6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortağın doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve aktif husumet

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1532 E. 2023/1287 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Şirket yöneticisinin kusurlu davranışları nedeniyle şirketin malvarlığının azalması veya kötüleşmesi sonucu oluşan zarar, ortaklığın doğrudan zararı; bu zarar nedeniyle ortakların ve alacaklıların uğradığı zarar ise dolaylı zarardır. Ortak veya alacaklının sorumluluk davasında tazminatın kendisine ödenmesini isteyebilmesi için zararın doğrudan zarar niteliğinde olması gerekir; dolaylı zarar hallerinde ancak tazminatın şirkete ödenmesi istenebilir. Davanın esasına girilmeden usuli nedenle (aktif husumet yokluğu) verilen bir ret kararında, esasa ilişkin bir ceza soruşturmasının sonucu bu usuli hükmü etkilemeyeceğinden bekletici mesele yapılması gerekmez.

Ele alınan sorunlar

Davacı ortağın zararının doğrudan mı dolaylı mı olduğu ve aktif husumet → ret

İddia: Davacı vekili, davanın şirketin kötü yönetilmesinden kaynaklanan zararla ilgili olmadığını, davalının iradesini sakatlayarak kendisine değerinden fazla bedelle pay sattırması nedeniyle doğrudan zarara uğradığını, bu nedenle aktif husumet eksikliği bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 644. madde atfıyla limited şirketlerde de uygulanan TTK 553/1 uyarınca şirket yöneticileri, kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurla ihlal ettiklerinde ortaklığa, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumludur. TTK 553-555 uyarınca şirket alacaklıları ve pay sahipleri yöneticiler hakkında sorumluluk davası açabilir; ancak bunun için oluşan zararın doğrudan ya da dolaylı nitelikte olduğunun tespiti gerekir. Yöneticinin ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren aykırı davranışları, ortaklığın doğrudan zararını, ortak ve alacaklıların ise dolaylı zararını oluşturur. Ortak veya alacaklının kendi adına istemde bulunabilmesinin koşulu, zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Yöneticilerin şirketi atıl kılarak acz haline düşürmeleri üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar sayılırken, bunun dışındaki dolaylı zararlarda ortak veya alacaklı ancak tazminatın şirkete ödenmesini isteyebilir. Somut olayda dava dilekçesindeki iddialar (yöneticinin şirket menfaatini gözetmemesi, sorumluluklarını yerine getirmemesi, yetkiyi kötüye kullanması ve bunun sonucunda hisse değeri kadar zarara uğranılması) şirketin gördüğü zarar niteliğindedir; bu nedenle davacı tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesini isteyebilir. Zararın davacıya ödenmesi talep edildiğinden, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Savcılık soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiği iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, tasfiye sürecindeki kararlarda müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, bu konudaki savcılık soruşturmasının derdest olduğunu ve mahkemece bu dosyanın bekletici mesele yapılması ile imza incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mahkemece davanın esasına ilişkin bir hüküm verilmemiş, dava usuli nitelikte aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiştir. Bu nedenle savcılık soruşturmasının sonucunun usuli mahiyetteki hükme bir etkisi olmayacağından bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortağının, yöneticinin fiillerinden kaynaklanan zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğunun tespitine ve buna bağlı olarak tazminatın kime ödeneceğine ilişkin ayrımı somut olay üzerinden uyguladığından, benzer sorumluluk davalarında bölgesel olarak ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet (dava ehliyeti)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet doğrudan zarar dolaylı zarar sorumluluk davası şirket yöneticisinin sorumluluğu bekletici mesele tasfiye memuru

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 644TTK 553/1TTK 553TTK 554TTK 555

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1532

KARAR NO 2023/1287

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2023

NUMARASI 2022/792 Esas - 2023/467 Karar

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/09/2023

Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, kendisini ekonomik açıdan varlıklı, aile ve iş çevresi geniş bir kişi olarak tanıtan davalıyla müvekkilinin bir takım ticari faaliyetlerde bulunduğunu ancak zarar ettiklerini, söz konusu zararların telafisi için davalının tek hissedarı olduğu dava dışı ... Lojistik Ltd. Şi.’den hisse devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de davalıya güvenerek 25/07/2018'de davalının şirketteki %15 hisseye tekabül eden bir tanesi 50-TL'den 15.000 adet payı 750.000-TL bedel karşılığında satın aldığını, devir tarihinden sonra şirkette herhangi bir ticari faaliyet olmadığını, müvekkilinin bilgi alamadığını, bilanço ve kayıtların davalı tarafından usulüne uygun tutulmadığını, bu durumun şirket yöneticisi olan davalının sorumluluğuna yol açacağını, TTK m.553'e göre yöneticilerin şirket ortaklarına karşı sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin haberi olmadan ve imzası taklit edilerek şirketin tasfiyeye sokulduğunu, tasfiye memuru olarak davalının seçildiğini, bu hususta Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının (CBS) 2022/53946 sayılı dosyası üzerinden başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, yönetici-tasfiye memuru olan davalının hukuki sorumluluğu ve haksız fiili kapsamında müvekkilinin devir bedeli olan 750.000-TL üzerinden doğrudan zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, TTK m.560 gereğince zamanaşımı süresinin dolduğunu, zararın oluştuğu iddiasının ortak adına değil tüzel kişilik tarafından ileri sürülebileceğini, tazminatın şirket adına istenebileceğini, davanın öncelikle bu nedenlerle reddedilmesi gerektiğini, sorumluluk davası açılmasına şirket tarafından karar verilmesi gerekirken bunun yerine getirilmediğini, davacının müştekisi olduğu Küçükçekmece CBS'nin 2021/15162 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, şirket kurduklarını ancak başarılı olamadıklarını, şirketin tasfiyeye girmesinin yasal zorunluluk olduğunu, davacının haberinin olmadığı iddialarının da doğru olmadığını ve şirketin salt zarar etmesinin şirket yöneticisinin sorumluluğunu gerektirmeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Somut olayda, davacının şirket hisselerini devraldığını ve sonrasında şirketin tasfiye edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürdüğü; dava dışı şirketin sermayesinin 5.000.000-TL olduğu ve 100.000 paya bölündüğü, şirketin tek ortaklı olarak kurulduğu ve 750.000 TL'lik hissesinin 10/07/2018 tarihli genel kurul kararı ile davacıya devredildiği ve devrin 25/07/2018 tarihinde ilan edildiği; devir sözleşmesinde pay bedelinin nakden alındığı belirtilmiş ise de pay bedelinin davalıya devredildiğine dair belge bulunmadığı gibi dava dışı şirketin pay devri tarihinde sermayesinin ödenmediğinin tespit edildiği, yani davacının payı sermaye borcu ile devraldığı; şirketin faal olmayıp sermayesi ödenmemiş, pay devri tarihinden önce de tespit edilmiş bir gelirinin bulunmadığı;

şirketin kuruluşundan beri faaliyeti bulunmayıp fesih ve tasfiye koşullarının oluştuğunun anlaşıldığı; davacı kendi rızası bulunmaksızın tasfiye kararı alınarak doğrudan zarara uğradığını iddia etmiş ise de iddia edilen zararın dolaylı zarar olduğu, davacının pay devir bedeli ödediğini iddia etmesi ve ödemesinin, zararın niteliğini doğrudan zarara dönüştürmeyeceği, aksinin kabulünün şirket ortağı tarafından açılan tüm sorumluluk davalarının şirket ortaklığı için devir bedeli ödenmiş olması nedeniyle doğrudan zarar olarak adlandırılması anlamına geleceği; davacının iddialarının şirketin ve dolayısıyla kendisinin zarara uğratıldığına yönelik olup şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen TTK'nın 555.

maddesinde yer alan “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” hükmü uyarınca ortağın, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabileceği ve davacının, zarar tazminatının şirkete değil, kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, noterde akdedilen pay devir sözleşmesinde pay bedeli 750.000-TL'nin davalıya nakden ödediğinin yazılı olduğundan bu hususun tartışılamayacağını; şirket yöneticisi konumunda olan davalının kusurlu hareketleri ile şirketin mali durumunu müvekkilinden gizlemesi ve kendisini olduğundan farklı bir insan olarak tanıtarak iradesinin sakatlanması sonucu, davacının değerinden fazla bedelle şirket hissesini satın alarak doğrudan zarar ettiğini; işbu davada, davacıdan şirketi kötü yönetmesi sonucu şirketin uğradığı zarar bedelinin talep edilmediğini, davalının davacının iradesini sakatlayarak pay satın almasına sebep olmuş olması nedeniyle davacının ödediği pay bedeli tutarında zarara uğradığı gerekçesiyle talepte bulunulduğunu;

davalının müvekkilinin haberi olmadan ve müvekkilinin imzasının taklit edilerek şirketi tasfiyeye soktuğunu, bu konudaki savcılık dosyasının halen derdest olduğunu, Mahkemece söz konusu dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken bu husus değerlendirilmeden ve imza incelemesi dahi yapılmadan davanın reddine karar verildiğini; müvekkilinin daha önceki zararlarının karşılanacağı ve kâr elde edeceği düşüncesiyle iradesi sakatlanarak ve 750.000-TL ödeyerek pay bedeli satın aldığı şirketin feshedilmiş olmasından dolayı uğradığı doğrudan zararının tazmininin istenildiğini, bu davanın hiç bir aşamasında salt pay bedeli ödendiği gerekçesiyle doğrudan zarara uğrandığının ifade edilmediğini, dolayısıyla aktif husumet olmadığından ret kararı verilmesinin doğru olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava yönetici ortağın yaptığı işlemler nedeniyle zarara uğradığını ileri süren davacı ortağın açtığı sorumluluk davasıdır. TTK'nın 644. maddesi atfı ile limited şirketlerde de uygulanan m.553/1 uyarınca, şirket yöneticileri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.

Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.

Somut olayda da, dava dilekçesinde dava dışı şirketin yöneticisi olan davalının şirket menfaatlerini gözetmediğinden hukuki sorumluluğunun doğduğu, TTK m.553'e göre davalının sorumluluk ve kusuru sebebiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu, davalının sahte belge düzenlediği iddiasıyla tasfiye memuru olarak belirlenmiş davalının sorumluluklarını yerine getirmeyerek yetkilerini kötüye kullandığı ve yine bu kapsamda davacının 750.000-TL'lik hisse değeri kadar zarara uğradığı belirtilerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 50.000-TL tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece de isabetli olarak tespit edildiği üzere, davacı tarafın zarar istemine dayanak teşkil eden olaylar şirketin gördüğü zarar olarak değerlendirilebileceğinden davacı tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesini isteyebileceğinden verilen karar yerindedir.

Ayrıca, davacı vekili istinaf dilekçesinde tasfiye sürecine ilişkin kararlardaki imzaların müvekkiline ait olmadığı gerekçesiyle, özel evrakta sahtecilik suçu açısından savcılık soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiği belirtmiştir. Ancak mahkemece, davanın esasına ilişkin bir hüküm verilmemiştir. Dolayısıyla, söz konusu savcılık soruşturması sonucunun usuli mahiyetteki hükme bir etkisi olmayacağından bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; zararın davacıya ödenmesi talebi karşısında bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 100-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

07/09/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/67049 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5956 E. 2024/7357 K. · Onandı

Dolaylı zararda tazminat ancak şirkete ödenmek üzere istenebilir

Gerekçe özeti

Pay sahibinin, şirketin malvarlığının zarara uğratıldığı iddiasına dayanan talebi dolaylı zarar niteliğindedir; ortaklık payı için devir bedeli ödenmiş olması zararı doğrudan zarara dönüştürmez, aksi hâlde ortakça açılan tüm sorumluluk davaları doğrudan zarar sayılırdı. TTK 555 uyarınca pay sahibi, dolaylı zarar nedeniyle açtığı sorumluluk davasında tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir; tazminatın kendisine ödenmesini talep eden pay sahibinin aktif husumet ehliyeti bulunmadığından dava reddedilir.

Emsal değeri

Pay devir bedeli ödenmiş olmasının zararı doğrudan zarara dönüştürmeyeceği ve TTK 555 uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açılan sorumluluk davasında tazminatın kendisine ödenmesini isteyen pay sahibinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: yönetici sorumluluğu doğrudan zarar dolaylı zarar aktif husumet ehliyeti pay devri tasfiye memuru

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/5956 E.  ,  2024/7357 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1532 Esas, 2023/1287 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/792 E., 2023/467 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisini ekonomik açıdan varlıklı, aile ve iş çevresi geniş bir kişi olarak tanıtan davalıyla müvekkilinin bir takım ticari faaliyetlerde bulunduğunu ancak zarar ettiklerini, söz konusu zararların telafisi için davalının tek hissedarı olduğu dava dışı ... Lojistik Ltd. Şti.’den hisse devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de davalıya güvenerek davalının şirketteki %15 hisseye tekabül eden bir tanesi 50,00 TL'den 15.000 adet payı 750.000,00 TL bedel karşılığında satın aldığını, devir tarihinden sonra şirkette herhangi bir ticari faaliyet olmadığını, müvekkilinin bilgi alamadığını, bilanço ve kayıtların davalı tarafından usulüne uygun tutulmadığını, bu durumun şirket yöneticisi olan davalının sorumluluğuna yol açacağını, TTK m.553'e göre yöneticilerin şirket ortaklarına karşı sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin haberi olmadan ve imzası taklit edilerek şirketin tasfiyeye sokulduğunu, tasfiye memuru olarak davalının seçildiğini, bu hususta Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının (CBS) 2022/53946 sayılı dosyası üzerinden başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, yönetici-tasfiye memuru olan davalının hukuki sorumluluğu ve haksız fiili kapsamında müvekkilinin devir bedeli olan 750.000,00 TL üzerinden doğrudan zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, TTK m.560 gereğince zamanaşımı süresinin dolduğunu, zararın oluştuğu iddiasının ortak adına değil tüzel kişilik tarafından ileri sürülebileceğini, tazminatın şirket adına istenebileceğini, sorumluluk davası açılmasına şirket tarafından karar verilmesi gerekirken bunun yerine getirilmediğini, davacının müştekisi oluğu soruşturma sayılı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, şirket kurduklarını ancak başarılı olamadıklarını, şirketin tasfiyeye girmesinin yasal zorunluluk olduğunu, davacının haberinin olmadığı iddialarının da doğru olmadığını ve şirketin salt zarar etmesinin şirket yöneticisinin sorumluluğunu gerektirmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının şirket hisselerini devraldığını ve sonrasında şirketin tasfiye edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürdüğü, davacı kendi rızası bulunmaksızın tasfiye kararı alınarak doğrudan zarara uğradığını iddia etmiş ise de iddia edilen zararın dolaylı zarar olduğu, davacının pay devir bedeli ödediğini iddia etmesi ve ödemesinin, zararın niteliğini doğrudan zarara dönüştürmeyeceği, aksinin kabulünün şirket ortağı tarafından açılan tüm sorumluluk davalarının şirket ortaklığı için devir bedeli ödenmiş olması nedeniyle doğrudan zarar olarak adlandırılması anlamına geleceği, davacının iddialarının şirketin ve dolayısıyla kendisinin zarara uğratıldığına yönelik olup şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen TTK'nın 555 inci maddesinde yer alan “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir.

Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” hükmü uyarınca ortağın, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabileceği, davacının zarar tazminatını şirkete değil kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklı alacak davasına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 92 inci ve 114 üncü maddeleri.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553 üncü ve 555 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.