İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4224 E. 2021/6365 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senetle ispat kuralı↗ ihdas nedeni↗ senede karşı senetle ispat↗ talil↗ senetle ispat↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ lehtar↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ bono↗ kötü niyet↗ menfi tespit↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, kötü niyet tazminatı oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş ise de; dava tarihi 23.07.2009 olup dava tarihinde yürürlükte olan kanun gereğince % 40 tazminata hükmolunduğu gerekçesiyle davanın reddine, % 40 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Ne var ki lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine alır. Somut olayda davaya konu bono üzerinde düzenleme nedeni teminat olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin talili niteliğinde olup ispat yükü davalıya aittir. O halde mahkemece ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz karardaSomut olayda davaya konu «bono» üzerinde düzenleme nedeni «teminat» olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin «talili» niteliğinde olup «ispat yükü» davalıya aittir.
Menfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
-
Menfi tespit | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2978 E. 2021/2837 K.
Ortak:ihdas nedeni · senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · talil · senetle ispat · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar · kötü niyet tazminatı
İncelediğiniz karardaMenfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin «teminat senedi» olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, «kötü niyet tazminatı» oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş i …
Benzer bu karardaMenfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:malen kaydı · temel ilişki · pay devri · ispat külfeti · sahtecilik · muvazaa · şikayet · hisse senedi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Somut olayda davaya konu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak «malen kaydı» bulunmakta olup davalı da «hisse senedi» devri karşılığında senet alındığını beyan etmiştir.
Şirket hissesi nakit alımı olarak değerlendirilemeyeceğinden davalının beyanında Bölge Adliye Mahkemesi kararında kabul edildiği gibi «talil» bulunmadığından «ispat külfetinin» yer değiştirmesine yol açmayacağı gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1851 E. 2025/770 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · teminat senedi · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · bono
İncelediğiniz karardaNe var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Somut olayda davaya konu «bono» üzerinde düzenleme nedeni «teminat» olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin «talili» niteliğinde olup «ispat yükü» davalıya aittir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin «teminat senedi» olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, «kötü niyet tazminatı» oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş i …
Benzer bu karardaB.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · adi senet · malen kaydı · kambiyo vasfı · tanık delili · avalist · keşide yeri · aval
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4224 E. , 2021/6365 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.12.2019 tarih ve 2018/996 E. - 2019/1293 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıya teminat teşkil etmek üzere sadece imza ve miktarı yazılı açık senet verildiğini, akdi ilişkinin sona erdiğini, davalının kayıtlarına araç bedeli satışı olarak kaydetse de satıştan çok önce bononun tanzim edildiğini, davalının bonoyu iade yerine icra takibine koyduğunu ileri sürerek; takip konusu alacaktan kaynaklanan borçlarının olmadıklarının tespitine, % 40’dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında icra tehdidi altında ödeme yapıldığını belirterek davaya istirdat davası olarak devam edilmesini istemiştir.
Davalı vekili, takibe konu senedin alacağa karşılık verildiğini, teminat iddiasının yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddine, % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, kötü niyet tazminatı oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş ise de; dava tarihi 23.07.2009 olup dava tarihinde yürürlükte olan kanun gereğince % 40 tazminata hükmolunduğu gerekçesiyle davanın reddine, % 40 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Ne var ki lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine alır. Somut olayda davaya konu bono üzerinde düzenleme nedeni teminat olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin talili niteliğinde olup ispat yükü davalıya aittir.
O halde mahkemece ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721317500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz