İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2438 E. 2021/7304 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tmk 194↗ aile konutu↗ icra vekalet ücreti↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ ipotek limiti↗ i̇i̇k 194↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ sınırlı sorumluluk↗ tahsilde tekerrür↗ cy/cy şerhi↗ ipotek↗ dürüstlük kuralı↗ yargılama gideri↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı şirket lehine ipotek tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek kaydına dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın 194. maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen ipotek senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "aile konutu şerhi' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla sınırlı sorumlu olduğu da dikkate alınarak, ipotek limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne Kayseri 5. İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla ve icra masrafları ve icra vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe vaki ipotek veren davalının itirazının iptaline ilişkindir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Davacının temyizine gelince, davacı icra takibini 110.273,97 TL üzerinden yapmış ise de, davasını 100.000,00 TL üzerinden harçlandırarak bu kısma yönelik takibin iptalini istemiştir. Bu nedenle davada reddedilen kısım bulunmadığından, davalı lehine, reddedilen kısmın varlığı kabul edilerek vekalet ücretine ve kabul red oranına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımlarının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanıp alınacak harcın hükümde açıkça gösterilmemesi de doğru olmamış, hükmün harçla ilgili kısmının re’sen bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kefalet Sözleşmesinin Hükümsüzlüğünün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4823 E. 2020/4972 K.
Ortak:aile konutu · ipotek · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu «aile konutu» üzerinde diğer davalı şirket lehine «ipotek» tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek «kaydına» dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla ve icra «masrafları» ve «icra vekalet ücreti» de «dahil» olmak üzere «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın «aile konutu» olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğunu içerir bir «sözleşmesel sorumluluğu» bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki «imzanın sahteliğinin» söz konusu sözleşmeyi «geçersiz» kılmayacağı ve ipoteğin «terkini» davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden «nispi vekalet ücretine» karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen «ihtiyati tedbir» kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin …
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin «aile konutu» olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden «kıyasen uygulanması» mümkün görülmediğinden «muvafakat» belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri t …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:imza sahteliği · sözleşmesel sorumluluk · sahtelik · nispi vekalet ücreti · kıyasen uygulama · ihtiyati tedbir · kefalet · muvafakat
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın «aile konutu» olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğunu içerir bir «sözleşmesel sorumluluğu» bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki «imzanın sahteliğinin» söz konusu sözleşmeyi «geçersiz» kılmayacağı ve ipoteğin «terkini» davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden «nispi vekalet ücretine» karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen «ihtiyati tedbir» kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin …
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin «aile konutu» olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden «kıyasen uygulanması» mümkün görülmediğinden «muvafakat» belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri t …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · cy/cy şerhi · ipotek
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu «aile konutu» üzerinde diğer davalı şirket lehine «ipotek» tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek «kaydına» dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla ve icra «masrafları» ve «icra vekalet ücreti» de «dahil» olmak üzere «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · muvazaa · eş rızası · muvafakat · taraf ehliyeti · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin paraya çevrilmesi · cy/cy şerhi · ipotek · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu «aile konutu» üzerinde diğer davalı şirket lehine «ipotek» tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek «kaydına» dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
Dava, davalı hakkında başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla ilamsız takibe vaki «ipotek» veren davalının itirazının iptaline ilişkindir.
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · takibin kesinleşmesi · eş rızası · iş bölümü · genel kredi sözleşmesi · kefil · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle reddi ile dosyanın «görevli» aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4534 E. 2021/4649 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · ipotek · harç · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu «aile konutu» üzerinde diğer davalı şirket lehine «ipotek» tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek «kaydına» dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla ve icra «masrafları» ve «icra vekalet ücreti» de «dahil» olmak üzere «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTMK'nun «194». maddesinde ancak «ipotek» edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği düzenlemesi bulunmaktadır.
TBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · nispi harç · geçerlilik şartı · esnaf · kefalet sözleşmesi · ticari işletme · kötüniyet tazminatı · basiretli tacir
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5603 E. 2023/350 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · cy/cy şerhi · ipotek
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu «aile konutu» üzerinde diğer davalı şirket lehine «ipotek» tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek «kaydına» dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla ve icra «masrafları» ve «icra vekalet ücreti» de «dahil» olmak üzere «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İpotek akit tablosunda ipoteğin «kefaleten» verildiği belirtilmekte olup, kefalet iradesiyle şahsi «teminat» olarak verilen «ipotekten» doğan mali sorumluluğun davalı bankaya ait olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · aktif husumet yokluğu · kefalet sözleşmesi · emredici hüküm · aktif husumet · eş rızası
Benzer bu karardaB.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kefalet sözleşmesinin ancak «eşin rızası» ile geçerli olabileceğini, basiretli bir «tacir» olarak davalı bankanın bu hususu bilmesi gerekeceğini, 2.
… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2438 E. , 2021/7304 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.03.2017 tarih ve 2014/1720 E- 2017/188 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.05.2018 tarih ve 2017/1605 E- 2018/788 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı şirket arasında yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirketin davacı şirkete olan borcunun teminatı olarak davalıya ait taşınmaz üzerinde 100.000,00 TL limitle davacı lehine ipotek tesis edildiğini, dava dışı şirketin davacıya olan borcunu ödememesi üzerine hesabın kat’ edilerek davalı ile dava dışı şirkete ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemelerinin olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından feshedilerek kendilerinde bulunan malların iade faturası ile iade edildiğini, ancak hesap kat’ ihtarında iade mallardan bahsedilmediğini, ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olduğunu ve ipotek alınırken davalının eşinin rızasının alınmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı şirket lehine ipotek tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek kaydına dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın 194. maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen ipotek senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "aile konutu şerhi' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla sınırlı sorumlu olduğu da dikkate alınarak, ipotek limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne Kayseri 5.
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla ve icra masrafları ve icra vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe vaki ipotek veren davalının itirazının iptaline ilişkindir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Davacının temyizine gelince, davacı icra takibini 110.273,97 TL üzerinden yapmış ise de, davasını 100.000,00 TL üzerinden harçlandırarak bu kısma yönelik takibin iptalini istemiştir. Bu nedenle davada reddedilen kısım bulunmadığından, davalı lehine, reddedilen kısmın varlığı kabul edilerek vekalet ücretine ve kabul red oranına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımlarının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanıp alınacak harcın hükümde açıkça gösterilmemesi de doğru olmamış, hükmün harçla ilgili kısmının re’sen bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyizinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının harçla ilgili kısmının RE’SEN BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 5.087,35 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723530100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz