Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2704 E. 2019/8345 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirici adalet ilkesi↗ vesayet↗ tahrifat↗ mevduat hesabı↗ cy/cy şerhi↗ sebepsiz zenginleşme↗ sulh hukuk mahkemesi↗ yargılama gideri↗ sulh↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacıların ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1975/932-434 esas/karar sayılı ilamı ile o tarihte yaşları küçük olması sebebiyle vesayet altına alındıkları, davacılar adına vasi olan babaanne Hayriye Köse tarafından Yapı Kredi Bankası ... Şubesi'nde 17/02/1978 tarihinde 64.000.-TL meblağlı hesap açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde şerh düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir tahrifatın söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın vesayet makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak kaydı ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak denkleştirici adalet ilkesi gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından vesayet dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan mevduat hesabına yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve hesabın vesayet hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkanı bulunmayan denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4099 E. 2024/7911 K.
Ortak:vesayet · mevduat hesabı · sebepsiz zenginleşme · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz kararda… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkanı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 14.03.2024 tarihli, 2023/4649 E. ve 202 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri ... tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 14.03.2024 tarihli, 2023/4649 E. ve 202 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4649 E. 2024/2125 K.
Ortak:denkleştirici adalet ilkesi · vesayet · mevduat hesabı · cy/cy şerhi · sebepsiz zenginleşme · yargılama gideri · sulh · cy/cy kaydı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkanı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… 8/2704 E. ve 2019/8345 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkânı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuş, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekâlet ücretine ve «yargılama giderlerine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Bozma ilamında hesabın «vesayet» hesabı olduğunun dikkate alınması gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmamış, «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin somut olaya uygulama imkânı bulunmadığı da ifade edildiği halde davalı Banka 13.02.1997 tarihinden itibaren kötü niyetli sebepsiz zenginleşen kabul edilmiştir.
… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nemalandırma · bildirim yükümlülüğü · taleple bağlılık · emredici hüküm · hakkaniyet · vade · temerrüt faizi · ıslah
Benzer bu kararda… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
… temyiz dilekçesinde özetle; bozmaya uyulduğundan bozma ilamı gereği inceleme yapılması gerektiğini, usuli kazanılmış hakka aykırı karar verilemeyeceğini, davacının «sebepsiz zenginleşme» itirazları kapsamında rapor düzenlettirildiğini, davacının bozma ilamına aykırı itirazlarının dikkate alınarak bilirkişi raporu düzenlendiğini, dava konusu hesabın vadesiz «mevduat hesabı» olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 08.09.2022 tarihli kök raporda müvekkilinin bildirdiği faiz oranlarının esas alındığını, iş bu rapor dikkate alınmadan verilen kararın bozma, ilamına, kanun ve içtihatlara, «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini, sıhhati, kökeni, içeriği şaibeli hesap cüzdanının incelemeye tabi tutulmadığını, sıhhatinin araştırılmadığını, davacıların iddia ettiği dava dosyasına Mahkeme arşivinden rastlanmadığını, «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, «yasal faiz» talep edildiği halde «avans faizi» verildiğini, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Hesaptaki paranın «nemalandırılacağına» dair anılan hüküm «emredici» nitelik taşımakta olup davalı Bankayı da bağlar.
… aizli bakiye kısmındaki tutarın eski TL cinsinden belirtildiği anlaşıldığı halde Mahkemece davacıların bozma ilamlarından önce, 07.07.2015 tarihi itibariyle davanın «ıslah» edilerek 724.145,35 TL'nin tahsilini istedikleri, ikinci kez ıslah yapılamamayacağı, bilirkişi tarafından dava tarihine kadar hesaplama yapılmış olsa idi dahi bu m …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12212 E. 2013/11335 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesi'nin 1975/932-434 esas/karar sayılı ilamı ile o tarihte yaşları küçük olması sebebiyle «vesayet» altına alındıkları, davacılar adına vasi olan babaanne Hayriye Köse tarafından Yapı Kredi Bankası ...
… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi hükmü gereğince, acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, vasinin dava açabilmesi «vesayet» makamının iznine tabidir (Dairemizin 07.06.2012 gün ve 2012/6837-9880 E.K., 27.11.2012 gün ve 2011/13488-19189 E.K. sayılı ilamlarında belirtildiği gibi).
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · kısıtlılık · ibraz
Benzer bu karardaDava, banka aleyhine açılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, dava «kısıtlı»...ye «vesayeten» vasisi ... tarafından açılmıştır.
Somut olayda vasi, «vesayet» kararını «ibraz» etmişse de vesayet makamının iznine dair kararı ibraz etmemiş, mahkemece de bu husus üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, «vesayet» makamından dava açmaya izin kararı alması için davacı vasiye «mehil» vermek ve bu karar alındıktan sonra davaya devam edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş re'sen bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9521 E. 2013/8513 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesi'nin 1975/932-434 esas/karar sayılı ilamı ile o tarihte yaşları küçük olması sebebiyle «vesayet» altına alındıkları, davacılar adına vasi olan babaanne Hayriye Köse tarafından Yapı Kredi Bankası ...
… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaCezayı yerine getirmekle «görevli» makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine «vasi atanmak» üzere hemen yetkili «vesayet» makamına «bildirmekle yükümlüdür»." Davacı vasi ...'in ....06.2011 tarihinde ... ....
Bu durumda «vesayet» davasının sonucunun beklenip, vasiye «husumete» izin kararı almak suretiyle davacı adına davayı takip imkanı tanınmadan davanın takip edilmesi nedeniyle «açılmamış sayılma» kararı verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasi atanması · bildirim yükümlülüğü · işlemden kaldırma · kısıtlılık · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · infaz · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «işlemden kaldırma» kararı verildiği tarihten itibaren ... ay içerisinde «yenilenmeyen» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece «işlemden kaldırma» kararının verildiği tarihten itibaren ... ay içerisinden «yenilenmeyen» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Cezayı yerine getirmekle «görevli» makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine «vasi atanmak» üzere hemen yetkili «vesayet» makamına «bildirmekle yükümlüdür»." Davacı vasi ...'in ....06.2011 tarihinde ... ....
Ancak davacı ...'in dava tarihinde kesinleşmiş ... yıl ... ay hapis cezasının bulunduğu ve davanın açıldığı gün gözaltına alınarak cezasının «infazına» başlandığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz karardaSulh Hukuk Mahkemesi'nin 1975/932-434 esas/karar sayılı ilamı ile o tarihte yaşları küçük olması sebebiyle «vesayet» altına alındıkları, davacılar adına vasi olan babaanne Hayriye Köse tarafından Yapı Kredi Bankası ...
… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · dava şartı yokluğu · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2704 E. , 2019/8345 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.04.2018 tarih ve 2018/31-2018/301 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.12.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından vesayet dosyası üzerinden davalı banka nezdinde mevduat hesabı açıldığını, 17/02/1978 tarihi itibariyle hesaba 64.000.-TL yatırıldığını, hesaptaki paranın gayrimenkul alımı için ve hakim iznine bağlı olarak kullanılabileceği yönünde vesayet makamınca şerh verildiğini, davacıların söz konusu hesaptan yıllar sonra haberinin olduğunu, hesap hakkında bankanın ... Şubesi'nden bilgi istendiğini, bir cevap verilmemesi üzerine hesapta bulunan paranın bugüne kadar işlemiş mevduat ve yasal faiziyle birlikte ödenmesinin ihtaren istendiğini, bankanın ihtarnameye sözü edilen mevduat hesabıyla ilgili herhangi bir alacak kaydına rastanılmadığı şeklinde cevap verdiğini ileri sürerek;
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, hesaba yatırılan 64.000.-TL'ye karşılık şimdilik 500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 724.145,35 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, yanıt ve ıslah dilekçesi ile, dava konusu edilen mevduat hesabı ile ilgili banka kayıtlarında herhangi bir hak ve alacak kaydı bulunmadığını, davacıların iddia ettikleri gibi bir mevduatın olduğu varsayımında dahi, mevduatın zamanaşamına uğradığını, dava dayanağı hesap cüzdanı davalı bankaca düzenlenmediğinden ve hesap cüzdanında yer alan imzalar davalı banka yetkililerine ait olmadığından hesap cüzdanı üzerinde sahtelik ve imza incelemesi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacıların ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1975/932-434 esas/karar sayılı ilamı ile o tarihte yaşları küçük olması sebebiyle vesayet altına alındıkları, davacılar adına vasi olan babaanne Hayriye Köse tarafından Yapı Kredi Bankası ... Şubesi'nde 17/02/1978 tarihinde 64.000.-TL meblağlı hesap açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde şerh düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir tahrifatın söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın vesayet makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak kaydı ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak denkleştirici adalet ilkesi gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle;
davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından vesayet dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan mevduat hesabına yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve hesabın vesayet hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkanı bulunmayan denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691838000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz