Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18669 E. 2013/17244 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti↗ ara karar↗ kesin süre↗ usulden reddi↗ ihtar↗ tebligat↗ dosya masrafı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK’nın 114-g ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartlarından olan gider avansının verilen iki haftalık kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163/3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 94/2. maddesi hükmü uyarınca, hakim tarafından bir işlemin belli bir süre içinde yapılması konusunda karar verilebilir ve kural olarak bu süreler kesin olmamakla birlikte, hakimce tayin edilen sürenin kesin olduğu da kararlaştırılabilir. Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerekir. Ayrıca, kesin süreye ilişkin ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği, her türlü duraksamadan uzaktır.
Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur.
Somut olayda, taraf vekillerinin katıldığı 22.12.2011 tarihli oturumda mahkemece “…6100 sayılı HMK’nın 114-g 115/2 120/2 maddeleri gereğince 60.00 TL tebligat gideri, 300.00 TL bilirkişi ücreti ve 50.00 TL maktu gider olmak üzere toplam 410.00 TL gider avansının iki haftalık süre içerisinde vezneye yatırılması, aksi halde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına…” şeklinde, gider avansının yatırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiş ise de, sürenin kesin olduğu hususunun davacı vekiline hatırlatılmamış oluşu nedeniyle, verilen sürenin usulüne uygun olarak verilmiş kesin bir süre olmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8044 E. 2018/1411 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ara karar · kesin süre · dosya masrafı · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaAncak, böyle bir durumda «kesin sürenin» hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin «ara» kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa «ihtar» edilmiş olması gerekir.
Ayrıca, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellik …
Hakimin, bu «masrafların» yatırılması konusunda verdiği sürenin «kesin» olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, «kesin süreye» uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı doğrultusunda 16.09.2015 tarihli celsede ''Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar nazara alınarak değerlendirme yapılması için dosyada «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına, «bilirkişi ücreti» için toplam 1.050,00 TL’nin yatırılması konusunda davacı vekiline dört haftalık «kesin süre» verilmesine'' şeklinde «ara» karar tesis edilmiş ve verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından ücretin yatırılmaması üzerine, yazılı şekilde ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddin …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; asıl ve birleşen davacının «bilirkişi incelemesi» için gerekli olan delil avansını verilen «kesin süreye» rağmen yatırmadığı, verilen kesin sürenin ön görülen «masrafları» yatırmak için yeterli bir süre olduğu, bu nedenle asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. .../...
Ancak, kural olarak, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararda, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, ta …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; asıl ve birleşen davacının «bilirkişi incelemesi» için gerekli olan delil avansını verilen «kesin süreye» rağmen yatırmadığı, verilen kesin sürenin ön görülen «masrafları» yatırmak için yeterli bir süre olduğu, bu nedenle asıl ve birleşen davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. .../...
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda 16.09.2015 tarihli celsede ''Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar nazara alınarak değerlendirme yapılması için dosyada «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına, «bilirkişi ücreti» için toplam 1.050,00 TL’nin yatırılması konusunda davacı vekiline dört haftalık «kesin süre» verilmesine'' şeklinde «ara» karar tesis edilmiş ve verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından ücretin yatırılmaması üzerine, yazılı şekilde ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddin …
Bu durumda, söz konusu usule uyulmaksızın ve sonuçları hakkında ilgili tarafa herhangi bir «ihtarat» yapılmadan verilen «kesin sürenin» sonuç doğurmayacağının kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8787 E. 2016/4720 K.
Ortak:ara karar · kesin süre · usulden reddi · tebligat · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK’nın 114-g ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartlarından olan gider avansının verilen iki haftalık «kesin süre» içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, böyle bir durumda «kesin sürenin» hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin «ara» kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa «ihtar» edilmiş olması gerekir.
Ayrıca, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellik …
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ilk inceleme tensip tutanağıyla davacıya tercüme ve «tebligat» ücretlerini yatırması için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, ancak davacının «ara» kararı yerine getirmediği gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 19.07.2012 tarihli ilk inceleme tensip tutanağının 10. bendi ile tercüme ücreti 3.900TL ve yurt dışı tebliğ işlemi için 35,00TL harcın iki haftalık «kesin süre» içinde davacı vekilince yatırılarak makbuzlarının mahkemeye «ibraz» edilmesi yönünde «ara» karar verilmiş; davacı tarafından ara kararın gereği süresinde yerine getirilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kural olarak, mahkemece, «kesin süreye» ilişkin «ara» kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · dava şartı yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ilk inceleme tensip tutanağıyla davacıya tercüme ve «tebligat» ücretlerini yatırması için 2 haftalık «kesin süre» verildiği, ancak davacının «ara» kararı yerine getirmediği gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 19.07.2012 tarihli ilk inceleme tensip tutanağının 10. bendi ile tercüme ücreti 3.900TL ve yurt dışı tebliğ işlemi için 35,00TL harcın iki haftalık «kesin süre» içinde davacı vekilince yatırılarak makbuzlarının mahkemeye «ibraz» edilmesi yönünde «ara» karar verilmiş; davacı tarafından ara kararın gereği süresinde yerine getirilmediğinden davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Söz konusu usule uyulmaksızın ve sonuçları hakkında ilgili tarafa herhangi bir «ihtarat» yapılmadan verilen «kesin sürenin» sonuç doğurmayacağının kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5423 E. 2010/5139 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Marka hakkına tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7531 E. 2022/172 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, taraf markalarının benzer olduğu gerekçesiyle davanın hükümsüzlük ve tecavüzün tespiti yönünden kabulüne, davalının tescilli markasını kullanmasının «haksız rekabete» sebebiyet vermeyeceğinden haksız rekabete ilişkin davanın reddine dair verilen karar davalı vekilinin ve davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz istemi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18669 E. , 2013/17244 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.02.2012 tarih ve 2011/145-2012/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hissedarlarından olduğu davalı şirketin 05.06.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, bu toplantıda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK’nın 114-g ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartlarından olan gider avansının verilen iki haftalık kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163/3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 94/2. maddesi hükmü uyarınca, hakim tarafından bir işlemin belli bir süre içinde yapılması konusunda karar verilebilir ve kural olarak bu süreler kesin olmamakla birlikte, hakimce tayin edilen sürenin kesin olduğu da kararlaştırılabilir. Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerekir. Ayrıca, kesin süreye ilişkin ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği, her türlü duraksamadan uzaktır.
Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur.
Somut olayda, taraf vekillerinin katıldığı 22.12.2011 tarihli oturumda mahkemece “…6100 sayılı HMK’nın 114-g 115/2 120/2 maddeleri gereğince 60.00 TL tebligat gideri, 300.00 TL bilirkişi ücreti ve 50.00 TL maktu gider olmak üzere toplam 410.00 TL gider avansının iki haftalık süre içerisinde vezneye yatırılması, aksi halde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına…” şeklinde, gider avansının yatırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiş ise de, sürenin kesin olduğu hususunun davacı vekiline hatırlatılmamış oluşu nedeniyle, verilen sürenin usulüne uygun olarak verilmiş kesin bir süre olmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/730239200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz