İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4077 E. 2021/3351 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muayene ve ihbar külfeti↗ açık ayıp↗ ödeme emrine itiraz↗ geçerlilik şartı↗ ayıp ihbarı↗ cari hesap ilişkisi↗ ayıp↗ cari hesap↗ sözleşmenin feshi↗ fesih↗ ihbar↗ ihtar↗ fatura↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın malların ayıplı olduğunu ileri sürdüğü, malların ayıplı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan önce davacının süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmiş olması gerektiği, yazılı ihtar 28.10.2015 tarihinde noter aracılığıyla yapılmış ise de ihtar içeriğinden de anlaşılacağı üzere mallardaki ayıbın 16.07.2014 tarihinde ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren yasal süresi içerisinde ayıbın davacı tarafa bildirildiğine dair kayıt sunulmadığı, açık ayıplarda TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın tesliminden itibaren alıcının sekiz gün içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerektiği, TTK'nın 18. maddesine göre tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılmış e-posta sistemi ile yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı, satılan malların fatura bedelleri ve hesap muavininde kayıtlı tutarın miktarı konusunda ihtilaf bulunmadığından ihtilafın yalnızca ayıp nedeniyle sözleşmeyi fesih ve malların iadesi ve yine buna bağlı olarak fatura bedellerinden sorumlu olunup olunmadığı noktasında olduğu, davacının takip miktarınca davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2015/14730 sayılı dosyasında davalının ödeme emrine itirazının iptaline, takibin 4.893,59 TL asıl alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, 4.893,59 TL'nin %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. Mahkemece tacirler arasında ayıp ihbarının TTK'nın 18/3 maddesine göre yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş ise de TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir. Davalı tarafça 16.07.2014 tarihli fax ile ayıp ihbarında bulunulduğu ileri sürülmüş olup faksın davacı adresine ulaştığı davalı tarafından ispat edildiği takdirde faksla yapılan ayıp bildirimi ile ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir. Mahkemece bu konuda araştırma yapılarak dosyada bulunan faksın davacıya ait olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · fatura · teslim
İncelediğiniz kararda… nda, davalı tarafın malların ayıplı olduğunu ileri sürdüğü, malların ayıplı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan önce davacının süresi içerisinde muayene ve «ihbar» külfetini yerine getirmiş olması gerektiği, yazılı «ihtar» 28.10.2015 tarihinde noter aracılığıyla yapılmış ise de ihtar içeriğinden de anlaşılacağı üzere mallardaki ayıbın 16.07.2014 tarihinde ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren yasal süresi içerisinde ayıbın davacı tarafa bildirildiğine dair kayıt sunulmadığı, «açık ayıplarda» TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın «tesliminden» itibaren alıcının sekiz gün içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerektiği, TTK'nın 18. maddesine göre «tacirler» arasında diğer tarafı «temerrüde» düşürmeye, «sözleşmeyi feshe», sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılmış e-posta sistemi ile yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı, satılan malların «fatura» bedelleri ve hesap muavininde kayıtlı tutarın miktarı konusunda ihtilaf bulunmadığından ihtilafın yalnızca ayıp nedeniyle sözleşmeyi «fesih» ve malların iadesi ve yine buna bağlı olarak fatura bedellerinden sorumlu olunup olunmadığı noktasında olduğu, davacının takip miktarınca davalıdan alacaklı olduğu …
Mahkemece «tacirler» arasında «ayıp ihbarının» TTK'nın 18/3 maddesine göre yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş ise de TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri «geçerlilik şartı» değil ispat şartıdır.
Kaldı ki «ayıp ihbarı» TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · çek · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · ihtar · fatura · tacir · avans faizi · teslim
İncelediğiniz kararda… nda, davalı tarafın malların ayıplı olduğunu ileri sürdüğü, malların ayıplı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan önce davacının süresi içerisinde muayene ve «ihbar» külfetini yerine getirmiş olması gerektiği, yazılı «ihtar» 28.10.2015 tarihinde noter aracılığıyla yapılmış ise de ihtar içeriğinden de anlaşılacağı üzere mallardaki ayıbın 16.07.2014 tarihinde ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren yasal süresi içerisinde ayıbın davacı tarafa bildirildiğine dair kayıt sunulmadığı, «açık ayıplarda» TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın «tesliminden» itibaren alıcının sekiz gün içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerektiği, TTK'nın 18. maddesine göre «tacirler» arasında diğer tarafı «temerrüde» düşürmeye, «sözleşmeyi feshe», sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılmış e-posta sistemi ile yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı, satılan malların «fatura» bedelleri ve hesap muavininde kayıtlı tutarın miktarı konusunda ihtilaf bulunmadığından ihtilafın yalnızca ayıp nedeniyle sözleşmeyi «fesih» ve malların iadesi ve yine buna bağlı olarak fatura bedellerinden sorumlu olunup olunmadığı noktasında olduğu, davacının takip miktarınca davalıdan alacaklı olduğu …
Mahkemece «tacirler» arasında «ayıp ihbarının» TTK'nın 18/3 maddesine göre yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş ise de TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri «geçerlilik şartı» değil ispat şartıdır.
Kaldı ki «ayıp ihbarı» TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli bildirim ve «ihbarın» sözlü olarak yapıldığını, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu husunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun kullanıma başlanmasından bir süre geçtikten sonra anlaşıldığını, «fatura» «bedellerinin iadesi» istenilmesine rağmen davalının bu talebi yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · bildirim yükümlülüğü · gizli ayıp · ihbar yükümlülüğü · delil tespiti · bedel iadesi · sulh hukuk mahkemesi · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan 01.06.2015 tarihli faturada belirtilen okul malzemelerini satın aldığını, malların ayıplı olduğunu, kullanılmaz durumda olduklarını ileri sürerek «ayıplı mal» bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ayıplı mal bedeli için ödenen tarihten «avans faizinin» uygulanmasını talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, «teslimden» sonra «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «husumet» yönünden davanın reddi gerektiğini, davalının tedarikçi satıcı konumunda olduğu, üretici olmadığını, üreticiye dava açılması gerektiğini, malların zamanında eksiksiz teslim edildiğini, davacının kontrolleri yaparak teslim aldığını, «sulh hukuk» mahkemesince yapılan tespitte de ayıbının kullanıcı hatasından kaynaklandığının belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3882 E. 2021/3027 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · teslim · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… nda, davalı tarafın malların ayıplı olduğunu ileri sürdüğü, malların ayıplı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan önce davacının süresi içerisinde muayene ve «ihbar» külfetini yerine getirmiş olması gerektiği, yazılı «ihtar» 28.10.2015 tarihinde noter aracılığıyla yapılmış ise de ihtar içeriğinden de anlaşılacağı üzere mallardaki ayıbın 16.07.2014 tarihinde ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren yasal süresi içerisinde ayıbın davacı tarafa bildirildiğine dair kayıt sunulmadığı, «açık ayıplarda» TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın «tesliminden» itibaren alıcının sekiz gün içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerektiği, TTK'nın 18. maddesine göre «tacirler» arasında diğer tarafı «temerrüde» düşürmeye, «sözleşmeyi feshe», sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılmış e-posta sistemi ile yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı, satılan malların «fatura» bedelleri ve hesap muavininde kayıtlı tutarın miktarı konusunda ihtilaf bulunmadığından ihtilafın yalnızca ayıp nedeniyle sözleşmeyi «fesih» ve malların iadesi ve yine buna bağlı olarak fatura bedellerinden sorumlu olunup olunmadığı noktasında olduğu, davacının takip miktarınca davalıdan alacaklı olduğu …
Mahkemece «tacirler» arasında «ayıp ihbarının» TTK'nın 18/3 maddesine göre yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş ise de TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri «geçerlilik şartı» değil ispat şartıdır.
Kaldı ki «ayıp ihbarı» TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davalının süresinde «ayıp» ihbarında bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, davalı tarafından 23.10.2012 tarihinde «ayıp ihbarının» yapılmış olduğu, ancak hangi kumaş «teslimatına» ilişkin olduğunun ihtardan anlaşılamadığı, davalının ayıba bağlı haklardan faydalanamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 39.403,39 TL üzerinden devamına, «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
… a gelince, dava konusu alacak faturadan kaynaklandığından, davalı yönünden alacak tutarı likit (belirlenebilir - öngörülebilir) nitelikte olduğundan davacı yararına «icra inkar tazminatına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, icra inkar tazminatı ile ilgili talep harçlandırılabilir dava konusuna «dahil» olmadığından, davanın kısmen reddi şeklinde hüküm kurulup davalı yararına «vekalet ücreti takdiri» de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · dahili dava · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… a gelince, dava konusu alacak faturadan kaynaklandığından, davalı yönünden alacak tutarı likit (belirlenebilir - öngörülebilir) nitelikte olduğundan davacı yararına «icra inkar tazminatına» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, icra inkar tazminatı ile ilgili talep harçlandırılabilir dava konusuna «dahil» olmadığından, davanın kısmen reddi şeklinde hüküm kurulup davalı yararına «vekalet ücreti takdiri» de isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4077 E. , 2021/3351 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14.11.2019 tarih ve 2019/632 -2019/1186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2015/14730 esas sayılı dosyası ile taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağı olan 4.893,59 TL için icra takibi yaptıklarını, yapılan icra takibine davalı tarafından gerek borca gerekse icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, yetki itirazını kabul etmediklerini, davalı tarafın malların ayıplı olduğunu iddia ettiğini, ancak ayıpla ilgili herhangi bir ihbar ya da tespit olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirkete gönderilen emtiaların ayıplı olduğunu, ayıba ilişkin ihbarın davacıya bildirildiğini, iade faturası ile iade edilmek istendiğini ancak davacı şirket malları teslim almadığını savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafın malların ayıplı olduğunu ileri sürdüğü, malların ayıplı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan önce davacının süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmiş olması gerektiği, yazılı ihtar 28.10.2015 tarihinde noter aracılığıyla yapılmış ise de ihtar içeriğinden de anlaşılacağı üzere mallardaki ayıbın 16.07.2014 tarihinde ortaya çıktığı, bu tarihten itibaren yasal süresi içerisinde ayıbın davacı tarafa bildirildiğine dair kayıt sunulmadığı, açık ayıplarda TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın tesliminden itibaren alıcının sekiz gün içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerektiği, TTK'nın 18.
maddesine göre tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza ile yapılmış e-posta sistemi ile yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı, satılan malların fatura bedelleri ve hesap muavininde kayıtlı tutarın miktarı konusunda ihtilaf bulunmadığından ihtilafın yalnızca ayıp nedeniyle sözleşmeyi fesih ve malların iadesi ve yine buna bağlı olarak fatura bedellerinden sorumlu olunup olunmadığı noktasında olduğu, davacının takip miktarınca davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Bursa 11.
İcra Müdürlüğünün 2015/14730 sayılı dosyasında davalının ödeme emrine itirazının iptaline, takibin 4.893,59 TL asıl alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, 4.893,59 TL'nin %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir. Mahkemece tacirler arasında ayıp ihbarının TTK'nın 18/3 maddesine göre yapılacağı, davalının süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş ise de TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir. Davalı tarafça 16.07.2014 tarihli fax ile ayıp ihbarında bulunulduğu ileri sürülmüş olup faksın davacı adresine ulaştığı davalı tarafından ispat edildiği takdirde faksla yapılan ayıp bildirimi ile ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerekir.
Mahkemece bu konuda araştırma yapılarak dosyada bulunan faksın davacıya ait olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667911500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz