Normlar hiyerarşisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/306 E. 2021/6945 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
normlar hiyerarşisi↗ imtiyazlı pay↗ nitelikli çoğunluk↗ genel kurulun devredilemez yetkileri↗ ttk 408/2-b↗ esas sözleşme değişikliği↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ karar nisabı↗ muhalefet şerhi↗ esas sözleşme↗ pay sahipliği↗ cy/cy şerhi↗ anonim şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı anonim şirketi esas sözleşmesinin 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin tasfiye halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket yönetim kurulu tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasında gündemin "önemli miktardaki şirket mal varlığının toptan satılması" olarak belirlendiği için satılan hisselerin şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturup oluşturmadığını belirlemeye gerek olmadığı, şirketin önemli ölçüde mal varlığının toptan satışı fiili bir tasfiye niteliğinde olduğundan ayrıca şirketin tasfiye halinde olması gerekmeksizin TTK'nın 538/2. maddesi yollamasıyla TTK'nın 421/3. ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesinin 12. fıkrasına göre, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararlarının şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan pay sahipleri tarafından alınması gerektiği, toplantı ve karar alma nisabının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Antalya Güçbirliği Holding A.Ş.'nin 05/11/2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı"na ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirketin önemli miktarda varlığının satışına dair alınan genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı anonim şirket genel kurulu "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" gündem maddesi ile 05.11.2013 tarihinde toplanmış ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar almıştır. Davacı ortaklar, alınan kararda TTK 538/2. ve 421/3-4 maddelerinde yer alan nisaplara uyulmadığını iddia ederken, davalı şirket karar için ağırlaştırılmış nisap gerekmediğini ve TTK 418. maddesinde öngörülen nisaplara uygun şekilde karar alındığını savunmaktadır.
TTK'nın Toplantı ve Karar Nisabı başlıklı 418. maddesine bakıldığında "(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." şeklinde düzenlenmeye yer verildiği; "Tasfiye" üst başlığı altında yer alan ve Aktifleri Satma Yetkisi başlıklı 538. maddesinin ise "(1) Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, tasfiye memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler. (2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir. Bu karar hakkında 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır." hükmünü içerdiği; 421. maddeye yapılan atıf nedeniyle konuya ilişkin 421/3. maddesi incelendiğinde ise, şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması hususlarında esas sözleşme değişikliğinde, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla karar alınacağına yer verildiği görülmüştür. Yine konuya ilişkin Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin Toplantı ve Karar Nisapları başlıklı 22. maddesinin 12. fıkrasında da ( TTK 421/3. maddesine benzer şekilde) "Genel kurul toplantısında, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır. İlk toplantıda bu nisabın bulunmaması halinde, yapılacak ikinci toplantıda da aynı nisaplar aranır." hükmüne yer verilmiştir. Şirket esas sözleşmesinin 30. maddesinde ise sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararların da hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verileceği düzenlenmiş olup, TTK'nın 418. maddesi ile paralellik göstermektedir.
6102 sayılı TTK'nın 408/2-f. maddesinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Önemli miktarda varlığın ne anlama geldiği konusunda Kanunda bir açıklama olmamakla birlikte somut davada, genel kurul gündem maddesinde açıkça "önemli miktarda şirket varlığı"ndan söz edilmiştir.
TTK'nın 418. maddesi gereği kanunda ya da esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir düzenleme bulunmadığı sürece genel kurul kararlarının olağan çoğunlukla alınması kural olup önemli miktarda mal varlığı satışı için de gerek kanunda gerekse somut davadaki davalı şirketin ana sözleşmesinde kuralın aksine ağırlaştırıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. Her ne kadar doktrinde önemli miktarda mal varlığının satışına dair genel kurul kararının da TTK'nın 538/2 maddesinin atfıyla 421/3-4'te gösterilen nitelikli çoğunlukla alınmasının gerekli olduğu ve tasfiye halinde olmayan ortaklıklar için bu hususa yer verilmemesinin unutulma eseri olduğu ileri sürülmekte ise de kanun koyucunun nitelikli çoğunluk istemiş olması halinde bunu açıkça öngörmesi gerektiği gibi savunulduğu gibi unutma halinin varlığında da bir yasa değişikliği ile murat hasıl olabileceğinden bu hususun unutulma eseri olduğu kabul edilemediği gibi kanunda yeter sayılar yönünden ayrıca ve açıkça düzenlenmemiş tüm genel kurul kararları TTK'nın 418. maddesindeki nisaplara tabi olduğundan bu yönde kanun boşluğu bulunduğu da kabul edilemez. Her ne kadar Yönetmelik'te faal/tasfiye halinde şirket ayrımı yapılmaksızın önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satış kararının nitelikli çoğunlukla alınacağına dair nisap öngörülmüş ise de bu nisap tasfiye halindeki şirketler için TTK'nın 538/2 maddesinin atfıyla 421/3-4 maddesinde gösterilen nisaptır ve bu nisabın faal şirketler için uygulanması normlar hiyerarşisine de aykırıdır.
Somut davada, davalı holdingdir. TTK'nın 519/4 fıkrasına göre amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olup davalının amacı da dava dilekçesinde bu şekilde açıklanmıştır. Genel kurulda paydaş olduğu Antalya Alkollü İçecek Sanayi ve Ticaret A.Ş'deki paylarının satılabilmesi için 151.847 olumlu, 48 çekimser oy ile karar alınmıştır. Kararda muhalefet şerhi de bulunmamaktadır. Davacılar kararda toplantı ve karar nisabının bulunmadığını ve bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitini talep etmişler ise de yukarıda açıklandığı üzere TTK'nın 418. maddesinde gösterilen toplantı ve karar nisaplarının mevcut olduğu ve iptal talebinin de bulunmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, bozma sebep ve şekline göre davacı yanın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15219 E. 2014/5024 K.
Ortak:nitelikli çoğunluk · esas sözleşme değişikliği · toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · esas sözleşme · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketi» «esas sözleşmesinin» 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin «tasfiye» halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar «nisabına» uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
TTK'nın Toplantı ve Karar Nisabı başlıklı 418. maddesine bakıldığında "(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya «esas sözleşmede», aksine daha ağır «nisap» öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığıyla toplanır.
… gulanır." hükmünü içerdiği; 421. maddeye yapılan atıf nedeniyle konuya ilişkin 421/3. maddesi incelendiğinde ise, şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, «imtiyazlı pay» oluşturulması, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması hususlarında «esas sözleşme değişikliğinde», sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya «temsilcilerinin» olumlu oylarıyla karar alınacağına yer verildiği görülmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 421/1.fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin kararlarda ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının «toplantı nisabı» olarak bulunması ve alınan kararın da toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınmasının gerektiği, kanunda veya esas sözleşmede aksine bir hüküm var ise bu yasal oranların eksiltilemeyeceği, TTK'da sermayenin arttırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinde bu maddedeki özel «nisap» dışında başka bir özel nisap öngörülmediği, şirket ana sözleşmesinin 30.maddesinde karar nisabı gösterilmiş olup şirket ana sözleşmesinde esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin özel bir nisap öngörülmediği, dolayısı ile şirket ana sözleşmesinde «sermaye artırımı» yapılmasına ilişkin ana sözleşme maddesinin değiştirilmesine ilişkin ağırlıklı ve özel bir nisap düzenlenmemiş olması dikkate alındığında «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin kabulün TTK'nın 421/1.maddesinde belirtilen nisaba uygun olmasının yeterli olduğu, değiştirilen ana sözleşmenin 10.maddesindeki özel nisabın sadece sermaye artırımı kararı verilmesi için gerekli olan bir nisap şekli olduğu, TTK'nın 421/1.maddesine uygun bir nisapla bu maddenin değiştirilmesinde yasaya ve hukuka aykırı bir yön olmadığı, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından genel kurul kararının «ilanı» talebinin reddi kararının yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün red kararının TTK'nın 34. maddesi uyarınca kald …
Her ne kadar mahkeme karar gerekçesinde, şirket «esas sözleşmesinde» esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin olarak ağırlaştırılmış «nisaba» yer verilmediği gerekçesine değinilmişse de esas sözleşmenin 10. madde kapsamında özel bir durum olarak «sermaye artırımı» ile sınırlı olarak «nitelikli çoğunluğa» yer verilmiş olup, söz konusu orana uyulmazsızın alınan kararların geçerliliğinden söz edilebilmesi mümkün değildir.
Zira değinilen madde hükmünün «esas sözleşme değişikliği» ile aşılabilmesi hali başlı başına sermaye artımındaki ağırlaştırılmış «nisabı» etkisiz kılacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · sermaye artırımı · ticaret sicili müdürlüğü · limited şirket · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 421/1.fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre «esas sözleşme değişikliğine» ilişkin kararlarda ilk toplantıda şirket sermayesinin en az yarısının «toplantı nisabı» olarak bulunması ve alınan kararın da toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınmasının gerektiği, kanunda veya esas sözleşmede aksine bir hüküm var ise bu yasal oranların eksiltilemeyeceği, TTK'da sermayenin arttırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinde bu maddedeki özel «nisap» dışında başka bir özel nisap öngörülmediği, şirket ana sözleşmesinin 30.maddesinde karar nisabı gösterilmiş olup şirket ana sözleşmesinde esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin özel bir nisap öngörülmediği, dolayısı ile şirket ana sözleşmesinde «sermaye artırımı» yapılmasına ilişkin ana sözleşme maddesinin değiştirilmesine ilişkin ağırlıklı ve özel bir nisap düzenlenmemiş olması dikkate alındığında «ana sözleşme değişikliğine» ilişkin kabulün TTK'nın 421/1.maddesinde belirtilen nisaba uygun olmasının yeterli olduğu, değiştirilen ana sözleşmenin 10.maddesindeki özel nisabın sadece sermaye artırımı kararı verilmesi için gerekli olan bir nisap şekli olduğu, TTK'nın 421/1.maddesine uygun bir nisapla bu maddenin değiştirilmesinde yasaya ve hukuka aykırı bir yön olmadığı, bu nedenle Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından genel kurul kararının «ilanı» talebinin reddi kararının yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün red kararının TTK'nın 34. maddesi uyarınca kald …
Dava, TTK’nın 34. maddesi gereğince «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraza ilişkindir.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu uyuşmazlıkta, davacı şirket «esas sözleşmesi» kapsamında ağırlaştırılmış «nisaba» yer verildiği ve söz konu nisabın esas sözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel madde ile aşılamayacağı, 6102 sayılı TTK kapsamında 6762 sayılı TTK dönemindeki ağırlaştırılmış nisapların devam etmesinin mümkün olup sırf kanun değişikliğinin bu durumu ortadan kaldırmayacağı ve bu suretle davalı «ticaret sicil müdürlüğü» işleminde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru gör …
Şirket sermayesinin %72,5'ini «temsil» eden hissedarlar karar vermedikçe mevcut «sermaye artırılamaz»” hükmünün bulunduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6357 E. 2016/702 K.
Ortak:karar nisabı · muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · anonim şirket · ek tasfiye · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketi» «esas sözleşmesinin» 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin «tasfiye» halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar «nisabına» uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasında gündemin "önemli miktardaki şirket mal varlığının toptan satılması" olarak belirlendiği için satılan hisselerin şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturup oluşturmadığını belirlemeye gerek olmadığı, şirketin önemli ölçüde mal varlığının toptan satışı fiili bir «tasfiye» niteliğinde olduğundan ayrıca şirketin tasfiye halinde olması gerekmeksizin TTK'nın 538/2. maddesi yollamasıyla TTK'nın 421/3. ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesinin 12. fıkrasına göre, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararlarının şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan «pay sahipleri» tarafından alınması gerektiği, toplantı ve karar alma «nisabının» gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldır …
İlk toplantıda anılan «nisaba» ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için «nisap» aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." şeklinde düzenlenmeye yer verildiği; "Tasfiye" üst başlığı altında yer alan ve Aktifleri Satma Yetkisi başlıklı 538. maddesinin ise "(1) Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, «tasfiye» memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler. (2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 19. maddesine göre toplantının, idare meclisince tayin ve «ilan» edilen yerde yapılabileceği, çağrı ve gündemin ilan edildiği, nama yazılı hissedarlara «taahhütlü» posta ile toplantının bildirildiği, davacının oylamaya katılmadan toplantıyı «terk» ettiği, genel kurul toplantısında kullanılan oy adedine göre toplantının %64,68 «temsille» gerçekleştirildiği, bu duruma istinaden toplantının «şirket merkezinin» bulunduğu yerde yapılmış olması halinde katılımın daha yüksek olabileceğine dair davacı tarafça somut ve inandırıcı delil getirilemediği, «anonim şirket» genel kuruluna katılan bir ortağın kurulda alınan bir karara karşıiptal davacı açabilmesi için karara muhalif kalıp, bu durumu tutanağa geçirmesi gerektiği, somut olayda davacının oy kullanmadığı gibi karara muhalif kaldığına dair «muhalefet şerhi» bulunmadığı, «olağan genel kurul» toplantısının iptalini talep edebilme koşullarının davacı açısından mevcut olmadığı, toplantıya bakanlık temsilcisinin iştirak ettiği ve raporunu «ibraz» ettiği gibi toplantının iptalini gerektirebilecek herhangi bir husus görülmediği, genel kurul toplantısının icrasının ve genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» herhangi bir aykırılığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… n uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 421'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında bu tür kararların sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» olumlu oylarıyla alınacağı, 4'üncü fıkrasında ise üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı «nisabın» aranacağı, ayrıca nisabın sağlanması bakımından oyda imtiyazın dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir.
2-) Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» veya «butlanının» tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoklukla malul karar · iyiniyet kuralı · butlan · yokluk · şirket merkezi mahkemesi · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · iyiniyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 19. maddesine göre toplantının, idare meclisince tayin ve «ilan» edilen yerde yapılabileceği, çağrı ve gündemin ilan edildiği, nama yazılı hissedarlara «taahhütlü» posta ile toplantının bildirildiği, davacının oylamaya katılmadan toplantıyı «terk» ettiği, genel kurul toplantısında kullanılan oy adedine göre toplantının %64,68 «temsille» gerçekleştirildiği, bu duruma istinaden toplantının «şirket merkezinin» bulunduğu yerde yapılmış olması halinde katılımın daha yüksek olabileceğine dair davacı tarafça somut ve inandırıcı delil getirilemediği, «anonim şirket» genel kuruluna katılan bir ortağın kurulda alınan bir karara karşıiptal davacı açabilmesi için karara muhalif kalıp, bu durumu tutanağa geçirmesi gerektiği, somut olayda davacının oy kullanmadığı gibi karara muhalif kaldığına dair «muhalefet şerhi» bulunmadığı, «olağan genel kurul» toplantısının iptalini talep edebilme koşullarının davacı açısından mevcut olmadığı, toplantıya bakanlık temsilcisinin iştirak ettiği ve raporunu «ibraz» ettiği gibi toplantının iptalini gerektirebilecek herhangi bir husus görülmediği, genel kurul toplantısının icrasının ve genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» herhangi bir aykırılığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» veya «butlanının» tespiti istemine ilişkindir.
Dava konusu genel kurulun %64,68 oranında hissedarın katılımı ile gerçekleştirildiği anlaşıldığından şirket aktifinin toptan satılabilmesi için kanunda aranan ve tasfiyede de uygulanması gerekli «nisabın» sağlanamadığı, bu durumda anılan maddenin «yoklukla malul» olduğu nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13505 E. 2015/10256 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · esas sözleşme · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketi» «esas sözleşmesinin» 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin «tasfiye» halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar «nisabına» uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
TTK'nın Toplantı ve Karar Nisabı başlıklı 418. maddesine bakıldığında "(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya «esas sözleşmede», aksine daha ağır «nisap» öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığıyla toplanır.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasında gündemin "önemli miktardaki şirket mal varlığının toptan satılması" olarak belirlendiği için satılan hisselerin şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturup oluşturmadığını belirlemeye gerek olmadığı, şirketin önemli ölçüde mal varlığının toptan satışı fiili bir «tasfiye» niteliğinde olduğundan ayrıca şirketin tasfiye halinde olması gerekmeksizin TTK'nın 538/2. maddesi yollamasıyla TTK'nın 421/3. ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesinin 12. fıkrasına göre, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararlarının şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan «pay sahipleri» tarafından alınması gerektiği, toplantı ve karar alma «nisabının» gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldır …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir «nisabın» öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi «temsil» eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir.
Somut uyuşmalıkta «yönetim kurulu» seçimi için % 65 «nisap» arayan anasözleşme hükmünün değitirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 57 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın «butlan» şartları taşımadığına karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · yoklukla malul karar · butlan · yokluk · ihtiyati tedbir · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · geçersizlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın «ihtiyati tedbir» talebi konusunda da olumlu-«olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12130 E. 2013/13978 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · anonim şirket · ek tasfiye · temsil
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketi» «esas sözleşmesinin» 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin «tasfiye» halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar «nisabına» uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İlk toplantıda anılan «nisaba» ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için «nisap» aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." şeklinde düzenlenmeye yer verildiği; "Tasfiye" üst başlığı altında yer alan ve Aktifleri Satma Yetkisi başlıklı 538. maddesinin ise "(1) Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, «tasfiye» memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler. (2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir.
Her ne kadar Yönetmelik'te faal/«tasfiye» halinde şirket ayrımı yapılmaksızın önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satış kararının «nitelikli çoğunlukla» alınacağına dair «nisap» öngörülmüş ise de bu nisap tasfiye halindeki şirketler için TTK'nın 538/2 maddesinin atfıyla 421/3-4 maddesinde gösterilen nisaptır ve bu «nisabın» faal şirketler için uygulanması «normlar hiyerarşisine» de aykırıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın genel hükümlere ve TTK.nun 381 vd. maddelerine göre açılmış «anonim şirket» genel kurul kararlarının «yoklukla» malûl olduğu için iptali istemine ilişkin olduğu, davalı şirketin ana sözleşmesinin 1977 yılında tescil ve «ilan» edildiği, genel kurul toplantı nisapları bakımından TTK hükümlerine atıf yapan ana sözleşmenin 21.maddesine göre, bu konuda 1977 yılında yürürlükte bulunan TTK'nun 388.maddesinin 3585 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki metninde belirtilen ağırlaştırılmış toplantı «nisaplarının» geçerli olduğu; öte yandan davalı şirketin başka taşınmazları mevcut ise de şirketin üretim faaliyetlerinin "..." adresindeki taşınmazda bulunan fabrikada yürütüldüğü ve dava konusu genel kurul kararının üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü bu taşınmazın satışına ilişkin olduğu, şirketin üretim faaliyetlerinin yapıldığı fabrikanın bulunduğu taşınmazın satışını amaçlayan kararın TTK'nun 443/II madde hükmü atfı ile TTK'nun 388/III ve IV madde hükümlerinde öngörülen toplantı ve karar nisaplarına tâbi olması gerektiği;bu bağlamda 3585 sayılı kanun ile değişikliğe uğramayan TTK'nun 388/II madde hükmü uyarınca 1.toplantı için şirket sermayesinin 3/4'ü, 2. toplantı için 1/2'si ve 3.toplantı için de 1/3'ünün toplantıda hazır bulunması gerektiğinin (karar «nisabının» mevcut oylarının 2/3 olduğu) dikkate alındığında davaya konu genel kurulda toplam 1.500.000,00 adet hissenin en az 3/4'ünü oluşturan 1.125.000 adet hisseyi «temsil» eden pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunması gerektiği halde bu adedin altında kalan 1.115,999,97 adet hissenin toplantıya katıldığı; dolayısıyla sözü edilen kararın alındığı 17.08.2011 tarihli genel kurul toplantısının ana sözleşmenin aradığı «toplantı nisabı» gerçekleşmeksizin yapıldığı ve bu nedenle toplantı nisabı olmaksızın yapılan genel kurulda alınan taşınmaz satışına ilişkin kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı "Kareksan Karşıyaka Ekmek Sanayi ve Ticaret A.Ş." tarafından gerçekleştirilen 17.08.2011 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında tesis edilmiş "...
6762 sayılı Yasa'nın 317. maddesi uyarınca «anonim şirket» idare meclisi tarafından idare ve «temsil» olunur ve şirketin mutad işleri idare meclisinin aldığı kararlar uyarınca yürütülür.
Şirket «tasfiye» halinde olmayıp, taşınmazların toptan satımı da söz konusu olmadığından iptali istenilen karar ağırlaştırılmış «nisaba» tabi kararlardan değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yokluk · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, davanın genel hükümlere ve TTK.nun 381 vd. maddelerine göre açılmış «anonim şirket» genel kurul kararlarının «yoklukla» malûl olduğu için iptali istemine ilişkin olduğu, davalı şirketin ana sözleşmesinin 1977 yılında tescil ve «ilan» edildiği, genel kurul toplantı nisapları bakımından TTK hükümlerine atıf yapan ana sözleşmenin 21.maddesine göre, bu konuda 1977 yılında yürürlükte bulunan TTK'nun 388.maddesinin 3585 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki metninde belirtilen ağırlaştırılmış toplantı «nisaplarının» geçerli olduğu; öte yandan davalı şirketin başka taşınmazları mevcut ise de şirketin üretim faaliyetlerinin "..." adresindeki taşınmazda bulunan fabrikada yürütüldüğü ve dava konusu genel kurul kararının üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü bu taşınmazın satışına ilişkin olduğu, şirketin üretim faaliyetlerinin yapıldığı fabrikanın bulunduğu taşınmazın satışını amaçlayan kararın TTK'nun 443/II madde hükmü atfı ile TTK'nun 388/III ve IV madde hükümlerinde öngörülen toplantı ve karar nisaplarına tâbi olması gerektiği;bu bağlamda 3585 sayılı kanun ile değişikliğe uğramayan TTK'nun 388/II madde hükmü uyarınca 1.toplantı için şirket sermayesinin 3/4'ü, 2. toplantı için 1/2'si ve 3.toplantı için de 1/3'ünün toplantıda hazır bulunması gerektiğinin (karar «nisabının» mevcut oylarının 2/3 olduğu) dikkate alındığında davaya konu genel kurulda toplam 1.500.000,00 adet hissenin en az 3/4'ünü oluşturan 1.125.000 adet hisseyi «temsil» eden pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunması gerektiği halde bu adedin altında kalan 1.115,999,97 adet hissenin toplantıya katıldığı; dolayısıyla sözü edilen kararın alındığı 17.08.2011 tarihli genel kurul toplantısının ana sözleşmenin aradığı «toplantı nisabı» gerçekleşmeksizin yapıldığı ve bu nedenle toplantı nisabı olmaksızın yapılan genel kurulda alınan taşınmaz satışına ilişkin kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı "Kareksan Karşıyaka Ekmek Sanayi ve Ticaret A.Ş." tarafından gerçekleştirilen 17.08.2011 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında tesis edilmiş "...
Dava, 17.08.2011 tarihli genel kurulda alınan şirkete ait üretim yapılan gayrimenkulun satışına dair «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/306 E. , 2021/6945 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.03.2018 tarih ve 2016/603 E- 2018/213 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.11.2019 tarih ve 2019/184 E- 2019/2072 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekilince duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 136 ortaktan oluşan bir anonim şirket olmakla, bir ticari işletmesi bulunmayıp, ticari varlığını başkaca tüzel kişilere olan iştirakleri ile devam ettirmekte olduğunu, müvekkillerinin de davalı şirkete çeşitli paylarda ortak olduklarını, davalının ortaklarını 05/11/2013 tarihinde yapılmak üzere "Önemli Miktarda Şirket Varlığının Toptan Satışı" gündemi ile genel kurula çağırdığını, davalının toplam 245.000 paya bölünmüş bir şirket olduğunu, 05/11/2013 tarihli genel kurulun toplam 151.895 adet pay ile toplandığını, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı kararlarının alınabilmesi için asgari nisapların TTK'nın 538/2 maddesinde düzenlendiğini, buna göre genel kurul açısından toplantı ve karar nisabı oluşmadığı için ortada geçerli bir genel kurul iradesi oluştuğundan da söz etmenin mümkün olmadığını ileri sürerek, davalı şirketin 05/11/2013 tarihli genel kurulunda 3.
gündem maddesi ile alınan önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına ilişkin kararın, yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının klasik bir genel kurul kararı olduğu için bu genel kurul kararına TTK'nın 418. maddesinin uygulanması gerektiğini, ayrıca önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının işletmenin tümünün aktif ve pasifi ile satışı işlemi olduğunu, dava konusu olayda ise davalının bir şirketteki bir kısım iştiraklerinin kısmen birkaç kişiye satışı işlemi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı anonim şirketi esas sözleşmesinin 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin tasfiye halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22.
maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket yönetim kurulu tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasında gündemin "önemli miktardaki şirket mal varlığının toptan satılması" olarak belirlendiği için satılan hisselerin şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturup oluşturmadığını belirlemeye gerek olmadığı, şirketin önemli ölçüde mal varlığının toptan satışı fiili bir tasfiye niteliğinde olduğundan ayrıca şirketin tasfiye halinde olması gerekmeksizin TTK'nın 538/2. maddesi yollamasıyla TTK'nın 421/3. ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesinin 12. fıkrasına göre, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararlarının şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan pay sahipleri tarafından alınması gerektiği, toplantı ve karar alma nisabının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Antalya Güçbirliği Holding A.Ş.'nin 05/11/2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı"na ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirketin önemli miktarda varlığının satışına dair alınan genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı anonim şirket genel kurulu "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" gündem maddesi ile 05.11.2013 tarihinde toplanmış ve toplantıya katılanların çoğunluğu ile karar almıştır. Davacı ortaklar, alınan kararda TTK 538/2. ve 421/3-4 maddelerinde yer alan nisaplara uyulmadığını iddia ederken, davalı şirket karar için ağırlaştırılmış nisap gerekmediğini ve TTK 418. maddesinde öngörülen nisaplara uygun şekilde karar alındığını savunmaktadır.
TTK'nın Toplantı ve Karar Nisabı başlıklı 418. maddesine bakıldığında "(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." şeklinde düzenlenmeye yer verildiği; "Tasfiye" üst başlığı altında yer alan ve Aktifleri Satma Yetkisi başlıklı 538. maddesinin ise "(1) Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, tasfiye memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler.
(2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir. Bu karar hakkında 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır." hükmünü içerdiği; 421. maddeye yapılan atıf nedeniyle konuya ilişkin 421/3. maddesi incelendiğinde ise, şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması hususlarında esas sözleşme değişikliğinde, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla karar alınacağına yer verildiği görülmüştür. Yine konuya ilişkin Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin Toplantı ve Karar Nisapları başlıklı 22.
maddesinin 12. fıkrasında da ( TTK 421/3. maddesine benzer şekilde) "Genel kurul toplantısında, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararı, şirket sermayesinin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarıyla alınır. İlk toplantıda bu nisabın bulunmaması halinde, yapılacak ikinci toplantıda da aynı nisaplar aranır." hükmüne yer verilmiştir. Şirket esas sözleşmesinin 30. maddesinde ise sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararların da hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verileceği düzenlenmiş olup, TTK'nın 418. maddesi ile paralellik göstermektedir.
6102 sayılı TTK'nın 408/2-f. maddesinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Önemli miktarda varlığın ne anlama geldiği konusunda Kanunda bir açıklama olmamakla birlikte somut davada, genel kurul gündem maddesinde açıkça "önemli miktarda şirket varlığı"ndan söz edilmiştir.
TTK'nın 418. maddesi gereği kanunda ya da esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir düzenleme bulunmadığı sürece genel kurul kararlarının olağan çoğunlukla alınması kural olup önemli miktarda mal varlığı satışı için de gerek kanunda gerekse somut davadaki davalı şirketin ana sözleşmesinde kuralın aksine ağırlaştırıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. Her ne kadar doktrinde önemli miktarda mal varlığının satışına dair genel kurul kararının da TTK'nın 538/2 maddesinin atfıyla 421/3-4'te gösterilen nitelikli çoğunlukla alınmasının gerekli olduğu ve tasfiye halinde olmayan ortaklıklar için bu hususa yer verilmemesinin unutulma eseri olduğu ileri sürülmekte ise de kanun koyucunun nitelikli çoğunluk istemiş olması halinde bunu açıkça öngörmesi gerektiği gibi savunulduğu gibi unutma halinin varlığında da bir yasa değişikliği ile murat hasıl olabileceğinden bu hususun unutulma eseri olduğu kabul edilemediği gibi kanunda yeter sayılar yönünden ayrıca ve açıkça düzenlenmemiş tüm genel kurul kararları TTK'nın 418.
maddesindeki nisaplara tabi olduğundan bu yönde kanun boşluğu bulunduğu da kabul edilemez. Her ne kadar Yönetmelik'te faal/tasfiye halinde şirket ayrımı yapılmaksızın önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satış kararının nitelikli çoğunlukla alınacağına dair nisap öngörülmüş ise de bu nisap tasfiye halindeki şirketler için TTK'nın 538/2 maddesinin atfıyla 421/3-4 maddesinde gösterilen nisaptır ve bu nisabın faal şirketler için uygulanması normlar hiyerarşisine de aykırıdır.
Somut davada, davalı holdingdir. TTK'nın 519/4 fıkrasına göre amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olup davalının amacı da dava dilekçesinde bu şekilde açıklanmıştır. Genel kurulda paydaş olduğu Antalya Alkollü İçecek Sanayi ve Ticaret A.Ş'deki paylarının satılabilmesi için 151.847 olumlu, 48 çekimser oy ile karar alınmıştır. Kararda muhalefet şerhi de bulunmamaktadır. Davacılar kararda toplantı ve karar nisabının bulunmadığını ve bu nedenle alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitini talep etmişler ise de yukarıda açıklandığı üzere TTK'nın 418. maddesinde gösterilen toplantı ve karar nisaplarının mevcut olduğu ve iptal talebinin de bulunmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, bozma sebep ve şekline göre davacı yanın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721171000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz