Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5015 E. 2021/3448 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
asgari alım taahhüdü↗ alım taahhüdü↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ kar mahrumiyeti↗ makul süre↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ bayilik sözleşmesi↗ yenileme↗ havale↗ taahhütname↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli akaryakıt bayiliği sözleşmesi ve asgari alım taahhüdü düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan sözleşmenin feshi halinde davacıya kar mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli makul süre tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle mahrum kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal alım taahhütnamesine dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır. Davalı işbu davaya sunduğu 29.05.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde “Davalı ile davacı şirket arasında 02.10.2010 tarihli LPG Bayilik Sözleşmesi imzalanmamıştır. Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG bayilik sözleşmesi imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin yenilenmeyeceği … 29.03.2013 tarih … numaralı ihtarnameyle bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve taahhütnamenin asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti ve alınan rapor sonucuna göre yargılamanın devam etmesi ve alacağın oluşup oluşmamasına göre bir hüküm kurulması gerekirken belirtilen savunmalara itibar edilmeksizin karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13070 E. 2010/4513 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
Benzer bu karardaSHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Mahkemece, davalı ...gaz A.Ş’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki «bayilik sözleşmesini» bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi ve manevi tazminat · tacir · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaDavalı ...gaz AŞ’nin basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp bayi olmayan diğer davalı ...A.Ş’ye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın tebliğlerine de (LPG «dağıtım» şirketi başka LPG şirketlerine ait LPG Otogaz Bayilerine LPG satışı yapamaz) aykırı olarak satış yapması eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu nazara alınmayıp yazılı gerekçe ile davalı ...gaz A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı ...Tur.İnş.San.Tic.A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile bu davalının bayilik süresi içinde diğer davalıdan ürün alımı yapmasının «haksız rekabet» dolduğunun tespitine, 1.743,97 YTL «maddi tazminat» ile 1.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin önlenmesi yolundaki talebin sözleşmenin feshedilmiş olması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ve «maddi-manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili 01.08.2005 tarihli dilekçesinde de bu talebin sözleşmenin kurulduğu tarihten feshedildiği tarihe kadar olan dönemde meydana gelmiş olan «kazanç kaybı» olduğunu açıklamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şart
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5015 E. , 2021/3448 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.03.2019 tarih ve 2018/52-2019/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ve davalının asgari alım taahhüdü bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin haksız yere davalı tarafından fesholunduğunu, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi halinde davacıya kar mahrumiyeti ödeneceğinin sözleşme ile hüküm altına alındığını, alım taahhüdüne göre davacının eksik alım miktarınca hesaplanacak kar kaybının bulunduğunu ileri sürerek, 361.837,56 TL kâr mahrumiyeti alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli sözleşme ve taahhütnamenin taraflarca anlaşmaya varılmama nedeniyle imzalanmadığını, taraflar arasında geerli olan 01.03.2008 tarihli beş yıl süreli sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davalının sözleşmenin yenilenmeyeceğini ihtar ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli akaryakıt bayiliği sözleşmesi ve asgari alım taahhüdü düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan sözleşmenin feshi halinde davacıya kar mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli makul süre tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle mahrum kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal alım taahhütnamesine dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır. Davalı işbu davaya sunduğu 29.05.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde “Davalı ile davacı şirket arasında 02.10.2010 tarihli LPG Bayilik Sözleşmesi imzalanmamıştır. Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG bayilik sözleşmesi imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin yenilenmeyeceği … 29.03.2013 tarih … numaralı ihtarnameyle bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve taahhütnamenin asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespiti ve alınan rapor sonucuna göre yargılamanın devam etmesi ve alacağın oluşup oluşmamasına göre bir hüküm kurulması gerekirken belirtilen savunmalara itibar edilmeksizin karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/656579900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz