Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3031 E. 2021/4437 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletname yetkisi↗ ticari vekil↗ ticari temsilci↗ iskonto↗ ticari defter incelemesi↗ istinaf başvurusunun reddi↗ kâr payı↗ ticari defter↗ yetki↗ geçersizlik↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından dava dışı ...'ya verilen 28.05.2014 tarihli vekaletnamenin incelenmesinde verilen yetkilerin özetle şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere iskonto yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir yetkinin bulunmadığı, vekaletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya ticari temsilcilik vermediği, bu kişinin ticari vekil olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım payı ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş ticari defterlerinde davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının ticari vekili olduğu, verilen vekaletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme onay verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun ticari temsilci olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 25.11.2015 tarihli belgeye dayalı fiyat farkı alacağının tahsili isteğine ilişkin alacak davasıdır. Davacının davalı şirket Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenmiş, 25.11.2015 tarihli belge ile fiyat farkı alacağı olduğunu bildirerek açtığı dava mahkemece ...'nun ticari vekil sıfatının bulunduğu, fiyat farkına yönelik belge düzenleme yetkisi bulunmadığı, davalı tarafça yapılan işleme onay verilmediği gerekçesiyle reddedilmiş, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir. Davacının iş yerinin Karadeniz Bölgesinde olduğu, tüm ticari işlemlerin davalı şirket bölge müdürü tarafından yapıldığı ve daha önceki tüm işlemlerin davalı tarafından kabul edildiği gözetildiğinde fiyat farkı alacağına ilişkin belgenin geçersiz olduğu ileri sürülemeyeceğinden işin esasına girilerek toplanan deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine yönelik verilen ilk derece mahkemesi kararı doğru olmadığı gibi yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi de yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1793 E. 2024/354 K.
Ortak:ticari vekil · ticari temsilci · iskonto · ticari defter incelemesi · kâr payı · ticari defter · yetki · geçersizlik · Alacak
İncelediğiniz kararda… ket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, «vekaletnamedeki yetkiler» incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddi …
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının «ticari vekili» olduğu, verilen vekaletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme «yetkisinin» bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme onay verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun «ticari temsilci» olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait «ticari defterlerin incelenmesi» sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
Davacının davalı şirket Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenmiş, 25.11.2015 tarihli belge ile fiyat farkı alacağı olduğunu bildirerek açtığı dava mahkemece ...'nun «ticari vekil» sıfatının bulunduğu, fiyat farkına yönelik belge düzenleme yetkisi bulunmadığı, davalı tarafça yapılan işleme onay verilmediği gerekçesiyle reddedilmiş, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… erin şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satış bedellerini tahsil etme hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, vekâletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağı kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine …
… onuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2019 tarih, 2019/329 E. ve 2019/663 K. sayılı kararıyla; davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının «ticari vekili» olduğu, verilen vekâletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme «yetkisinin» bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme ... verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun «ticari temsilci» olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait «ticari defterlerin incelenmesi» sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'nun Samsun bölgesindeki işleri takip için birtakım olağan işlerin idaresine yönelik «yetki» verilen «ticari vekil» olduğunu ve davalı şirkete ait malları satarken «yetkisini» aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu, dava dışı ...'ya verilen vekaletname incelendiğinde vekilin davalı şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisi bulunmadığının görüleceğini, ...'nun davacı şirkete verdiği «taahhüdün» hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiyat farkı faturası · ticari avans faizi · yargılama giderleri · kazanılmış hak · mahsup · alacak davası · ıslah · taahhütname
Benzer bu kararda… le; davacı 11.05.2015 tarihinde açtığı işbu dava ile 2012, 2013, 2014 yılına ilişkin alacağı bulunduğunu iddia ederek, 1.000,00 TL talep ederek kısmi dava açtığını, «zamanaşımı» süreleri geçtikten sonra «ıslah» talebinde bulunduğunu, ıslah dilekçesine karşı süresinde yapılmış zamanaşımı itirazları «sebebi» ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiğini, davacının iki kez ıslah dilekçesi «ibraz» ettiğini, ilk ıslah dilekçesinde 1.000,00 TL değerle açılan davanın 89.468,00 TL'ye ıslah edilerek bu miktar için «harç» yatırıldığını, daha sonra davayı 12.725,29 TL olarak ıslah ettiklerini beyan eden dilekçe ibraz ettiklerini, mahkemece davanın 12.725,29 TL üzerinden kabulüne karar verilmesine göre kısmen kabul kısmen ret kararı verilip «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretine de bu miktarlar üzerinden karar verilmesi gerekirken davanın tamamen kabulü ile buna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının davacı şirketten alacağı olarak ticari kayıtlarda tespit edilen 76.741,71 TL'nin, geçerliliği bulunmayan bir yazıda yer ... ancak ticari kayıtlarda yer almayan 89.467,00 TL'den «mahsup» edilerek davalı şirketin 12.725,29 TL borçlu olduğu tespit edilen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığını, ...'nun vekâletnamesinde davacı şirketi borçlandırma yetkisi bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 12.725,29 TL alacağı olduğunun anlaşıldığı, davacının 06.07.2022 tarihli «ıslah» dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, 12.725,29 TL'nin, 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 11.05.2015 tarihinden 11.725,29 TL'sinin ıslah tarihi olan 06.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenen 25.11.2014 tarihli belgede davacının davalıdan 89.468,00 TL fiyat farkı alacağı oluştuğunun ve bu farkın parça parça «fiyat farkı faturası» olarak kapatılacağının belirtildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL fiyat farkı alacağının «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'nun Samsun bölgesindeki işleri takip için birtakım olağan işlerin idaresine yönelik «yetki» verilen «ticari vekil» olduğunu ve davalı şirkete ait malları satarken «yetkisini» aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu, dava dışı ...'ya verilen vekaletname incelendiğinde vekilin davalı şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisi bulunmadığının görüleceğini, ...'nun davacı şirkete verdiği «taahhüdün» hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8451 E. 2013/10516 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz kararda… ket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, «vekaletnamedeki yetkiler» incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddi …
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının «ticari vekili» olduğu, verilen vekaletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme «yetkisinin» bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme onay verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun «ticari temsilci» olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait «ticari defterlerin incelenmesi» sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
Benzer bu kararda… poruna göre, taraflar arasında ticari bir sözleşmenin olduğu, kar ve zarar durumuna göre hak ve borçların belirlendiği, her ne kadar sözleşmeye imza atan ... davalı «temsilcisi» değil ise de şirketin ortağı olduğu, buna rağmen sözleşmenin İstanbul ve Trabzon'da gereklerinin yerine getirildiği, davalının temsilcisi dışında ortağının imzaladığı sözleşmeye onay verdiği, davacı alacağının belirlendiği, likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 40.152.81 TL üzerinden «icra takibine itirazının» iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi ortaklık · icra takibine itiraz · dosya masrafı
Benzer bu karardaDavacının işbu davasını dayandırdığı kar, zarar ve «masraf» ortaklığı öngören ve bu itibarla «adi ortaklık» niteliği bulunan sözleşmede davanın tarafları dışında Öz Doğu Karadeniz Kargo Loj.
… poruna göre, taraflar arasında ticari bir sözleşmenin olduğu, kar ve zarar durumuna göre hak ve borçların belirlendiği, her ne kadar sözleşmeye imza atan ... davalı «temsilcisi» değil ise de şirketin ortağı olduğu, buna rağmen sözleşmenin İstanbul ve Trabzon'da gereklerinin yerine getirildiği, davalının temsilcisi dışında ortağının imzaladığı sözleşmeye onay verdiği, davacı alacağının belirlendiği, likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 40.152.81 TL üzerinden «icra takibine itirazının» iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalı ile kar, zarar ve «masraf» ortaklığını içeren sözleşme imzalandığını, bu sözleşme kapsamında yapılan masraf, elde edilen gelir ve meydana gelen zarar dikkate alındığında belirlenen pay durumuna göre alacağının doğduğunu ileri sürmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1862 E. 2012/4591 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece anılan davalı bakımından da «yargı yolu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup davacı vekilinin buna yönelik temyiz itirazının kabulü ile davalı (Tasfiye Halinde) Dasbaş Doğu Anadolu Serbest Bölge İşleticisi A.Ş. hakkındaki yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7523 E. 2022/1935 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · havale · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının marka olarak tescil edilmiş olan «ticaret unvanını» çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımı özgülenemeyecek olması karşısında davacının “Karadeniz” kelimesinin «üçüncü kişiler» tarafından kullanılmasına engel olmayacağı, dolayısıyla davalının kullanımının «iltibasa» yol açacak ölçüde benzer olsa da davacının, davalının kullanımına katlanması gerekeceği, tecavüz ya da «haksız rekabet» iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının marka kullanımının «haksız rekabet» teşkil edip etmediğinin tespitine yönelik olarak alınan 08.10.2019 «havale» tarihli bilirkişi raporunda, davacının marka olarak tescil edilmiş olan «ticaret unvanının» çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımına özgülenemeyecek olduğu, ibarenin 3. kişiler tarafından kullanımının davacının tescilli markasıyla «iltibas» yaratabilecek nitelikte olsa da davacının bu kullanıma katlanması gerekeceği, tecavüz veya haksız rekabet iddiasında bulunamayacağının bildirildiği, bilirkişi rapo …
1-Dava «marka hakkına tecavüz», «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… nmadığı araştırılarak, kullandığının tespiti halinde önceye dayalı müktesep hakkı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, böyle bir belirleme yapılmaması halinde «marka hakkına tecavüzün» varlığı nedeniyle hüküm tesisi gerekirken hatalı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3031 E. , 2021/4437 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/06/2018 tarih ve 2015/430 E. - 2018/469 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 20.05.2019 tarih ve 2019/329 E. - 2019/663 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıdan yüklü miktarlarda mal aldığını, bu ürünleri iade etmemek kaydı ile avantajlı fiyat ödeme olanağına sahip olduğunu, davalı şirketin Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenen 25.11.2014 tarihli belgede davacının davalıdan 89.468,00 TL fiyat farkı alacağı oluştuğunun ve bu farkın parça parça fiyat farkı faturası olarak kapatılacağının belirtildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL fiyat farkı alacağının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı ...'nun Samsun bölgesindeki işleri takip için bir takım olağan işlerin idaresine yönelik yetki verilen ticari vekil olduğunu ve davalı şirkete ait malları satarken yetkisini aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu, dava dışı ...'ya verilen vekaletname incelendiğinde vekilin davalı şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisinin bulunmadığının görüleceğini, ...'nun davacı şirkete verdiği taahhüdün hiç bir geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından dava dışı ...'ya verilen 28.05.2014 tarihli vekaletnamenin incelenmesinde verilen yetkilerin özetle şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere iskonto yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir yetkinin bulunmadığı, vekaletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya ticari temsilcilik vermediği, bu kişinin ticari vekil olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım payı ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş ticari defterlerinde davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının ticari vekili olduğu, verilen vekaletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme onay verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun ticari temsilci olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 25.11.2015 tarihli belgeye dayalı fiyat farkı alacağının tahsili isteğine ilişkin alacak davasıdır. Davacının davalı şirket Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenmiş, 25.11.2015 tarihli belge ile fiyat farkı alacağı olduğunu bildirerek açtığı dava mahkemece ...'nun ticari vekil sıfatının bulunduğu, fiyat farkına yönelik belge düzenleme yetkisi bulunmadığı, davalı tarafça yapılan işleme onay verilmediği gerekçesiyle reddedilmiş, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir. Davacının iş yerinin Karadeniz Bölgesinde olduğu, tüm ticari işlemlerin davalı şirket bölge müdürü tarafından yapıldığı ve daha önceki tüm işlemlerin davalı tarafından kabul edildiği gözetildiğinde fiyat farkı alacağına ilişkin belgenin geçersiz olduğu ileri sürülemeyeceğinden işin esasına girilerek toplanan deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine yönelik verilen ilk derece mahkemesi kararı doğru olmadığı gibi yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi de yerinde görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670311000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz