Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11890 E. 2011/4936 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işletme devri↗ vekalet ücreti takdiri↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,işletme devrinin aksine hüküm bulunmadığı durumlarda işletme adının devrini de kapsadığı, davalıların aynı isimle ikinci bir şube açmalarında hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; davacı taraf dilekçesinde, haksız rekabetin tespiti yanında ayrıca maddi tazminat talebinde de bulunduğuna göre, davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maddi tazminatın reddi yönünden de vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7551 E. 2010/3212 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · pay defteri · kesin süre · hisse devir sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · taahhütname · yetkisizlik kararı · yasal faiz
Benzer bu karardaGürel pay sahibi ise hakkında dava açmaları için davacılara süre verilmesi, verilen «kesin sürede» dava açmaları halinde iş bu dava ile o davanın birleştirilmesi, ...'ın varsa savunma ve delillerinin de toplanıp değerlendirilmesi, TTK'nun 329 ve 405. maddelerine dayalı davalı şirket savunmasının da tartışılması, kâr ve zarar ortaklığına dayalı davalı şirket yapısına ilişkin savunmanın da üzerinde durulması, ...'ın «hisse devir sözleşmesine» uymadığının tespiti halinde onun sorumlu olacağının gözetilmesi, iddia ve savunmanın tamamı üzerinde yeterince durulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının mevduat toplama «yetkisinin» bulunmamasına ve SPK'dan «hisse senedi» çıkarma izni alınmamasına dayalı yazılı gerekçeler çeçevesinde dava ele alınıp, davalı şirketin nedensiz zenginleştiği sonucuna varılıp, davanın kabulü «eksik incelemeye» ve uyuşmazlığın nitelendirilmesinde düşülen yanılgıya ve anılan hususlar üzerinde değerlendirme yapılmamasına dayalı olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına boz …
… kanıtlara göre, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'na kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeden izinsiz olarak halka arz yaptığı, SPK kapsamında çıkarılmış geçerli «hisse senedi» bulunmadığı, davalı şirketin hisse senedi çıkarma «yetkisinin» olmadığı, bu durumda davacıların ortaklığından sözedilemeyeceği, davacılardan hisse senedi devir sözleşmesi ibareli belge ile alınan paranın, davalının mevduat toplama faaliyetinin Bankacılık Kanunu ve SPK'na aykırı olması nedeniyle nedensiz zenginleşme hükümlerine göre geri ödenmesi gerekeceği, aracılık faaliyetinin SPK'na aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılardan alınan 30.000 DM karşılığı 29.000 YTL'nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İddianın bu ileri sürülüş biçimine ve davalı savunmasına göre, davacıların 30 adet hisse devir almak suretiyle ortak olup olmadıklarının ve devredenin pay sahibi olup olmadığının, şirket kayıtları ve «pay defteri» üzerine «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle tespiti, «hisse devir sözleşmesinde» 30 adet hisseyi devir eden olarak gözüken dava dışı ...
Davacılar, ortak olmak amacıyla değil, faiz getirmesi amacıyla yatırım düşüncesi ile davalılara para verdiklerini, «hisse senedi» almadıklarını, davalıların bu yöndeki «taahhütlerine» güvendiklerini, davalıların mevduat toplama yetkilerinin bulunmadığını, davalı şirketin nedensiz zenginleştiğini ileri sürmüşlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3984 E. 2013/8218 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıskat · yönetim kurulu kararının iptali · ortaklık sıfatı · eda davası · şikayet · tespit davası · pay defteri · infaz
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde davalı şirkete karşı açmış oldukları davada davacıların ortaklıktan «ıskat» kararının batıl olduğunu ve «ortaklık sıfatlarının» tespiti ile genel kurulda alınmış kararların iptalini talep ettikleri, mahkemece de davacıların davalı şirket ortağı olduğunun tespiti ile ihraçlarına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptaline» karar verdiği, verilen kararın «infazı» için icra takibi yaptıkları, davalı şirketin «şikayeti» üzerine takibin mahkemece verilen kararın eda hükmünü içermediği, tespit hükmünü içerdiği gerekçesiyle iptal edildiği, davacıların bunun üzerine bu mahkemeye dava açtığı, ancak davacıların yeniden «pay defteri» düzenlenmesine ilişkin taleplerinin bir nevi tespit niteliği taşıdığı ve yeniden pay defteri düzenlese bile davacıların paylarının üçüncü şahıslarda olması nedeniyle onlar hakkında «eda davası» açmalarının zorunlu olduğu, bu nedenle salt eda niteliği taşımayan «tespit davası» açmalarında «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin .../.../2012 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2311 E. 2017/4875 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava tarihi itibariyle devir keyfiyetinin sicile tescil edilmemesi nedeniyle davacıların birlikte dava açmaları 556 sayılı KHK 16/«son» maddesine uygun bulunmakla birlikte, yargılama sırasında tescil keyfiyetinin gerçekleşmesi nedeniyle davacı ...'in aktif dava «ehliyeti» kalmadığından adı geçen davacı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sınıfta yer alan benzer mallar yönünden KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluşabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11890 E. , 2011/4936 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karadeniz Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.04.2009 tarih ve 2007/252-2009/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin uzun yıllardır "İstanbul Pastahanesi" ibaresini kullandığını, şirket ortaklarının Kdz, Ereğli’de belirlenen adreste faaliyette bulunmak üzere işletmeyi devrettiğini, yapılan devrin farklı adreste ikinci bir pastahane açılmasını içermediğini, davalıların eyleminin haksız rekabet teşkil etiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, hükmün ilanını, haksız rekabet neticesi davalıların elde etmesi muhtemel görünen menfaatlere karşılık 6.500 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, işletmenin davacı şirket ortaklarınca müvekkillerine tüm hukuki haklarıyla birlikte devredildiğini, aynı isimli ikinci bir adreste şube açtıklarını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,işletme devrinin aksine hüküm bulunmadığı durumlarda işletme adının devrini de kapsadığı, davalıların aynı isimle ikinci bir şube açmalarında hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; davacı taraf dilekçesinde, haksız rekabetin tespiti yanında ayrıca maddi tazminat talebinde de bulunduğuna göre, davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maddi tazminatın reddi yönünden de vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021273100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz