6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2438 E. 2021/7304 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tmk 194 aile konutu icra vekalet ücreti üst sınır (limit) ipoteği ipotek limiti i̇i̇k 194 ipoteğin paraya çevrilmesi sınırlı sorumluluk tahsilde tekerrür cy/cy şerhi ipotek dürüstlük kuralı yargılama gideri harç icra inkar tazminatı inkar tazminatı dosya masrafı cy/cy kaydı dahili dava vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 355HMK 369 · TMK — TMK 194TMK 1023

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı şirket lehine ipotek tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek kaydına dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın 194. maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen ipotek senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "aile konutu şerhi' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla sınırlı sorumlu olduğu da dikkate alınarak, ipotek limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne Kayseri 5. İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla ve icra masrafları ve icra vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dava, davalı hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe vaki ipotek veren davalının itirazının iptaline ilişkindir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

2- Davacının temyizine gelince, davacı icra takibini 110.273,97 TL üzerinden yapmış ise de, davasını 100.000,00 TL üzerinden harçlandırarak bu kısma yönelik takibin iptalini istemiştir. Bu nedenle davada reddedilen kısım bulunmadığından, davalı lehine, reddedilen kısmın varlığı kabul edilerek vekalet ücretine ve kabul red oranına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımlarının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanıp alınacak harcın hükümde açıkça gösterilmemesi de doğru olmamış, hükmün harçla ilgili kısmının re’sen bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kefalet Sözleşmesinin Hükümsüzlüğünün Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4823 E. 2020/4972 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İpoteğin kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İpotheğin Kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4534 E. 2021/4649 K.

    Ortak: · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İpoteğin fekki

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5603 E. 2023/350 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/2438 E.  ,  2021/7304 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.03.2017 tarih ve 2014/1720 E- 2017/188 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.05.2018 tarih ve 2017/1605 E- 2018/788 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile dava dışı şirket arasında yetkili satıcılık sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirketin davacı şirkete olan borcunun teminatı olarak davalıya ait taşınmaz üzerinde 100.000,00 TL limitle davacı lehine ipotek tesis edildiğini, dava dışı şirketin davacıya olan borcunu ödememesi üzerine hesabın kat’ edilerek davalı ile dava dışı şirkete ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemelerinin olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından feshedilerek kendilerinde bulunan malların iade faturası ile iade edildiğini, ancak hesap kat’ ihtarında iade mallardan bahsedilmediğini, ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olduğunu ve ipotek alınırken davalının eşinin rızasının alınmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı şirket lehine ipotek tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek kaydına dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın 194. maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen ipotek senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "aile konutu şerhi' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla sınırlı sorumlu olduğu da dikkate alınarak, ipotek limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne Kayseri 5.

İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla ve icra masrafları ve icra vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dava, davalı hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe vaki ipotek veren davalının itirazının iptaline ilişkindir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

2- Davacının temyizine gelince, davacı icra takibini 110.273,97 TL üzerinden yapmış ise de, davasını 100.000,00 TL üzerinden harçlandırarak bu kısma yönelik takibin iptalini istemiştir. Bu nedenle davada reddedilen kısım bulunmadığından, davalı lehine, reddedilen kısmın varlığı kabul edilerek vekalet ücretine ve kabul red oranına göre yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu kısımlarının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanıp alınacak harcın hükümde açıkça gösterilmemesi de doğru olmamış, hükmün harçla ilgili kısmının re’sen bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyizinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının harçla ilgili kısmının RE’SEN BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 5.087,35 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723530100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.