Yoklukla malul karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6357 E. 2016/702 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ muhalefet şerhi↗ iyiniyet kuralı↗ butlan↗ yokluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ iyiniyet↗ cy/cy şerhi↗ anonim şirket↗ ek tasfiye↗ taahhütname↗ terkin↗ ilan↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 19. maddesine göre toplantının, idare meclisince tayin ve ilan edilen yerde yapılabileceği, çağrı ve gündemin ilan edildiği, nama yazılı hissedarlara taahhütlü posta ile toplantının bildirildiği, davacının oylamaya katılmadan toplantıyı terk ettiği, genel kurul toplantısında kullanılan oy adedine göre toplantının %64,68 temsille gerçekleştirildiği, bu duruma istinaden toplantının şirket merkezinin bulunduğu yerde yapılmış olması halinde katılımın daha yüksek olabileceğine dair davacı tarafça somut ve inandırıcı delil getirilemediği, anonim şirket genel kuruluna katılan bir ortağın kurulda alınan bir karara karşıiptal davacı açabilmesi için karara muhalif kalıp, bu durumu tutanağa geçirmesi gerektiği, somut olayda davacının oy kullanmadığı gibi karara muhalif kaldığına dair muhalefet şerhi bulunmadığı, olağan genel kurul toplantısının iptalini talep edebilme koşullarının davacı açısından mevcut olmadığı, toplantıya bakanlık temsilcisinin iştirak ettiği ve raporunu ibraz ettiği gibi toplantının iptalini gerektirebilecek herhangi bir husus görülmediği, genel kurul toplantısının icrasının ve genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına herhangi bir aykırılığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali veya butlanının tespiti istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 538/2'inci maddesinde şirketin önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının gerekli olduğu ve bu karar hakkında 421'inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 421'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında bu tür kararların sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınacağı, 4'üncü fıkrasında ise üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisabın aranacağı, ayrıca nisabın sağlanması bakımından oyda imtiyazın dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir. İptali istenen genel kurul kararının 9. maddesinde beş kısımda mütalaa edilen şirket mallarının gerek pazarlık suretiyle gerek toptan veya perakende satılabilmesi için tasfiye yetkilisi ...'in tek başına yetkili kılınmasına karar verilmiştir. Dava konusu genel kurulun %64,68 oranında hissedarın katılımı ile gerçekleştirildiği anlaşıldığından şirket aktifinin toptan satılabilmesi için kanunda aranan ve tasfiyede de uygulanması gerekli nisabın sağlanamadığı, bu durumda anılan maddenin yoklukla malul olduğu nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/306 E. 2021/6945 K.
Ortak:karar nisabı · muhalefet şerhi · cy/cy şerhi · anonim şirket · ek tasfiye · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 19. maddesine göre toplantının, idare meclisince tayin ve «ilan» edilen yerde yapılabileceği, çağrı ve gündemin ilan edildiği, nama yazılı hissedarlara «taahhütlü» posta ile toplantının bildirildiği, davacının oylamaya katılmadan toplantıyı «terk» ettiği, genel kurul toplantısında kullanılan oy adedine göre toplantının %64,68 «temsille» gerçekleştirildiği, bu duruma istinaden toplantının «şirket merkezinin» bulunduğu yerde yapılmış olması halinde katılımın daha yüksek olabileceğine dair davacı tarafça somut ve inandırıcı delil getirilemediği, «anonim şirket» genel kuruluna katılan bir ortağın kurulda alınan bir karara karşıiptal davacı açabilmesi için karara muhalif kalıp, bu durumu tutanağa geçirmesi gerektiği, somut olayda davacının oy kullanmadığı gibi karara muhalif kaldığına dair «muhalefet şerhi» bulunmadığı, «olağan genel kurul» toplantısının iptalini talep edebilme koşullarının davacı açısından mevcut olmadığı, toplantıya bakanlık temsilcisinin iştirak ettiği ve raporunu «ibraz» ettiği gibi toplantının iptalini gerektirebilecek herhangi bir husus görülmediği, genel kurul toplantısının icrasının ve genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» herhangi bir aykırılığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… n uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 421'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında bu tür kararların sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» olumlu oylarıyla alınacağı, 4'üncü fıkrasında ise üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı «nisabın» aranacağı, ayrıca nisabın sağlanması bakımından oyda imtiyazın dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir.
2-) Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» veya «butlanının» tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketi» «esas sözleşmesinin» 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin «tasfiye» halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar «nisabına» uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket «yönetim kurulu» tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasında gündemin "önemli miktardaki şirket mal varlığının toptan satılması" olarak belirlendiği için satılan hisselerin şirketin önemli miktarda mal varlığını oluşturup oluşturmadığını belirlemeye gerek olmadığı, şirketin önemli ölçüde mal varlığının toptan satışı fiili bir «tasfiye» niteliğinde olduğundan ayrıca şirketin tasfiye halinde olması gerekmeksizin TTK'nın 538/2. maddesi yollamasıyla TTK'nın 421/3. ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmeliğin 22. maddesinin 12. fıkrasına göre, önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satışı kararlarının şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan «pay sahipleri» tarafından alınması gerektiği, toplantı ve karar alma «nisabının» gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldır …
İlk toplantıda anılan «nisaba» ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için «nisap» aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." şeklinde düzenlenmeye yer verildiği; "Tasfiye" üst başlığı altında yer alan ve Aktifleri Satma Yetkisi başlıklı 538. maddesinin ise "(1) Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, «tasfiye» memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler. (2) Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:normlar hiyerarşisi · imtiyazlı pay · nitelikli çoğunluk · genel kurulun devredilemez yetkileri · esas sözleşme değişikliği · nisap · esas sözleşme · pay sahipliği
Benzer bu kararda… gulanır." hükmünü içerdiği; 421. maddeye yapılan atıf nedeniyle konuya ilişkin 421/3. maddesi incelendiğinde ise, şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, «imtiyazlı pay» oluşturulması, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması hususlarında «esas sözleşme değişikliğinde», sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya «temsilcilerinin» olumlu oylarıyla karar alınacağına yer verildiği görülmüştür.
Her ne kadar Yönetmelik'te faal/«tasfiye» halinde şirket ayrımı yapılmaksızın önemli miktarda şirket aktiflerinin toptan satış kararının «nitelikli çoğunlukla» alınacağına dair «nisap» öngörülmüş ise de bu nisap tasfiye halindeki şirketler için TTK'nın 538/2 maddesinin atfıyla 421/3-4 maddesinde gösterilen nisaptır ve bu «nisabın» faal şirketler için uygulanması «normlar hiyerarşisine» de aykırıdır.
TTK'nın Toplantı ve Karar Nisabı başlıklı 418. maddesine bakıldığında "(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya «esas sözleşmede», aksine daha ağır «nisap» öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığıyla toplanır.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı «anonim şirketi» «esas sözleşmesinin» 30. maddesinde sermayenin en az 1/4'ünü karşılayan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» varlığı halinde genel kurulun toplanacağı ve kararlarının da toplantıda hazır bulunan oyların çoğunun ile verileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin TTK'nın 418. maddesindeki düzenlemeyle aynı olduğu, TTK'nın 538. maddesindeki düzenlemenin «tasfiye» halindeki anonim şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, davalı anonim şirketin tasfiye halinde olmadığı, bu nedenle TTK'nın 538. ve 420. maddeleri olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkındaki yönetmeliğin 22. maddesinin esas sözleşmenin 30. maddesine aykırı olduğu, alınan kararın TTK'nın 438. maddesinde belirtilen toplantı ve karar «nisabına» uygun olarak alındığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
-
Ortaklar Kurulu Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1742 E. 2022/4350 K.
Ortak:karar nisabı
İncelediğiniz kararda… n uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 421'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında bu tür kararların sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» olumlu oylarıyla alınacağı, 4'üncü fıkrasında ise üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı «nisabın» aranacağı, ayrıca nisabın sağlanması bakımından oyda imtiyazın dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir.
Dava konusu genel kurulun %64,68 oranında hissedarın katılımı ile gerçekleştirildiği anlaşıldığından şirket aktifinin toptan satılabilmesi için kanunda aranan ve tasfiyede de uygulanması gerekli «nisabın» sağlanamadığı, bu durumda anılan maddenin «yoklukla malul» olduğu nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davalı Şirketin 03/04/2009 tarihli 51 sayılı «ortaklar kurulu» kararı ile 25.06.2009 tarihli 53 sayılı ortaklar kurulu kararının gerekli «nisabı» taşımadığı anlaşıldığından ayrı ayrı yok hükmünde olduğunun tespitine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · ortaklar kurulu kararı · kâr payı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece bozma ilamına uyulması halinde dava dilekçesinde 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı «ortaklar kurul» toplantısında alınan 2007 yılının «kar payının» sermayeye eklenmesine ilişkin kararın iptalinin talep edildiğinin nazara alınacak olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davalı Şirketin 03/04/2009 tarihli 51 sayılı «ortaklar kurulu» kararı ile 25.06.2009 tarihli 53 sayılı ortaklar kurulu kararının gerekli «nisabı» taşımadığı anlaşıldığından ayrı ayrı yok hükmünde olduğunun tespitine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4553 E. 2019/3604 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, 22.421,56 TL'nın dava tarihi olan 03/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce düzeltilerek onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6357 E. , 2016/702 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2014 tarih ve 2013/85-2014/541 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 27.01.2013 tarihinde ...'nın ... şehrinde yapılan toplantısında müvekkilinin hazır bulunduğunu, ancak oy kullanmayarak toplantıyı terk ettiğini, anılan toplantının şirket merkezinin ....'da bulunmasına rağmen pay sahiplerini bertaraf etmek için ...'da yapıldığını, şirket ortaklarının bilgilendirilmediğini, çağrıda yasanın amir hükümlerine riayet edilmediğini, alınan kararların usulsüz çağrı sebebiyle diğer ortaklardan gizlendiğini, 5 kişinin katıldığı bir toplantı ile şirket malvarlığının sınırsız bir şekilde ... tarafından satılması yönünde yetki verildiğini, kararların yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını, şirketin önemli miktardaki aktifinin ancak genel kurul kararı ile satılabileceğini, bu yetkinin usulsüz bir şekilde ...'e verildiğini ileri sürerek olağan genel kurul kararının TTK'nın 445.
maddesi uyarınca iptalini veya TTK'nın 447. maddesi uyarınca butlanının tespitini, TTK'nın 537. maddesi uyarınca ...'in tasfiye memurluğu görevinden alınmasını, yerine tasfiye memuru tayinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, toplantının usul ve yasaya uygun yapıldığını, oy kullanmamanın veya toplantıyı terk etmenin butlan ve iptal sebebi sayılmadığını, ortaklar genelde yurt dışında bulunduğundan daha fazla kişinin katılımının sağlanması için toplantının ...'da yapıldığını, %65 nisaba sahip ortağın katılımıyla kararların oy birliğiyle alındığını, şirket ortaklarının usulünce bilgilendirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 19. maddesine göre toplantının, idare meclisince tayin ve ilan edilen yerde yapılabileceği, çağrı ve gündemin ilan edildiği, nama yazılı hissedarlara taahhütlü posta ile toplantının bildirildiği, davacının oylamaya katılmadan toplantıyı terk ettiği, genel kurul toplantısında kullanılan oy adedine göre toplantının %64,68 temsille gerçekleştirildiği, bu duruma istinaden toplantının şirket merkezinin bulunduğu yerde yapılmış olması halinde katılımın daha yüksek olabileceğine dair davacı tarafça somut ve inandırıcı delil getirilemediği, anonim şirket genel kuruluna katılan bir ortağın kurulda alınan bir karara karşıiptal davacı açabilmesi için karara muhalif kalıp, bu durumu tutanağa geçirmesi gerektiği, somut olayda davacının oy kullanmadığı gibi karara muhalif kaldığına dair muhalefet şerhi bulunmadığı, olağan genel kurul toplantısının iptalini talep edebilme koşullarının davacı açısından mevcut olmadığı, toplantıya bakanlık temsilcisinin iştirak ettiği ve raporunu ibraz ettiği gibi toplantının iptalini gerektirebilecek herhangi bir husus görülmediği, genel kurul toplantısının icrasının ve genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına herhangi bir aykırılığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali veya butlanının tespiti istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 538/2'inci maddesinde şirketin önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının gerekli olduğu ve bu karar hakkında 421'inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının uygulanacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 421'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında bu tür kararların sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınacağı, 4'üncü fıkrasında ise üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisabın aranacağı, ayrıca nisabın sağlanması bakımından oyda imtiyazın dikkate alınmayacağı düzenlenmiştir.
İptali istenen genel kurul kararının 9. maddesinde beş kısımda mütalaa edilen şirket mallarının gerek pazarlık suretiyle gerek toptan veya perakende satılabilmesi için tasfiye yetkilisi ...'in tek başına yetkili kılınmasına karar verilmiştir. Dava konusu genel kurulun %64,68 oranında hissedarın katılımı ile gerçekleştirildiği anlaşıldığından şirket aktifinin toptan satılabilmesi için kanunda aranan ve tasfiyede de uygulanması gerekli nisabın sağlanamadığı, bu durumda anılan maddenin yoklukla malul olduğu nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/225324200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz