İstirdat | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1560 E. 2017/845 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dain-i mürtehin↗ hayat sigortası↗ menfi tespit davası↗ ara karar↗ sigorta sözleşmesi↗ tespit davası↗ kesin süre↗ istirdat↗ ihtar↗ tebligat↗ kredi sözleşmesi↗ sigorta poliçesi↗ menfi tespit↗ dahili dava↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; murisin kullandığı krediden dolayı sigorta sözleşmesinin muris ile Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. arasında yapıldığı, usuli eksikliğin tamamlanması yani davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş.'ye yönlendirilmesi ve davaya dahil edilmesi için 03/03/2015 tarihli oturumda davacı vekiline HMK 124/3. ve 4.fıkralarına göre; 1 hafta kesin süre verildiği davacı vekilinin kesin sürede ara kararını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı, kredi alan eşinin ölümü halinde bakiye kredi borcunun dava dışı sigorta şirketinden talep ve tahsili gerekirken dain mürtehin sıfatı bulunan davalı bankaca bu yola gidilmeyerek kendisinden tahsil edildiğini ileri sürerek ödemelerin istirdadını ve kalan kredi taksitlerinden bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş’ye yöneltilmesi gerektiği ve HMK’nın 124/3-4. maddesi uyarınca bu sigorta şirketinin davalı olarak gösterilerek tebligat çıkarılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekiline sonuçları da ihtar edilmeksizin bir hafta kesin süre verilmiş ve kesin süreye uyulmadığından davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de mahkemece dava sigorta sözleşmesine dayalı bir talep gibi değerlendirilerek
davalının sigorta şirketi olması gerektiği düşüncesiyle karar verilmiştir. Dava, yukarıda özetlendiği üzere, davacının murisi ile davalı arasında akdedilen kredi sözleşmesi ve kredi sözleşmesinden dolayı sigorta şirketi ile hayat sigorta poliçesi düzenlenmesi nedeniyle davalı bankanın da poliçede dain mürtehin sıfatı bulunduğundan kredi alacağını bu sıfatla sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde kendisinden tahsil ettiği iddiasıyla, tahsil edilenin istirdadı ve menfi tespit davası olduğundan davanın kredi alacağını davacıdan haksız tahsil ettiği iddia edilen davalı bankaya yöneltilmesi usul ve yasaya uygun olup davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde husumetten reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14372 E. 2016/175 K.
Ortak:dain-i mürtehin · kesin süre · kesin hüküm · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; murisin kullandığı krediden dolayı «sigorta sözleşmesinin» muris ile Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. arasında yapıldığı, usuli eksikliğin tamamlanması yani davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş.'ye yönlendirilmesi ve davaya «dahil» edilmesi için 03/03/2015 tarihli oturumda davacı vekiline HMK 124/3. ve 4.fıkralarına göre; 1 hafta «kesin süre» verildiği davacı vekilinin kesin sürede «ara» kararını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş’ye yöneltilmesi gerektiği ve HMK’nın 124/3-4. maddesi uyarınca bu sigorta şirketinin davalı olarak gösterilerek «tebligat» çıkarılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekiline sonuçları da «ihtar» edilmeksizin bir hafta «kesin süre» verilmiş ve kesin süreye uyulmadığından davanın «husumetten» reddine karar verilmiş ise de mahkemece dava «sigorta sözleşmesine» dayalı bir talep gibi değerlendirilerek davalının sigorta şirketi olması gerektiği düşüncesiyle karar verilmiştir.
Dava, yukarıda özetlendiği üzere, davacının murisi ile davalı arasında akdedilen «kredi sözleşmesi» ve kredi sözleşmesinden dolayı sigorta şirketi ile «hayat sigorta poliçesi» düzenlenmesi nedeniyle davalı bankanın da poliçede «dain mürtehin» sıfatı bulunduğundan kredi alacağını bu sıfatla sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde kendisinden tahsil ettiği iddiasıyla, tahsil edilenin «istirdadı» ve «menfi tespit davası» olduğundan davanın kredi alacağını davacıdan haksız tahsil ettiği iddia edilen davalı bankaya yöneltilmesi usul ve yasaya uygun olup davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «husumetten» reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBankası Genel Müdürlüğü'nün «muvafakatinin» olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · muvafakat · husumet yokluğu · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaBankası Genel Müdürlüğü'nün «muvafakatinin» olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10392 E. 2016/4924 K.
Ortak:dain-i mürtehin · sigorta poliçesi · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, yukarıda özetlendiği üzere, davacının murisi ile davalı arasında akdedilen «kredi sözleşmesi» ve kredi sözleşmesinden dolayı sigorta şirketi ile «hayat sigorta poliçesi» düzenlenmesi nedeniyle davalı bankanın da poliçede «dain mürtehin» sıfatı bulunduğundan kredi alacağını bu sıfatla sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde kendisinden tahsil ettiği iddiasıyla, tahsil edilenin «istirdadı» ve «menfi tespit davası» olduğundan davanın kredi alacağını davacıdan haksız tahsil ettiği iddia edilen davalı bankaya yöneltilmesi usul ve yasaya uygun olup davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «husumetten» reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; murisin kullandığı krediden dolayı «sigorta sözleşmesinin» muris ile Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. arasında yapıldığı, usuli eksikliğin tamamlanması yani davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş.'ye yönlendirilmesi ve davaya «dahil» edilmesi için 03/03/2015 tarihli oturumda davacı vekiline HMK 124/3. ve 4.fıkralarına göre; 1 hafta «kesin süre» verildiği davacı vekilinin kesin sürede «ara» kararını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Davacı, kredi alan eşinin ölümü halinde bakiye kredi borcunun dava dışı sigorta şirketinden talep ve tahsili gerekirken «dain mürtehin» sıfatı bulunan davalı bankaca bu yola gidilmeyerek kendisinden tahsil edildiğini ileri sürerek ödemelerin «istirdadını» ve kalan kredi taksitlerinden bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece «rehin hakkı» sahibinin davaya «muvafakati» sağlanamadığı belirtilerek, «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra dava dışı banka şubesinin 07.07.2015 tarihli yazısı ile davacı tarafından açılan davaya muvafakat verildiği bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin hakkı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · rehin · husumet ehliyeti · muvafakat · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece «rehin hakkı» sahibinin davaya «muvafakati» sağlanamadığı belirtilerek, «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, karar tarihinden sonra dava dışı banka şubesinin 07.07.2015 tarihli yazısı ile davacı tarafından açılan davaya muvafakat verildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; «sigorta poliçesinde» dain ve mürtehin olan ...Bankası Şubesi'nin davaya «muvafakatlarının» olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Daini mürtehin tarafından verilen «muvafakat» davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı niteliğinde olmakla, yargılama sırasında bulunmayan dava şartının sonradan hasıl olması, dava ekonomisi bakımından davanın sürdürülmesini gerektireceğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması için hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1378 E. 2019/6412 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı T.İş Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, davalı Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş yönünden «maddi tazminat» ve manevi tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce manevi tazminat yönünden bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1560 E. , 2017/845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/04/2015 tarih ve 2014/1159-2015/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının eşinin, davalı bankadan ölmeden önce kullandığı bireysel kredinin ödenmeyen kısmının kendisinden talep edildiğini, oysa krediye ilişkin sigorta bulunduğunu ileri sürerek haksız yere tahsil edilen kredi ödemelerinin iadesine ve kalan kredi taksitlerinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu krediye ilişkin sigorta işleminin tamamen farklı bir şirket olan Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. tarafından yapıldığını, davalı bankaya husumet tevcih edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; murisin kullandığı krediden dolayı sigorta sözleşmesinin muris ile Yapı Kredi Emeklilik A.Ş. arasında yapıldığı, usuli eksikliğin tamamlanması yani davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş.'ye yönlendirilmesi ve davaya dahil edilmesi için 03/03/2015 tarihli oturumda davacı vekiline HMK 124/3. ve 4.fıkralarına göre; 1 hafta kesin süre verildiği davacı vekilinin kesin sürede ara kararını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, menfi tespit ve istirdat davasıdır. Davacı, kredi alan eşinin ölümü halinde bakiye kredi borcunun dava dışı sigorta şirketinden talep ve tahsili gerekirken dain mürtehin sıfatı bulunan davalı bankaca bu yola gidilmeyerek kendisinden tahsil edildiğini ileri sürerek ödemelerin istirdadını ve kalan kredi taksitlerinden bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın Yapı Kredi Emeklilik A.Ş’ye yöneltilmesi gerektiği ve HMK’nın 124/3-4. maddesi uyarınca bu sigorta şirketinin davalı olarak gösterilerek tebligat çıkarılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekiline sonuçları da ihtar edilmeksizin bir hafta kesin süre verilmiş ve kesin süreye uyulmadığından davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de mahkemece dava sigorta sözleşmesine dayalı bir talep gibi değerlendirilerek
davalının sigorta şirketi olması gerektiği düşüncesiyle karar verilmiştir. Dava, yukarıda özetlendiği üzere, davacının murisi ile davalı arasında akdedilen kredi sözleşmesi ve kredi sözleşmesinden dolayı sigorta şirketi ile hayat sigorta poliçesi düzenlenmesi nedeniyle davalı bankanın da poliçede dain mürtehin sıfatı bulunduğundan kredi alacağını bu sıfatla sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiği halde kendisinden tahsil ettiği iddiasıyla, tahsil edilenin istirdadı ve menfi tespit davası olduğundan davanın kredi alacağını davacıdan haksız tahsil ettiği iddia edilen davalı bankaya yöneltilmesi usul ve yasaya uygun olup davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde husumetten reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318188400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz