Nispi vekalet ücreti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6757 E. 2021/7092 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi vekalet ücreti↗ sorumluluk davası↗ şirket müdürü↗ davadan feragat↗ pasif husumet yokluğu↗ dava şartı yokluğu↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ usulden reddi↗ feragat↗ iflas↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisinin yargılama devam ederken mahkemeye hitaben vermiş olduğu 18/09/2017 tarihli dilekçesiyle dava konusu hak ve alacaklarından feragat ettiğini bildirdiği, feragatin davaya son veren ve karşı tarafın kabulüne de bağlı olmayan taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davacının davalılar hakkında açmış olduğu davanın feragat gereği reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle davadan feragat edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı şirketin müdürü olduğu, TTK'nın 556. maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açabilmeleri için, şirketin iflas etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin temsilcisi olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında isabetli bir şekilde davalı şirket hakkındaki davanın alacağın dava açıldıktan sonra ödenmesi sebebiyle konusuz kaldığı, alacak davadan sonra ödendiğinden davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu nedenle lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmişken, hüküm fıkrasında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11890 E. 2011/4936 K.
Ortak:vekalet ücreti · temsil
İncelediğiniz kararda… naf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle «davadan feragat» edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı «şirketin müdürü» olduğu, TTK'nın 556. maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı «sorumluluk davası» açabilmeleri için, şirketin «iflas» etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin «temsilcisi» olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya «husumet» yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
2-) Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında isabetli bir şekilde davalı şirket hakkındaki davanın alacağın dava açıldıktan sonra ödenmesi sebebiyle konusuz kaldığı, alacak davadan sonra ödendiğinden davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu nedenle lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği belirtilmişken, hüküm fıkrasında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; davacı taraf dilekçesinde, «haksız rekabetin» tespiti yanında ayrıca «maddi tazminat» talebinde de bulunduğuna göre, davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalılar yararına maddi tazminatın reddi yönünden de «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · vekalet ücreti takdiri · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu kararda2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; davacı taraf dilekçesinde, «haksız rekabetin» tespiti yanında ayrıca «maddi tazminat» talebinde de bulunduğuna göre, davada kendisini vekille «temsil» ettiren davalılar yararına maddi tazminatın reddi yönünden de «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,«işletme devrinin» aksine hüküm bulunmadığı durumlarda işletme adının devrini de kapsadığı, davalıların aynı isimle ikinci bir şube açmalarında hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11754 E. 2014/16472 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz kararda… naf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle «davadan feragat» edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı «şirketin müdürü» olduğu, TTK'nın 556. maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı «sorumluluk davası» açabilmeleri için, şirketin «iflas» etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin «temsilcisi» olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya «husumet» yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda6762 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 309. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 336'ncı maddesi gereğince, şirket alacaklılarının şirket yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açmaları imkanı mevcuttur.
Bu kapsamda, şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların «sorumluluk davası» yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, «doğrudan zarar» niteliğinde olmasıdır.
Yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya tekrar dönüldüğünde, davacının «doğrudan zararının» tahsili amacıyla davalılar hakkında «sorumluluk davası» açtığı ve zarar iddiasının verilen borcun geri ödenmemesi iddiasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibinin kesinleşmesi · limited şirket müdürlüğü · doğrudan zarar · dolaylı zarar · takibin kesinleşmesi · yönetici sorumluluğu · şirket müdürlüğü · davanın konusu
Benzer bu karardaDava, «limited şirket müdürleri» hakkında açılan, «yöneticilerin sorumluluğu» hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali; «üçüncü kişiler» yönünden «doğrudan zarar» niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve «dolaylı zarar» olarak nitelendirilebilecek hususlarda alacaklı konumundaki üçüncü şahısların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.
… lduğu şeklinde isabetli değerlendirmelerde bulunulmuşsa da; esasen davacı tarafın eldeki davadan önce dava dışı şirket hakkında icra takibinde bulunduğu, söz konusu «icra takibinin kesinleştiği», yapılan araştırmaya göre borçlu şirketin herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığı anlaşılmaktadır.
… a sonra bir ortağa geçmiş bulunmasının, gönderene karşı o ortağın sorumlu olmasını gerektirmeyeceği, 6762 sayılı TTK'nın 556. maddenin yollamasıyla 336.maddesindeki «yöneticilerin sorumluluk» hallerinin varlığının kanıtlanamadığı, ortaklardan birinin şirketin «fesih» ve tasfiyesi konusunda dava açmış olması yada diğer ortağı kötü yönetim konusunda itham etmiş olmasının şirketin borçlarından dolayı ortakların sorumluluğunu gerek …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1157 E. 2020/3311 K.
Ortak:karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz kararda… naf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle «davadan feragat» edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı lehine «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı «şirketin müdürü» olduğu, TTK'nın 556. maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı «sorumluluk davası» açabilmeleri için, şirketin «iflas» etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin «temsilcisi» olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya «husumet» yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «pasif husumet yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… andırıldığını, dava konusu elektronik haczin iptal edildiğini bildirdiği, bu itibarla davanın konusuz kaldığı, davacının dava açmakta haklı olduğundan davacı lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davalı yanın «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · yargılama giderleri · yargılama gideri
Benzer bu kararda… andırıldığını, dava konusu elektronik haczin iptal edildiğini bildirdiği, bu itibarla davanın konusuz kaldığı, davacının dava açmakta haklı olduğundan davacı lehine «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davalı yanın «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6757 E. , 2021/7092 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 14.07.2020 tarih ve 2020/746 E. - 2020/843 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket aleyhine 506.371,73.-TL tutarındaki asıl alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini ancak davalı şirketin borcu karşılamaya yeter mal varlığını bulunamadığından alacağın tahsil edilemediğini, yapılan araştırmada takibi semeresiz bırakmak isteyen davalı şirket yetkilisi ... isimli şahsın, eşi olan ve tüm işlemleri onun adına yöneten ... isimli şahısla işbirliği yaparak şirketin tüm mal varlığı boşalttığı, piyasadan aldığı malları spot pazardan nakde çevirerek kendisine ait gayrimenkuller üzerindeki ipotek borçlarını ödediğinin öğrenildiğini, ticari işletmesinin bu şekilde kapatıp giden davalı ...'ın İİK'nın 44.
maddesi gereğince kendisine yüklenen hiçbir sorumluluğu yerine getirmediğini ileri sürerek, davalılardan şirket sahibi ve yetkili müdürü ve ... ile ona vekaleten işlerini yürüten eşi ... isimli şahısların kötü niyetli davranmak suretiyle şirketin mal varlıklarını yok ederek kendi uhdelerine geçirdikleri veya başkalarına aktararak müvekkilini zarara uğrattıklarının tespiti ile Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2014/19673 esas sayılı dosyasında yapılan takip alacağı ile sınırlı olmak üzere alacağın davalılardan alınarak, müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket yetkilisinin yargılama devam ederken mahkemeye hitaben vermiş olduğu 18/09/2017 tarihli dilekçesiyle dava konusu hak ve alacaklarından feragat ettiğini bildirdiği, feragatin davaya son veren ve karşı tarafın kabulüne de bağlı olmayan taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davacının davalılar hakkında açmış olduğu davanın feragat gereği reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirket yetkilisince verilen dilekçeyle her ne kadar zararlarının giderildiğinden bahisle davadan feragat edildiği bildirilmişse de, söz konusu beyanın feragat değil alacağın ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığına ilişkin bir beyan olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu alacak ödendiğinden davanın konusuz kaldığı, alacak dava açıldıktan sonra ödendiğinden dava açılmasına davacının sebep olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı ...’ın ise davalı şirketin müdürü olduğu, TTK'nın 556.
maddesine göre, alacaklıların şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açabilmeleri için, şirketin iflas etmesinin zorunlu olduğu, anılan Yasa hükmünde iflas idaresinden de bahsedildiği için burada geçen iflas teriminin hukuki anlamda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir iflas olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle, şirketin mal varlığını kaybetmiş olması, ödeme gücünün olmaması, acz halinde olması gibi hususların alacaklıların sorumluluk davası açmaları için yeterli olmadığı, şirketin mahkeme kararıyla iflasına karar verilmesi gerektiği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin iflas ettiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gözetildiğinde davalı şirket müdürü hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ...’ın davalı şirketin temsilcisi olmadığı, davacı yanca, eşi olan diğer davalı ile birlikte şirketin içini boşalttığının iddia edildiği ancak bu iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı bu nedenle adı geçen davalıya husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davalı şirket hakkında açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...
hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan, diğer davalı hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında isabetli bir şekilde davalı şirket hakkındaki davanın alacağın dava açıldıktan sonra ödenmesi sebebiyle konusuz kaldığı, alacak davadan sonra ödendiğinden davacının dava açmakta haklı olduğu ve bu nedenle lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmişken, hüküm fıkrasında davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721171900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz