6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Navlun alacağından rücu tazminatında organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1400 E. 2025/822 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Navlun alacağından rücuen tazminat, tüzel kişilik perdesinin aralanması ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Taşıma

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 4 (haksız fiil) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Navlun sözleşmesi ilişkisinde, taraflar arasındaki yazışma ve belgelerin fiilen ortaya koyduğu sözleşme tarafı, faturaların üçüncü bir kişi adına düzenlenmiş olmasından etkilenmez; gerçek sözleşme ilişkisi belge içeriğine göre belirlenir. Bir şirketin acentelik ilişkisi iddiası, buna ilişkin somut delil ibraz edilmediği ve iki şirket arasında ortaklık yapısı, yönetim kurulu, adres ve faaliyet konusu bakımından örtüşme bulunduğu hallerde, organik bağ kabul edilerek tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla her iki şirketin de sorumluluğuna gidilebilir. Yönetim kurulu üyelerinin, sözleşme ilişkisinin tarafı olmadıkları için organsal sorumlulukları bulunmasa da, şirket malvarlığını gerekçesiz para transferleri yoluyla üçüncü kişilere aktarıp alacaklıların şirketten tahsil olanağını ortadan kaldırmaları, TTK m.553-556 ve haksız fiil hükümleri (TBK m.49) çerçevesinde doğrudan zarardan şahsi sorumluluklarını doğurur. Salt maddi zarar niteliğindeki, kişilik haklarına saldırı oluşturmayan zararlar manevi tazminat talebine dayanak olamaz.

Ele alınan sorunlar

Taşıma sözleşmesinin tarafının tespiti ve taşıma işleri organizatörlüğü → kabul

Gerekçe: Dosyadaki e-posta yazışmalarına göre navlun teklifi ve anlaşma süreci davacı ile davalı ...A.Ş. arasında yürütülmüş olup navlun sözleşmesi davacı ile ...A.Ş. arasında kurulmuştur; navlun faturalarının ... adına düzenlenmiş olması bu tespiti değiştirmez. Konşimento ve sipariş teyidi incelendiğinde, ...'nın Çin'deki üretici firmadan satın alınan ve alıcı firmaya teslim edilecek emtianın taşınması işinde, davacının ...A.Ş.'ye karşı üstlendiği taşımanın ifasında taşıma işleri organizatörü olarak hareket ettiğinin kabulü yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının üçüncü kişiye (acenteye) yaptığı ödemenin zarar niteliği ve temlik → kabul

İddia: Davalılar, dosyaya sunulan yabancı mahkeme kararlarının ihtiyati tedbire ilişkin olduğunu, mal bedeli ödemesine dair bir hüküm bulunmadığını, temlik alınan alacağın gerçekte bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Temlikname ve ibraname başlıklı belgeye göre, üretici firma tarafından acente aleyhine açılan davalar nedeniyle acentenin ödemek zorunda kaldığı mal bedeli ve yargılama masraflarından oluşan toplam bedeli acente davacıdan tahsil ederek üçüncü kişilere karşı sahip olduğu talep haklarını davacıya temlik etmiştir. İthalatçı davalının mal bedelini üretici firmaya ödediğine dair iddia ve delil bulunmadığı, buna karşılık üretici firma ile yargı süreci yaşandığı ve ödeme yapıldığı dosyadaki belge ve swift örnekleriyle sabit olduğundan, ithalatçının mal bedelini ödememesinden dolayı davacının acenteye ödemek zorunda kaldığı bedellerden davalının sorumlu olduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Acentelik iddiası ve organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin aralanması → kabul

İddia: Davalılar, ...A.Ş.'nin sadece ... firmasının Türkiye'deki acentesi olduğunu, aralarında acentelik sözleşmesi bulunduğunu, bu nedenle ...A.Ş.'ye husumet düşmeyeceğini; iki şirket arasında organik bağ bulunmadığını, farklı faaliyet alanları, adresleri ve çalışanlarının olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi göz ardı edilmeden, tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade eder; istisnai ve sınırlı durumlarda, dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı ve başka bir yasal nedene dayanmanın mümkün olmadığı hallerde titizlikle uygulanmalıdır. Organik bağ kavramı bu teorinin şartlarını ifade eder ve temelini TMK m.2 oluşturur; borçlu şirketin diğer tüzel kişiliği alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranır. Somut olayda; ...A.Ş.'nin ... firmasının %49 hissesine karşılık tek hissedar olan ...'e 1.400 hisse senedi verildiği, İstanbul'daki iki şirketin ortaklık yapısının, yönetim kurulu üyelerinin, faaliyet konularının ve adreslerinin aynı olduğu, ...A.Ş.'nin acentelik iddiasına dair uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisi bakımından delil sunmadığı, ...A.Ş. yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılmasının talep edildiği, bu talep doğrultusunda fatura ve konşimentoların ... adına düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde iki şirketin dışarıdan tek bir şirket görünümü sağladığı, ...A.Ş.'nin pay sahibi ve yetkilisinin diğer şirket üzerinden ...'daki pay sahipliği/hakimiyet durumunun bu tespiti doğruladığı anlaşılmakla, davalı ...A.Ş. ile ... arasında organik bağ bulunduğu ve tüzel kişilik perdesinin aralanarak sorumluluğa gidilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyelerinin şirket alacaklısına karşı doğrudan zarardan sorumluluğu → kabul

İddia: Davalı yönetim kurulu üyeleri, şahsi sorumluluklarının şartlarının oluşmadığını, olayın haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini, para transferlerinin ticari ilişki içindeki şirketler arasında doğal olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi gereği taşıma iş ve işlemlerinin tarafı olmayan yönetim kurulu üyelerinin sözleşmesel temelde organsal sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak TTK m.553 ile yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış, TTK m.556'da alacaklılara yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Bu davanın açılabilmesi için zararın doğrudan zarar niteliğinde olması gerekir; şirket yöneticilerinin, şirketin edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılıp acze düşürmeleri hali üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu durumda alacaklılar, kusurlu ihlal nedeniyle doğrudan zarara uğramaları halinde TBK 49 haksız fiil hükümlerine veya TTK 553-556 özel hükümlerine dayanarak dava açabilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler. Somut olayda ... firması adına taahhütlerde bulunulduğu, ...'nın bağımsız bir firma gibi gösterildiği, ... adına tahsilat yapılmasının sağlandığı, ortaklık alacaklılarının ...A.Ş.'den ve ...'dan alacaklarını tahsil etmelerinin önünün kapatıldığı, davalı şirket ile diğer davalılar ve dava dışı şirket arasında herhangi bir hukuki ilişki sebebi gösterilmeden malvarlığı aktarımı yapıldığı, bu şekilde ortaklığın pay sahiplerine müracaat edilmesinin önüne geçildiği tespit edilmiştir. Bu davranışların dürüstlük kuralına aykırı girişimler olması nedeniyle haksız fiil sorumluluğunun tüm unsurlarının gerçekleştiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin haksız fiil hükümleri ve tüzel kişilik perdesinin aralanması uyarınca sorumluluklarının doğduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat talebinin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin manevi tazminat talebinin reddine dair gerekçe göstermediğini, davalıların eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Manevi tazminat talebinde bulunabilmek için hukuka aykırı bir fiil neticesinde kişilik hakları ihlal edilen kişinin bu fiilden dolayı manevi bir zarara uğramış olması ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir. Somut olayda ödenmeyen mal bedeli nedeniyle oluşan zararın davacıya yansıtılması maddi zarar niteliğinde olup kişilik haklarına saldırı sayılmayacağından, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin somut uygulama kriterlerini (ortaklık yapısı, yönetim kurulu örtüşmesi, adres ve faaliyet konusu benzerliği, delilsiz acentelik iddiası) belirlediği ve yönetim kurulu üyelerinin şirket alacaklısına karşı doğrudan zarardan sorumluluğunun şartlarını (TTK 553-556, malvarlığı aktarımı) somutlaştırdığı ölçüde emsal değer taşımaktadır; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin aralanması organik bağ taşıma işleri organizatörü navlun sözleşmesi acentelik yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu (TTK 553-556) doğrudan zarar temlik manevi tazminat

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553TTK 556 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 49 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1400

KARAR NO 2025/822

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/03/2022

NUMARASI 2020/290 Esas 2022/159 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/05/2025

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı Kendal ...A.Ş ile müvekkili şirketin, 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda anlaştıklarını, alıcının Bursa’da mukim dava dışı .... A.Ş. olduğunu, davalı ...A.Ş.’nin talimatı ile konişmento ve navlun faturalarının müvekkili şirket tarafından İsviçre’de mukim şirket ... adına düzenlendiğini, ... adına Türkiye'deki işlemlerin acentesi sıfatıyla ...A.Ş. tarafından yürütüldüğünü, ...A.Ş tarafından müvekkiline ilk taşıma işinin Mart 2019 tarihinde yaptırıldığını, bu aşamaya kadar ...A.Ş. yetkililerinin kendilerinin ...şirketinin vekili, Türkiye’deki temsilcisi olduklarını hiçbir şekilde beyan etmediklerini, müvekkili şirket tarafından verilen navlun tekliflerinin ...A.Ş.

tarafından kabul edildiğinden taşıma anlaşmasının müvekkili şirket ile davalı ...A.Ş. arasında doğduğunu, taşıma sürecinin ...A.Ş yetkilileri ..., ... ve ... tarafından yönetildiğini, ...A.Ş. tarafından konişmentoda gönderici olarak ...’nın belirtilmesi gerektiği talimatı verilmesine rağmen taşıma sürecinin hiçbir aşamasında ... ile iletişime geçilmediğini, konşimentoların ...A.Ş.'ye teslim edildiğini, ...A.Ş.’nin ticari ilişkilerde ödeme ve ticari sorumluluktan kurtulmak amacıyla ...’yı bu şekilde ticari ilişkilerinde kullandığının öğrenilmesi üzerine...'nın araştırıldığını ve hakim ortağının ... A.Ş aracılığı ile ... olduğunun öğrenildiğini, ...'nın, İstanbul merkezli bir şirket olup, ortaklarının ..., ..., ...

ve ... A.Ş.'nin olduğu, yönetim kurulu üyelerinin de ..., ... ve ... olduğunun görüldüğünü, Nisan-Temmuz 2019 tarihleri arası gerçekleştirilen taşımalar kapsamında müvekkili şirket tarafından navlun alacağı için toplam 18 fatura düzenlendiğini, faturalar incelendiğinde, ...A.Ş.’nin talimatı gereği bazı faturalarda alıcı olarak ...A.Ş belirtildiğini, yine faturaların tamamının ...A.Ş.’nin yetkilisi ...’ün talimatı ile ... adına düzenlendiğini, navlun faturalarına itiraz edilmediğini, ancak faturaların davalı yanca ödenmediğini, navlun alacaklarına ilişkin davanın İstanbul 17. ATM'nin 2020/137 E sayılı davasının derdest olduğunu, bunun dışında davalıların mal bedelini üretici... Ltd.’ye ödemediğini, ...'nın ...A.Ş yetkilileri tarafından müvekkilinden aldığı konşimentoları akreditifi çözmek için kullandığını, mal bedelini tahsil etmesine rağmen üreticiye mal bedelini ödemediğini, acente ...

Ltd'nin ise banka hesaplarının blokesi ile müvekkili şirketin Çin'den taşınmakta olan mallarını ve taşıma evraklarını tuttuğunu, müvekkili şirketin tüm taşımalarını bloke ettiğini, müvekkili şirketin ticari itibarı yerle bir olduğunu ve tüm taşımalarının durduğu için tüm mal bedeli, mahkeme masrafları ile tüm giderleri için acente ... Ltd ile anlaşarak toplamda 147.005,14-USD tazminat ödemek zorunda kaldığını, 31.03.2020 tarihinde 45.142,89-USD, 31.03.2020 tarihinde 32.000-USD, 13.05.2020 tarihinde 15.000-USD, 22.05.2020 tarihinde 15.000-USD, 28.05.2020 tarihinde 15.000-USD, 11.06.2020 tarihinde 24.862,25-USD olmak üzere toplam 147.005,14-USD ödendiğini belirterek 147,005.14-USD’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek 4/a faizi ile birlikte, 10.000-USD manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; müvekkili ...A.Ş.'nin, uzun yıllardır diğer dava dışı ... şirketin Türkiye'de alım satımlarına aracılık ettiğini, müvekkili ...A.Ş. ve ... arasında 18/01/2000 tarihinde imzalanan "acentelik” sözleşmesi ile müvekkili ...A.Ş.'nin acente olarak hizmet verdiğini, somut olayda da müvekkili ...A.Ş.'nin acente olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, bu nedenle müvekkili ...A.Ş.'ye hiç bir sorumluluk izafe edilemeyeceğini, bunun yanı sıra acente olarak hareket eden müvekkiline karşı husumet düşmeyeceğini, müvekkili ...A.Ş.'nin sadece malların taşınması işlemine aracılık ettiğini ve hiçbir zaman farklı bir tutum sergilemediğini, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine teklif alınması ve koordinasyon sağlanması acentelik işlerinin olmazsa olmazı olduğunu, bu gibi işlerin farklı yorumlanmasının mümkün olmadığını, nitekim basit bir internet araştırması ile müvekkili şirketin ...temsilciliği yaptığının görülebileceğini, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacının söz konusu iddiaları salt olarak Türkiye'de muhatap bulma çabasında olduğunu, davacı tarafından gönderilen faturaların müvekkili ...A.Ş.

tarafından muhatabın İsviçre menşeili ... firması olmasından ve bu hususların doğrudan ... ile görüşülmesi gerektiğinden iade edildiğini, ayrıca müvekkili şirketin bir çok yabancı şirketin alım-satım işlerine aracılık ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirkete her aracılık ettiği işlem nedeniyle bizzat muhatap tutulması ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi usul ve yasalara da aykırı olduğunu, davacı tarafın, ...'nın şirket sermayesi ile ilgili araştırma yaptığını ve bu araştırma neticesinde hem ...'ün hem de müvekkili şirket ...'nın isimlerinin yer aldığını iddia ettiğini, ancak davacı tarafın sadece algı yaratmak adına beyanlarda bulunduğunu, bu iddialarin hiçbir gerçekliğinin olmadığını, ...

firmasının İsviçre firması olduğunu, bu firmanın yapısal durumunun İsviçre ilgili birimlerinden sorulabileceğini, ....'nın hisse senetlerinin kimin elinde olduğu bilinmediğinden ....'nın hakim ortağının ... olduğunun iddia edilemeyeceğini, müvekkili şirketin de acente olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; ... tarafından davacı ile ...tekstil arasında 33 konteyner eşyanın taşınması konusunda anlaşıldığı, 9 konteyner malın ithalatının gerçekleşmesine rağmen üreticiye mal bedelinin ödenmediği, bu sebeple üretici ...tarafından ... aleyhine Çin/Ningbo Denizcilik İhtisas mahkemesinde davalar açıldığı, ...'in bu davalar nedeni ile ...ya ödemek zorunda kaldığı mal bedeli ve yargılama masraflarından oluşan toplam 147.005,14 USD'yi ...Lojistik'ten tahsil ederek 3.kişilere karşı sahip olduğu her türlü talep hakkını davacı ... Lojistiğe temlik ettiği, temliknamede bahsi geçen Çin Ningbo Denizcilik İhtisas Mahkemesinin karar örneklerinin tercümeleriyle birlikte dosyaya sunulduğu, 2019 tarihli 1805- 1806- 1807- 1809- 1806- 1807- 1808- 1810- 1811-1812 ve 1813 karar sayılı karara göre ...

tarafından ... aleyhine açılan davada davacı ile davalı arasında Çinde ki ... limanından Türkiye'nin Gemlik limanına mal sevkiyatı için anlaşma imzalandığı, 31 Mayıs tarihinde davalının davacıya 3 nüsha orijinal konşimento düzenlediği, davacının orijinal konişimentoyu elinde tutmakta iken malların hedef limanda serbest bırakıldığı, bu şekilde konişimento olmadan malların serbest bırakılması sağlanarak mal bedelinin kaybedilmesine neden olunduğunun iddia edildiği, davaların neticesinde, taraflar arasında arabuluculuk yolu ile uzlaşma sağlanarak, ...'in mal bedeli ile yargılama giderlerini ....'ya ödemesi konusunda tarafların anlaşmaya vardıkları, banka dekontlarına göre bu kapsamında davacının ...'e 31/03/2020 tarihinde 45.142,89-USD 31/03/2020 tarihinde 32.000-USD 13/05/2020 tarihinde 15.000-USD, 22.05.2020 tarihinde 15.000-USD, 28/05/2020 tarihinde 15.000-USD ve 11/06/2020 tarihide 24.862,25-USD olmak üzere toplam 147.005,14-USD ödeme yaptığı, zararın aynı zamanda malın alıcısı olan taşıtanın haksız eylemi neticesinde gerçekleştiği, malın Çin'den Türkiye'ye taşınması konusunda, davacı ile davalı ...arasında navlun sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, İTO kayıtlarında ...A.Ş.

ve ... AŞ'nin iş konusunun "tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı" olduğu, ...A.Ş. ile ... A.Ş.'nin yönetim kurulunun başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...A.Ş.'nin ortaklarının ..., ..., ... ve ...'ün olduğu ve bu kişilerin aynı şekilde ... A.Ş.'nin de pay sahipleri olduğu, ...A.Ş. ile ... A.Ş.'nin aynı adreste faaliyet gösterdiği, dolayısıyla, ...A.Ş. ile ...'nın faaliyet konuları, şirket merkezlerinin, pay sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğu, ... A.Ş.'nin ...'nin %49'luk hisselerinin sahibi olduğu, %49'Iuk hisselere karşılık, 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...'e verildiği, ...'nın bir anonim şirket olarak kurulduğu, faaliyet konusu olarak "tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı" olarak belirlendiği, ...A.Ş.

ile ...'nin arasındaki bağlantının, ... A.Ş.'nin ...'deki paylarının %49'unun sahibi olmasından kaynaklandığı, ...AŞ ile ... arasında bir ticari ilişki bulunuğu, ...A.Ş. tarafından faturaların ... adına düzenlendiği, bu bakımdan ...A.Ş. ve ...'nin birbirlerinden bağımsız şirketler olmadığı, bu şirketler arasında organik bağ olduğu, ...A.Ş. yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılması talebi üzerine davacı şirket tarafından faturaların ... adına düzenlendiği, yine konşimentolarda ...A.Ş.'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ...'nın gösterildiği, bu iki şirket arasında yoğun bir ilişki bulunduğu, iki şirketin dışardan tek bir şirket gibi göründüğünü, nitekim ...A.Ş.'nin pay sahibi ve yetkilisi ...'ün, ...

A.Ş. üzerinden, ...'daki pay sahipliği/ hâkimiyet durumunun da bunu doğruladığı, bu hususlar karşısında davalı ...A.Ş. ile ... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu, davalı ...A.Ş., ... ile aralarında acentelik ilişkisinin olduğunu beyan ederek acentelik sözleşmesi fotokopisini delil olarak dosyaya ibraz etmiş ise de acentelik sözleşmenin ...ile ... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı, dava konusu navlun alacağından ...A.Ş. ile ...'nın birlikte sorumlu olduğu, taşınacak yüklere ilişkin bütün iş ve işlemlerin, yönetim kurulu üyeleri vasıtasıyla yapılmakla birlikte davacı şirket ile davalı ...A.Ş. arasında gerçekleştiği, dolayısıyla davacı şirket ile ...A.Ş.'nin yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, TTKnın 553.maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu olduklarının hükme bağlandığı, doğrudan zarar söz konusu olduğunda alacaklının tazminatın bizzat kendisine ödenmesini talep edebileceği, somut olayda haksız fiil niteliğindeki davranışlardan ilkinin ...

adına yerine getirilmemiş taahhütlerde bulunmaları, ...'yı ayrı bağımsız bir firma olarak göstermeleri ve ... adına tahsilat yapılmasını sağlamaları olduğu, haksız fiil teşkil ettiği söylenebilecek olan diğer bir durumun davalı ...A.Ş., ..., dava dışı ... AŞ ve ... arasında gerçekleştirilen para aktarmaları olduğu, dava dışı ...A.Ş.'nin malvarlığının içeriğinin bu şekilde ..., ... A.Ş. ve ...'ya aktarıldığı, bunların kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına geldiği, davalı ...A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi olmanın beraberinde getireceği yükümlülüklerin yerine getirilmemesi suretiyle yurt dışı menşeli ...'den bir talepte bulunmasının zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterildiği, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ...A.Ş.

adına yapılan iş ve işlemlerin ... adına yapılması talep edilerek, ...AŞ'nin pay sahiplerine müracaat edilmesinin önüne geçilmeye çalışıldığı, bu davranışların dürüstlük kuralına uygun olmayan girişimler olması nedeniyle haksız fiil sorumluluğu için gerekli olan tüm unsurların gerçekleştiği, dolayısıyla ...A.Ş. İle ... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu, bu çerçevede bu şirketlerin davacının navlun alacağından sorumlu tutulabileceği, diğer yandan dava konusu navlun alacağından dolayı diğer davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlulukları doğduğu, bunun yanı sıra ...A.Ş. ile bu davalılar arasındaki ilişkiler bakımından da tüzel kişilik perdesinin aralanması mümkün olduğu, davalı ...şirketinin satıcıya mal bedelinin ödendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat talebinin kabulü ile 147.005,14-USD'nin, 45.142,89-USD'ye 31.03.2020 tarihinden, 32.000-USD'ye 31.03.2020 tarihinden, 15.000-USD'ye 13.05.2020 tarihinden, 15.000-USD'ye 22.05.2020 tarihinden, 15.000-USD'ye 28.05.2020 tarihinden ve 24.862,25 USD'ye 11/06/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince dolar faizi işletilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; manevi tazminat talebinin reddine dair gerekçe gösterilmediğini, davalıların eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, manevi tazminat talebinin reddinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalılar vekili; ... firmasının hisselerinin hamiline yazılı olması nedeniyle şirketin ortaklarının kim olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, şu an itibariyle ... şirketinin bu firmanın hissedarı olduğunun söylenemeyeceğini, dava dışı ... şirketi ile ... arasında organik bağ bulunmadığını, ... şirketinin yabancı ortaklar tarafından 12/10/2001 tarihinde kurulduğunu, 16/05/2011 tarihinde bu şirketin hisselerinin müvekkilleri tarafından alındığını, davacının iddia ettiğinin aksine bu şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, ...

ile ... arasında faaliyet alanları, adresleri ve çalışanlarının tamamen farklı olduğunu, aksinin kabulü halinde bir çok şirketin farklı sektörde yatırım yapması halinde organik bağ tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını, bu durumun hukuk kuralları çerçevesinde izah edilmesinin mümkün olmadığını, ... ile ...arasındaki ilişkinin de yanlış değerlendirildiğini, aralarında acentelik ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin ... firmasınn Türkiye tekstil temsilcisi olduğunu, bu hususta 18/01/2000 tarihli acentelik sözleşmesinin ibraz edildiğini, müvekkili şirketin acentelik hizmeti verdiğini, acentenin vekil gibi sorumlu olması nedeniyle şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişiler tarafından hazırlanan başka bir raporda ...ile ...

arasında organik bağ bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili ...'ın ... ile... firması arasındaki alım satım ilişkisinde aracılık yaptığını, malların bir kısımının davacı tarafından, diğer kısmının ise ... tarafından taşındığını, İstanbul 17 ATM'nin 2020/168 E. Sayılı dosyasında ... tarafından ...'ya açılan davada organik bağın bulunmadığına dair görüş bildirildiğini, müvekkililleri ..., ... ve ...'ün şahsi sorumluluğuna gidilmesinin şartlarının oluşmadığını, olayın haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini, işin % 80'lik kısmının tamamlandığını, müvekkillerinin haksız menfaat elde etme kasıtlarının olması halinde hiç bir teslimin yapılmayacağını, savcılık soruşturması sonucunda da takipsizlik kararı verildiğini, birbirleri ile ticari ilişki içerisinde bulunan şirketlerin aralarında para transferi yapmasının doğal olduğunu, sebepsiz bir transfer yapılmadığını, ...

ile ...arasındaki ticari alım satımın farklı manaya çekilmesinin dayanaksız olduğunu, müvekkillerinden ...'e kesilen faturaların faiz faturası olduğunu, nedensiz bir durum söz konusu olmadığını, müvekkili ...firması üzerinde kayıtlı taşınmazlar bulunduğunu, ticaret hayatında aktif olarak yer aldığını, ... şirketi adına kayıtlı fabrika bulunduğunu, bu firmaların göstermelik firmalar olmadığını, ... firmasının yıllarca tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu şirkete ulaşılamama gibi bir durum söz konusu olmadığını, haksız fiil şartlarının gerçekleşmediğini, ... firmasının 20 yıldır İsviçre'de faaliyet gösterdiğini ve denetim altında olduğunu, şirketin sermayesinin ödendiğini, sermaye yetersizliğinden bahsedilemeyeceğini, ...'nın hisselerinin hamile yazılı olduğunu, şirketin hakim ortağının kim olduğunun bilinemeyeceğini, ...'ün şirketin hakim ortağı olmadığını, ortaklar ile şirket arasındaki malvarlığının karışmasının da söz konusu olmadığını, aksinin bilirkişi raporları ile de tespit edilemediğini, bilirkişi raporunda davacının zararını ispat edemediği hususunun açıkça tespit edildiğini, bilirkişi tarafından beyan edildiği üzere Çin mahkemesi kararının dosyada bulunmadığını, dosyaya sunulan kararların malvarlığın dondurulmasına ilişkin itiraz hakkı tanıyan ihtiyati tedbir mahiyetinde kararlar olduğunu, davacının temlik aldığını iddia ettiği alacağın gerçekte bulunmadığını, tedbir kararında 21.168-USD den bahsedildiği halde davacının 147.005,14-USD talep ettiğini, davacının haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bahsi geçen yabancı mahkeme kararlarında malvarlığını dondurmaya ilişkin ifadeler bulunmakta ise de tazminata hükmedildiğine dair ifadelere rastlanmadığını, bunun dışında yüklenmemiş bir mala ilişkin konşimento düzenleyen davacının asli kusurlu olduğunu, davacının kendi hatasından yararlanamayacağını, davacının zarara olan katkısı dikkate alındığından haksız fiile dayalı olarak tazminat talep edemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacının akdi taşıyan sıfatıyla taşınmasını üstlendiği malların satış bedelinin satıcı-üretici firmaya ödenmemiş olmasından dolayı davacıya yansıtılan bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili, Bursa'da mukim dava dışı ... firması adına davalı ... tarafından üretici ... Ltd.'den ithal edilen malların taşınması işinin davalı ...ile aralarındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin üstlendiğini, malların alıcıya teslim edilmesine rağmen satıcı firma ... Ltd.’ye mal bedelinin ödenmediğini, ...'nın mal bedelini tahsil etmesine rağmen üreticiye ödeme yapmaması üzerine müvekkilinin Çindeki acentesi konumunda olan ... Ltd'nin banka hesaplarının blokesi ile müvekkili şirketin Çin'den taşınmakta olan mallarını ve taşıma evraklarının tutulması ve taşımaların bloke edilmesi üzerine müvekkilinin mal bedeli, mahkeme masrafları olmak üzere 147.005,14-USD'yi acente ...Ltd firmasına ödemek zorunda kaldığını belirterek davalı ...

ile tüzel kişiliğinin perdelenmesinin aralanması ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde diğer davalılardan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmıştur.Dosya mevcut e-posta yazışmalarına göre davalı...A.Ş. yetkilisi tarafından 20.02.2019 tarihli elektronik posta ile davacı yetkilisinden e-posta da belirtilen rotalar ve taşıma bilgileri için navlun teklifinin talep edildiği, davacı yetkilisinin fiyat teklifinden sonra taraflar arasında e-posta teatisi yoluyla malların gemiyle Çin'den ... limanına taşınma konusunda anlaşma sağlandığı, davacı sözkonusu taşımalar için 08.07.2019 tarihli navlun faturalarını ...'yı muhatap alarak düzenlemiş olsa da navlun sözleşmesinin davacı ile l ...A.Ş. arasında kurulduğu, davalı...A.Ş.'nin ...

adına Çin'deki üretici/tedarikçi firma ...Ltd'den satın aldığı eşyanın yurt içindeki alıcıya satışı yoluyla ithal edilmesini sağlamak için malların taşınması konusunda davacı ile anlaşma yaptığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar navlun sözleşmesinin davacı ile ... arasında kurulduğu, diğer davalı ...A.Ş.'nin acente sıfatıyla hareket ettiği ileri sürülmüş ise de...A.Ş. ile davacı arasındaki e-postaların içeriği karşısında navlun faturalarının ... adına düzenlenmiş olması taşıma sözleşmesinin davacı ile ...arasındaki kurulduğu hususunu değiştirmemektedir. ... ile ... tarafından imzalanan sipariş teyidine göre davacının ...'a karşı taşımayı üstlendiği mallar ile ilgili ... ile dava dışı alıcı ... arasında satış sözleşmesi akdedildiği görülmektedir.Taşımayla ilgili ara konişmentolar İstanbul'da davacı tarafından düzenlenmiş olup yükleten olarak ...

gösterilmiştir. Dava dışı ...'nun kaşe ve imzasının yer aldığı konşimentolar da ise yükleten olarak ... Ltd, ihbar edilen ..., davacı ise teslim yeri acentesi olarak gösterilmiştir. Buna göre değerlendirme yapıldığında davacı tarafın ...in Çin'deki acentesi olduğunu, konşimentoların kendi talimatlarına uygun olarak ... tarafından düzenlendiğini ileri sürmesi, ...'in de konişmentoları kendi adına düzenlenmesi ve bu taşımalar nedeniyle navlun faturası düzenleyip, bedelinin tahsil etmiş olması karşısında ...'nın Çin'deki üretici/tedarikçi firm... Ltd'den satın alarak alıcı ... firmasına teslim edilecek emtianın taşınması işinde ...'in, davacı ...A.Ş'nin ...'a karşı üstlendiği taşımanın ifasında taşıma işleri organizatörü olarak hareket ettiğinin kabulü yerindedir.Dava dışı ...

ile davacı arasında imzalanan 11/06/2020 tarihli "temlikname ve ibraname" başlıklı belgede ... tarafından ... Lojistik ile ...Tekstil arasında 33 konteyner eşyanın taşınması konusunda anlaşıldığı, 9 konteyner malın ithalatının gerçekleşmesine rağmen üreticiye mal bedelinin ödenmediği, bu sebeple üretici ... tarafından ... aleyhine Çin / Ningbo Denizcilik İhtisas mahkemesinde her bir konşimento kapsamında ayrı ayrı dava açıldığı, ...'in bu davalar nedeni ile ....ya ödemek zorunda kaldığı mal bedeli ve yargılama masraflarından oluşan toplam 147.005,14 USD'yi ... Lojistik'ten tahsil ederek 3.kişilere karşı sahip olduğu her türlü talep hakkını davacıya temlik ettiği sabittir.Bahsi geçen davaların sadece ihtiyati tedbire ilişkin olduğu, mal bedelinin ödenmesine ilişkin bir talep bulunmadığı ileri sürülmekte ise de malların ithalatçısı konumunda olan ...'nın mal bedelini üretici firmaya ödediğine dair bir iddia ileri sürülmediği gibi bu yönde bir delil de ibraz edilmemiştir.

Bunun dışında ...firmasının üretici firma ile arasında bir yargı süreci ile karşı karşıya kaldığı, üretici firmaya ödeme yapmak zorunda kaldığı ibraz edilen dosya ve swift örneklerinden anlaşılmaktadır. Bu durumda ithalatçı davalı ... tarafından satıcıya mal bedelinin ödenmemesinden dolayı Çinde taşıma işlerini organize ettiği anlaşılan ...'in satıcı firma ile yaşadığı ihtilaf sonrasında davacının ... firmasına ödemek zorunda kaldığı bedellerden dolayı ...'nın sorumlu olduğu açıktır.Davalı...A.Ş. vekili, malın alıcısının yurt dışında mukim ... olduğunu,...A.Ş.'nin ise bu şirketin acenteliğini yaptığını ileri sürerek ...ve ortakları olan diğer davalılar bakımından husumet itirazında bulunmuştur.

Buna karşılık davacı taraf ise, bu şirketler arasında gerçek bir acentelik ilişkisinin olmadığını, ...'nın esasen ...ve ortaklarını üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmak maksadıyla kurulduğunu iddia ettiğinden, ihtilafın çözümü açısından öncelikle davalılarla ilgili organik bağ ve tüzel kişilik perdesine saklanıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.

Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve 2020/2970 esas, 2021/1603 karar sayılı ilamı).Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve Yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır.

O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır.İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır.

Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır. İsviçre'de mukim ... firmasının sicil bilgilerinin incelenmesinde ... A.Ş.'nin ... isimli firmanın % 49 hisselerinin sahibi olduğu, % 49 hisseye karşılık 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...'e verildiği tespit edilmiştir. İstanbul'da sicile kayıtlı ... ...A.Ş.'nin ..., ..., ... ve...A.Ş. ortaklığından teşekkül ettiği, yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğu,...A.Ş.'nin ise ..., ..., ..., ...

ortaklığından oluştuğu, yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğu, her iki şirketin aynı yöneticiler tarafından yönetildiği, aynı adreste faaliyet gösterdiği, faaliyet konularının aynı olduğu dosyaya sunulan hazirun tutanakları ve ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. ...A.Ş. ile ...'nin arasındaki bağlantı, ... A.Ş.'nin ...'da %49 pay sahibi olmasından kaynaklanmaktadır. ...A.Ş. ile ... arasında ticari ilişki bulunduğu ...A.Ş. tarafından ... adına düzenlenen faturalardan tespit edilmiştir. Somut olayda da sözleşme ilişkisinin kuruluş aşaması davalı ...A.Ş. ile yürütüldüğü halde faturalar ... adına düzenlenmiştir. Davalı ...A.Ş. acente olarak hareket ettiğini ileri sürmekte ise uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisi bakımından buna dair bir delil ibraz etmemiştir.

Bunun yanı sıra ayrıca ...AŞ'nin pay sahiplerinin tamamı ve ...AŞ'nin ... AŞ'nin pay sahipleri olduğu ve ... AŞ'nin ...'nın %49'luk hisselerine sahip olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışında ... ve ...şirketlerinin merkez adresleri aynıdır. ...AŞ yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, ...A.Ş.'nin talebi doğrultusunda davacı şirket tarafından faturalar ve konşimentolar ... adına düzenlenmiştir. Bu durumda davalı...A.Ş. ile ... arasında organik bağ bulunduğu, iki şirketin dışardan tek bir şirket görünümü sağlamakta olduğu, nitekim ...AŞ'nin pay sahibi ve yetkilisi ...'ün, ... AŞ üzerinden, ...'daki pay sahipliği/ hâkimiyet durumunun da bunu doğruladığı anlaşılmakla davalı ...AŞ ile ...

için tüzel kişilik perdesinin aralanarak sorumluluğuna gidilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi göz önüne alındığında yönetim kurulu üyesi olan davalıların, taşıma ile ilgili iş ve işlemlerin tarafı olmadığı dikkate alındığında sözleşmesel temelde organsal sorumlulukları sözkonusu değildir. Ancak, TTK m. 553 ile özel bir düzenleme yapılmış yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış; TTK m. 556'da alacaklılara, yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler.

Bu dava durumuna göre, 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556 maddeler) dayanabilir. Buna göre şirket alacaklılarının özellikli olarak kendilerini doğrudan zarara uğratan organ şahıslara karşı sadece hukuka aykırılığa dayanarak dava açılabileceği kuralında hiçbir değişiklik söz konusu değildir (Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi s. 2666). Somut olayda ... firması adına taahhütlerde bulunulduğu ve ...'nın bağımsız bir firma olarak gösterildiği, ... adına tahsilat yapılmasının sağlandığı, bu şekilde ortaklık menfaatine hareket edildiği gibi ortaklık alacaklılarının davalı ...AŞ'den ve ...'dan olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önünün kapatıldığı, ...AŞ ile ..., dava dışı ...

AŞ ve ... arasında para transferlerinin yapıldığı, ...AŞ'nin malvarlığının ..., ... AŞ ve ...'ya aktarıldığı bilirkişi incelemesinde tespit edilmiştir. Yine, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ...AŞ adına yapılan iş ve işlemlerin, ... adına yapılması talep edilerek, ...AŞ'nin pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçilmiştir. ...AŞ, ... AŞ ve ...'nın ortak ve yönetimlerinin büyük ölçüde aynı kişilerden oluştuğu, bu şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği, davalı ...AŞ'nin ortak ve yöneticilerinin dava dışı ... AŞ ve davalı ... ile ortak malvarlığı anlayışıyla hareket ettiği, bu şirketler arasında herhangi bir hukuki ilişki sebebi gösterilmeden para transferlerinin yapıldığı, davalı şirketlerin faaliyetlerine devam etmesine karşın ...'nın yurt dışı menşeli bir firma olma durumunun kullanıldığı, dolayısıyla ...A.Ş.

ile ... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu sonucuna varıldığından davalı ... ile ...A.Ş.'nin ödenmeyen mal bedelinden dolayı davacıya yansıtılan 147.005,14 USD'den sorumlu olduğunun, davalılardan ..., ...,... ile ...'ün yukarıda açıklanan gerekçelerle haksız fiil hükümleri ve tüzel kişilik perdesinin aralanması uyarınca sorumluluklarının doğduğunun kabulünde ve ödenmeyen mal bedeli nedeniyle davacıya yansıtılan 147.005,14-USD'nin davalılardan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de manevi tazminat talebinde bulunabilmek için, hukuka aykırı bir fiil neticesinde kişilik hakları ihlal edilen kişinin bu fiilden dolayı manevi bir zarara uğramış olmalı ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.Somut olayda, ödenmeyen mal bedeli nedeniyle oluşan zararın davacıya yansıtılması maddi zararını teşkil ettiğinden ve kişilik haklarına saldırı sayılmayacağından davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 75.909,89-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 18.977,47‬-TL harcın mahsubu ile kalan 56.932,42‬-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

22/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72902 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.