Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8404 E. 2021/6969 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkaniyet indirimi↗ tenkis↗ haksız fesih↗ mahrum kalınan kâr↗ makul süre↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ fesih↗ protokol↗ taahhütname↗ ihtarname↗ kusur↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, haksız fesih nedeniyle mahrum kalınan kârın ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini kanıtlayamadığı, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 32. maddesi kapsamında davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunabileceği gerekçesiyle mahrum kalınan kâr talebi kabul edilmişse de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca davacı, davalı bayi dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir. Bu durum karşısında, davacının fesih sonrası aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gerekli makul süre tespit edilip belirlenecek bu makul süre için mahrum kalınan kârını isteyebileceği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Yine, mahkemece cezai şart istemi yönünden tarafların ekonomik durumları hak ve nesafet kuralları göz önüne alınarak toplam (45.000,00 TL +135.172,50 TL) cezai şarttan tenkis yapılıp 50.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, 17.08.2010 tarihli protokolün 2. maddesinde konusunun Menemen İlçesinde faaliyette bulunacak LPG Otogaz İstasyonu olduğu, 3.1. maddesinde Bayi’ye ait Menemen’deki arsa üzerindeki LPG Otogaz İstasyonunun 17.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile İpragaz markası altında faaliyetine devam edebilmesi hususunda tarafların mutabık kaldığı, 3.2.a. maddesinde Bayi’nin 17.08.2010 tarihi itibariyle İpragaz ile 5 yıl süreli bir Bayilik Sözleşmesi imzalayacağını şimdiden kabul ve taahhüt ettiği kararlaştırılıp 3.2.g. maddesi de “Bayi, bu protokolü kanunen kabul edilebilir haklı bir neden olmaksızın süresinden önce feshederse veya bayinin kendi ihmal, kusur ya da kastı ile İpragaz’ın haklı feshine neden olursa, İpragaz’ın uğradığı zararların tazmini ve Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan talep hakları dışında İpragaz’a 75.000 USD cezai şart ödeyeceğini şimdiden kabul ve taahhüt eder” şeklinde, 20.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 33. maddesi ise “Bayinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi veya süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi halinde, 32. maddede yer alan yükümlülükten ayrı olarak İpragaz’dan LPG alımı yapacağı dönem içinde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak bedeli, cezai şart olarak Bayi İpragaz’a ödemeyi kabul ve taahhüt eder” şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların protokolde kararlaştırıldığı gibi 17.08.2010 tarihinde Menemen İlçesi için bir Bayilik Sözleşmesi aktetmedikleri, 18.08.2010 tarihli Bergama İlçesi için, 20.09.2020 tarihli de Menemen İlçesi için Bayilik Sözleşmesi düzenledikleri anlaşılmakta olup davalı da 18.08.2010 tarihli Bergama Bayiliği sözleşmesinin hiç yürürlüğe girmediğini, burası için davacıdan hiç ürün alınmadığını, fesih ihtarnamesinde 18.08.2010 tarihli sözleşmenin feshedildiği bildiriminin sehven yapıldığını, aslında 20.09.2010 tarihli sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususları ispatlayamadığı gerekçesiyle feshin haksız olduğu kabul edilmiş, hem 17.08.2010 tarihli protokol hem de 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesinde yer alan cezai şart hükümleri uyarınca toplam cezai şart miktarı 180.172,50 TL bulunmuş, bunun hakkaniyetle bağdaşmayacağı gerekçesiyle hak ve nesafet kuralları gözetilerek hakkaniyet indirimi yapılmıştır. Ancak, protokolde imzalanacağı belirtilen Menemen İlçesindeki LPG otogaz bayiliği için taraflar arasında 20.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesi aktedilip faaliyete geçtiğine göre, artık bayilik sözleşmesinin ve bu sözleşmenin 33. maddesinde öngörülen cezai şart düzenlemesinin protokolün 3.2.g. maddesinde düzenlenen cezai şart hükmünü değiştirdiğinin, dolayısıyla protokole dayalı olarak cezai şart istenemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda cezai şart istemi yönünden sadece 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi hükümlerinin nazara alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 27.04.2017 tarihli, 2016/16188 E.- 2017/3433 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5286 E. 2013/12788 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5015 E. 2021/3448 K.
Ortak:makul süre · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · bayilik sözleşmesi · taahhütname · ihtarname
İncelediğiniz karardaAncak, 17.08.2010 tarihli «protokolün» 2. maddesinde konusunun Menemen İlçesinde faaliyette bulunacak LPG Otogaz İstasyonu olduğu, 3.1. maddesinde Bayi’ye ait Menemen’deki arsa üzerindeki LPG Otogaz İstasyonunun 17.08.2010 tarihli «bayilik sözleşmesi» ile İpragaz markası altında faaliyetine devam edebilmesi hususunda tarafların mutabık kaldığı, 3.2.a. maddesinde Bayi’nin 17.08.2010 tarihi itibariyle İpragaz ile 5 yıl süreli bir Bayilik Sözleşmesi imzalayacağını şimdiden kabul ve «taahhüt» ettiği kararlaştırılıp 3.2.g. maddesi de “Bayi, bu protokolü kanunen kabul edilebilir haklı bir neden olmaksızın süresinden önce feshederse veya bayinin kendi ihmal, «kusur» ya da kastı ile İpragaz’ın haklı feshine neden olursa, İpragaz’ın uğradığı zararların tazmini ve Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan talep hakları dışında İpragaz’a 75.000 USD «cezai şart» ödeyeceğini şimdiden kabul ve taahhüt eder” şeklinde, 20.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 33. maddesi ise “Bayinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle «sözleşmenin feshine» sebebiyet vermesi veya süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi halinde, 32. maddede yer alan yükümlülükten ayrı olarak İpragaz’dan LPG alımı yapacağı dönem içinde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının «fesih» tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak bedeli, cezai şart olarak Bayi İpragaz’a ödemeyi kabul ve taahhüt eder” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece, davalının «bayilik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiğini kanıtlayamadığı, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 32. maddesi kapsamında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunabileceği gerekçesiyle «mahrum kalınan» kâr talebi kabul edilmişse de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca davacı, davalı bayi dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir.
Bu durum karşısında, davacının «fesih» sonrası aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gerekli «makul süre» tespit edilip belirlenecek bu makul süre için «mahrum kalınan» kârını isteyebileceği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar mahrumiyeti · yenileme · havale
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Davalı işbu davaya sunduğu 29.05.2014 «havale» tarihli cevap dilekçesinde “Davalı ile davacı şirket arasında 02.10.2010 tarihli LPG Bayilik Sözleşmesi imzalanmamıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6347 E. 2015/8412 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · görevsizlik kararı · yetki · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nce tesis edilmiş «yetkisizlik» kararını temyiz etmediği ve dolayısıyla Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkisini kabul ettiği ve bu mahkemenin davaya bakma «yetki» ve görevinin taraflar yönünden kesinleştiği, bundan sonra Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın yürütülmesi sırasında davacı vekilinin davanın ticari dava oldu …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin esasına kaydedilmiş olduğu, bu davanın aynı mahkeme tarafından yürütülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkmenin «görevsizliğine», «görevli» mahkemenin Menemen 1.
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın 01.11.2007 tarihinde açılmasına ve bu mahkemece HUMK'nun 13. maddesi gerekçe gösterilerek «yetkisizlik» kararı verilmek suretiyle dosyanın Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiş bulunmasına, mahkemece verilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen yetkisizlik karar …
D.. «mirasçıları» vekili ve davalılar R..
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2292 E. 2010/7499 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin yetki kuralı · kesin yetki · yetki itirazı · kamu düzeni · yetki · yetkisizlik kararı · kesin hüküm
Benzer bu karardaHUMK'nun 17. maddesi uyarınca kooperatif ile ortağı arasında yürütülen bu davaya bakmaya «kamu düzenine» ilişkin «kesin yetki kuralı» gereğince kooeperatifin muamele merkezi mahkemesi yetkilidir.
Mahkemece, «yetki itirazında» bulunan davalının Menemen ilçesinde ikamet etmesi nedeniyle yetkili mahkemenin Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin «yetkisizliğine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın esasen girilmek gerekirken, dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13070 E. 2010/4513 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalının «bayilik sözleşmesini» haklı nedenle feshettiğini kanıtlayamadığı, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 32. maddesi kapsamında davacının kâr «mahrumiyeti» talebinde bulunabileceği gerekçesiyle «mahrum kalınan» kâr talebi kabul edilmişse de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca davacı, davalı bayi dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir.
1- Dava, «haksız fesih» nedeniyle «mahrum kalınan» kârın ve «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davacının «fesih» sonrası aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gerekli «makul süre» tespit edilip belirlenecek bu makul süre için «mahrum kalınan» kârını isteyebileceği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer bu karardaSHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Mahkemece, davalı ...gaz A.Ş’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki «bayilik sözleşmesini» bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi ve manevi tazminat · tacir · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaDavalı ...gaz AŞ’nin basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp bayi olmayan diğer davalı ...A.Ş’ye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın tebliğlerine de (LPG «dağıtım» şirketi başka LPG şirketlerine ait LPG Otogaz Bayilerine LPG satışı yapamaz) aykırı olarak satış yapması eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu nazara alınmayıp yazılı gerekçe ile davalı ...gaz A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı ...Tur.İnş.San.Tic.A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile bu davalının bayilik süresi içinde diğer davalıdan ürün alımı yapmasının «haksız rekabet» dolduğunun tespitine, 1.743,97 YTL «maddi tazminat» ile 1.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin önlenmesi yolundaki talebin sözleşmenin feshedilmiş olması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ve «maddi-manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili 01.08.2005 tarihli dilekçesinde de bu talebin sözleşmenin kurulduğu tarihten feshedildiği tarihe kadar olan dönemde meydana gelmiş olan «kazanç kaybı» olduğunu açıklamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8404 E. , 2021/6969 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.03.2016 gün ve 2012/267 - 2016/192 sayılı kararı onayan Daire'nin 27.04.2017 gün ve 2016/16188 - 2017/3433 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında iki adet bayilik sözleşmesi olup, davalının 18.08.2010 tarihli sözleşmeyi haksız gerekçelerle feshettiğini, davalının 20.09.2010 tarihli sözleşme gereği alması gereken LPG alımını şubat 2012 tarihinden itibaren yapmadığını, bir başka firma ile çalışmaya başladığının anlaşılması üzerine müvekkilinin söz konusu sözleşmeyi feshettiğini, davalının bu nedenle davacı şirketin zarara uğramasına neden olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000.- TL kâr mahrumiyeti 5.000.- TL bayilik sözleşmesinden 75.000 USD 17.08.2010 tarihli protokolden kaynaklanan cezai şartın karar tarihindeki TCMB kuru üzerinden hesaplanacak şekilde olmak üzere şimdilik toplam 145.172,50 TL'nin fesih ihtarnamesinin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 27.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile kar mahrumiyeti ve 5.000.- TL'lik cezai şart alacağını artırarak toplam 200.000.- TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, haksız fesih nedeniyle mahrum kalınan kârın ve cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini kanıtlayamadığı, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşmenin 32. maddesi kapsamında davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunabileceği gerekçesiyle mahrum kalınan kâr talebi kabul edilmişse de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca davacı, davalı bayi dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir. Bu durum karşısında, davacının fesih sonrası aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gerekli makul süre tespit edilip belirlenecek bu makul süre için mahrum kalınan kârını isteyebileceği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Yine, mahkemece cezai şart istemi yönünden tarafların ekonomik durumları hak ve nesafet kuralları göz önüne alınarak toplam (45.000,00 TL +135.172,50 TL) cezai şarttan tenkis yapılıp 50.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, 17.08.2010 tarihli protokolün 2. maddesinde konusunun Menemen İlçesinde faaliyette bulunacak LPG Otogaz İstasyonu olduğu, 3.1. maddesinde Bayi’ye ait Menemen’deki arsa üzerindeki LPG Otogaz İstasyonunun 17.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile İpragaz markası altında faaliyetine devam edebilmesi hususunda tarafların mutabık kaldığı, 3.2.a. maddesinde Bayi’nin 17.08.2010 tarihi itibariyle İpragaz ile 5 yıl süreli bir Bayilik Sözleşmesi imzalayacağını şimdiden kabul ve taahhüt ettiği kararlaştırılıp 3.2.g.
maddesi de “Bayi, bu protokolü kanunen kabul edilebilir haklı bir neden olmaksızın süresinden önce feshederse veya bayinin kendi ihmal, kusur ya da kastı ile İpragaz’ın haklı feshine neden olursa, İpragaz’ın uğradığı zararların tazmini ve Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan talep hakları dışında İpragaz’a 75.000 USD cezai şart ödeyeceğini şimdiden kabul ve taahhüt eder” şeklinde, 20.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin 33. maddesi ise “Bayinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi veya süresinden önce sözleşmeyi feshetmesi halinde, 32. maddede yer alan yükümlülükten ayrı olarak İpragaz’dan LPG alımı yapacağı dönem içinde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak bedeli, cezai şart olarak Bayi İpragaz’a ödemeyi kabul ve taahhüt eder” şeklinde düzenlenmiştir.
Tarafların protokolde kararlaştırıldığı gibi 17.08.2010 tarihinde Menemen İlçesi için bir Bayilik Sözleşmesi aktetmedikleri, 18.08.2010 tarihli Bergama İlçesi için, 20.09.2020 tarihli de Menemen İlçesi için Bayilik Sözleşmesi düzenledikleri anlaşılmakta olup davalı da 18.08.2010 tarihli Bergama Bayiliği sözleşmesinin hiç yürürlüğe girmediğini, burası için davacıdan hiç ürün alınmadığını, fesih ihtarnamesinde 18.08.2010 tarihli sözleşmenin feshedildiği bildiriminin sehven yapıldığını, aslında 20.09.2010 tarihli sözleşmenin feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususları ispatlayamadığı gerekçesiyle feshin haksız olduğu kabul edilmiş, hem 17.08.2010 tarihli protokol hem de 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesinde yer alan cezai şart hükümleri uyarınca toplam cezai şart miktarı 180.172,50 TL bulunmuş, bunun hakkaniyetle bağdaşmayacağı gerekçesiyle hak ve nesafet kuralları gözetilerek hakkaniyet indirimi yapılmıştır. Ancak, protokolde imzalanacağı belirtilen Menemen İlçesindeki LPG otogaz bayiliği için taraflar arasında 20.09.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesi aktedilip faaliyete geçtiğine göre, artık bayilik sözleşmesinin ve bu sözleşmenin 33. maddesinde öngörülen cezai şart düzenlemesinin protokolün 3.2.g.
maddesinde düzenlenen cezai şart hükmünü değiştirdiğinin, dolayısıyla protokole dayalı olarak cezai şart istenemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda cezai şart istemi yönünden sadece 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi hükümlerinin nazara alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 27.04.2017 tarihli, 2016/16188 E.- 2017/3433 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 27.04.2017 tarihli, 2016/16188 E.- 2017/3433 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 08/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davalı, 28.02.2012 tarihli ihtarnamesinde hem protokolün hem de 18.08.2010 tarihli Bayilik Sözleşmesinin feshedildiğini belirtmiş, mahkemece davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü hususları ispatlayamadığı gerekçesiyle feshin haksız olduğu kabul edilmiş, hem 17.08.2010 tarihli protokol hem de 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesinde yer alan cezai şart hükümleri uyarınca toplam cezai şart miktarı 180.172,50 TL bulunmuş, bunun hakkaniyetle bağdaşmayacağı gerekçesiyle hak ve nesafet kuralları gözetilerek hakkaniyet indirimi yapılmıştır. Tarafların protokolde kararlaştırıldığı gibi 17.08.2010 tarihinde Menemen İlçesi için bir Bayilik Sözleşmesi aktetmedikleri, ancak 20.09.2020 tarihli de Menemen İlçesi için Bayilik Sözleşmesi düzenledikleri anlaşılmaktadır.
Protokolün 3.2.g. maddesinde Bayinin, protokolü kanunen kabul edilebilir haklı bir neden olmaksızın süresinden önce feshetmesi veya bayinin kendi ihmal, kusur ya da kastı ile İpragaz’ın haklı feshine neden olması halinde cezai şart belirlenirken Bayilik Sözleşmesinden kaynaklanan talep hakları da saklı tutulmuş olup hem protokol hükümleri hem de Bayilik Sözleşmesi hükümleri halen yürürlüktedir.
Mahkemece, davalının feshi haksız kabul edildiğine göre Dairemizin 30.06.2021 tarih ve 2020/5123 E.- 2021/5399 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi davacı cezai şart isteyebilecekse de iki adet cezai şarttan ancak birini isteyebilir. Bu durumda mahkemece davacıya sözleşme ve protokol uyarınca istenebilecek cezai şartlardan hangisini talep ettiği hususu açıklattırılarak, bu maddelerdeki cezai şartlardan birine ilişkin talebin nazara alınması gerekirken toplam 180.172,50 TL olarak bulunan cezai şarttan tenkis suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun 2 numaralı bentte açıklanan bozma gerekçesine katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721236800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz