Ticari işletme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/89 E. 2021/3954 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme↗ tescilsiz tasarım↗ kâr mahrumiyeti↗ dürüstlük kuralı↗ yenileme↗ tbk 99↗ maddi ve manevi tazminat↗ geçersizlik↗ ortalama tüketici↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ tacir↗ maddi tazminat↗ haksız rekabet↗ iltibas↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ayakkabı modellerinin menşei ülke Fransa’da eser vasfında olduğu iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bunun delili olarak sunulan Paris Mahkeme mübaşiri tarafından tutulan tespit tutanağının Fransız mevzuatına göre eser vasfında olmanın delili olmayıp sadece o modelin o tarihte davacı tarafından tasarlandığının delili olarak düzenleneceği ve ispat hukuku bakımından önemli olduğu, orada da bizdeki gibi bir tasarım veya modelin eser olup olmadığını mübaşirin değil hakimlerin tesbit ettiği, dolayısıyla da bunların Fransa’da eser kabul edildiğine ilişkin davacı iddiasının yasal dayanağının bulunmadığı, zaten Bern Sözleşmesine göre de bir çalışmanın eser olup olmadığının menşei ülkesi yasasına göre değil Bern Sözleşmesi’nin 5-2 maddesi gereğince koruma talep edilen ülke yasalarına göre belirleneceğinden yabancı mahkeme kararı söz konusu olsa bile bir bağlayıcılığının bulunmadığı, alınan bilikişi raporlarında ayakkabıların hususiyet taşımadığı, moda tasarımı olduğunun ifade edildiği, moda trendlerinin kendisi bir fikir olduğundan ve fikir üzerinden tekel haklar sağlanması mümkün olmadığından trendlerin kendisinin korumadan yararlanmayacağı, ayakkabıların belli bir modaya bağlı olarak ince veya kalın topuklu olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept olup, konseptin de fikir olarak korunmayacağı, davacının ürünü ile iltibasa yol açacak modellerin üretilip satılmasının gerek Paris Konvansiyonu ve gerekse TTK’nın rekabet hükümlerine göre haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabete dayalı maddi tazminat hesabında davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekte mahrum kaldığı kar miktarı esasına göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacının yurtdışında oluşu ve defterlerinin incelememesi nedeniyle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı ancak davalı defterleri üzerindeki incelemeye göre 2011-2014 yılları arasında bu modeller üzerinde yapılan satışa göre davalının 8.852,00 TL kar elde ettiğinin tespit edildiği, davalının mağazasında davaya konu olmayan çok değişik modellerle üretim yaptığı, dolayısıyla da davalının sağladığı karını sadece davacının sınırlı olarak kullandığı bir kaç modelinden sağlamadığı, kaldı ki davacının iddia ettiği bazı modeller de kullanılmadığından maddi ve manevi tazminata TBK’nın 50. maddesi nazara alınarak takdiren hükmedildiği gerekçesiyle, telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine, 15.000,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile dava konusu ayakkabı modellerinin eser vasfında olmadığına yönelik mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki 2 no’lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Davacı tarafça, davacıya ait tescilsiz ayakkabı tasarımlarının davalı tarafından aynen taklit edilerek piyasaya sürüldüğü iddiası ile haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesi ile takdir edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet, aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Aynı Yasa’nın 57/5. maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde de ‘’Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ‘’ hükmü düzenlenmiş, aynı Yasa’nın 55/1-a-4 maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de ‘‘Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak’’ olarak düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK’nın anılan bende ilişkin madde gerekçesinde ise yeni düzenlemenin 6762 sayılı TTK’nın 57/5 maddesindeki düzenleme ile özdeş olduğu, lafızda farklılık bulunduğu, önceki kanun dönemindeki öğreti ve uygulamanın feda edilmemesi gerektiği, “karıştırılma” kavramının dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenlendiği, iç benzerlikten kaynaklanan karıştırılmayı kapsamadığına yer verilmesi yanında ayrıca, 6762 sayılı TTK’da, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer verilmiş ise de, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde (MarkKHK'da, EndTasKHK'da, CoğİşKHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da) ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle, 6102 sayılı TTK’da bu koruma türlerine yer verilmesine gereksiz olduğu, ayrıca yorum güçlüklerine sebebiyet vereceğine, fikri mülkiyete ilişkin hakların kümülatif korumanın da burada tekrar düzenleme yapmayı gerekli kılmadığına da vurgu yapılmıştır.
Öte yandan, dava tarihi itibariyle somut olayda uygulanma yeri olmamakla birlikte tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirilmiştir. Söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır.
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir. Bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317).
Haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde, herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmesini sağlamak suretiyle bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst ve bozulmamış rekabetin varlığı, piyasa katılımcılarının (tüketiciler, tacirler, rakipler) yanında, bireysel rekabet düzeninin korunmasını da gerektirir. Tacirlerin korunması ilkesi çerçevesinde koruma unsurlarından biri de emeğin ve yatırımların korunması olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakları özelinde, bütün dünyada ve ülkemizde geçerli olan tescile bağlı ve süreyle sınırlı koruma ilkelerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bu çerçevesinde, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak anılan ilkeleri geçersiz kılacak veya zedeleyecek yorumlardan dikkatle kaçınılmalı ve bu noktada haksız rekabet hükümleri dar yorumlanmalı, konuya ilişkin özel hükümlerin ötesinde, mal veya hizmetlerle ilgili olarak tekel yaratılmamalı, ekonominin sağlıklı şeklide işlemesi için serbest rekabet ortamı özenle korunmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş, belli bir süre sonra Türkiye'de ticarete konu edilmiş ve tescile dayalı koruma tercihinde de bulunulmamış tasarımlar yönünden, tasarıma konu malların bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açılması gerekir.
O halde Mahkemece, Dairemizin 21.03.2008 tarih ve 1816/3687 sayılı "Prizmatik Modüler Su Depoları" kararı ile yine Dairemizin 18.10.2018 tarih ve 2016/10703 E. – 2018/6467 K. sayılı USB kararında zikredilen ilkelere uygun olarak, davaya konu tescilsiz tasarıma konu ayakkabıların davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüşüp dönüşmediği tartışılmaksızın, dönüşmüş olsa bile davalı tarafın üretmiş olduğu ayakkabılarda, davacının kullandığı “...” markasından oldukça farklı ‘’Flower’’ ibaresini kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı dikkate alınmaksızın somut olaya haksız rekabet hükümlerinin uygulanması doğru olmamış ve hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6417 E. 2025/4942 K.
Ortak:tescilsiz tasarım · dürüstlük kuralı · yenileme · geçersizlik · ortalama tüketici · taşıyan · ayırt edicilik · tacir
İncelediğiniz karardaSöz konusu şartları «taşıyan» «tescilsiz tasarımlara» da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır.
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, «tescilsiz tasarımların» «haksız rekabet» hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve «ayırt edicilik» niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine u …
Bunun dışında, orijinal «tescilli tasarımlar» için bile her beş yılda bir «yenilenmek» koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, «haksız rekabet» hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun N …
Benzer bu karardaSöz konusu şartları «taşıyan» «tescilsiz tasarımlara» da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır.
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, «tescilsiz tasarımların» «haksız rekabet» hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve «ayırt edicilik» niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine u …
Bunun dışında, orijinal «tescilli tasarımlar» için bile her beş yılda bir «yenilenmek» koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, «haksız rekabet» hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (... .. …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · ilan · avans faizi
Benzer bu kararda… rlanan, tüm dünya ülkelerinde piyasaya sunulduktan sonra üne ve başarıya kavuşan eser niteliğine haiz ürün ve modellerin tasarımları aynen taklit edilmek sureti ile «iltibas» yaratılarak "..." markası ile üretilen ürünlerin, Şişli, Beyoğlu, Nişantaşı mağazaları başta olmak üzere bir çok mağazasında satışa sunduğunu ve haksız kazanç elde ettiğini, davacıya ait eser niteliğine haiz olan tasarımları üzerindeki eserden faydalanma haklarına tecavüz ettiği ve dolayısı ile davacı şirketin markasına ve ürünlerinin ticari imajına tecavüzde bulunduğunu, «haksız rekabet» yarattığını, davacılara ait FSEK kapsamında eser niteliğine haiz moda/ayakkabı tasarımlarının başlıca hususiyetlerinin davalı tarafından birebir taklit edilmek suretiyle ".." markası altında üretilen ürünlerde/ayakkabılarda kullanıldığını, böylece davalıların intihal teşkil eden bu eylemlerinin ... kapsamında işleme hakkı, çoğaltma ve yayma hakkı, eserin umuma arzı hakkı, eser sahibi olarak tanıtılma hakkı, eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı şeklinde sayılan fikri haklarına tecavüz teşkil ettiğini ve dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54 ve 55. maddeleri uyarınca haksız rekabet yarattığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, davacıların eser niteliğine haiz tasarımları üzerindeki fikri haklarına karşı yapılan tecavüzlerin ve haksız rekabet yaratan eylemlerinin ref ve men'ine, davalı şirket tarafından ".." markası altında üretilen ürünlerin imalatının veya satışa arz etmelerinin, ihracatlarının, ithalatlarının ve her türlü kullanımlarının önlenmesine, söz konusu ürünlerin bulundukları yerlerden toplatılmasına, elkonulmasına ve imhasına, müvekkillerinin haksız rekabet sonucu meydana gelen zararları nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek «avans faizi» ile birlikte davalı şirketten tahsiline, verilen kararın ülke genelinde yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde bir defaya mahsus olarak «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
… rak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla FSEK kapsamında eser niteliğinin ve esere tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i taleplerinin reddine, bu tasarımların TTK'nın «haksız rekabet» hükümleri kapsamında korunabileceği, davalının "..." markası adı altında satışa sunduğu ürünlerin davacıya ait "..., ... strass, .............................. modelleri ile birebir aynı nitelikte olması sebebiyle bu kullanımların TTK'nın 55/1-a kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla haksız rekabetin tespitine, men'ine ve ref'ine, «maddi tazminat» talebi yönünden tam bir zarar hesabının yapılmasının mümkün olmadığı farazi değerlendirmeler üzerinden yapılan tazminat hesaplamasının hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla dosya kapsamı ve kullanım durumu dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yine manevi tazminat yönünden izahı yapılan mevzuat kapsamında şartların oluştuğuna kanaat getirilmekle haksız rekabetin niteliği, davalının eyleminin ağırlığı ile dosya kapsamı itibariyle hak ve nasafet uygun düştüğü anlaşılan manevi tazminat talebinin tümden kabulüne 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine ve hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/«257» E., 2019/229 K.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6772 E. 2025/4943 K.
Ortak:tescilsiz tasarım · dürüstlük kuralı · taşıyan · ayırt edicilik · maddi tazminat · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept olup, konseptin de fikir olarak korunmayacağı, davacının ürünü ile «iltibasa» yol açacak modellerin üretilip satılmasının gerek Paris Konvansiyonu ve gerekse TTK’nın rekabet hükümlerine göre «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabete dayalı «maddi tazminat» hesabında davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekte «mahrum» kaldığı kar miktarı esasına göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacının yurtdışında oluşu ve «defterlerinin» incelememesi nedeniyle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı ancak davalı defterleri üzerindeki incelemeye göre 2011-2014 yılları arasında bu modeller üzerinde ya …
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, «tescilsiz tasarımların» «haksız rekabet» hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve «ayırt edicilik» niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine u …
… nın incelenmesine gelince ise; Davacı tarafça, davacıya ait tescilsiz ayakkabı tasarımlarının davalı tarafından aynen taklit edilerek piyasaya sürüldüğü iddiası ile «haksız rekabetin» tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile «iltibas» oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesi ile takdir edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… estetik değeri taşıması koşuluyla güzel sanat eseri olarak da korunacağı, somut olayda ayakkabı modellerinin moda tasarımı kapsamında değerlendirilerek eser vasfını «taşıyıp» taşımadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının tasarımlarının Türkiye'de tescilli olmadıkları, moda trendleri bir fikir olduğundan ve fikir üzerinden tekel haklar sağlanması mümkün olmadığından trendlerin kendisinin korumadan yararlanamayacağı, ayakkabıların belli bir modaya bağlı olarak ince veya kalın topuklu olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept mahiyeti taşıdığı, konseptin de fikir olarak korunamayacağı, estetik olmasının, yani göze hoş görünmesinin tek başına ürüne eser vasfı vermeye yetmeyeceği, yenilikle orijinallığın aynı şey olmadığı, eserin bütünü ile orijinal olması ve benzerlerinden ayrılması, bu benzerliği de ona tasarlayıcısının kazandırmış olması gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da bu özelliklerin eser kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği, bilirkişi raporlarında ayakkabıların hususiyet taşımadığı, moda tasarımı olduğu tespit edilmiş olmakla bu talep yönünden davanın reddi kararının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ... markasının Türkiye'de tescilli olmadığı, Fransa’da INPI nezdinde, 3869370 sayı ile 25. sınıfta yüksek topuklu ayakkabı olarak Avrupa Birliği Markası olarak tescilli olduğu 556 sayılı KHK’nın 3 ve 4. maddeleri gereği ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar nedeniyle markanın ülkemizde de korunacağı, davaya konu markanın uygulandığı «tescilsiz tasarıma» konu ayakkabıların davacı şirketle özdeşleştiği, «ayırt edicilik» kazandığı, ... şekil markasının ülkemiz «dahil» geniş bir coğrafyada bilindiği, davacı ile özdeşleştiği, davalı ürettiği ayakkabılar üzerinde kendi markasını kullanmış ise de, tarafların aynı alanda ticari faaliyet yürüttüğü, davacıya ait ürünlerin ülkemizde satışa sunulduğu, davalının davacıya ait tanınmış marka ve tescilsiz tasarımlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, buna rağmen davalı tarafça davacıya ait ... markasını tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde ayakkabı emtiası üzerinde kullanmak suretiyle «iltibasa» yol açtığı, bu durumun 556 sayılı KHK’nın 9/1-c hükmü kapsamında «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, yine davacıya ait diğer tescilsiz, Cataclou Oxford, Mayerling, Pensamoi, Hot Chick, Pina Spike, Pigale Clutch isimli ayakkabı ve el çantası tasarımları ile aynı şekil, doku ve aksesuarlara sahip şekilde ... tarafından bire bir benzer olarak, üretildikleri, tasarımların tüketicisi tarafından karıştırılmaya sebebiyet verecek kadar benzer niteliklere sahip olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden davacıya tescilsiz tasarımların ayırt edilemeyecek benzerinin satışa sunulmasının da haksız rekabet oluşturduğu, hükmedilecek tazminatın markayı kullanmak yolu ile elde ettiği net kazanç yani kâr üzerinden hesaplanması gerektiği, ancak davalı yanın ihlal oluşturan fiilleri ile elde ettiği kazancın tam olarak tespiti mümkün olmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50 ve 51. maddelerine göre, mahkemece takdir edildiği, ihlale konu ürünlerin alış faturasının 2015 yılı olduğu dikkate alındığında, ihlalin niteliği, süresi ve boyutuna göre TBK’nın 50. maddesi gereğince hükmedilen tazminatın yüksek olduğu, markanın uygulandığı ürün kalitesine göre düşük kalitede ihlal oluşturan üretim ve piyasaya sunulmasının 556 sayılı KHK’nın 68. maddesine göre, marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanımı olacağından itibar tazminatı koşullarının oluştuğu, ancak ihlalin boyutuna göre hüküm altına alınan itibar tazminatı miktarının fazla bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların davalılar ...
… dlı ayakkabı modelleri ile “Pigale Clutch” adlı çanta modellerinin ve davacıya ait “...” markasına benzer/ aynı nitelikte olması sebebiyle bu kullanımların tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine, menine ve ref'ine, bu kapsamda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasına, önlenmesine, el konularak imhasına, ürünlerin üretiminde kullanılan kalıplara (sadece bu modellerin üretimine yarayan) el konulması ve imhasına, «infazda» 08.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, hüküm eki sayılmasına, davacının davaya konu modellerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında eser niteliğinin ve esere tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i taleplerinin reddine, davacının mülga 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 66-b hükmü kapsamındaki «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 175.000,00 TL’nin (davalı ...
… ick” adlı ayakkabı modelleri ile “... ...” adlı çanta modellerinin ve davacıya ait “...” markasına benzer/ aynı nitelikte olması sebebiyle bu kullanımların tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine, bu kapsamda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasına, önlenmesine, el konularak imhasına, ürünlerin üretiminde kullanılan kalıplara (sadece bu modellerin üretimine yarayan) el konulması ve imhasına, davacının «maddi tazminat» talebinin kısmen kabulü ile; 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; (davalı ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sulh protokolü · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · mükerrerlik · infaz · üçüncü kişi · marka hakkına tecavüz · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu kararda… dlı ayakkabı modelleri ile “Pigale Clutch” adlı çanta modellerinin ve davacıya ait “...” markasına benzer/ aynı nitelikte olması sebebiyle bu kullanımların tanınmış «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine, menine ve ref'ine, bu kapsamda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasına, önlenmesine, el konularak imhasına, ürünlerin üretiminde kullanılan kalıplara (sadece bu modellerin üretimine yarayan) el konulması ve imhasına, «infazda» 08.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, hüküm eki sayılmasına, davacının davaya konu modellerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında eser niteliğinin ve esere tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i taleplerinin reddine, davacının mülga 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 66-b hükmü kapsamındaki «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 175.000,00 TL’nin (davalı ...
Şti. yönünden 50.000,00 TL ile sınırlı ve «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılar ...
… estetik değeri taşıması koşuluyla güzel sanat eseri olarak da korunacağı, somut olayda ayakkabı modellerinin moda tasarımı kapsamında değerlendirilerek eser vasfını «taşıyıp» taşımadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının tasarımlarının Türkiye'de tescilli olmadıkları, moda trendleri bir fikir olduğundan ve fikir üzerinden tekel haklar sağlanması mümkün olmadığından trendlerin kendisinin korumadan yararlanamayacağı, ayakkabıların belli bir modaya bağlı olarak ince veya kalın topuklu olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept mahiyeti taşıdığı, konseptin de fikir olarak korunamayacağı, estetik olmasının, yani göze hoş görünmesinin tek başına ürüne eser vasfı vermeye yetmeyeceği, yenilikle orijinallığın aynı şey olmadığı, eserin bütünü ile orijinal olması ve benzerlerinden ayrılması, bu benzerliği de ona tasarlayıcısının kazandırmış olması gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da bu özelliklerin eser kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği, bilirkişi raporlarında ayakkabıların hususiyet taşımadığı, moda tasarımı olduğu tespit edilmiş olmakla bu talep yönünden davanın reddi kararının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ... markasının Türkiye'de tescilli olmadığı, Fransa’da INPI nezdinde, 3869370 sayı ile 25. sınıfta yüksek topuklu ayakkabı olarak Avrupa Birliği Markası olarak tescilli olduğu 556 sayılı KHK’nın 3 ve 4. maddeleri gereği ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar nedeniyle markanın ülkemizde de korunacağı, davaya konu markanın uygulandığı «tescilsiz tasarıma» konu ayakkabıların davacı şirketle özdeşleştiği, «ayırt edicilik» kazandığı, ... şekil markasının ülkemiz «dahil» geniş bir coğrafyada bilindiği, davacı ile özdeşleştiği, davalı ürettiği ayakkabılar üzerinde kendi markasını kullanmış ise de, tarafların aynı alanda ticari faaliyet yürüttüğü, davacıya ait ürünlerin ülkemizde satışa sunulduğu, davalının davacıya ait tanınmış marka ve tescilsiz tasarımlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, buna rağmen davalı tarafça davacıya ait ... markasını tüketici nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde ayakkabı emtiası üzerinde kullanmak suretiyle «iltibasa» yol açtığı, bu durumun 556 sayılı KHK’nın 9/1-c hükmü kapsamında «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, yine davacıya ait diğer tescilsiz, Cataclou Oxford, Mayerling, Pensamoi, Hot Chick, Pina Spike, Pigale Clutch isimli ayakkabı ve el çantası tasarımları ile aynı şekil, doku ve aksesuarlara sahip şekilde ... tarafından bire bir benzer olarak, üretildikleri, tasarımların tüketicisi tarafından karıştırılmaya sebebiyet verecek kadar benzer niteliklere sahip olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden davacıya tescilsiz tasarımların ayırt edilemeyecek benzerinin satışa sunulmasının da haksız rekabet oluşturduğu, hükmedilecek tazminatın markayı kullanmak yolu ile elde ettiği net kazanç yani kâr üzerinden hesaplanması gerektiği, ancak davalı yanın ihlal oluşturan fiilleri ile elde ettiği kazancın tam olarak tespiti mümkün olmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50 ve 51. maddelerine göre, mahkemece takdir edildiği, ihlale konu ürünlerin alış faturasının 2015 yılı olduğu dikkate alındığında, ihlalin niteliği, süresi ve boyutuna göre TBK’nın 50. maddesi gereğince hükmedilen tazminatın yüksek olduğu, markanın uygulandığı ürün kalitesine göre düşük kalitede ihlal oluşturan üretim ve piyasaya sunulmasının 556 sayılı KHK’nın 68. maddesine göre, marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanımı olacağından itibar tazminatı koşullarının oluştuğu, ancak ihlalin boyutuna göre hüküm altına alınan itibar tazminatı miktarının fazla bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların davalılar ...
Şti. yönünden 20.000,00 TL ile sınırlı ve «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla), davalılar ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12771 E. 2014/17312 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7426 E. 2022/3768 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept olup, konseptin de fikir olarak korunmayacağı, davacının ürünü ile «iltibasa» yol açacak modellerin üretilip satılmasının gerek Paris Konvansiyonu ve gerekse TTK’nın rekabet hükümlerine göre «haksız rekabet» oluşturduğu, haksız rekabete dayalı «maddi tazminat» hesabında davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekte «mahrum» kaldığı kar miktarı esasına göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacının yurtdışında oluşu ve «defterlerinin» incelememesi nedeniyle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı ancak davalı defterleri üzerindeki incelemeye göre 2011-2014 yılları arasında bu modeller üzerinde ya …
… nın incelenmesine gelince ise; Davacı tarafça, davacıya ait tescilsiz ayakkabı tasarımlarının davalı tarafından aynen taklit edilerek piyasaya sürüldüğü iddiası ile «haksız rekabetin» tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile «iltibas» oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesi ile takdir edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Aynı Yasa’nın 57/5. maddesinde «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtal …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine, «haksız rekabetin» tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile «iltibas» oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine, 15.000,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsil …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4392 E. 2022/6337 K.
Ortak:ticari işletme · tescilsiz tasarım · yenileme · maddi ve manevi tazminat · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaAynı Yasa’nın 57/5. maddesinde «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtal …
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, «tescilsiz tasarımların» «haksız rekabet» hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve «ayırt edicilik» niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine u …
Bunun dışında, orijinal «tescilli tasarımlar» için bile her beş yılda bir «yenilenmek» koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, «haksız rekabet» hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun N …
Benzer bu karardaMülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5. maddesinde «haksız rekabet» olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya «ticari işletmesiyle» «iltibaslar» meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtal …
Gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, «tescilsiz tasarımların» TTK'nın 55/1-e-4 maddesi uyarınca «haksız rekabet» hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve «ayırt edicilik» niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine u …
Dava, tescilsiz sabun ve ambalaj tasarımından kaynaklanan hakların ihlali iddiası ile «haksız rekabetin» tespiti, men’i, ve ref’iyle «maddi, manevi tazminat» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ambalaj benzerliği · protokol · taahhütname · yasal faiz
Benzer bu kararda… pılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 27/07/2010 tarihinde kurulduğu, kurulmadan önce müstakbel kurucu ortaklar arasında 17/06/2010 tarihli «protokol» düzenlendiği, protokolde madde 3.5 'te tarafların şirketin faaliyet konusuna ilişkin barkodları; marka, patent, knowhow ve iftira beratı haklarını ve fiili uygulamalarını yasal devir ve kullanma «taahhütleri» Noter onaylı imzalayacakları, madde 3.4'te şirketin konusu, madde 3.11'de ortakların yeni şirketin faaliyet alanına giren konularda gerek şahsen gerekse dolaylı surette üretim ve ticaret yaptıramayacakları belirlenmiş olup protokolde imzası bulunan şirket kurucularından ... daha sonra 25 Şubat 2013 yılında davalı şirketi kurarak benzer üretim yapmaya başladığı, sabunların ambalajlarının alınan bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere «haksız rekabet» oluşturacak şekilde birbirine benzediği, ... 'nin adı geçen ambalajları ilk kez tasarlayarak sipariş veren kişi olsa da protokoldeki imza karşısında haksız rekabet oluşturacak şekilde üretim yaptığı, bu tasarımların kullanım hakkının protokolle davacı şirkete bırakıldığı, «ambalajların benzerliği» ve aynı cins ürün satılması nedeni ile normal bir tüketicinin ambalajlardaki benzerlik nedeni ile davacının sattığı ürün nedeni ile davalının benzer ambalajdaki aynı cins ürünü satın alabileceği, böylece haksız rekabete maruz kalacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı şirketin haksız rekabetinin tespitine, men’ine, ref’ine, haksız rekabet teşkil eden ambalajların piyasaya sürülmesinin engellenmesine, piyasaya sürülmüş ambalajların toplatılarak imha edilmesine ve 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 29/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı şirket ortağı ...'nin adı geçen ambalajları ilk kez tasarlayan kişi olsa da bu tasarımların kullanım hakkını «protokolle» davacı şirkete bıraktığı halde daha sonra davalı şirketi kurarak ve bu şirkette «haksız rekabet» oluşturacak şekilde aynı tasarımları kullanarak üretim yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüyle; davalı şirketin haksız rekabetinin tespitine, men-ine, ref-ine, haksız rekabet teşkil eden ambalajların piyasaya sürülmesinin engellenmesine, hali hazırda piyasaya sürülen ambalajların toplatılarak imha edilmesine, 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın «yasal faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/89 E. , 2021/3954 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ . FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.11.2015 tarih ve 2014/43 E. - 2015/196 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından duruşmalı,katılma yolu ile davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 15.09.2020 günü hazır bulunan davacılar vekili Av.... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait eser vasfında olan ayakkabı modellerini aynen taklit ettiğini ileri sürerek, tecavüzün önlenmesini, haksız rekabet ve telif haklarına tecavüzün önlenmesini, ürünlere el konulmasını, imhasını, haksız rekabet ve telif haklarına tecavüz nedeniyle şimdilik 250.000.- TL maddi ve 15.000.- TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tasarımların bir kısmının müvekkiline ait olduğunu, bir kısmının da herkes tarafından kullanılan anonim tasarımlar olduğunu, eser vasfında olmadığını, davacının eser sahipliğine ilişkin olarak sunduğu belgelerin delil vasfı bulunmadığını, haksız rekabet şartlarının oluşmadığını, tasarımın tescilsiz oluşu nedeniyle korumadan yararlanmadığını, davacının tespite konu ettiği ürünleri 1 yılı aşkın süredir piyasada mevcut ürünler olduğunu süre geçtikten sonra tespit talebinde bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ayakkabı modellerinin menşei ülke Fransa’da eser vasfında olduğu iddia edilmiş ise de, davacı tarafça bunun delili olarak sunulan Paris Mahkeme mübaşiri tarafından tutulan tespit tutanağının Fransız mevzuatına göre eser vasfında olmanın delili olmayıp sadece o modelin o tarihte davacı tarafından tasarlandığının delili olarak düzenleneceği ve ispat hukuku bakımından önemli olduğu, orada da bizdeki gibi bir tasarım veya modelin eser olup olmadığını mübaşirin değil hakimlerin tesbit ettiği, dolayısıyla da bunların Fransa’da eser kabul edildiğine ilişkin davacı iddiasının yasal dayanağının bulunmadığı, zaten Bern Sözleşmesine göre de bir çalışmanın eser olup olmadığının menşei ülkesi yasasına göre değil Bern Sözleşmesi’nin 5-2 maddesi gereğince koruma talep edilen ülke yasalarına göre belirleneceğinden yabancı mahkeme kararı söz konusu olsa bile bir bağlayıcılığının bulunmadığı, alınan bilikişi raporlarında ayakkabıların hususiyet taşımadığı, moda tasarımı olduğunun ifade edildiği, moda trendlerinin kendisi bir fikir olduğundan ve fikir üzerinden tekel haklar sağlanması mümkün olmadığından trendlerin kendisinin korumadan yararlanmayacağı, ayakkabıların belli bir modaya bağlı olarak ince veya kalın topuklu olması, bağcıklı olup olmaması, açık kapalı olması veya süslemeler taşımasının genel bir konsept olup, konseptin de fikir olarak korunmayacağı, davacının ürünü ile iltibasa yol açacak modellerin üretilip satılmasının gerek Paris Konvansiyonu ve gerekse TTK’nın rekabet hükümlerine göre haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabete dayalı maddi tazminat hesabında davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekte mahrum kaldığı kar miktarı esasına göre hesaplama yapılması gerekmekte ise de davacının yurtdışında oluşu ve defterlerinin incelememesi nedeniyle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı ancak davalı defterleri üzerindeki incelemeye göre 2011-2014 yılları arasında bu modeller üzerinde yapılan satışa göre davalının 8.852,00 TL kar elde ettiğinin tespit edildiği, davalının mağazasında davaya konu olmayan çok değişik modellerle üretim yaptığı, dolayısıyla da davalının sağladığı karını sadece davacının sınırlı olarak kullandığı bir kaç modelinden sağlamadığı, kaldı ki davacının iddia ettiği bazı modeller de kullanılmadığından maddi ve manevi tazminata TBK’nın 50.
maddesi nazara alınarak takdiren hükmedildiği gerekçesiyle, telif haklarına tecavüzün tespit ve önlenmesine ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesine, 15.000,00 TL maddi, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile dava konusu ayakkabı modellerinin eser vasfında olmadığına yönelik mahkeme kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki 2 no’lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Davacı tarafça, davacıya ait tescilsiz ayakkabı tasarımlarının davalı tarafından aynen taklit edilerek piyasaya sürüldüğü iddiası ile haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle haksız rekabetin tespitine, davalının, davacının ayakkabıları ile iltibas oluşturan ayakkabıları üretim ve satışının önlenmesi ile takdir edilen maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet, aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Aynı Yasa’nın 57/5. maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak" olarak belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde de ‘’Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ‘’ hükmü düzenlenmiş, aynı Yasa’nın 55/1-a-4 maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de ‘‘Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak’’ olarak düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK’nın anılan bende ilişkin madde gerekçesinde ise yeni düzenlemenin 6762 sayılı TTK’nın 57/5 maddesindeki düzenleme ile özdeş olduğu, lafızda farklılık bulunduğu, önceki kanun dönemindeki öğreti ve uygulamanın feda edilmemesi gerektiği, “karıştırılma” kavramının dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenlendiği, iç benzerlikten kaynaklanan karıştırılmayı kapsamadığına yer verilmesi yanında ayrıca, 6762 sayılı TTK’da, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer verilmiş ise de, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde (MarkKHK'da, EndTasKHK'da, CoğİşKHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da) ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle, 6102 sayılı TTK’da bu koruma türlerine yer verilmesine gereksiz olduğu, ayrıca yorum güçlüklerine sebebiyet vereceğine, fikri mülkiyete ilişkin hakların kümülatif korumanın da burada tekrar düzenleme yapmayı gerekli kılmadığına da vurgu yapılmıştır.
Öte yandan, dava tarihi itibariyle somut olayda uygulanma yeri olmamakla birlikte tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirilmiştir. Söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır.
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir.
Bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317).
Haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde, herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmesini sağlamak suretiyle bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst ve bozulmamış rekabetin varlığı, piyasa katılımcılarının (tüketiciler, tacirler, rakipler) yanında, bireysel rekabet düzeninin korunmasını da gerektirir. Tacirlerin korunması ilkesi çerçevesinde koruma unsurlarından biri de emeğin ve yatırımların korunması olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakları özelinde, bütün dünyada ve ülkemizde geçerli olan tescile bağlı ve süreyle sınırlı koruma ilkelerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bu çerçevesinde, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak anılan ilkeleri geçersiz kılacak veya zedeleyecek yorumlardan dikkatle kaçınılmalı ve bu noktada haksız rekabet hükümleri dar yorumlanmalı, konuya ilişkin özel hükümlerin ötesinde, mal veya hizmetlerle ilgili olarak tekel yaratılmamalı, ekonominin sağlıklı şeklide işlemesi için serbest rekabet ortamı özenle korunmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş, belli bir süre sonra Türkiye'de ticarete konu edilmiş ve tescile dayalı koruma tercihinde de bulunulmamış tasarımlar yönünden, tasarıma konu malların bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açılması gerekir.
O halde Mahkemece, Dairemizin 21.03.2008 tarih ve 1816/3687 sayılı "Prizmatik Modüler Su Depoları" kararı ile yine Dairemizin 18.10.2018 tarih ve 2016/10703 E. – 2018/6467 K. sayılı USB kararında zikredilen ilkelere uygun olarak, davaya konu tescilsiz tasarıma konu ayakkabıların davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüşüp dönüşmediği tartışılmaksızın, dönüşmüş olsa bile davalı tarafın üretmiş olduğu ayakkabılarda, davacının kullandığı “...” markasından oldukça farklı ‘’Flower’’ ibaresini kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı dikkate alınmaksızın somut olaya haksız rekabet hükümlerinin uygulanması doğru olmamış ve hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 22.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkemece usul ve yasaya uygun olarak delillerin tartışılıp değerlendirildiğinin anlaşılmasına göre; kararın onanması gerektiği halde, aksi yöndeki Daire çoğunluğunun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670462300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz