6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Lehdarın düzenleyene geriye cirosuyla kambiyo sorumluluğunun sona ermesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6296 E. 2021/5337 K. · · İlk derece: 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Ayrıksı bir hüküm bulunmadığından, lehdarın çeki düzenleyene (keşideciye) geriye cirosu, lehdar üzerinde alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesine ve kambiyo ilişkisinden doğan borcunun sona ermesine engel değildir (TTK 788/3, 808/1; TBK 135). Düzenleyen ciro sonrası keşide etmeden önceki durumuna döner; çekin düzenleme tarihi değiştirilerek ikinci kez tedavüle sokulması halinde son hamil, ikinci tedavülden önceki ciranta lehdara müracaat edemez ve bu durum senetten anlaşılabildiğinden sonraki hamillere karşı da ileri sürülebilir.

Ele alınan sorunlar

Lehdarın çeki düzenleyene geriye cirosundan sonra düzenleyence tekrar tedavüle sokulan çekte hamilin lehdara müracaat edip edemeyeceği → kabul

İddia: Davacı (ilk hamil/ciranta), çekleri keşideciye iade ettiğini, keşidecinin çekleri kendine cirolamasıyla alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini ve sonraki ciroların geçerliliğini kaybettiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Gerekçe: TTK 788/3 uyarınca lehdarın düzenleyene cirosu mümkün olup TTK 790 uyarınca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir; dava konusu çeklerin karşılığı bulunmayınca lehdar tarafından düzenleyene ciro edilerek iade edildiği ihtilafsızdır. TTK 788/3 ve hamilin müracaat hakkına ilişkin 808/1'de, çekin geriye ciroyla düzenleyene dönmesi ve düzenleme tarihi değiştirilerek tekrar tedavüle sokulması halinde başvuru hakkının kime karşı kullanılacağı düzenlenmemiştir. Bu maddelerin, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesiyle borcun sona ereceğine ilişkin TBK 135'e özel istisna oluşturduğu görüşüne itibar edilemez; aksi halde düzenleyenin dahi lehdara başvurabileceği sonucu doğar ki kanun bunu amaçlamamıştır. Ayrıksı bir hüküm bulunmadığından lehdarın düzenleyene cirosu, lehdar üzerinde alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesine ve kambiyo borcunun sona ermesine engel değildir; düzenleyen, lehdarın cirosundan sonra keşide etmeden önceki durumuna döner ve keşide tarihinin lehdarın cirosundan sonra değiştirildiği iddiasına davalı açıkça karşı çıkmadığından lehdar artık müteselsil sorumluluk zincirinde yer almaz, hamil lehdara müracaat edemez. Bu husus senet metninden anlaşılabildiğinden sonradan hamil olanlara karşı da ileri sürülebilir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararı yerinde olup, istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken kabulüyle aksi yönde hüküm kurulması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Lehdarın düzenleyene geriye cirosuyla sıfatların birleşerek kambiyo borcunun sona erdiği ve tekrar tedavüle sokulan çekte hamilin ilk cirantaya müracaat edemeyeceği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğinde emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit geriye (avdet) ciro alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi kambiyo senedinde müracaat hakkı müteselsil sorumluluk zinciri çekte düzenleme tarihinin değiştirilmesi

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 788/3TTK 790TTK 793TTK 808/1 · TBK — TBK 135 · İİK — İİK 72/4İİK 72/5

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1609 E. 2021/6774 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rehin cirosu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16497 E. 2014/18526 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6363 E. 2022/3454 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6616 E. 2014/9325 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Müvekkillerinin

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10071 E. 2010/10014 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2405 E. 2024/4963 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/6296 E.  ,  2021/5337 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2017 tarih ve 2015/838 E. - 2017/1155 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2018/706 E. - 2020/556 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalının müvekkili hakkında İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2015/18985 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin takibe konu çekler nedeniyle borcunun olmadığını, zira söz konusu çeklerin müvekkiline keşideci dava dışı Sancaklar Odun Kömür Ltd. Şti. tarafından borcuna mahsuben verildiğini, ancak keşideci şirket çekleri ödemekte zorluğa düşünce müvekkilinden yenileme talebinde bulunduğunu ve günü gelmeyen çekler kendisine iade edilerek yeni çekler alındığını, ancak çekler iade edilirken arkalarındaki ciroların iptal edilmesinin unutulduğunu, daha sonra keşideci şirketin yeni çekleri de ödeyememesi üzerine keşideci hakkında icra takibi başlatıldığını, keşidecinin ise ciro iptali unutulan çekleri müvekkilinden sonra cirolayarak piyasaya sürdüğünü, çekler incelendiğinde müvekkilinden sonraki cironun TEB'e ait tahsil cirosu olduğunun ve sonra ise keşidecinin cirosu bulunduğunun görüldüğünü, keşidecinin çeki kendine cirolaması yani alacaklı-borçlu sıfatının birleşmesi nedeniyle ciro silsilesinin bozulduğunu, dolayısıyla müvekkilinden sonraki tüm ciroların geçerliliğini kaybettiğini, kaldı ki müvekkilinin çeki tahsil için bankaya ibraz ettiğini, bankanın tahsil cirosu attığını, bu aşamadan sonra çekin sağlıklı bir şekilde tedavülü için müvekkilinin geriye dönüş cirosu atması gerektiğini, ayrıca keşidecinin çekleri keşide tarihlerinde oynama yaparak müvekkilinin iradesine aykırı bir şekilde tedavüle çıkardığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine köyüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili;bir çekin kaç defa ciro edilebileceği hususunda yasal bir sınırlama bulunmadığını, çekin keşideci dahil olmak üzere bu çek nedeniyle daha önce kambiyo ilişkisine girmiş herhangi bir kişiye ciro edilebileceğini ve bu kişilerin de çeki tekrar ciro etmek suretiyle tedavüle koymalarının mümkün olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu ve davacı ile dava dışı keşideci arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; hamil davalı, çeki keşideci dava dışı şirket ile ilk hamil ve ciranta konumunda olan davacı aleyhine takibe koymuş ise de, keşideci çeki yeniden tedavüle sokmakla lehtar/ciranta adına keşide etmeden önceki durumuna döneceğinden çek ilk kez tedavüle çıktığı sırada ciranta olarak çek arkasında unvan ve imzaları yer alan kişiler yönünden değil, keşideci ile hamil arasında bir sorumluluk olduğundan, alacaklı ciranta tarafından çek lehdarı/önceki cirantalar çek geriye ciro yolu ile yeniden keşidecinin eline geçtiğinde ilk hamil ve ciranta konumunda bulunan davacının sorumluluğunun ortadan kalkacağı, çeklerin ikinci kez tedavülü halinde, sorumluluk ilk kez tedavüle çıktığında çekte imzası bulunan davacı değil, çeki ikinci kez tedavüle çıkaran keşideci dava dışı şirkete ait olacağı, önceki ciranta davacının sorumluluk zincirinde yer alması mümkün olamayacağı, davacının çekleri keşideciye iade ettikten sonra cirosunu çizilmediği ve çeklerin keşide tarihinde tahrifat yapıldığına yönelik iddiaları işin esasına etkisi olmayacağından bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadığı, davalı hamilin sadece çekleri kendisine ciro eden cirantalara ve keşideci dava dışı şirkete yönelebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Anadolu 25.

İcra Dairesinin 2015/18985 Esas sayılı icra dosyasından takibe konu çekler yönünden borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK’nun 788/3. maddesinde “Ciro, düzenleyen veya çekten dolayı borçlu olanlardan herhangi biri lehine de yapılabilir. Bu kişiler çeki yeniden ciro edebilirler.” şeklinde düzenlenme olduğu, bu hükümle alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde borcun düşeceğine ilişkin kurala istisna getirilmiş olduğu, anılan düzenlemeye göre çekin keşideciye geriye ciro edilmesi ve keşideci tarafından 3.kişilere ciro edilmesi mümkün olduğu ve ciro silsilesi içinde yer alan kişilerin hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla mesul olup, hamilin bunlardan birine veya hepsine müracaat edebileceği, yine TTK 793.maddesinde “Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur.Tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir.” hükmünün yer aldığı, somut olayda, çeklerde davacı cirosundan sonra dava dışı bankanın tahsil cirosu olduğu görülmüş ise de, davacı tarafça tahsil için bankaya ibraz edildiğine dair bir kayıt olmadığından ve bizzat davacı beyanıyla çeklerin keşide tarihleri gelmeden davalıya iade edildiği bildirildiğinden, olayda TTK 793.maddesi hükmünün uygulama yerinin bulunmadığı, davacı tarafça çeklerdeki keşide tarihlerindeki düzeltmelerin bizzat dava dışı keşideci tarafından yapıldığı ileri sürülmüş olmakla, düzeltme imzalarının incelenmesinin gerekli görülmediği, ilk derece mahkemesince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve kararın infaz edildiği bu

durumda İİK 72/4 maddesi uyarınca davacı aleyhine tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, İİK 72/4 maddesi uyarınca takip tutarının Türk Lirası karşılığı olan 215.748,24 TL'nin %20'si oranındaki tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Uyuşmazlığın çözümü, dava konusu emre yazılı iki adet tacir çekinin lehdar tarafından düzenleyene yapılan cirodan sonra düzenleyen (keşideci) tarafından düzenleme tarihi usulünce değiştirilmek suretiyle tekrar tedavüle sokulması ve hesapta karşılığının bulunmaması halinde, çekin meşru hamilinin, ikinci tedavülden önceki ciro eden lehdara karşı çeke dayalı başvuru hakkını kullanıp kullanamayacağının belirlenmesine bağlıdır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6102 sayılı Kanun’un 788/3. maddesi hükmü uyarınca, lehdarın düzenleyene cirosu mümkün olup yine aynı kanunun 790. maddesi uyarınca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmünde olmakla, dava konusu çeklerin karşılığının bulunmadığının anlaşılması üzerine lehdar tarafından düzenleyene ciro edilerek iade edildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi temyize konu kararda da bunun aksine bir değerlendirmeye yer verilmiş değildir.

Gerek ciro edilebilirliğe ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 788/3. maddesinde ve gerekse de hamilin müracaat haklarını kullanmasına ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 808/1. maddesinde, çekin, geriye ciro suretiyle düzenleyene dönmesi ve özellikle düzenleyen tarafından düzenleme tarihinde değişiklik yapılarak tekrar tedavüle sokulması halinde, son hamilin başvuru haklarını kimlere karşı kullanabileceği konusunda herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Bu bağlamda, 6102 sayılı Kanun’un 788/3. ve 808. maddelerinin, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde borcun sükut edeceğine ilişkin TBK’nın 135. maddesinin kıymetli evrak bakımından özel istisnai hükümler olarak düzenlendiği yolundaki görüşe itibar edilemez.

Çünkü bu görüşün kabulü halinde, yasa maddesinde herhangi bir ayrım gözetilmediği için, lehdarın cirosu ile çekin hamili olan düzenleyenin dahi lehdar hakkında çeke dayalı başvuru hakkı olduğunun kabulü gerekir ki kanun maddesinin bu yönde bir sonucu amaçlamadığı açıktır. Şu halde, lehdarın düzenleyene cirosu, ayrıksı bir hüküm bulunmadığından, lehdar üzerinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesine ve buna bağlı olarak lehdarın düzenleyene ciro etmekle kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borcunun sona ermesine engel teşkil etmez. Esasen, düzenleyene lehdar tarafından yapılan cirodan sonra düzenleyenin çekteki konumu lehdara keşide etmeden önceki durumuna döneceği ve keşide tarihinin lehdarın cirosundan sonra çekin ikinci kez tedavüle çıkarılırken yapıldığına ilişkin davacı iddiasına davalı yanca açıkça karşı çıkılmadığından, artık lehdarın çekin müteselsil sorumluluk zinciri içinde yer alması ve giderek hamilin lehdara karşı müracaat hakkını kullanabilmesi mümkün değildir (bkz.

Yargıtay 12. HD., 06.06.2013 tarih ve 2013/12196-21206 sayılı kararı). Bu husus senet metninden anlaşılabilir olmakla çeke sonradan hamil olanlara karşı da ileri sürülebilir niteliktedir.

Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu, davalının vaki istinaf başvurusunun ise esastan reddi gerektiği halde, başvurunun kabulü ile davanın kabulüne dair yeniden esastan karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/694389400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/706 E. 2020/556 K.

Geriye ciro edilen çekte önceki cirantanın sorumluluğunun kalkması

Gerekçe özeti

TTK 788/3 uyarınca bir çek, keşideci veya çekten dolayı borçlu olanlardan biri lehine ciro edilebilir ve bu kişiler çeki yeniden ciro edebilir; bu düzenleme alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesiyle borcun düşeceği kuralına istisna getirir. Bu nedenle çekin keşideciye geriye ciro edilip keşideci tarafından yeniden tedavüle çıkarılması halinde, ilk tedavül sırasında ciranta olan kişinin hamile karşı sorumluluğu ortadan kalkmaz; ciro silsilesindeki kişiler hamile karşı müteselsilen sorumludur. İbraz/protesto süresinden sonraki ciroya alacağın temliki hükmü veren TTK 793 maddesi, çekin keşide tarihinden önce iade edildiği durumlarda uygulanmaz. Menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararının infaz edilmiş olması, davanın reddi halinde İİK 72/4 uyarınca tazminat şartlarının oluşmasına yol açar.

Emsal değeri

TTK 788/3 uyarınca çekin keşideciye geriye ciro edilip keşideci tarafından yeniden tedavüle çıkarılması halinde, ilk tedavülde ciranta olan kişinin hamile karşı sorumluluğunun devam ettiği yönündeki norm yorumu, benzer geriye ciro/yeniden tedavül ihtilaflarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit kambiyo senedi çek geriye ciro ciro silsilesi alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi müteselsil sorumluluk tahsil cirosu ihtiyati tedbir İİK 72/4 tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/706

KARAR NO 2020/556

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/12/2017

NUMARASI 2015/838 Esas-2017/1155 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/06/2020

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin takibe konu çekler nedeniyle borcunun olmadığını, zira söz konusu çeklerin müvekkilinin çeklerin keşidecisi olan dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından borcuna mahsuben verildiğini, ancak keşideci şirket çekleri ödemekte zorluğa düşünce müvekkilinden yenileme talebinde bulunduğunu ve günü gelmeyen çekler kendisine iade edilerek yeni çekler alındığını, ancak çekler iade edilirken arkalarındaki ciroların iptal edilmesinin unutulduğunu, daha sonra keşideci şirketin yeni çekleri de ödeyememesi üzerine keşideci hakkında icra takibi başlatıldığını, keşidecinin ise ciro iptali unutulan çekleri müvekkilinden sonra cirolayarak piyasaya sürdüğünü, çekler incelendiğinde müvekkilinden sonraki cironun ...’na ait tahsil cirosu olduğunun ve sonra ise keşidecinin cirosu bulunduğunun görüldüğünü, keşidecinin çeki kendine cirolaması yani alacaklı-borçlu sıfatının birleşmesi nedeniyle ciro silsilesinin bozulduğunu, dolayısıyla müvekkilinden sonraki tüm ciroların geçerliliğini kaybettiğini, kaldı ki müvekkilinin çeki tahsil için bankaya ibraz ettiğini, bankanın tahsil cirosu attığını, bu aşamadan sonra çekin sağlıklı bir şekilde tedavülü için müvekkilinin geriye dönüş cirosu atması gerektiğini, ayrıca keşidecinin çekleri keşide tarihlerinde oynama yaparak müvekkilinin iradesine aykırı bir şekilde tedavüle soktuğunu, müvekkilinin keşideci şirkete borcunun olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine köyüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, bir çekin kaç defa ciro edilebileceği hususunda yasal bir sınırlama bulunmadığını, çekin keşideci dahil olmak üzere bu çek nedeniyle daha önce kambiyo ilişkisine girmiş herhangi bir kişiye ciro edilebileceğini ve bu kişilerin de çeki tekrar ciro etmek suretiyle tedavüle koymalarının mümkün olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu ve davacı ile dava dışı keşideci arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hamil davalı, çeki keşideci dava dışı şirket ile ilk hamil ve ciranta konumunda olan davacı aleyhine takibe koymuş ise de, keşideci çeki yeniden tedavüle sokmakla lehtar/ciranta adına keşide etmeden önceki durumuna döneceğinden çek ilk kez tedavüle çıktığı sırada ciranta olarak çek arkasında unvan ve imzaları yer alan kişiler yönünden değil, keşideci ile hamil arasında bir sorumluluk olduğundan, alacaklı ciranta tarafından çek lehdarı/önceki cirantalar çek geriye ciro yolu ile yeniden keşidecinin eline geçtiğinde ilk hamil ve ciranta konumunda bulunan davacının sorumluluğu ortadan kalkacağı, çeklerin ikinci kez tedavülü halinde, sorumluluk ilk kez tedavüle çıktığında çekte imzası bulunan davacı değil, çeki ikinci kez tedavüle çıkaran keşideci dava dışı şirkete ait olacağı, önceki ciranta davacının sorumluluk zincirinde yer alması mümkün olamayacağı, davacının çekleri keşideciye iade ettikten sonra cirosunu çizilmediği ve çeklerin keşide tarihinde tahrifat yapıldığına yönelik iddiaları işin esasına etkisi olmayacağından bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadığı, davalı hamilin sadece çekleri kendisine ciro eden cirantalara ve keşideci dava dışı şirkete yönelebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Mahkemenin davacının çekleri iade ederken cirosunun çizmemesinin işin esasına etkili olmayacağına dair kabul ve değerlendirmesinin yasaya ve somut olaya uygun düşmediğini, aksine çekteki ciro iptal edilmeden teslim edilmesinin cirantanın çeki tesllim ettiği kişiye borçlu olduğunu göstereceğini, TTK 788 madde hükmü gereğince çekin keşideci dahil olmak üzere bu çek nedeniyle daha önce kambiyo ilişkisine girmiş herhangi bir kişiye ciro edilebileceğini ve bu kişilerin de çeki tekrar ciro etmek suretiyle tedavüle koymalarının mümkün olduğunu, 2-Müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu ve davacı ile dava dışı keşideci arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, takibe konu çeklerin keşidecisinin borcun yenilenmesi talebi üzerine keşide günü gelmeyen bu çekleri arkalarındaki ciroları iptal etmeyi unutarak keşideciye iade ettiğini ve karşılığında yeni tarihli çekler aldığını, ancak keşidecinin iade aldığı çeklerin keşide tarihlerini değiştirerek piyasaya sürdüğünü, keşidecinin çeki kendine cirolaması yani alacaklı-borçlu sıfatının birleşmesi nedeniyle ciro silsilesinin bozulduğunu, dolayısıyla kendisinden sonraki tüm ciroların geçerliliğini kaybettiğini ileri sürmüş; davalı ise çeklerin ciro silsilesinde bozukluk olmadığını, davacının kişisel defilerinin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini, davacının tacir olarak basiretli davranması gerektiğini savunmuş;

ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu çekler incelendiğinde, keşidecisi dava dışı ... Ltd. Şti., lehdarı davacı olan, arka sayfasında sırasıyla davacının, ...’in(tahsil cirosu), keşidecinin, dava dışı ... A.Ş.’nin ve davalının ciroları olan, keşide tarihinde keşideciye atfen parafla düzeltme yapılmış çekler olduğu, davalı tarafından süresinde ibraz edildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nun 788/3 maddesi “Ciro, düzenleyen veya çekten dolayı borçlu olanlardan herhangi biri lehine de yapılabilir. Bu kişiler çeki yeniden ciro edebilirler.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümle alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde borcun düşeceğine ilişkin kurala istisna getirilmiş olmaktadır.

Buna göre çekin keşideciye geriye ciro edilmesi ve keşideci tarafından 3.kişilere ciro edilmesi mümkündür. Bu durumda ciro silsilesi içinde yer alan kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla mesul olup, hamil bunlardan birine veya hepsine müracaat edebilir (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 18.02.2016 tarihli 2015/12521 E., 2016/2505 K. sayılı emsal kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 27.12.2016 tarihli 2016/6901 E., 2016/9809 K. sayılı emsal kararı). Öte yandan TTK 793.maddesi “(1)Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur. (2) Tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir.” hükmünü haizdir.

Somut olayda ise, çeklerde davacı cirosundan sonra dava dışı bankanın tahsil cirosu olduğu görülmüş ise de, davacı tarafça tahsil için bankaya ibraz edildiğine dair bir kayıt olmadığından ve bizzat davacı beyanıyla çeklerin keşide tarihleri gelmeden davalıya iade edildiği bildirildiğinden, olayda TTK 793.maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça çeklerdeki keşide tarihlerindeki düzeltmelerin bizzat dava dışı keşideci tarafından yapıldığı ileri sürülmüş olup, düzeltme imzalarının incelenmesi gerekli görülmemiştir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesinin 09/10/2015 tarihli ara kararı ile, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve kararın infaz edildiği görülmüş olup, bu durumda İİK 72/4 maddesi uyarınca davacı aleyhine tazminat şartlarının oluştuğunun kabulü gerekir.

O halde ilk derece mahkemesince davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2017 tarihli 2015/838 Esas-2017/1155 Karar sayılı kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE, İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararı infaz edildiğinden İİK 72/4 m. uyarınca takip tutarının TL karşılığı olan 215.748,24-TL'nin %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gerekli 54,40 TL harcın, davacı tarafından peşin yatırılan 3.684,45-TL harçtan mahsubu ile 3.630,05-TL fazla harcın davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 43-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir edilen 23.552,38-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 3.685,90-TL peşin istinaf karar harcının kendisine iadesine, İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 32,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/06/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.