Terkin edilmiş şirket adına açılan davada aktif husumet yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/390 E. 2023/417 K. · · İlk derece: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Şirketin ihyasıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Ticaret sicilinden resen terkin edilerek tüzel kişiliği sona eren bir şirket adına, ihya davası dahil olmak üzere dava açılması halinde, davacının aktif dava ehliyeti/husumeti bulunmaz; HMK 124 uyarınca usulünce taraf değişikliği yapılmadıkça dava, husumet yokluğundan reddedilmelidir. TTK Geçici 7. madde 4/a fıkrası uyarınca ihtarın muhataba ulaşmamış olması, ilan usulüne uyulmuşsa tebliğ yerine geçtiğinden sonuca etkili değildir; tebliğ ve ilan usulüne uyulduğunun tespiti halinde ticaret sicili müdürlüğü terkin işleminde kusurlu sayılamaz ve yargı giderlerinden sorumlu tutulamaz. Ayrıca sermaye artırımı yapmayarak infisah etmiş şirketler için ihya kararı verilecekse tasfiye memuru atanması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Ele alınan sorunlar
Terkin edilmiş şirketin aktif dava ehliyeti / husumet → kabul
İddia: Davalı vekili, davacı şirketin 07.07.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmekle tüzel kişiliğini kaybettiğini, bu nedenle aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş olup 07.07.2014 tarihinden itibaren hukuken varlığı bulunmadığı halde, şirket adına verilen vekaletname ile dava açılmıştır. Şirket yetkilisinin vekaletnamesi de dosyada mevcut olsa da HMK 124. madde uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunulmamıştır. HMK 114. madde gereğince taraf ve dava ehliyeti dava şartı niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Şirketin usulen talep halinde ihyası mümkün olsa da, bu husus bizatihi eldeki davanın konusunu oluşturduğundan, davaya süre verilerek ıslah/taraf değişikliği yoluna gidilmeksizin doğrudan husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ticaret sicilinin yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumluluğu (ihtar/ilan usulüne uygunluk) → kabul
İddia: Davalı vekili, ihtarların ve ilanların usulüne uygun olarak yapıldığını, müvekkilinin terkin işleminde kusuru bulunmadığını, bu nedenle yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı TTK Geçici 7. madde 4/a fıkrasına göre, kapsam dahilindeki şirketlere gönderilecek ihtar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmek üzere gönderilir ve ihtarın ulaşmadığı durumlarda ilan tarihinin otuzuncu günü itibarıyla Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer. Bu düzenleme karşısında ihtarın muhataba ulaşmamış olması sonuca etkili değildir. Tebliğ ve ilanların usulen tamamlanmış olması halinde davalının terkin işleminde kusuru bulunmadığının kabulü gerekir; bu durumda ticaret sicili yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz. İlk derece mahkemesi, tebliğ ve ilan evraklarını getirtip incelemeden tebliğ evrakının mevcut olmadığı sonucuna ulaşmış olup bu değerlendirme yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Şirketin infisahı halinde tasfiye memuru atanması gerekliliğinin gözden kaçırılması → kabul
İddia: Davalı vekili, şirketin asgari sermaye şartını süresinde artırmadığından münfesih durumda olduğunu, bu durumda ihya kararı verilse bile tasfiye ile sınırlı olarak verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü Hakkında Kanun'un 20/1 maddesi ve ilgili Tebliğ'in 7. maddesi kapsamında, limited şirketlerin sermayelerini asgari tutara yükseltmeleri için son tarih olan 14.02.2014 tarihine kadar sermayelerini artırmayarak infisah etmiş oldukları belirtildiğinden, şirketin münfesih olması halinde tasfiye memuru atanması gerektiğinin ilk derece mahkemesince düşünülmemiş olması doğru bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Ticaret sicilinden terkin edilmiş şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği, bu şirket adına açılan davanın (ihya davası dahil) aktif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiği ve TTK Geçici 7. madde 4/a fıkrası uyarınca ilan yoluyla yapılan tebliğin ihtarın ulaşmamasına rağmen geçerli olduğu, buna bağlı olarak ticaret sicilinin kusursuzluğu yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Taraf ve dava ehliyeti (HMK 114) dava şartı olup, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği sona eren şirket adına açılan davada davacının aktif dava ehliyeti/husumeti bulunmaz; bu husus yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet yokluğu↗ dava ehliyeti↗ taraf değişikliği (HMK 124)↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ TTK Geçici 7. madde↗ ihtar ve ilan usulü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/390
KARAR NO 2023/417
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/03/2022
NUMARASI 2022/76 Esas - 2022/259 Karar
DAVA
Şirketin İhyası
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili firma ile ... arasında görülmekte olan İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/610 Esas sayılı davasında şirketin 07.07.2014 tarihinde resen terkin edildiğinin ticaret siciline tescil edildiğini, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/610 Esas sayılı hükmünün İstanbul BAM 15.HD'nin 2021/2437 Esas - 2021/1887 Karar sayılı ilamıyla bozularak davacı ... Tic. Ltd.'nin dava esnasında tasfiye edildiğinden geçerli tebligat yapılabilmesi için ihya davası ile canlandırılması gerektiğine karar verildiğini, bu doğrultuda anılan dosyada 17.01.2022 tarihli duruşmada şirketin ihyası için dava açmak üzere taraflarına süre verildiğini, tebligat yapılabilmesi için şirketin tasfiye haline dönüşmesi gerektiğini ileri sürerek İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ...
sicilinde kayıtlı ... Ticaret Ltd.Şti unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacı şirketin, Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "(Anonim ve) Limited şirketlerin sermayelerini asgari tutara yükseltmeleri için son tarih olan 14.02.2014 tarihine kadar sermayesini artırmayarak infisah ettiği"nin tespit edilmesinin ardından,resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini,resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünce bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicil Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, Geçici 7'nci Maddenin 15'nci fıkrası, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuk menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü bulunduğunu, Sicil Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargı giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirketlere bu madde hükümleri uygulanmayacağının düzenlendiği, Sicil dosyasında davaya konu şirketin temsilcilerine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata/belge sunulmadığı gibi sicil dosyasında da rastlanılmadığı,ihtar koşulunun yerine getirildiğinin, davalı tarafça ispat edilemediği, usulüne uygun terkin işlemi bulunmadığından terkin edilen şirket yönünden davaya konu ihya talebinin öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı, tüzel kişiliğinin ihyası için haklı nedenle dava açıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, ... sicilinde kayıtlı ... Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, davalı ticaret sicil müdürlüğünce TTK'nın geçici 7.
maddesine göre resen terkin işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine usulüne uygun tebligat yapıldığı ispatlanamadığı, dolayısıyla terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulü gerektiği, ihya davasının açılmasına davalının yasaya aykırı yaptığı resen terkin işlemi ile sebebiyet verdiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, HMK'nun 114. maddesine göre, "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanunî temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması." dava şartı olarak düzenlendiğini, davacı ... Turizm ve Emlak Tic. Ltd. Şti.'nin (SN: ...); mezkûr şirketin 07.07.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmekle tüzel kişiliğini kaybettiğini, bu itibarla da aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete gönderilen ihtarın 07.04.2014 tarihinde şirket yetkilisi ...'a gönderilen ihtarında 31.03.2014 tarihinde adres yanlış olduğu için iade edildiğini, tebligatlara ek olarak, Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, mevzuat gereğince re’sen terk kapsamına giren binlerce şirketten hangisinin derdest davası bulunduğunu, müvekkilin gerek teknik gerekse fiili olarak saptaması mümkün olmadığını, 559 sayılı KHK ile TTK na eklenen geçici 10.
maddesi gözetildiğinde asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceğini, TTK'nun 7/15. maddesi uyarınca sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesinden ötürü şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, ek tasfiye, ihya ve tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyası istenen şirketin ortağı ve/veya yetkilisinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, TTK'nın 547/(2). maddesi uyarınca ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, ileri sürerek kararın kaldırılarak talepleri uyarınca karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; TTK’nun Geçici 7’nci maddesi ile Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince res'en terkin kapsamına alınan 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edilen şirketin ihyasına ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7'nci Maddenin 15'nci fıkrası, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuk menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmünü haizdir. Davacı şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş, 07.07.2014 tarihinden itibaren hukuken varlığı olmadığı halde verilen vekaletname ile açılan davada davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketin yanında şirket yetkilisinin vekaletnamesi mevcut ise de; HMK 124.maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunulmamıştır. HMK'nın 114. maddesi gereğince taraf ve dava ehliyeti dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmek zorundadır. Davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Her ne kadar; davacı şirketin usulen talep halinde ihyası mümkün ise de bizatihi bu davanın konusunu teşkil ettiğinden davanın süre verilmeden husumet nedeniyle reddine karar verilmelidir.
Kabule göre de şirkete ve yetkilisine tebligat yapılmadığı gerekçesiyle davalı yargı gideri ile sorumlu tutulmuş ise de; istinaf dilekçesinde tebliğlerin yapıldığı bildirilmekle birlikte ticaret sicil dosyası içeriğinde terkin ve tebliğ evrakları yer almamaktadır. 6102 sayılı TTK geçici 7/ madde f.4-a’da, "Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere gönderilecek ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer." denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilanın, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle tebliğ yerine geçeceği düzenlendiğinden ihtarın ulaşmaması sonuca etkili olmayacaktır.
Buna göre tebliğler ve ilanların usulen tamamlanması söz konusu ise davalının terkin işleminde kusuru olmadığının kabulü gerektiğinden ticaret sicili yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının gözetilmemesi ve tebliğ ve ilan evrakları getirtilerek incelenmeden tebliğ evrakı mevcut olmadığının kabulü yerinde değildir.Öte yandan şirketin 6103 sayılı TTK'nun Yürürlüğü..Hakkında Kanun'un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ'in 7. maddesi kapsamında; "(Anonim ve) Limited şirketlerin sermayelerini asgari tutara yükseltmeleri için son tarih olan 14.02.2014 tarihine kadar sermayesini artırmayarak infisah etmiş olduğu" belirtildiğinden şirket münfesih ise tasfiye memuru atanması gerektiğinin de düşünülmemesi doğru bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 Tarih 2022/76 Esas 2022/259 Karar sayılı kararın gerekçesi nedeniyle HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Aktif husumet yokluğundan davanın reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik olan 99,20-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," Davalı tarafça yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Davalı tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/03/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/68881 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi