Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4649 E. 2024/2125 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirici adalet ilkesi↗ nemalandırma↗ vesayet↗ bildirim yükümlülüğü↗ taleple bağlılık↗ sahtelik↗ imza incelemesi↗ 3095 sayılı kanun↗ emredici hüküm↗ mevduat hesabı↗ vekâlet ücreti↗ cy/cy şerhi↗ hakkaniyet↗ sebepsiz zenginleşme↗ vade↗ temerrüt faizi↗ yargılama gideri↗ sulh↗ ıslah↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 12.04.208 tarih, 2018/31 E. ve 2018/301 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 19.12.2019 tarih, 2018/2704 E. ve 2019/8345 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, hesabın vesayet hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkânı bulunmayan denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuş, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve vesayet altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın bildirim yükümlülüğünün doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli sebepsiz zenginleşen olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozmaya uyulduğundan bozma ilamı gereği inceleme yapılması gerektiğini, usuli kazanılmış hakka aykırı karar verilemeyeceğini, davacının sebepsiz zenginleşme itirazları kapsamında rapor düzenlettirildiğini, davacının bozma ilamına aykırı itirazlarının dikkate alınarak bilirkişi raporu düzenlendiğini, dava konusu hesabın vadesiz mevduat hesabı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 08.09.2022 tarihli kök raporda müvekkilinin bildirdiği faiz oranlarının esas alındığını, iş bu rapor dikkate alınmadan verilen kararın bozma, ilamına, kanun ve içtihatlara, hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, sıhhati, kökeni, içeriği şaibeli hesap cüzdanının incelemeye tabi tutulmadığını, sıhhatinin araştırılmadığını, davacıların iddia ettiği dava dosyasına Mahkeme arşivinden rastlanmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, yasal faiz talep edildiği halde avans faizi verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların dayandığı hesap cüzdanının gerçek olup olmadığı, hesaba konu mevduatın hak sahiplerine iade edilip edilmediği, hesabın ve faiz türünün niteliği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 1, 2, 3 ve 4 üncü maddesi.
2.3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun (3182 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi.
3.743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin (743 sayılı Kanun) 385 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, bankaya yatırılan vesayet hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Bozma ilamında hesabın vesayet hesabı olduğunun dikkate alınması gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmamış, denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin somut olaya uygulama imkânı bulunmadığı da ifade edildiği halde davalı Banka 13.02.1997 tarihinden itibaren kötü niyetli sebepsiz zenginleşen kabul edilmiştir. Bozma ilamında belirtilen şekilde hesaplama yapmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm verilmesi yerinde olmadığı gibi hükme esas alınan 06.02.2023 tarihli bilirkişi raporundaki faiz hesabına ilişkin cetvelde faizli bakiye kısmındaki tutarın eski TL cinsinden belirtildiği anlaşıldığı halde Mahkemece davacıların bozma ilamlarından önce, 07.07.2015 tarihi itibariyle davanın ıslah edilerek 724.145,35 TL'nin tahsilini istedikleri, ikinci kez ıslah yapılamamayacağı, bilirkişi tarafından dava tarihine kadar hesaplama yapılmış olsa idi dahi bu miktarın ıslah dilekçesi ile talep edilen miktardan daha yüksek olacağının anlaşıldığı gerekçesiyle eski TL üzerinden yapılan hesabın dava tarihi itibariyle 724.145,35 (yeni) TL'ndan fazla olduğunun kabulü yerinde olmamıştır.
Gerek, dosyaya sunulan hesap cüzdanı örneği, gerekse 19.12.2019 tarihli bozma ilamındaki Dairemizin kabulü uyarınca dava konusu hesap bir vesayet hesabı niteliğindedir. Paranın yatırıldığı tarihte yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 385 inci maddesinde vasinin, vesayeti altındaki kimse için sarfına lüzum görmediği nukutun, derhal, sulh mahkemesi veya hükümetçe tayin edilmiş olan mali bir müesseseye faiz mukabilinde ikraz edileceği düzenlenmiştir. Hesaptaki paranın nemalandırılacağına dair anılan hüküm emredici nitelik taşımakta olup davalı Bankayı da bağlar. Bu itibarla paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren davalı Bankanın TL mevduatına uyguladığı faiz oranları, bu oranlara ulaşılamaması halinde diğer bankaların uyguladığı emsal faiz oranları dikkate alınarak birer yıllık vadeler ile hesap yapılması, vade sonunda ana paraya eklenmesi, bu şekilde hesap yapılırken eski Türk Lirasının kullanıldığı dönemde eski TL cinsinden bulunan tutarın yeni Türk Lirasına geçildiği tarihte yeni TL'ye dönüştürülmesi, o tarihten sonra yeni TL cinsinden hesap yapılıp davacıların bankaya müracaat tarihine kadar paranın ulaştığı meblağın bulunması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4099 E. 2024/7911 K.
Ortak:vesayet · bildirim yükümlülüğü · mevduat hesabı · sebepsiz zenginleşme · temerrüt faizi · avans faizi · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz kararda… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
… temyiz dilekçesinde özetle; bozmaya uyulduğundan bozma ilamı gereği inceleme yapılması gerektiğini, usuli kazanılmış hakka aykırı karar verilemeyeceğini, davacının «sebepsiz zenginleşme» itirazları kapsamında rapor düzenlettirildiğini, davacının bozma ilamına aykırı itirazlarının dikkate alınarak bilirkişi raporu düzenlendiğini, dava konusu hesabın vadesiz «mevduat hesabı» olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 08.09.2022 tarihli kök raporda müvekkilinin bildirdiği faiz oranlarının esas alındığını, iş bu rapor dikkate alınmadan verilen kararın bozma, ilamına, kanun ve içtihatlara, «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini, sıhhati, kökeni, içeriği şaibeli hesap cüzdanının incelemeye tabi tutulmadığını, sıhhatinin araştırılmadığını, davacıların iddia ettiği dava dosyasına Mahkeme arşivinden rastlanmadığını, «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, «yasal faiz» talep edildiği halde «avans faizi» verildiğini, «taleple bağlılık» ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… 8/2704 E. ve 2019/8345 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkânı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuş, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekâlet ücretine ve «yargılama giderlerine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 14.03.2024 tarihli, 2023/4649 E. ve 202 …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri ... tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2704 E. 2019/8345 K.
Ortak:denkleştirici adalet ilkesi · vesayet · mevduat hesabı · cy/cy şerhi · sebepsiz zenginleşme · yargılama gideri · sulh · cy/cy kaydı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… 8/2704 E. ve 2019/8345 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkânı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuş, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekâlet ücretine ve «yargılama giderlerine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Bozma ilamında hesabın «vesayet» hesabı olduğunun dikkate alınması gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmamış, «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerinin somut olaya uygulama imkânı bulunmadığı da ifade edildiği halde davalı Banka 13.02.1997 tarihinden itibaren kötü niyetli sebepsiz zenginleşen kabul edilmiştir.
… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkanı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Dava, davacıların murisi İbrahim Köse'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri Hayriye Köse tarafından «vesayet» dosyası üzerinden davalı banka nezdinde açılan «mevduat hesabına» yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahrifat · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… açıldığı, hesaba ilişkin bulunan hesap cüzdanına da “vasi bu parayı çocuklar adına bir gayrimenkul almak için ve bu konuda hakimin izni ile çekebilecektir” şeklinde «şerh» düşüldüğü, hesap cüzdanının bankanın iki yetkilisi tarafından imzalandığı, hesap cüzdanında silinti kazıntı ya da herhangi bir «tahrifatın» söz konusu olmadığı, hesabın açıldığı 17/02/1978 tarihinden sonra hareket görmediği, hesabın «vesayet» makamının izni ile ve onun denetim ve gözetimine tabi olmak «kaydı» ile ayrıca hesaba yatırılan paranın yine vesayet makamının denetim ve izni doğrultusunda ve vesayet makamınca konulan amaç için kullanılmak üzere açıldığı, davalı tarafın «zamanaşımı» itirazının yerinde olmadığı, hesabın niteliği ve açılmasında vesayet makamı tarafından konulan şerhle belirtilen amaç da dikkate alınarak hesabın vadesiz hesap olduğunun kabulü halinde dahi, geçen uzun süre de dikkate alınarak «denkleştirici adalet ilkesi» gereğince bankaya yatırılan paranın günümüze uyarlanması gerektiği, davalının dava konusu bedeli «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre ve denkleştirici adalet ilkesi de gözetilerek geri ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 724.145,35 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, «vekalet ücretine» ve «yargılama giderlerine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13488 E. 2012/19189 K.
Ortak:vesayet
İncelediğiniz kararda… 8/2704 E. ve 2019/8345 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, hesabın «vesayet» hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkânı bulunmayan «denkleştirici adalet ilkesi» ve «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuş, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekâlet ücretine ve «yargılama giderlerine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
… k Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve «vesayet» altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın «bildirim yükümlülüğünün» doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli «sebepsiz zenginleşen» olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken «temerrüt faiz» oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
2.Dava, bankaya yatırılan «vesayet» hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · re'sen gözetilme · sözleşmenin iptali · kısıtlılık · dava şartı yokluğu · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · muvafakat
Benzer bu kararda… avunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek 743 sayılı MK'nun 405/8 maddesi gerekse 4721 sayılı TMK'nun 462/8 maddesi'ne göre konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, «vesayeti» altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesinin, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlı olduğu, bu hususun «kamu düzenine» ilişkin olup, re'«sen gözetilmesi» gerektiği, somut olayda vasinin bu izni almadan dava açtığı, bu durumda vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere süre vermesi mümkün ise de, davacı «kısıtlının» 11/02/2010 tarihinde ölmesi nedeniyle «husumete» izin kararının alınmasının artık imkansız hale geldiği gerekçesi ile dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesinin iptali» ile hisselerin iadesi, olmadığı taktirde hisse bedelinin tespit edilerek iadesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece «vesayet» altında bulunan davacı adına dava açılırken vesayet mahkemesinden «husumete» izin kararı alınmadığı ve vesayet altında olan davacının yargılama aşamasında ölmüş olması sebebiyle izni alma imkanının ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, vesayet makamından husumete izin alma hususundaki eksiklik yargılama aşamasında tamamlanabileceği gibi, somut olayda vesayet altındaki davacının ölümü üzerine «mirasçıları» olan ..., ..., ... ve ... davacı vekili olarak hareket eden avukata vekaletname vermişler ve davaya da «muvafakat» ettiklerini belirtmişlerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4649 E. , 2024/2125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/200 Esas, 2023/474 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'nin vefatı üzerine kendilerine vasi olarak atanan babaanneleri ... tarafından vesayet dosyası üzerinden davalı banka nezdinde mevduat hesabı açıldığını, 17.02.1978 tarihi itibariyle hesaba 64.000,00 TL yatırıldığını, hesaptaki paranın gayrimenkul alımı için ve hakim iznine bağlı olarak kullanılabileceği yönünde vesayet makamınca şerh verildiğini, davacıların söz konusu hesaptan yıllar sonra haberinin olduğunu, hesap hakkında bankanın Çarşamba Şubesi'nden bilgi istendiğini, bir cevap verilmemesi üzerine hesapta bulunan paranın bugüne kadar işlemiş mevduat ve yasal faiziyle birlikte ödenmesinin ihtaren istendiğini, bankanın ihtarnameye sözü edilen mevduat hesabıyla ilgili herhangi bir alacak kaydına rastanılmadığı şeklinde cevap verdiğini ileri sürerek;
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, hesaba yatırılan 64.000,00 TL'ye karşılık şimdilik 500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 724.145,35 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap ve ıslah dilekçesinde; dava konusu edilen mevduat hesabı ile ilgili banka kayıtlarında herhangi bir hak ve alacak kaydı bulunmadığını, davacıların iddia ettikleri gibi bir mevduatın olduğu varsayımında dahi, mevduatın zamanaşımına uğradığını, dava dayanağı hesap cüzdanı davalı bankaca düzenlenmediğinden ve hesap cüzdanında yer alan imzalar davalı banka yetkililerine ait olmadığından hesap cüzdanı üzerinde sahtelik ve imza incelemesi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 12.04.208 tarih, 2018/31 E. ve 2018/301 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 19.12.2019 tarih, 2018/2704 E. ve 2019/8345 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş, Mahkemece taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, hesabın vesayet hesabı olduğu nazara alınarak, hesap cinsinin belirlenmesi, bu hesap cinsi için bankaca bildirilen faiz oranı uygulanmak sureti ile davacıların alacaklı olduğu miktarın tespit edilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma imkânı bulunmayan denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplama yapılmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek karar bozulmuş, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin faize, vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ile davalı banka arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, yaşları küçük olan ve vesayet altına alınan davacılar adına babaanne tarafından davalının Çarşamba Şubesi'nde 17.02.1978 tarihinde 64.000,00 TL yatırılmak suretiyle açtırılan vadesiz çocuk hesabının vadesiz tasarruf mevduatı niteliğini taşıdığı, söz konusu hesaba vadesiz mevduat faiz oranların uygulanması gerektiği, davalının 01.01.1996- 19.12.2003 vadesiz mevduat faizleri ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) 1978- 2012 yılları arası faiz oranları listesinin dosya arasında alındığı, vesayet hesabına yatırlan paranın davalı Bankaca kullanıldığı sürenin 2 (iki) ayrı dönem olduğu, birinci dönemin paranın yattığı 17.02.1978 tarihi ile davalı Banka'nın bildirim yükümlülüğünün doğduğu 12.02.1997 tarihleri arası dönem, ikinci dönemin paranın davalının kullanmaya devam ettiği, bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve kötü niyetli sebepsiz zenginleşen olarak parayı elinde tutan olarak kabul edildiği 13.02.1997 tarihi ile başlayan ve dava tarihine kadar olan dönem olduğu, birinci dönem için hesaplama yapılırken vadesiz mevduat faiz oranının, ikinci dönem için hesaplama yapılırken temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiği, 06.03.2023 tarihli ek rapor ile de belirtilen şekilde hesaplama yapılarak davacının alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 724.145,35 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozmaya uyulduğundan bozma ilamı gereği inceleme yapılması gerektiğini, usuli kazanılmış hakka aykırı karar verilemeyeceğini, davacının sebepsiz zenginleşme itirazları kapsamında rapor düzenlettirildiğini, davacının bozma ilamına aykırı itirazlarının dikkate alınarak bilirkişi raporu düzenlendiğini, dava konusu hesabın vadesiz mevduat hesabı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 08.09.2022 tarihli kök raporda müvekkilinin bildirdiği faiz oranlarının esas alındığını, iş bu rapor dikkate alınmadan verilen kararın bozma, ilamına, kanun ve içtihatlara, hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, sıhhati, kökeni, içeriği şaibeli hesap cüzdanının incelemeye tabi tutulmadığını, sıhhatinin araştırılmadığını, davacıların iddia ettiği dava dosyasına Mahkeme arşivinden rastlanmadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, yasal faiz talep edildiği halde avans faizi verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların dayandığı hesap cüzdanının gerçek olup olmadığı, hesaba konu mevduatın hak sahiplerine iade edilip edilmediği, hesabın ve faiz türünün niteliği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 1, 2, 3 ve 4 üncü maddesi.
2.3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun (3182 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi.
3.743 sayılı Türk Kanuni Medenisi'nin (743 sayılı Kanun) 385 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, bankaya yatırılan vesayet hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Bozma ilamında hesabın vesayet hesabı olduğunun dikkate alınması gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmamış, denkleştirici adalet ilkesi ve sebepsiz zenginleşme hükümlerinin somut olaya uygulama imkânı bulunmadığı da ifade edildiği halde davalı Banka 13.02.1997 tarihinden itibaren kötü niyetli sebepsiz zenginleşen kabul edilmiştir. Bozma ilamında belirtilen şekilde hesaplama yapmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm verilmesi yerinde olmadığı gibi hükme esas alınan 06.02.2023 tarihli bilirkişi raporundaki faiz hesabına ilişkin cetvelde faizli bakiye kısmındaki tutarın eski TL cinsinden belirtildiği anlaşıldığı halde Mahkemece davacıların bozma ilamlarından önce, 07.07.2015 tarihi itibariyle davanın ıslah edilerek 724.145,35 TL'nin tahsilini istedikleri, ikinci kez ıslah yapılamamayacağı, bilirkişi tarafından dava tarihine kadar hesaplama yapılmış olsa idi dahi bu miktarın ıslah dilekçesi ile talep edilen miktardan daha yüksek olacağının anlaşıldığı gerekçesiyle eski TL üzerinden yapılan hesabın dava tarihi itibariyle 724.145,35 (yeni) TL'ndan fazla olduğunun kabulü yerinde olmamıştır.
Gerek, dosyaya sunulan hesap cüzdanı örneği, gerekse 19.12.2019 tarihli bozma ilamındaki Dairemizin kabulü uyarınca dava konusu hesap bir vesayet hesabı niteliğindedir. Paranın yatırıldığı tarihte yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 385 inci maddesinde vasinin, vesayeti altındaki kimse için sarfına lüzum görmediği nukutun, derhal, sulh mahkemesi veya hükümetçe tayin edilmiş olan mali bir müesseseye faiz mukabilinde ikraz edileceği düzenlenmiştir. Hesaptaki paranın nemalandırılacağına dair anılan hüküm emredici nitelik taşımakta olup davalı Bankayı da bağlar. Bu itibarla paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren davalı Bankanın TL mevduatına uyguladığı faiz oranları, bu oranlara ulaşılamaması halinde diğer bankaların uyguladığı emsal faiz oranları dikkate alınarak birer yıllık vadeler ile hesap yapılması, vade sonunda ana paraya eklenmesi, bu şekilde hesap yapılırken eski Türk Lirasının kullanıldığı dönemde eski TL cinsinden bulunan tutarın yeni Türk Lirasına geçildiği tarihte yeni TL'ye dönüştürülmesi, o tarihten sonra yeni TL cinsinden hesap yapılıp davacıların bankaya müracaat tarihine kadar paranın ulaştığı meblağın bulunması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönler dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin dava tarihinden sonraki faizin türüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124692400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz