Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7523 E. 2022/1935 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üçüncü kişi↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının marka olarak tescil edilmiş olan ticaret unvanını çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımı özgülenemeyecek olması karşısında davacının “Karadeniz” kelimesinin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına engel olmayacağı, dolayısıyla davalının kullanımının iltibasa yol açacak ölçüde benzer olsa da davacının, davalının kullanımına katlanması gerekeceği, tecavüz ya da haksız rekabet iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının marka kullanımının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitine yönelik olarak alınan 08.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının marka olarak tescil edilmiş olan ticaret unvanının çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımına özgülenemeyecek olduğu, ibarenin 3. kişiler tarafından kullanımının davacının tescilli markasıyla iltibas yaratabilecek nitelikte olsa da davacının bu kullanıma katlanması gerekeceği, tecavüz veya haksız rekabet iddiasında bulunamayacağının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de "...." davacı adına 31.05.2018 tarihinden itibaren marka olarak tescilli olduğu, markanın tek ayırt edici unsurunun "Karadeniz" ibaresi olduğu, davalının da tescil kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden izinsiz olarak "Karadeniz" ibaresini kullandığının sabit olduğu anlaşılmış olup, mahkemece öncelikle davalının savunması üzerinde durularak davalının, davacıya ait markanın 08.11.2017 tarihli tescil başvurusundan önce "Karadeniz" ibaresini tanıtıcı işaret olarak kullanıp kullanmadığı araştırılarak, kullandığının tespiti halinde önceye dayalı müktesep hakkı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, böyle bir belirleme yapılmaması halinde marka hakkına tecavüzün varlığı nedeniyle hüküm tesisi gerekirken hatalı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11093 E. 2013/10373 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu sorumluluk sigortası · kusur sorumluluğu · sorumluluk sigortası · sigorta poliçesi · yasal faiz · kusur · ibraz · teminat
Benzer bu kararda… Tüpgaz Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin Borçlar Kanununun 41 ve devamı maddeleri uyarınca meydana gelen zararı tazminle mükellef olduğu, davalı ... şirketinin ise tüpgaz «zorunlu sorumluluk sigortası poliçesinden» kaynaklı olarak «teminat» limiti ile sınırlı olmak üzere zarardan sorumluluğunun bulunduğu, bilirkişilerce «ibraz» edilen raporun yerinde ve yeterli görüldüğü gerekçesiyle 19.617,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İmalatçının sorumluluğu 818 sayılı BK'nın 96'ıncı maddesi uyarınca bir «kusur sorumluluğu» olup, sorumluluğuna hükmedilebilmesi için yangına sebebiyet verdiği belirtilen tüpün imalat hatasına dayalı olarak zarara sebep olması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12650 E. 2012/3723 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:abonman sigorta poliçesi · taşıma senedi · navlun faturası · ticari defter incelemesi · dava dilekçesinin tebliği · navlun · maddi hata · rücuen tazminat
Benzer bu karardaŞti'nin de «taşıyıcı» olduğunu, «navlun faturasını» anılan şirketin düzenlediğini ileri sürdüğüne ve bu hususta 18.01.2007 tarihli «fatura» «ibraz» ettiğine göre, mahkemece söz konusu taşımaya ilişkin «taşıma senedi» ve gümrük belgeleri dosyaya celbedilip, Yenigüller Ltd.
Şti. tarafından «navlun faturası» düzenlenirken tarihinin yıl olarak yanlış yazıldığını da iddia ettiğinden, davalı şirketin «ticari defterleri incelenip» neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçesiyle anılan şirket yönünden davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Dava, nakliyat emtia «abonman sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuen tazminat» talebine ilişkindir.
A.Ş. 'nin adının yazıldığı, asıl dava açılmak istenen kişiye dava «dilekçesinin tebliğ» edildiği, dosyada davalı Yenigüller Ulus.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3031 E. 2021/4437 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname yetkisi · ticari vekil · ticari temsilci · iskonto · ticari defter incelemesi · kâr payı · ticari defter · yetki
Benzer bu kararda… ket adına Samsun Bölgesi'nde yapılmış ve yapılacak satışların bedellerini tahsilat yapma hususlarını kapsadığı, söz konusu yetkiler içerisinde şirket adına bayilere «iskonto» yapma, market katılım bedeli veya fiyat farkı ödenmesi yahut buna benzer bir «yetkinin» bulunmadığı, «vekaletnamedeki yetkiler» incelendiğinde davalı şirketin dava dışı ...'ya «ticari temsilcilik» vermediği, bu kişinin «ticari vekil» olduğu, açıkça yetkilendirilmedikçe iskonto yapılması yahut market katılım «payı» ödenmesi hususunda davacı ile hukuki ilişkiye girmesinin mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan işlemin onaylanmadığı ve dava dışı ...'nun ticari mümessil olarak kabul edilmesi halinde dahi davalının usulüne göre tutulmuş «ticari defterlerinde» davacı alacağının kayıtlı olmadığı gibi davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde de alacağının varlığının tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddi …
Bölge Adliye Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak 25.11.2015 tarihli belgeyi düzenleyen ...’nun davacının «ticari vekili» olduğu, verilen vekaletname kapsamında, söz konusu belgeyi düzenleme «yetkisinin» bulunmadığı, davalı tarafça da yapılan işleme onay verilmediği bu durumda davalının fiyat farkı alacağından sorumlu tutulamayacağı, dava dışı ...’nun «ticari temsilci» olduğunun kabulü halinde dahi alacağın yasal delillerle ispatlanması gerektiği, davalıya ait «ticari defterlerin incelenmesi» sonucu sunulan bilirkişi raporunda da alacağın varlığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara …
Davacının davalı şirket Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölge Müdürü ... tarafından düzenlenmiş, 25.11.2015 tarihli belge ile fiyat farkı alacağı olduğunu bildirerek açtığı dava mahkemece ...'nun «ticari vekil» sıfatının bulunduğu, fiyat farkına yönelik belge düzenleme yetkisi bulunmadığı, davalı tarafça yapılan işleme onay verilmediği gerekçesiyle reddedilmiş, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7523 E. , 2022/1935 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.12.2019 tarih ve 2019/218 E. - 2019/447 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.09.2020 tarih ve 2020/569 E. - 2020/1120 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 1981 yılından bu yana “Karadeniz Mobilya” olarak tanındığını ve bu unvanla üretim ve pazarlama yaptığını ayrıca unvanını Türk Patent ve Marka Kurumuna tescil ettirdiğini, davalının da “Karadeniz Mobilya” unvanıyla satış ve reklam yaptığını, ihtara rağmen “Karadeniz Mobilya” unvanını kullanmaya devam ettiğini, bu durumun davacının markasına ve ticaret ünvanına tecavüz oluşturduğunu ve bu şekilde haksız rekabet meydana geldiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitini, davacının markasına ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi ve men’ini, markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesi, basılı ürün ve evrakların toplatılmasını, hükmün ilanını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazıyla birlikte, davalının firmasının 28 yıl “Karadeniz Mobilya” adı ile faaliyette bulunduğunu, davacıdan daha tanınmış olduğunu, davacının bu adı önce marka olarak tescil ettirmesi sebebiyle firma adını AHM olarak değiştirdiğini, davacının ihtarından sonra “Karadeniz Mobilya” ibaresini tabelasında ve sosyal medyada kullanmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının marka olarak tescil edilmiş olan ticaret unvanını çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımı özgülenemeyecek olması karşısında davacının “Karadeniz” kelimesinin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına engel olmayacağı, dolayısıyla davalının kullanımının iltibasa yol açacak ölçüde benzer olsa da davacının, davalının kullanımına katlanması gerekeceği, tecavüz ya da haksız rekabet iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının marka kullanımının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitine yönelik olarak alınan 08.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının marka olarak tescil edilmiş olan ticaret unvanının çekirdek unsuru itibariyle zayıf marka olduğu ve düşük korumadan faydalanması gerektiği, “Karadeniz” ibaresinin tek bir kişinin kullanımına özgülenemeyecek olduğu, ibarenin 3. kişiler tarafından kullanımının davacının tescilli markasıyla iltibas yaratabilecek nitelikte olsa da davacının bu kullanıma katlanması gerekeceği, tecavüz veya haksız rekabet iddiasında bulunamayacağının bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de "...." davacı adına 31.05.2018 tarihinden itibaren marka olarak tescilli olduğu, markanın tek ayırt edici unsurunun "Karadeniz" ibaresi olduğu, davalının da tescil kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden izinsiz olarak "Karadeniz" ibaresini kullandığının sabit olduğu anlaşılmış olup, mahkemece öncelikle davalının savunması üzerinde durularak davalının, davacıya ait markanın 08.11.2017 tarihli tescil başvurusundan önce "Karadeniz" ibaresini tanıtıcı işaret olarak kullanıp kullanmadığı araştırılarak, kullandığının tespiti halinde önceye dayalı müktesep hakkı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, böyle bir belirleme yapılmaması halinde marka hakkına tecavüzün varlığı nedeniyle hüküm tesisi gerekirken hatalı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790050300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz