Çek İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2435 E. 2021/573 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zımni icazet↗ borçtan kurtulma↗ harcın ikmali↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ imzaya itiraz↗ icazet↗ vekalet ücreti takdiri↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ eş rızası↗ havale↗ çek↗ tacir↗ maddi tazminat↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek koçanını davacının rızası dışında diğer davalı ...'a teslim ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul C. Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli şikayet dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş çek yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen bir takım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin de davalı ... tarafından kullanılmasına zımni icazetinin bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan maddi tazminat isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, basiretli tacir davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının imza itirazında bulunarak borçtan kurtulabileceği mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğu, davacı ile davalı ... arasındaki ortaklık ve yakın akrabalık ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddiasının yerinde olmadığı gibi, istinaf aşamasında yeni delil ileri sürülemeyeceği geekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin ücret-i vekalete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, Davacı tarafça 03.06.2013 havale tarihli dilekçe ile dava değeri 500.000,00 TL olarak belirlenip, işbu değer üzerinden harcın ikmal edildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece anılan husus nazara alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken gerekçesi de belirtilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2237 E. 2024/792 K.
Ortak:zımni icazet · borçtan kurtulma · imzaya itiraz · icazet · vekalet ücreti takdiri · şikayet · basiretli tacir · eş rızası
İncelediğiniz karardaBaşsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli «şikayet» dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş «çek» yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen bir takım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin de davalı ... tarafından kullanılmasına «zımni icazetinin» bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan «maddi tazminat» isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, «basiretli tacir» davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının «imza itirazında» bulunarak «borçtan kurtulabileceği» mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» koçanını davacının «rızası» dışında diğer davalı ...'a «teslim» ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul C.
2- Davacı vekilinin ücret-i vekalete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, Davacı tarafça 03.06.2013 «havale» tarihli dilekçe ile dava değeri 500.000,00 TL olarak belirlenip, işbu değer üzerinden «harcın ikmal» edildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece anılan husus nazara alınarak kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T uyarınca «vekalet ücreti takdiri» gerekirken gerekçesi de belirtilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2017 tarih ve 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı kararıyla; davalı bankanın «çek» koçanını davacının «rızası» dışında diğer davalı ...'a «teslim» ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli «şikayet» dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş çek yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çekler hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen birtakım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin davalı ... tarafından kullanılmasına «zımni icazetinin» bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan «maddi tazminat» isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, «basiretli tacir» davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının «imza itirazında» bulunarak «borçtan kurtulabilmesi» mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu koçanlara ait çeklerin «teslim» alındığının davacının kabulünde olduğunu, zira savcılıktaki «şikayet» dilekçesinde, çeklerin kasadan çalındığını bildirdiğini, davacının bilgi ve talimat vermesinden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, «imzaya itiraz» ederek bu çeklerle ilgili üçüncü kişilere borçluluk durumunu sonlandırabileceğini, müvekkili hakkındaki maddi ve manevi tazminat isteminin haksız olduğunu savunara …
… esabından müvekkili adına düzenlenmiş 0038871-0038880 ve 0038686-0038695 ile 00391191-0039200 numaralı çeklerin davalı bankaca imza karşılığında diğer davalı ...'ye «teslim» edildiğini, davalı ...’nin de bu çekleri doldurarak kullandığını, müvekkilinin bundan dolayı icra takibine maruz kalarak icra baskısı altında 710.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili adına düzenlenmiş olan 0038686-0038695 numaralı çeklerin 27.07.2012 tarihinde davalı ...’ye verildiğini, bu davalının çekleri alırken müvekkilinin imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın imza kontrolü yapmadığını yine aynı şekilde 20.12.2011 tarihinde 00391191-0039200 numaralı çeklerin imza karşılığında ve 0038871-0038880 numaralı çeklerin ise bu kez davalı adına ve kendi imzasına teslim edildiğini, müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle «protokoller» yapmak zorunda kalıp «çek» bedellerini ödeyerek bir kısım çekleri davalı bankaya teslim ettiğini, bir kısım çeklerin ise halen «üçüncü kişilerde» olduğunu, davalı ... müvekkilinin amcasının oğlu olup, aralarında herhangi bir iş ortaklığının olmadığını, bu davalının dava konusu çekler haricinde kalan müvekkiline ait çekleri kasadan çaldığını, konuyla ilgili savcılığa «şikayette» bulunulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL «maddi tazminatın» 17.08.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline ve ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çek karnesi · hükmün kesinleşmesi · imza incelemesi · nispi vekalet ücreti · üçüncü kişi · kazanılmış hak · protokol · ibraz
Benzer bu kararda… açısından eksik hesaplama yaptığı, yapılan bütün işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosyaya sunulan 04.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda 20.12.2011 tarihli "«çek karnesi» «teslim» ve iptal" başlıklı dekonta 39191-39200 arası seri numaralı 10 adet çek koçanın alınmasında atılan imzanın davacının ... ürünü olmadığı, yine 26.07.2011 tarihinde alınan "çek karnesi teslim ve iptal" ile 38686-38695 arası seri numaralı 10 çek koçanın alınmasında atılan imzanın davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiğini, davalı banka tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde çek koçanlarının diğer davalı ...'ye teslim edildiğinin beyan edildiğini, davalı bankanın basiretli bir «tacir» gibi davranmadığını, müvekkilinden çeklerin teslimi ile ilgili herhangi bir yazılı ya da sözlü ... almadığını, «imza incelemesi» yapmadan «ibraz» edilen çek bedellerini ödediğini, ... ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kusurlu olduğundan sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın bozulmas …
… esabından müvekkili adına düzenlenmiş 0038871-0038880 ve 0038686-0038695 ile 00391191-0039200 numaralı çeklerin davalı bankaca imza karşılığında diğer davalı ...'ye «teslim» edildiğini, davalı ...’nin de bu çekleri doldurarak kullandığını, müvekkilinin bundan dolayı icra takibine maruz kalarak icra baskısı altında 710.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili adına düzenlenmiş olan 0038686-0038695 numaralı çeklerin 27.07.2012 tarihinde davalı ...’ye verildiğini, bu davalının çekleri alırken müvekkilinin imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın imza kontrolü yapmadığını yine aynı şekilde 20.12.2011 tarihinde 00391191-0039200 numaralı çeklerin imza karşılığında ve 0038871-0038880 numaralı çeklerin ise bu kez davalı adına ve kendi imzasına teslim edildiğini, müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle «protokoller» yapmak zorunda kalıp «çek» bedellerini ödeyerek bir kısım çekleri davalı bankaya teslim ettiğini, bir kısım çeklerin ise halen «üçüncü kişilerde» olduğunu, davalı ... müvekkilinin amcasının oğlu olup, aralarında herhangi bir iş ortaklığının olmadığını, bu davalının dava konusu çekler haricinde kalan müvekkiline ait çekleri kasadan çaldığını, konuyla ilgili savcılığa «şikayette» bulunulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL «maddi tazminatın» 17.08.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline ve ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… 8.01.2021 tarih 2019/2435 E., 2021/573 K. sayılı ilamı ile davanın reddine yönelik davacının temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, "davanın reddine" yönelik «hükmün kesinleştiği» anlaşıldığından bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, reddedilen «maddi tazminat» tutarı olan 500.000,00 TL üzerinden mahkemenin 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı karar tarihi olan 19.12.2017 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 33.950,00 TL «nispi vekalet ücretinin» davacıdan alınarak davalı bankaya verilmesine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13440 E. 2010/5170 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tediye makbuzu · tahsilat makbuzu · zayi · hukuki yarar · hasar · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece bu koçan parçalarının davacının «zayi» olmayan «defterlerinde» kayıtlı olup olmadığı, şayet kayıtlı değil ise bu koçanlarla ilgili zayi iptal talebinde «hukuki yararın» mevcut olduğu nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, bu husustaki talebinde reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia. bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 31.03.2008 tarihli raporun «hasar» gören belgeler hakkında yeterli açıklamalar içermesi nedeni ile hükme esas alındığı, raporda belirtilen bir kısım belgelerin suretlerinin düzenlendiği kurum ve kuruluşlardan kolayca temin edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ile bir kısım belgelerin «zayi» olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacıya ait 2 adet «tahsilat makbuzu» ve 2 adet «tediye makbuzu» koçanının ne şekilde başka yerlerden temin edilebileceği açıklanmadan bu husustaki istemlerin reddine karar verilmesi doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17312 E. 2014/19720 K.
Ortak:çek
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» koçanını davacının «rızası» dışında diğer davalı ...'a «teslim» ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul C.
Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli «şikayet» dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş «çek» yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen bir takım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin de davalı ... tarafından kullanılmasına «zımni icazetinin» bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan «maddi tazminat» isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, «basiretli tacir» davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının «imza itirazında» bulunarak «borçtan kurtulabileceği» mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği «çek» koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğu, davacı ile davalı ... arasındaki ortaklık ve yakın akrabalık ilişkisi birlikte değerlen …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «çek hesabının kapatılması» nedeni ile beher çek yaprağı için bankanın «hamile» ödemekle yükümlü olduğu çek koçanları yönünden çeklerin kullanılıp kullanılmadığı, müşteride olup olmadığı, çek hesabının kapatılıp kapatılmadığı hususlarının tespit edilemediği gerekçesiyle 20.920 TL «çek garanti bedeli» gayri nakti alacak yönünden şartlar oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
İİK’nın «257». maddesinde para borçları için «ihtiyati haciz» talep edilebileceği hususu düzenlenmiş olup, ihtiyati haciz talebinde bulunun bankanın, asıl borçlu ile arasında düzenlenen kredi «taahhütnamesinin» 13. maddesi uyarınca gayrinakdi kredilerle ilgili nakit «depo» talep hakkının bulunduğu, bankaca «çek» hesabı açılarak borçluya çek «defteri» verilmiş bulunmasının söz konusu gayrinakdi krediler kapsamında bir «bankacılık işlemi» olduğu ve kredi borçlusu karşı tarafın bu nevi kredilerle ilgili nakit depo borcunun, alacaklı banka tarafından keşide edilen «ihtarname» ile «muaccel» hale geldiği gözetilerek, asıl borçlu ve müşterek «müteselsil kefile» yönelik istemin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde olmamış, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ye …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hesabının kapatılması · çek garanti bedeli · bankacılık işlemi · i̇i̇k 257 · depo kararı · müteselsil kefil · muacceliyet · garantörlük
Benzer bu karardaİİK’nın «257». maddesinde para borçları için «ihtiyati haciz» talep edilebileceği hususu düzenlenmiş olup, ihtiyati haciz talebinde bulunun bankanın, asıl borçlu ile arasında düzenlenen kredi «taahhütnamesinin» 13. maddesi uyarınca gayrinakdi kredilerle ilgili nakit «depo» talep hakkının bulunduğu, bankaca «çek» hesabı açılarak borçluya çek «defteri» verilmiş bulunmasının söz konusu gayrinakdi krediler kapsamında bir «bankacılık işlemi» olduğu ve kredi borçlusu karşı tarafın bu nevi kredilerle ilgili nakit depo borcunun, alacaklı banka tarafından keşide edilen «ihtarname» ile «muaccel» hale geldiği gözetilerek, asıl borçlu ve müşterek «müteselsil kefile» yönelik istemin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde olmamış, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ye …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «çek hesabının kapatılması» nedeni ile beher çek yaprağı için bankanın «hamile» ödemekle yükümlü olduğu çek koçanları yönünden çeklerin kullanılıp kullanılmadığı, müşteride olup olmadığı, çek hesabının kapatılıp kapatılmadığı hususlarının tespit edilemediği gerekçesiyle 20.920 TL «çek garanti bedeli» gayri nakti alacak yönünden şartlar oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4306 E. 2015/13588 K.
Ortak:zımni icazet · icazet
İncelediğiniz karardaBaşsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli «şikayet» dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş «çek» yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen bir takım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin de davalı ... tarafından kullanılmasına «zımni icazetinin» bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan «maddi tazminat» isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, «basiretli tacir» davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının «imza itirazında» bulunarak «borçtan kurtulabileceği» mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak satışı yapılan taşınmazların davacı şirkete ait «ticari defterlerde kayıt» altına alındığı, gerek bilançoda gerekse gelir tablosunda mevcut olduğu, dosya kapsamı itibariyle devir işleminin şirketin bilgisinde olduğu ve «zımni icazetin» bu şekilde var olduğu gerekçesiyle, davalı ... ... dışındaki davalılar hakkında verilen karar kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... ... hakkında açılan davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalı ... ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09/10/2014 tar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ve kayıtlar · ticari defter · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak satışı yapılan taşınmazların davacı şirkete ait «ticari defterlerde kayıt» altına alındığı, gerek bilançoda gerekse gelir tablosunda mevcut olduğu, dosya kapsamı itibariyle devir işleminin şirketin bilgisinde olduğu ve «zımni icazetin» bu şekilde var olduğu gerekçesiyle, davalı ... ... dışındaki davalılar hakkında verilen karar kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... ... hakkında açılan davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalı ... ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09/10/2014 tar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2435 E. , 2021/573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.12.2017 tarih ve 2012/286 E. - 2017/925 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 20.12.2018 tarih ve 2018/756 E. - 2018/1558 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ise de duruşma günü olan 26.01.2021 tarihinde davacı vekili Av. ... tarafından duruşmadan vazgeçme beyanı dikkate alınarak, dosyanın incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından müvekkili adına düzenlenmiş ... - ... ve ... - ... ile ... - ... numaralı çeklerin davalı bankaca imza karşılığında diğer davalı ...'ye teslim edildiğini, davalı ...’nin de bu çekleri doldurarak kullandığını, müvekkilinin bundan dolayı icra takibine maruz kalarak icra baskısı altında 710.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili adına düzenlenmiş olan ... - ... numaralı çeklerin 27.07.2012 tarihinde davalı ...’ye verildiğini, bu davalının çekleri alırken müvekkilinin imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın imza kontrolü yapmadığını yine aynı şekilde 20.12.2011 tarihinde ... - ... numaralı çeklerin imza karşılığında ve ...
- ... numaralı çeklerin ise bu kez davalı adına ve kendi imzasına teslim edildiğini, müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle protokoller yapmak zorunda kalarak çek bedellerini ödeyerek bir kısım çekleri davalı bankaya teslim ettiğini, bir kısım çeklerin ise halen üçüncü kişilerde olduğunu, davalı ... müvekkilinin amcasının oğlu olup, aralarında herhangi bir iş ortaklığının olmadığını, bu davalının dava konusu çekler haricinde kalan müvekkiline ait çekleri kasadan çaldığını, konuyla ilgili savcılığa şikayette bulunulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın 17.08.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline ve ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, dava konusu koçanlara ait çeklerin teslim alındığının davacının kabulünde olduğunu, zira savcılıktaki şikayet dilekçesinde, çeklerin kasadan çalındığını bildirdiğini, davacının bilgi ve talimat vermesinden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, imzaya itiraz ederek bu çeklerle ilgili üçüncü kişilere borçluluk durumunu sonlandırabileceğini, müvekkili hakkındaki maddi ve manevi tazminat isteminin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek koçanını davacının rızası dışında diğer davalı ...'a teslim ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul C. Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli şikayet dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş çek yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen bir takım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin de davalı ...
tarafından kullanılmasına zımni icazetinin bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan maddi tazminat isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, basiretli tacir davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının imza itirazında bulunarak borçtan kurtulabileceği mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğu, davacı ile davalı ... arasındaki ortaklık ve yakın akrabalık ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddiasının yerinde olmadığı gibi, istinaf aşamasında yeni delil ileri sürülemeyeceği geekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin ücret-i vekalete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, Davacı tarafça 03.06.2013 havale tarihli dilekçe ile dava değeri 500.000,00 TL olarak belirlenip, işbu değer üzerinden harcın ikmal edildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece anılan husus nazara alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken gerekçesi de belirtilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/649491700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz