Lehdarın düzenleyene geriye cirosuyla kambiyo sorumluluğunun sona ermesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6296 E. 2021/5337 K. · · İlk derece: 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ayrıksı bir hüküm bulunmadığından, lehdarın çeki düzenleyene (keşideciye) geriye cirosu, lehdar üzerinde alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesine ve kambiyo ilişkisinden doğan borcunun sona ermesine engel değildir (TTK 788/3, 808/1; TBK 135). Düzenleyen ciro sonrası keşide etmeden önceki durumuna döner; çekin düzenleme tarihi değiştirilerek ikinci kez tedavüle sokulması halinde son hamil, ikinci tedavülden önceki ciranta lehdara müracaat edemez ve bu durum senetten anlaşılabildiğinden sonraki hamillere karşı da ileri sürülebilir.
Ele alınan sorunlar
Lehdarın çeki düzenleyene geriye cirosundan sonra düzenleyence tekrar tedavüle sokulan çekte hamilin lehdara müracaat edip edemeyeceği → kabul
İddia: Davacı (ilk hamil/ciranta), çekleri keşideciye iade ettiğini, keşidecinin çekleri kendine cirolamasıyla alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini ve sonraki ciroların geçerliliğini kaybettiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Gerekçe: TTK 788/3 uyarınca lehdarın düzenleyene cirosu mümkün olup TTK 790 uyarınca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir; dava konusu çeklerin karşılığı bulunmayınca lehdar tarafından düzenleyene ciro edilerek iade edildiği ihtilafsızdır. TTK 788/3 ve hamilin müracaat hakkına ilişkin 808/1'de, çekin geriye ciroyla düzenleyene dönmesi ve düzenleme tarihi değiştirilerek tekrar tedavüle sokulması halinde başvuru hakkının kime karşı kullanılacağı düzenlenmemiştir. Bu maddelerin, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesiyle borcun sona ereceğine ilişkin TBK 135'e özel istisna oluşturduğu görüşüne itibar edilemez; aksi halde düzenleyenin dahi lehdara başvurabileceği sonucu doğar ki kanun bunu amaçlamamıştır. Ayrıksı bir hüküm bulunmadığından lehdarın düzenleyene cirosu, lehdar üzerinde alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesine ve kambiyo borcunun sona ermesine engel değildir; düzenleyen, lehdarın cirosundan sonra keşide etmeden önceki durumuna döner ve keşide tarihinin lehdarın cirosundan sonra değiştirildiği iddiasına davalı açıkça karşı çıkmadığından lehdar artık müteselsil sorumluluk zincirinde yer almaz, hamil lehdara müracaat edemez. Bu husus senet metninden anlaşılabildiğinden sonradan hamil olanlara karşı da ileri sürülebilir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararı yerinde olup, istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken kabulüyle aksi yönde hüküm kurulması doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Lehdarın düzenleyene geriye cirosuyla sıfatların birleşerek kambiyo borcunun sona erdiği ve tekrar tedavüle sokulan çekte hamilin ilk cirantaya müracaat edemeyeceği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğinde emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ geriye (avdet) ciro↗ alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi↗ kambiyo senedinde müracaat hakkı↗ müteselsil sorumluluk zinciri↗ çekte düzenleme tarihinin değiştirilmesi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1609 E. 2021/6774 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geriye ciro · çekin ibraz süresi · ibraz süresi · müracaat hakkı · son hamil · çekin ibrazı · meşru hamil · ihtarat
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce, «çek» üzerinde davacının cirosunun yer aldığı, davacı ile dava dışı çek «keşidecisi» arasında imzalanan tutanak itibariyle davaya konu «çekin ibraz süresi» geçtikten sonra keşideciye iade edildiği, ancak keşideci tarafından davaya konu çekin «keşide tarihinin» yeniden değiştirildiği, 21.03.2015 tarihi olarak düzeltildiği, davalı vekilinin çekin davalıya 09.08.2014 tarihinde verildiğini ifade ettiği, dava dışı keşidecinin tanık olarak dinlendiği ve keşide tarihini kendisinin parafladığını beyan ettiği, Yargıtay uygulamasına göre çekin keşide tarihinin keşideci tarafından paraflanması ve değiştirilmesinin mümkün olduğu, davacının cirosunu iptal etmeden çeki iade etmesinin sonuçlarına katlanması gerektiği, davalının iyi niyetli «hamil» olduğu, davacı ile çek keşidecisi arasında düzenlenen tutanağı ve diğer işlemleri bildiğinin ileri sürülüp kanıtlanmadığı, bu gerekçelerle davanın reddine karar ve …
Gerek «ciro» edilebilirliğe ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 788/3. maddesinde ve gerekse de «hamilin» müracaat haklarını kullanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 808/1. maddesinde, çekin, «geriye ciro» suretiyle düzenleyene dönmesi ve özellikle düzenleyen tarafından düzenleme tarihinde değişiklik yapılarak tekrar tedavüle sokulması halinde, «son hamilin» başvuru haklarını kimlere karşı kullanabileceği konusunda herhangi bir açıklık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü, dava konusu emre yazılı bir adet çekin «lehdar» tarafından düzenleyene yapılan cirodan sonra düzenleyen («keşideci») tarafından düzenleme tarihi usulünce değiştirilmek suretiyle tekrar tedavüle sokulması ve hesapta karşılığının bulunmaması halinde, çekin «meşru hamilinin», sonraki tedavülden önceki «ciro» eden lehdara karşı çeke dayalı başvuru hakkını kullanıp kullanamayacağının belirlenmesine bağlıdır.
Esasen, düzenleyene «lehdar» tarafından yapılan cirodan sonra düzenleyenin çekteki konumu, lehdara keşide etmeden önceki durumuna döneceğinden artık lehdarın çekin «müteselsil sorumluluk» zinciri içinde yer alması ve giderek «hamilin» lehdara karşı «müracaat hakkını» kullanabilmesi mümkün değildir (bkz.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16497 E. 2014/18526 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin cirosu · lehdar · rehin · ciro · hamil · ihtiyati haciz · keşideci · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, çekin «rehin cirosu» ile devri yasak olduğundan «hamilin» bir hak iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmiştir.
İstem, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, ihtiyati haciz isteyen banka, «lehdar» tarafından kendisine «ciro» edilen üç adet çeke dayalı olarak, lehdar ve «keşideci» aleyhine talepte bulunmuştur.
Bu nedenle mahkemece çeklerin "olsa olsa «rehin» cirosuyla" devredildiği gerekçesiyle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6363 E. 2022/3454 K.
Ortak:alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi
Benzer bu karardaŞti.’ne «ciro» edilmekle «alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden» «keşideci», kendinden önceki «ciranta» ve «lehdar» konumunda olan kişilere müracaat edemese de keşidecinin yeniden ciro etmek suretiyle çeki tedavüle sürmesi sonucu «hamil» pozisyonuna gelen davalı Er-Sa Kimyevi Maddeler Ltd.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ciro silsilesi · lehdar · ciranta · müteselsil sorumluluk · ciro · hamil · keşideci · tüzel kişilik
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, yerleşik Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği gibi, çekin tekrar «keşideciye» «ciro» edilmesi ve keşidecinin, çeki, yeniden tedavüle çıkarak tekrar ciro etmesi durumunda, keşidecinin çeki yeniden tedavüle çıkarmakla «lehdar» adına keşide etmeden önceki duruma döndüğünden, lehdarın sorumluluk zinciri içinde yer almayacağı ve ikinci tedavülden önceki tüm lehdar ve «cirantanın» sorumluluğunun ortadan kalkacağı, ilk tedavülde keşidecinin lehdarın ve daha sonra «ciro silsilesinde» yer alan ... isimli kişinin her biri farklı kişi ve şirketler olup, keşideci ve lehdar olan şirketlerin «temsilcisinin» ... olmasının belirtilen hukuki durumu değiştirmeyeceği, davalının da takip yaparken davacıları ve keşideciyi ayrı ayrı şirketler olarak borçlu olarak gösterdiği ve «hamil» ile keşideci şirketler arasında yapılmış «protokolünde» «ibraz» edildiği, Zira keşideci Karışım Kozmetik Ltd.
Şti.’ne «ciro» edilmekle «alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden» «keşideci», kendinden önceki «ciranta» ve «lehdar» konumunda olan kişilere müracaat edemese de keşidecinin yeniden ciro etmek suretiyle çeki tedavüle sürmesi sonucu «hamil» pozisyonuna gelen davalı Er-Sa Kimyevi Maddeler Ltd.
Şti. ile «lehdar» Biocura Kozmetik Ltd.Şti’nin farklı «tüzel kişiliği» bulunan ve her biri birbirinden bağımsız olarak hak ve borçlara sahip olabilmek «ehliyetine» haiz farklı şirketler olduğu, davalı, çeki ikinci kez tedavüle sokan «keşideci» şirketten almakla birinci tedavülde ciroları olan lehdar ve «cirantaların» artık «çek» bedelinden sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şti. ile «ciro» edildiğini, «keşideci» tarafından çekin kendisine geldikten sonra ikinci kez tedavüle sokulduğu, çeki ikinci kez tedavüle sokan keşideci şirketten almakla birinci tedavülde ciroları olan «lehdar» ve «cirantaların» artık «çek» bedelinden sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6616 E. 2014/9325 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik cirosu · lehdar · rehin · ciro · hamil · ihtiyati haciz · keşideci · temlik
Benzer bu karardaMahkemece, çekin «rehin» cirosuyla devrinin mümkün olmadığı, çekin rehin cirosuyla devri yasak olduğundan «hamilin» bir hak iddiasında bulunamayacağı, bankaların müşterilerin kullandırdıkları krediler nedeniyle edindikleri çeklerdeki «cironun» tahsil ya da «temlik cirosu» olamayacağı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
İstem, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, ihtiyati haciz isteyen banka, «lehdar» tarafından kendisine «ciro» edilen iki adet çeke dayalı olarak, lehdar ve «keşideci» aleyhine talepte bulunmuştur.
Bu nedenle mahkemece çeklerin "olsa olsa «rehin» cirosuyla" devredildiği gerekçesiyle «ihtiyati haciz» talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10071 E. 2010/10014 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senedine dayalı takip · ödememe protestosu · ilamsız takip · protesto · temel ilişki · imzaya itiraz · yetkili hamil · lehdar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin oturumlara katılmayarak delil bildirmediği, «ödememe protestosu» çekilmeden «cirantaya» yönelik takip yapılamayacağı iddiasının takip hukukuna ilişkin olduğu, davalının borçlular hakkında «ilamsız takip» yaptığı, bonolardaki «imzaya itiraz» edilmediği, davacıların «bono» bedelini ödediklerini veya temel ilişkiye göre ödemek zorunda olmadıklarını maddi hukuk açısında kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ..., süresinde «ödememe protestosu» çekilmediğini, «hamil» ile aralarında «temel ilişki» bulunmadığını savunarak «bonolar» nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, aralarında «temel ilişki» bulunmayan ve kendi «cirantası» olmayan davacı... hakkında TTK.nun 626 ve devamı maddelerinde öngörülen «protesto» koşulunu yerine getirmediğinden TTK.nun 642. maddesinin 2.bendi gereğince «kambiyo senedine dayalı takip» hakkı düşmüştür.
Davalı, «yetkili hamili» bulunduğu bonolara dayanarak davacı, «keşideci» ... ve «ciranta» ...’a yönelik takip başlatmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2405 E. 2024/4963 K.
Ortak:alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi
Benzer bu karardaŞti.’ne «ciro» edilmekle «alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden», «keşideci», kendinden önceki «ciranta» ve «lehdar» konumunda olan kişilere müracaat edemese de keşidecinin yeniden ciro etmek suretiyle çeki tedavüle sürmesi sonucu «hamil» pozisyonuna gelen davalı ....
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:geriye ciro · müracaat borçlusu · lehdar · borçlu olunmadığının tespiti · ciranta · müktesep hak · müteselsil sorumluluk · ciro
Benzer bu karardaŞti.’ye cirolayarak verdiğini, çeki iade ederken ikinci kez tedavül halinde sorumluluk ortadan kalkacağından ciroları çizme gereği duymadığını, «keşideci» tarafından ikinci kez tedavüle çıkarılarak davalı tarafa verilen çekte yeniden tedavüle girdikten sonra önceki «cirantaların» sorumluluğu ortadan kalktığından «müracaat borçlusu» sıfatıyla haklarında takip yapılamayacağını belirterek takibe konu çekten dolayı «borçlu olunmadığının tespitini» talep etmiştir.
Şti.’ne «ciro» edilmekle «alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden», «keşideci», kendinden önceki «ciranta» ve «lehdar» konumunda olan kişilere müracaat edemese de keşidecinin yeniden ciro etmek suretiyle çeki tedavüle sürmesi sonucu «hamil» pozisyonuna gelen davalı ....
Şti.'ye karşı, çekte imzası bulunan «keşideci»-«lehdar» ve «cirantaların» müşterek «müteselsil sorumlu» oldukları gözetilerek davanın reddi yoluna gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir. gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2018 tarih, 2017/773 E. ve 2018/345 K. sayılı sayılı kararıyla; davalının, çeki ikinci kez tedavüle sokan «keşideci» şirketten aldığı, birinci tedavülde ciroları olan «lehdar» ve «cirantaların» artık «çek» bedelinden sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6296 E. , 2021/5337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2017 tarih ve 2015/838 E. - 2017/1155 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2018/706 E. - 2020/556 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2015/18985 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin takibe konu çekler nedeniyle borcunun olmadığını, zira söz konusu çeklerin müvekkiline keşideci dava dışı Sancaklar Odun Kömür Ltd. Şti. tarafından borcuna mahsuben verildiğini, ancak keşideci şirket çekleri ödemekte zorluğa düşünce müvekkilinden yenileme talebinde bulunduğunu ve günü gelmeyen çekler kendisine iade edilerek yeni çekler alındığını, ancak çekler iade edilirken arkalarındaki ciroların iptal edilmesinin unutulduğunu, daha sonra keşideci şirketin yeni çekleri de ödeyememesi üzerine keşideci hakkında icra takibi başlatıldığını, keşidecinin ise ciro iptali unutulan çekleri müvekkilinden sonra cirolayarak piyasaya sürdüğünü, çekler incelendiğinde müvekkilinden sonraki cironun TEB'e ait tahsil cirosu olduğunun ve sonra ise keşidecinin cirosu bulunduğunun görüldüğünü, keşidecinin çeki kendine cirolaması yani alacaklı-borçlu sıfatının birleşmesi nedeniyle ciro silsilesinin bozulduğunu, dolayısıyla müvekkilinden sonraki tüm ciroların geçerliliğini kaybettiğini, kaldı ki müvekkilinin çeki tahsil için bankaya ibraz ettiğini, bankanın tahsil cirosu attığını, bu aşamadan sonra çekin sağlıklı bir şekilde tedavülü için müvekkilinin geriye dönüş cirosu atması gerektiğini, ayrıca keşidecinin çekleri keşide tarihlerinde oynama yaparak müvekkilinin iradesine aykırı bir şekilde tedavüle çıkardığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine köyüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili;bir çekin kaç defa ciro edilebileceği hususunda yasal bir sınırlama bulunmadığını, çekin keşideci dahil olmak üzere bu çek nedeniyle daha önce kambiyo ilişkisine girmiş herhangi bir kişiye ciro edilebileceğini ve bu kişilerin de çeki tekrar ciro etmek suretiyle tedavüle koymalarının mümkün olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu ve davacı ile dava dışı keşideci arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; hamil davalı, çeki keşideci dava dışı şirket ile ilk hamil ve ciranta konumunda olan davacı aleyhine takibe koymuş ise de, keşideci çeki yeniden tedavüle sokmakla lehtar/ciranta adına keşide etmeden önceki durumuna döneceğinden çek ilk kez tedavüle çıktığı sırada ciranta olarak çek arkasında unvan ve imzaları yer alan kişiler yönünden değil, keşideci ile hamil arasında bir sorumluluk olduğundan, alacaklı ciranta tarafından çek lehdarı/önceki cirantalar çek geriye ciro yolu ile yeniden keşidecinin eline geçtiğinde ilk hamil ve ciranta konumunda bulunan davacının sorumluluğunun ortadan kalkacağı, çeklerin ikinci kez tedavülü halinde, sorumluluk ilk kez tedavüle çıktığında çekte imzası bulunan davacı değil, çeki ikinci kez tedavüle çıkaran keşideci dava dışı şirkete ait olacağı, önceki ciranta davacının sorumluluk zincirinde yer alması mümkün olamayacağı, davacının çekleri keşideciye iade ettikten sonra cirosunu çizilmediği ve çeklerin keşide tarihinde tahrifat yapıldığına yönelik iddiaları işin esasına etkisi olmayacağından bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadığı, davalı hamilin sadece çekleri kendisine ciro eden cirantalara ve keşideci dava dışı şirkete yönelebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Anadolu 25.
İcra Dairesinin 2015/18985 Esas sayılı icra dosyasından takibe konu çekler yönünden borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK’nun 788/3. maddesinde “Ciro, düzenleyen veya çekten dolayı borçlu olanlardan herhangi biri lehine de yapılabilir. Bu kişiler çeki yeniden ciro edebilirler.” şeklinde düzenlenme olduğu, bu hükümle alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde borcun düşeceğine ilişkin kurala istisna getirilmiş olduğu, anılan düzenlemeye göre çekin keşideciye geriye ciro edilmesi ve keşideci tarafından 3.kişilere ciro edilmesi mümkün olduğu ve ciro silsilesi içinde yer alan kişilerin hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla mesul olup, hamilin bunlardan birine veya hepsine müracaat edebileceği, yine TTK 793.maddesinde “Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur.Tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir.” hükmünün yer aldığı, somut olayda, çeklerde davacı cirosundan sonra dava dışı bankanın tahsil cirosu olduğu görülmüş ise de, davacı tarafça tahsil için bankaya ibraz edildiğine dair bir kayıt olmadığından ve bizzat davacı beyanıyla çeklerin keşide tarihleri gelmeden davalıya iade edildiği bildirildiğinden, olayda TTK 793.maddesi hükmünün uygulama yerinin bulunmadığı, davacı tarafça çeklerdeki keşide tarihlerindeki düzeltmelerin bizzat dava dışı keşideci tarafından yapıldığı ileri sürülmüş olmakla, düzeltme imzalarının incelenmesinin gerekli görülmediği, ilk derece mahkemesince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve kararın infaz edildiği bu
durumda İİK 72/4 maddesi uyarınca davacı aleyhine tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, İİK 72/4 maddesi uyarınca takip tutarının Türk Lirası karşılığı olan 215.748,24 TL'nin %20'si oranındaki tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü, dava konusu emre yazılı iki adet tacir çekinin lehdar tarafından düzenleyene yapılan cirodan sonra düzenleyen (keşideci) tarafından düzenleme tarihi usulünce değiştirilmek suretiyle tekrar tedavüle sokulması ve hesapta karşılığının bulunmaması halinde, çekin meşru hamilinin, ikinci tedavülden önceki ciro eden lehdara karşı çeke dayalı başvuru hakkını kullanıp kullanamayacağının belirlenmesine bağlıdır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6102 sayılı Kanun’un 788/3. maddesi hükmü uyarınca, lehdarın düzenleyene cirosu mümkün olup yine aynı kanunun 790. maddesi uyarınca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmünde olmakla, dava konusu çeklerin karşılığının bulunmadığının anlaşılması üzerine lehdar tarafından düzenleyene ciro edilerek iade edildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi temyize konu kararda da bunun aksine bir değerlendirmeye yer verilmiş değildir.
Gerek ciro edilebilirliğe ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 788/3. maddesinde ve gerekse de hamilin müracaat haklarını kullanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 808/1. maddesinde, çekin, geriye ciro suretiyle düzenleyene dönmesi ve özellikle düzenleyen tarafından düzenleme tarihinde değişiklik yapılarak tekrar tedavüle sokulması halinde, son hamilin başvuru haklarını kimlere karşı kullanabileceği konusunda herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Bu bağlamda, 6102 sayılı Kanun’un 788/3. ve 808. maddelerinin, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde borcun sükut edeceğine ilişkin TBK’nın 135. maddesinin kıymetli evrak bakımından özel istisnai hükümler olarak düzenlendiği yolundaki görüşe itibar edilemez.
Çünkü bu görüşün kabulü halinde, yasa maddesinde herhangi bir ayrım gözetilmediği için, lehdarın cirosu ile çekin hamili olan düzenleyenin dahi lehdar hakkında çeke dayalı başvuru hakkı olduğunun kabulü gerekir ki kanun maddesinin bu yönde bir sonucu amaçlamadığı açıktır. Şu halde, lehdarın düzenleyene cirosu, ayrıksı bir hüküm bulunmadığından, lehdar üzerinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesine ve buna bağlı olarak lehdarın düzenleyene ciro etmekle kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borcunun sona ermesine engel teşkil etmez. Esasen, düzenleyene lehdar tarafından yapılan cirodan sonra düzenleyenin çekteki konumu lehdara keşide etmeden önceki durumuna döneceği ve keşide tarihinin lehdarın cirosundan sonra çekin ikinci kez tedavüle çıkarılırken yapıldığına ilişkin davacı iddiasına davalı yanca açıkça karşı çıkılmadığından, artık lehdarın çekin müteselsil sorumluluk zinciri içinde yer alması ve giderek hamilin lehdara karşı müracaat hakkını kullanabilmesi mümkün değildir (bkz.
Yargıtay 12. HD., 06.06.2013 tarih ve 2013/12196-21206 sayılı kararı). Bu husus senet metninden anlaşılabilir olmakla çeke sonradan hamil olanlara karşı da ileri sürülebilir niteliktedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu, davalının vaki istinaf başvurusunun ise esastan reddi gerektiği halde, başvurunun kabulü ile davanın kabulüne dair yeniden esastan karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/694389400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz