Kefalet Sözleşmesinin Hükümsüzlüğünün Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4823 E. 2020/4972 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aile konutu↗ imza sahteliği↗ sözleşmesel sorumluluk↗ sahtelik↗ nispi vekalet ücreti↗ kıyasen uygulama↗ ziya↗ ihtiyati tedbir↗ ipotek↗ kefalet↗ muvafakat↗ tbk 99↗ geçersizlik↗ terkin↗ vekalet ücreti↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın ipotek veren sıfatı dışında kefalet sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin aile konutu olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden kıyasen uygulanması mümkün görülmediğinden muvafakat belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinafa başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin ipotek veren sıfatı dışında kefalet sorumluluğunu içerir bir sözleşmesel sorumluluğu bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki imzanın sahteliğinin söz konusu sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı ve ipoteğin terkini davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin de esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2438 E. 2021/7304 K.
Ortak:aile konutu · ipotek · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın «aile konutu» olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğunu içerir bir «sözleşmesel sorumluluğu» bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki «imzanın sahteliğinin» söz konusu sözleşmeyi «geçersiz» kılmayacağı ve ipoteğin «terkini» davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden «nispi vekalet ücretine» karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen «ihtiyati tedbir» kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin …
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin «aile konutu» olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden «kıyasen uygulanması» mümkün görülmediğinden «muvafakat» belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri t …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davalı eşin dava konusu «aile konutu» üzerinde diğer davalı şirket lehine «ipotek» tesis ettiği, bu işlem sırasında eşinin açık rızasının alınmadığı, bu sebeple takip ve davaya dayanak olan ipoteğin hukuken geçerli olmadığı, bu ipotek «kaydına» dayanarak başlatılmış icra takibi yönünden de davalı ipotek veren ...'ın davacıya karşı bir borç ve sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla ve icra «masrafları» ve «icra vekalet ücreti» de «dahil» olmak üzere «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra vekalet ücreti · ipotek limiti · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi · sınırlı sorumluluk · tahsilde tekerrür · cy/cy şerhi · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, TMK'nın «194». maddesinin aileyi korumak amacı ile getirdiği pek çok hükümden biri olmasına rağmen, TMK’nın 1023. maddesi ile karşı karşıya kaldığı, davacı taraf lehine düzenlenen «ipotek» senedinin düzenlenme tarihi itibari ile taşınmaz kaydında "«aile konutu» «şerhi»' bulunmadığı, davacının taşınmazın aile konutu olduğunu bilmesine olanak olmadığı, burada, davacı lehine sicile güven ilkesinin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, taşınmaz maliki davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bile bile ipotek veren olarak, kendisine karşı açılan davada "aile konutu" savunmasını ileri sürmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince tüm bu hususlar gözetilerek, dava konusu ipotek üst sınır ipoteği olduğundan, ipotek borçlusu davalının ipotek akdinde gösterilen miktarla «sınırlı sorumlu» olduğu da dikkate alınarak, «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi …
İcra Müdürlüğü’nün 2014/11327 sayılı dosyasında davalı ...’ın itirazının kısmen iptali ile takibin; «tahsilde tekerrür» oluşturmamak kaydıyla ve icra «masrafları» ve «icra vekalet ücreti» de «dahil» olmak üzere «ipotek limiti» olan 100.000,00 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 100.000,00 TL'nin %20'si oranında 20.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı hakkında başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla ilamsız takibe vaki «ipotek» veren davalının itirazının iptaline ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · ipotek
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin «aile konutu» olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden «kıyasen uygulanması» mümkün görülmediğinden «muvafakat» belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri t …
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın «aile konutu» olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğunu içerir bir «sözleşmesel sorumluluğu» bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki «imzanın sahteliğinin» söz konusu sözleşmeyi «geçersiz» kılmayacağı ve ipoteğin «terkini» davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden «nispi vekalet ücretine» karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen «ihtiyati tedbir» kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin …
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · takibin kesinleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · iş bölümü · genel kredi sözleşmesi · kefil
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · ipotek · muvafakat · geçersizlik
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin «aile konutu» olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden «kıyasen uygulanması» mümkün görülmediğinden «muvafakat» belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri t …
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın «aile konutu» olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin «ipotek» veren sıfatı dışında «kefalet» sorumluluğunu içerir bir «sözleşmesel sorumluluğu» bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki «imzanın sahteliğinin» söz konusu sözleşmeyi «geçersiz» kılmayacağı ve ipoteğin «terkini» davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden «nispi vekalet ücretine» karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen «ihtiyati tedbir» kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · i̇i̇k 194 · muvazaa · cy/cy şerhi · eş rızası · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4823 E. , 2020/4972 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09.05.2017 tarih ve 2015/390 E.- 2017/151 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.10.2018 tarih ve 2017/2324 E.- 2018/1905 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davlı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının eşi dava dışı Ziya Yıldız'ın yine dava dışı Sindoma Akaryakıt Elektronik Gıda Turz. İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullanmış olduğu kredi için kefil olduğunu ve maliki olduğu taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirdiğini, davacının eşinin asıl borçlu şirkette ortak ya da yönetici olmadığını, davacının bahsedilen kefalet ve ipotek sözleşmelerinden haberdar olmadığı gibi muvafakat ettiğine dair yazının kendi imzasının taklit edilerek hazırlandığını öğrendiğini, kefalet sözleşmesi ve bu kefalet kapsamında tesis edilen ipoteğin davacının rızası bulunmadığı için geçersiz olduğunu ileri sürerek kefalet sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ile bu kefalet sözleşmesi kapsamındaki ipoteğin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının eşinin genel kredi sözleşmesine kefil olmadığını, kendisine ait taşınmaz üzerinde davalı banka lehine dava dışı şirket borçlarının teminatı olmak üzere ipotek tesis ettirdiğini, ipoteğe konu taşınmazın tapu kaydında ofis vasfı ile tescilli olup aile konutu olmadığından eş rızası alınmasının gerekmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşi Ziya Yıldız'ın ipotek veren sıfatı dışında kefalet sorumluluğu bulunmadığı, sadece ipotek veren sıfatının bulunduğu, sözkonusu yerin aile konutu olmadığından ve TBK'nın kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden kıyasen uygulanması mümkün görülmediğinden muvafakat belgesindeki eş imzasının sahte olup olmadığının mevcut ipotek akdine tesiri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinafa başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığından ve 13.02.2015 tarihli resmi senette davacının eşinin ipotek veren sıfatı dışında kefalet sorumluluğunu içerir bir sözleşmesel sorumluluğu bulunmadığından, davacının rızasına ilişkin onay belgesindeki imzanın sahteliğinin söz konusu sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı ve ipoteğin terkini davalarında harçlandırılan ipotek bedeli üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına davalının itirazının reddedilmesinin hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmaması yönünden yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin de esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.11.2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesi'nce, ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu niteliğinde olmadığı, Türk Borçlar Kanunu'nun kefalete dair hükümlerinin ipoteğin geçerliliği yönünden kıyasen uygulanmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine, davalı banka yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiş,
Davacı vekilinin istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 31.10.2018 günlü kararı ile red edilmiş,
İstinaf kararının davacı vekilince temyizi de, sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile red edilerek istinaf mahkemesi kararı onanmıştır.
Davada taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka ilişkin olup, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. (Aktif husumet) sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi ise, o hakka yükümlü olan kişidir. (Pasif husumet) Bir davanın tarafları, o davada gerçekten taraf sıfatını haiz değil ise, mahkemece dava konusunun esası hakkında inceleme yapılıp karar verilemez, davanın reddi gerekir. Sıfat yokluğu bir def'i değil, dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. 6100 sayılı HMK da bir dava şartı olarak düzenlenmemekle birlikte, hakim kendisine sunulan dava malzemesinden bir itiraz sebebinin varlığını öğrenirse bunu kendiliğinden gözetir.
(KURU, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku - Ağustos 2016- sh. 172-175)
Somut uyuşmazlıkta davacı, tapu sicilinde eşi adına kayıtlı, ofis niteliğindeki taşınmaz üzerinde dava dışı eş tarafından davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasını istemektedir.
Davacı taşınmaz üzerinde ayni - sınırlı ayni hak sahibi olmadığı gibi ipotek tesis ettiren kişi de değildir. Taşınmazın ofis niteliğine göre, ipotek akit tablosunda davacıya atfen atılan imzanın ve muvafakatın davacıya ait olup olmamasının da bir önemi bulunmamaktadır. Bu halde davacı gerçekten taraf sıfatına haiz değildir. Davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın bu nedenle reddi ve bu red gerekçesine göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile istinaf mahkemesi kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/619340300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz