Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1793 E. 2024/354 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fiyat farkı faturası↗ ticari vekil↗ ticari temsilci↗ iskonto↗ ticari defter incelemesi↗ ticari avans faizi↗ vekâlet ücreti↗ yargılama giderleri↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ alacak davası↗ kâr payı↗ ticari defter↗ yetki↗ geçersizlik↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 ... maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ... süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıdan yüklü miktarlarda mal aldığını, bu ürünleri iade etmemek kaydı ile avantajlı fiyat ödeme olanağına sahip olduğunu, davalı şirketin ... Karadeniz ve ... Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenen 25.11.2014 tarihli belgede davacının davalıdan 89.468,00 TL fiyat farkı alacağı oluştuğunun ve bu farkın parça parça fiyat farkı faturası olarak kapatılacağının belirtildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL fiyat farkı alacağının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'nun Samsun bölgesindeki işleri takip için birtakım olağan işlerin idaresine yönelik yetki verilen ticari vekil olduğunu ve davalı şirkete ait malları satarken yetkisini aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu, dava dışı ...'ya verilen vekaletname incelendiğinde vekilin davalı şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisi bulunmadığının görüleceğini, ...'nun davacı şirkete verdiği taahhüdün hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2018 tarih, 2015/430 E. ve 2018/469 K. sayılı kararıyla; davalı şirket tarafından dava dışı ...'ya verilen 28.05.2014 tarihli vekâletnamenin incelenmesinde verilen yetkilerin şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satış bedellerini tahsil etme hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere iskonto yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir yetkinin bulunmadığı, vekâletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya ticari temsilcilik vermediği, bu kişinin ticari vekil olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapması yahut market katılım payı ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş ticari defterlerinde davacı alacağı kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2019 tarih, 2019/329 E. ve 2019/663 K. sayılı kararıyla; davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının ticari vekili olduğu, verilen vekâletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme ... verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun ticari temsilci olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.05.2021 tarih, 2020/3031 E. ve 2021/4437 K. sayılı kararıyla davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 25.11.2015 tarihli belgeye dayalı fiyat farkı alacağının tahsili istemine ilişkin alacak davası olduğu, davacının işyerinin Karadeniz Bölgesinde olduğu, tüm ticari işlemlerin davalı şirket bölge müdürü tarafından yapıldığı ve daha önceki tüm işlemlerin davalı tarafından kabul edildiği gözetildiğinde fiyat farkı alacağına ilişkin belgenin geçersiz olduğu ileri sürülemeyeceğinden işin esasına girilerek toplanan deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş yerinin Karadeniz Bölgesinde olması, tüm ticari işlemlerin davalı şirket bölge müdürü ... tarafından yapılması ve daha önceki tüm işlemlerin davalı tarafından kabul edildiği, ...'nun şirket politikasına aykırı işlemler yapmasının davalı şirket ve dava dışı ... arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği, davalının ticari temsilci gibi hareket eden ...'nun yaptığı hiçbir işleme itiraz etmediğinden dava dilekçesi ekinde sunulan ...'nun ifadesinde kendi düzenlediğini kabul ettiği fiyat farkı alacağına ilişkin belgenin geçersiz olduğunun ileri sürülemeyeceği, davalı tarafından davacıya gönderilen 10.02.2015 tarihli ihtarname, 25.11.2014 tarihli davalı şirketin Karadeniz ve ... Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından imzalanan fiyat farkı alacağına ilişkin belge ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 12.725,29 TL alacağı olduğunun anlaşıldığı, davacının 06.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, 12.725,29 TL'nin, 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 11.05.2015 tarihinden 11.725,29 TL'sinin ıslah tarihi olan 06.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı 11.05.2015 tarihinde açtığı işbu dava ile 2012, 2013, 2014 yılına ilişkin alacağı bulunduğunu iddia ederek, 1.000,00 TL talep ederek kısmi dava açtığını, zamanaşımı süreleri geçtikten sonra ıslah talebinde bulunduğunu, ıslah dilekçesine karşı süresinde yapılmış zamanaşımı itirazları sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiğini, davacının iki kez ıslah dilekçesi ibraz ettiğini, ilk ıslah dilekçesinde 1.000,00 TL değerle açılan davanın 89.468,00 TL'ye ıslah edilerek bu miktar için harç yatırıldığını, daha sonra davayı 12.725,29 TL olarak ıslah ettiklerini beyan eden dilekçe ibraz ettiklerini, mahkemece davanın 12.725,29 TL üzerinden kabulüne karar verilmesine göre kısmen kabul kısmen ret kararı verilip yargılama giderleri ve vekâlet ücretine de bu miktarlar üzerinden karar verilmesi gerekirken davanın tamamen kabulü ile buna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının davacı şirketten alacağı olarak ticari kayıtlarda tespit edilen 76.741,71 TL'nin, geçerliliği bulunmayan bir yazıda yer ... ancak ticari kayıtlarda yer almayan 89.467,00 TL'den mahsup edilerek davalı şirketin 12.725,29 TL borçlu olduğu tespit edilen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, ...'nun vekâletnamesinde davacı şirketi borçlandırma yetkisi bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 25.11.2014 tarihli belgeye dayalı fiyat farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 551 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3031 E. 2021/4437 K.
Ortak:ticari vekil · ticari temsilci · iskonto · ticari defter incelemesi · kâr payı · ticari defter · yetki · geçersizlik · Alacak
İncelediğiniz kararda… erin şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satış bedellerini tahsil etme hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, vekâletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağı kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine …
… onuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2019 tarih, 2019/329 E. ve 2019/663 K. sayılı kararıyla; davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının «ticari vekili» olduğu, verilen vekâletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme «yetkisinin» bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme ... verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun «ticari temsilci» olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait «ticari defterlerin incelenmesi» sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'nun Samsun bölgesindeki işleri takip için birtakım olağan işlerin idaresine yönelik «yetki» verilen «ticari vekil» olduğunu ve davalı şirkete ait malları satarken «yetkisini» aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu, dava dışı ...'ya verilen vekaletname incelendiğinde vekilin davalı şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisi bulunmadığının görüleceğini, ...'nun davacı şirkete verdiği «taahhüdün» hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… ket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, «vekaletnamedeki yetkiler» incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddi …
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının «ticari vekili» olduğu, verilen vekaletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme «yetkisinin» bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme onay verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun «ticari temsilci» olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait «ticari defterlerin incelenmesi» sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
Davacının davalı şirket Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenmiş, 25.11.2015 tarihli belge ile fiyat farkı alacağı olduğunu bildirerek açtığı dava mahkemece ...'nun «ticari vekil» sıfatının bulunduğu, fiyat farkına yönelik belge düzenleme yetkisi bulunmadığı, davalı tarafça yapılan işleme onay verilmediği gerekçesiyle reddedilmiş, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname yetkisi
Benzer bu kararda… ket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, «vekaletnamedeki yetkiler» incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7523 E. 2022/1935 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · havale · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının marka olarak tescil edilmiş olan «ticaret unvanını» çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımı özgülenemeyecek olması karşısında davacının “Karadeniz” kelimesinin «üçüncü kişiler» tarafından kullanılmasına engel olmayacağı, dolayısıyla davalının kullanımının «iltibasa» yol açacak ölçüde benzer olsa da davacının, davalının kullanımına katlanması gerekeceği, tecavüz ya da «haksız rekabet» iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının marka kullanımının «haksız rekabet» teşkil edip etmediğinin tespitine yönelik olarak alınan 08.10.2019 «havale» tarihli bilirkişi raporunda, davacının marka olarak tescil edilmiş olan «ticaret unvanının» çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımına özgülenemeyecek olduğu, ibarenin 3. kişiler tarafından kullanımının davacının tescilli markasıyla «iltibas» yaratabilecek nitelikte olsa da davacının bu kullanıma katlanması gerekeceği, tecavüz veya haksız rekabet iddiasında bulunamayacağının bildirildiği, bilirkişi rapo …
1-Dava «marka hakkına tecavüz», «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
… nmadığı araştırılarak, kullandığının tespiti halinde önceye dayalı müktesep hakkı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, böyle bir belirleme yapılmaması halinde «marka hakkına tecavüzün» varlığı nedeniyle hüküm tesisi gerekirken hatalı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1793 E. , 2024/354 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/550 Esas, 2022/921 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 59.955,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 ... maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ... süredir devam eden ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıdan yüklü miktarlarda mal aldığını, bu ürünleri iade etmemek kaydı ile avantajlı fiyat ödeme olanağına sahip olduğunu, davalı şirketin ... Karadeniz ve ... Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenen 25.11.2014 tarihli belgede davacının davalıdan 89.468,00 TL fiyat farkı alacağı oluştuğunun ve bu farkın parça parça fiyat farkı faturası olarak kapatılacağının belirtildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL fiyat farkı alacağının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ...'nun Samsun bölgesindeki işleri takip için birtakım olağan işlerin idaresine yönelik yetki verilen ticari vekil olduğunu ve davalı şirkete ait malları satarken yetkisini aşarak fiyat farkı alacağı vaadinde bulunduğunu, dava dışı ...'ya verilen vekaletname incelendiğinde vekilin davalı şirketi borç altına sokacak bir işlem yapma yetkisi bulunmadığının görüleceğini, ...'nun davacı şirkete verdiği taahhüdün hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2018 tarih, 2015/430 E. ve 2018/469 K. sayılı kararıyla; davalı şirket tarafından dava dışı ...'ya verilen 28.05.2014 tarihli vekâletnamenin incelenmesinde verilen yetkilerin şirket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satış bedellerini tahsil etme hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere iskonto yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir yetkinin bulunmadığı, vekâletnamedeki yetkiler incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya ticari temsilcilik vermediği, bu kişinin ticari vekil olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapması yahut market katılım payı ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş ticari defterlerinde davacı alacağı kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2019 tarih, 2019/329 E. ve 2019/663 K. sayılı kararıyla; davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının ticari vekili olduğu, verilen vekâletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme yetkisinin bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme ... verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun ticari temsilci olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.05.2021 tarih, 2020/3031 E. ve 2021/4437 K. sayılı kararıyla davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 25.11.2015 tarihli belgeye dayalı fiyat farkı alacağının tahsili istemine ilişkin alacak davası olduğu, davacının işyerinin Karadeniz Bölgesinde olduğu, tüm ticari işlemlerin davalı şirket bölge müdürü tarafından yapıldığı ve daha önceki tüm işlemlerin davalı tarafından kabul edildiği gözetildiğinde fiyat farkı alacağına ilişkin belgenin geçersiz olduğu ileri sürülemeyeceğinden işin esasına girilerek toplanan deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş yerinin Karadeniz Bölgesinde olması, tüm ticari işlemlerin davalı şirket bölge müdürü ... tarafından yapılması ve daha önceki tüm işlemlerin davalı tarafından kabul edildiği, ...'nun şirket politikasına aykırı işlemler yapmasının davalı şirket ve dava dışı ... arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiği, davalının ticari temsilci gibi hareket eden ...'nun yaptığı hiçbir işleme itiraz etmediğinden dava dilekçesi ekinde sunulan ...'nun ifadesinde kendi düzenlediğini kabul ettiği fiyat farkı alacağına ilişkin belgenin geçersiz olduğunun ileri sürülemeyeceği, davalı tarafından davacıya gönderilen 10.02.2015 tarihli ihtarname, 25.11.2014 tarihli davalı şirketin Karadeniz ve ...
Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından imzalanan fiyat farkı alacağına ilişkin belge ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 12.725,29 TL alacağı olduğunun anlaşıldığı, davacının 06.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, 12.725,29 TL'nin, 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 11.05.2015 tarihinden 11.725,29 TL'sinin ıslah tarihi olan 06.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı 11.05.2015 tarihinde açtığı işbu dava ile 2012, 2013, 2014 yılına ilişkin alacağı bulunduğunu iddia ederek, 1.000,00 TL talep ederek kısmi dava açtığını, zamanaşımı süreleri geçtikten sonra ıslah talebinde bulunduğunu, ıslah dilekçesine karşı süresinde yapılmış zamanaşımı itirazları sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiğini, davacının iki kez ıslah dilekçesi ibraz ettiğini, ilk ıslah dilekçesinde 1.000,00 TL değerle açılan davanın 89.468,00 TL'ye ıslah edilerek bu miktar için harç yatırıldığını, daha sonra davayı 12.725,29 TL olarak ıslah ettiklerini beyan eden dilekçe ibraz ettiklerini, mahkemece davanın 12.725,29 TL üzerinden kabulüne karar verilmesine göre kısmen kabul kısmen ret kararı verilip yargılama giderleri ve vekâlet ücretine de bu miktarlar üzerinden karar verilmesi gerekirken davanın tamamen kabulü ile buna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının davacı şirketten alacağı olarak ticari kayıtlarda tespit edilen 76.741,71 TL'nin, geçerliliği bulunmayan bir yazıda yer ...
ancak ticari kayıtlarda yer almayan 89.467,00 TL'den mahsup edilerek davalı şirketin 12.725,29 TL borçlu olduğu tespit edilen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, ...'nun vekâletnamesinde davacı şirketi borçlandırma yetkisi bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle 25.11.2014 tarihli belgeye dayalı fiyat farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 551 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/999238500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz