi riski için davalı bankanın vefat eden ... lehine iştiraki olan Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş'ne «hayat sigortaları» düzenlettiği, kredi borcunun bu «sigorta tazminat» bedellerinden tahsilinin gerektiği halde kendilerinden alındığı «sebebi» ile bu tutarın iadesi için işbu davanın açıldığı, «sigorta poliçesi» bedelinin tazminat edilmemesinin davacılar ile dava dışı sigorta şirketi Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş arasında bir uyuşmazlık olduğu, bu nedenle davanın anılan sigorta şirketine karşı açılması gerektiği, gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın «husumet» yönünden reddine, karar verilmiştir.
Bu durumda işbu davada, öncelikle, düzenlenen üretici kart «hayat sigortasi» başlıklı poliçelerde «sigorta ettiren» ve «dain mürtehin» sıfatı bulunan ve buna bağlı olarak sigorta bedeli üzerinde asıl hak sahibi konumunda olan davalı banka ile davadışı sigorta şirketi arasındaki hukuki durumun tayin ve tespit olunması, bunun sonucuna göre de davalı bankanın tüketici kredisinden kaynaklanan alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken davacılardan talep ve tahsil etmiş olmasının MK’nın 2. maddesi dairesinde «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu durumun aynı sermaye grubu içinde yer alan sigorta şirketi ile davalı banka bakımından bir «sebepsiz zenginleşme» hali yaratıp yaratmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Hukukumuzda «dahili» dava müessesesi bulunmadığından bu yoldaki istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davanın Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye de «husumetin» yöneltilmeksizin çözümü olanaklı görülmediğinden, davacı yana adı geçen sigorta şirketi aleyhine dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi için süre verilerek gereğinin yerine getirilmesi halinde yukarda belirtilen hususlar çerçevesinde gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanı …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu gereğince dava ve takibe konu borcun tamamının 10.11.2011-10.11.2012 vadeli üretici kart «hayat sigortası poliçesi» kapsamında kaldığı, bu nedenle davalı bankanın alacağını «dain mürtehin» sıfatı ile sözkonusu poliçenin sigortacısından tahsil etmesi gerekeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile ...
1- Dava, «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkin olup davacılar dava dışı sigorta şirketinden tahsil edilmesi gereken kredi borcunun kendilerinden tahsil edildiğini oysa poliçede davalının «dain mürtehin» olması nedeniyle «teminat» tutarını dava dışı sigortadan tahsil etmesi gerektiğini ve bu nedenle kendilerinin borçlu olmadığının tespitini istemişlerdir.
İddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle böyle bir davanın görülebilmesi için alacaklı olan banka ile «sigorta poliçesini» düzenleyen sigorta şirketine birlikte «husumet» yöneltilmesi gerekmekte olup Dairemiz uygulamaları bu yöndedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit · teminat
Benzer bu kararda1- Dava, «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkin olup davacılar dava dışı sigorta şirketinden tahsil edilmesi gereken kredi borcunun kendilerinden tahsil edildiğini oysa poliçede davalının «dain mürtehin» olması nedeniyle «teminat» tutarını dava dışı sigortadan tahsil etmesi gerektiğini ve bu nedenle kendilerinin borçlu olmadığının tespitini istemişlerdir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12679 E. 2012/17694 K.
Ortak:sigorta poliçesi · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… bankadan kredi kullanan ve vefat eden ...'ın varisleri oldukları, mirası red etmediklerinden vefat edenin davalı bankaya olan kredi borcunun bankanın keşide ettiği «ihtarname» sonucu herhangi bir «ihtirazi kayıt» öne sürmeksizin nakten ödedikleri, ancak kredi riski için davalı bankanın vefat eden ... lehine iştiraki olan Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş'ne «hayat sigortaları» düzenlettiği, kredi borcunun bu «sigorta tazminat» bedellerinden tahsilinin gerektiği halde kendilerinden alındığı «sebebi» ile bu tutarın iadesi için işbu davanın açıldığı, «sigorta poliçesi» bedelinin tazminat edilmemesinin davacılar ile dava dışı sigorta şirketi Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş arasında bir uyuşmazlık olduğu, bu nedenle davanın anılan sigorta şirketine karşı açılması gerektiği, gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın «husumet» yönünden reddine, karar verilmiştir.
Hukukumuzda «dahili» dava müessesesi bulunmadığından bu yoldaki istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davanın Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye de «husumetin» yöneltilmeksizin çözümü olanaklı görülmediğinden, davacı yana adı geçen sigorta şirketi aleyhine dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi için süre verilerek gereğinin yerine getirilmesi halinde yukarda belirtilen hususlar çerçevesinde gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanı …
Benzer bu karardaYargılama sırasında davanın dayanağı olan «zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini» düzenleyen sigorta şirketinin Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş. olmayıp, ayrı bir «tüzel kişiliği» olan Aviva Sigorta A.Ş. olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda, davanın dayanağı olan sigorta poliçesinin tarafı olmayıp, bu poliçeden kaynaklanan sorumlulukları da üstlenmemiş olan Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye karşı sözkonusu poliçeye dayalı olarak tazminat talebinde bulunulması mümkün olmadığından işbu davada kendisine «husumet» düşmeyen Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş. yönünden açılan davanın «pasif husumet» («sıfat) yokluğu» nedeniyle reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, «trafik kazası» sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma nedeniyle davacıların uğradığı maddi zararın «zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi» kapsamında tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıfat yokluğu · zorunlu mali sorumluluk sigortası · mali sorumluluk sigortası · trafik kazası · sorumluluk sigortası · pasif husumet · tüzel kişilik
Benzer bu karardaYargılama sırasında davanın dayanağı olan «zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini» düzenleyen sigorta şirketinin Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş. olmayıp, ayrı bir «tüzel kişiliği» olan Aviva Sigorta A.Ş. olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda, davanın dayanağı olan sigorta poliçesinin tarafı olmayıp, bu poliçeden kaynaklanan sorumlulukları da üstlenmemiş olan Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye karşı sözkonusu poliçeye dayalı olarak tazminat talebinde bulunulması mümkün olmadığından işbu davada kendisine «husumet» düşmeyen Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş. yönünden açılan davanın «pasif husumet» («sıfat) yokluğu» nedeniyle reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava, «trafik kazası» sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma nedeniyle davacıların uğradığı maddi zararın «zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi» kapsamında tazmini istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4049 E. , 2013/20143 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2012 tarih ve 2009/394 - 2012/529 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı banka nezdinde kredi müşterisi olan ...'ın yasal mirasçıları olduğunu, davalının mirasbırakan ile kredi ilişkisine girerken emrivaki olarak kendisinin iştirakçisi bulunduğu Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş'ye ferdi kaza sigortası ve hayat sigortası poliçeleri düzenlettirdiğini, pirimin de hukuka aykırı şekilde krediden kesildiğini, miras bırakanın 27.01.2009 tarihinde öldüğünü, riskin sigorta şirketince üstlenilmesine karşın davalı bankanın kredi alacağını müvekkillerinden haksız olarak tahsil ettiğini, sigorta tazminatının talep edilmesi neticesinde de sigorta şirketince taleplerinin reddedildiğini, davalı bankanın kredi borcunu sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde veraseten müvekkillerden haksız bir şekilde tahsil ettiğini, haksız iktisap kuralları gereğince ödenen bedelin istirdatı gerektiğini ileri sürerek, 53.389,50 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müteveffaya kredi kullandırımı yapılırken 3 adet sigorta poliçesi tanzim edildiğini, müşterinin vefatı kaza neticesi olmadığından ferdi kaza sigortasından tahsil edilemediğini, kredi riskinin hayat sigortası tarafından da müvekkili bankaya gönderilen yazı ile beyan yükümlülüğüne aykırılık nedeni ile karşılanmadığını, bu nedenle kredi riski mirası reddetmeyen davacılar tarafından karşılandığını, işlemlerin bankacılık mevzuatına uygun olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı bankadan kredi kullanan ve vefat eden ...'ın varisleri oldukları, mirası red etmediklerinden vefat edenin davalı bankaya olan kredi borcunun bankanın keşide ettiği ihtarname sonucu herhangi bir ihtirazi kayıt öne sürmeksizin nakten ödedikleri, ancak kredi riski için davalı bankanın vefat eden ... lehine iştiraki olan Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş'ne hayat sigortaları düzenlettiği, kredi borcunun bu sigorta tazminat bedellerinden tahsilinin gerektiği halde kendilerinden alındığı sebebi ile bu tutarın iadesi için işbu davanın açıldığı, sigorta poliçesi bedelinin tazminat edilmemesinin davacılar ile dava dışı sigorta şirketi Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş arasında bir uyuşmazlık olduğu, bu nedenle davanın anılan sigorta şirketine karşı açılması gerektiği, gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı yan, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu kredi tutarının davalı banka tarafından sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerekmesi nedeni ile davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitini, davalıya yaptıkları ödemelerin istirdadını talep etmektedir. Bu durumda işbu davada, öncelikle, düzenlenen üretici kart hayat sigortasi başlıklı poliçelerde sigorta ettiren ve dain mürtehin sıfatı bulunan ve buna bağlı olarak sigorta bedeli üzerinde asıl hak sahibi konumunda olan davalı banka ile davadışı sigorta şirketi arasındaki hukuki durumun tayin ve tespit olunması, bunun sonucuna göre de davalı bankanın tüketici kredisinden kaynaklanan alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekirken davacılardan talep ve tahsil etmiş olmasının MK’nın 2.
maddesi dairesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu durumun aynı sermaye grubu içinde yer alan sigorta şirketi ile davalı banka bakımından bir sebepsiz zenginleşme hali yaratıp yaratmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu biçimde yapılacak bir araştırma ve soruşturmanın sonucunda verilecek kararın ise, davadışı sigorta şirketinin hukuki durumunu etkileyeceği açıktır. Nitekim, davacı yanca davadışı sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi yolundaki istem mahkemece reddedilmiştir. Hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmadığından bu yoldaki istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davanın Deniz Emeklilik ve Hayat A.Ş.’ye de husumetin yöneltilmeksizin çözümü olanaklı görülmediğinden, davacı yana adı geçen sigorta şirketi aleyhine dava açılması ve işbu dava ile birleştirilmesi için süre verilerek gereğinin yerine getirilmesi halinde yukarda belirtilen hususlar çerçevesinde gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davada iddianın ileri sürülüş biçimi gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/731848200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz