6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Nispi vekalet ücreti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6757 E. 2021/7092 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi vekalet ücreti sorumluluk davası şirket müdürü davadan feragat pasif husumet yokluğu dava şartı yokluğu pasif husumet husumet yokluğu usulden reddi feragat iflas ilk derece kararının kaldırılması vekalet ücreti karar verilmesine yer olmadığına temsil husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 556 · İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisinin yargılama devam ederken mahkemeye hitaben vermiş olduğu 18/09/2017 tarihli dilekçesiyle dava konusu hak ve alacaklarından feragat ettiğini bildirdiği, feragatin davaya son veren ve karşı tarafın kabulüne de bağlı olmayan taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davacının davalılar hakkında açmış olduğu davanın feragat gereği reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle davadan feragat edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı şirketin müdürü olduğu, TTK'nın 556. maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açabilmeleri için, şirketin iflas etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin temsilcisi olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-) Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında isabetli bir şekilde davalı şirket hakkındaki davanın alacağın dava açıldıktan sonra ödenmesi sebebiyle konusuz kaldığı, alacak davadan sonra ödendiğinden davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu nedenle lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmişken, hüküm fıkrasında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11890 E. 2011/4936 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici sorumluluğu davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11754 E. 2014/16472 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1157 E. 2020/3311 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/6757 E.  ,  2021/7092 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 14.07.2020 tarih ve 2020/746 E. - 2020/843 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirket aleyhine 506.371,73.-TL tutarındaki asıl alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini ancak davalı şirketin borcu karşılamaya yeter mal varlığını bulunamadığından alacağın tahsil edilemediğini, yapılan araştırmada takibi semeresiz bırakmak isteyen davalı şirket yetkilisi ... isimli şahsın, eşi olan ve tüm işlemleri onun adına yöneten ... isimli şahısla işbirliği yaparak şirketin tüm mal varlığı boşalttığı, piyasadan aldığı malları spot pazardan nakde çevirerek kendisine ait gayrimenkuller üzerindeki ipotek borçlarını ödediğinin öğrenildiğini, ticari işletmesinin bu şekilde kapatıp giden davalı ...'ın İİK'nın 44.

maddesi gereğince kendisine yüklenen hiçbir sorumluluğu yerine getirmediğini ileri sürerek, davalılardan şirket sahibi ve yetkili müdürü ve ... ile ona vekaleten işlerini yürüten eşi ... isimli şahısların kötü niyetli davranmak suretiyle şirketin mal varlıklarını yok ederek kendi uhdelerine geçirdikleri veya başkalarına aktararak müvekkilini zarara uğrattıklarının tespiti ile Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19673 esas sayılı dosyasında yapılan takip alacağı ile sınırlı olmak üzere alacağın davalılardan alınarak, müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisinin yargılama devam ederken mahkemeye hitaben vermiş olduğu 18/09/2017 tarihli dilekçesiyle dava konusu hak ve alacaklarından feragat ettiğini bildirdiği, feragatin davaya son veren ve karşı tarafın kabulüne de bağlı olmayan taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davacının davalılar hakkında açmış olduğu davanın feragat gereği reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle davadan feragat edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı şirketin müdürü olduğu, TTK'nın 556.

maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açabilmeleri için, şirketin iflas etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin temsilcisi olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...

hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-) Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında isabetli bir şekilde davalı şirket hakkındaki davanın alacağın dava açıldıktan sonra ödenmesi sebebiyle konusuz kaldığı, alacak davadan sonra ödendiğinden davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu nedenle lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmişken, hüküm fıkrasında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721171900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.