Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2237 E. 2024/792 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zımni icazet↗ borçtan kurtulma↗ çek karnesi↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ imzaya itiraz↗ hükmün kesinleşmesi↗ imza incelemesi↗ nispi vekalet ücreti↗ icazet↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ vekalet ücreti takdiri↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ eş rızası↗ istinaf incelemesi↗ üçüncü kişi↗ kazanılmış hak↗ protokol↗ maddi ve manevi tazminat↗ çek↗ tacir↗ maddi tazminat↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine yönelik hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından müvekkili adına düzenlenmiş 0038871-0038880 ve 0038686-0038695 ile 00391191-0039200 numaralı çeklerin davalı bankaca imza karşılığında diğer davalı ...'ye teslim edildiğini, davalı ...’nin de bu çekleri doldurarak kullandığını, müvekkilinin bundan dolayı icra takibine maruz kalarak icra baskısı altında 710.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili adına düzenlenmiş olan 0038686-0038695 numaralı çeklerin 27.07.2012 tarihinde davalı ...’ye verildiğini, bu davalının çekleri alırken müvekkilinin imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın imza kontrolü yapmadığını yine aynı şekilde 20.12.2011 tarihinde 00391191-0039200 numaralı çeklerin imza karşılığında ve 0038871-0038880 numaralı çeklerin ise bu kez davalı adına ve kendi imzasına teslim edildiğini, müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle protokoller yapmak zorunda kalıp çek bedellerini ödeyerek bir kısım çekleri davalı bankaya teslim ettiğini, bir kısım çeklerin ise halen üçüncü kişilerde olduğunu, davalı ... müvekkilinin amcasının oğlu olup, aralarında herhangi bir iş ortaklığının olmadığını, bu davalının dava konusu çekler haricinde kalan müvekkiline ait çekleri kasadan çaldığını, konuyla ilgili savcılığa şikayette bulunulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın 17.08.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline ve ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu koçanlara ait çeklerin teslim alındığının davacının kabulünde olduğunu, zira savcılıktaki şikayet dilekçesinde, çeklerin kasadan çalındığını bildirdiğini, davacının bilgi ve talimat vermesinden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, imzaya itiraz ederek bu çeklerle ilgili üçüncü kişilere borçluluk durumunu sonlandırabileceğini, müvekkili hakkındaki maddi ve manevi tazminat isteminin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2017 tarih ve 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı kararıyla; davalı bankanın çek koçanını davacının rızası dışında diğer davalı ...'a teslim ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli şikayet dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş çek yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çekler hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen birtakım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin davalı ... tarafından kullanılmasına zımni icazetinin bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan maddi tazminat isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, basiretli tacir davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının imza itirazında bulunarak borçtan kurtulabilmesi mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/756 E., 2018/1558 K. sayılı kararıyla; davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğu, davacı ile davalı ... arasındaki ortaklık ve yakın akrabalık ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddiasının yerinde olmadığı gibi, istinaf aşamasında ... delil ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.01.2021 tarih, 2019/2435 E., 2021/573 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin 19.12.2017 tarih, 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı 19.12.2017 tarihli ilamı ile "davanın reddine" yönelik verilen hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.01.2021 tarih 2019/2435 E., 2021/573 K. sayılı ilamı ile davanın reddine yönelik davacının temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, "davanın reddine" yönelik hükmün kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, reddedilen maddi tazminat tutarı olan 500.000,00 TL üzerinden mahkemenin 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı karar tarihi olan 19.12.2017 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 33.950,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı bankaya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin dava değeri açısından eksik hesaplama yaptığı, yapılan bütün işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosyaya sunulan 04.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda 20.12.2011 tarihli "çek karnesi teslim ve iptal" başlıklı dekonta 39191-39200 arası seri numaralı 10 adet çek koçanın alınmasında atılan imzanın davacının ... ürünü olmadığı, yine 26.07.2011 tarihinde alınan "çek karnesi teslim ve iptal" ile 38686-38695 arası seri numaralı 10 çek koçanın alınmasında atılan imzanın davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiğini, davalı banka tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde çek koçanlarının diğer davalı ...'ye teslim edildiğinin beyan edildiğini, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilinden çeklerin teslimi ile ilgili herhangi bir yazılı ya da sözlü ... almadığını, imza incelemesi yapmadan ibraz edilen çek bedellerini ödediğini, ... ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kusurlu olduğundan sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2435 E. 2021/573 K.
Ortak:zımni icazet · borçtan kurtulma · imzaya itiraz · icazet · vekalet ücreti takdiri · şikayet · basiretli tacir · eş rızası
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2017 tarih ve 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı kararıyla; davalı bankanın «çek» koçanını davacının «rızası» dışında diğer davalı ...'a «teslim» ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli «şikayet» dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş çek yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çekler hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen birtakım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin davalı ... tarafından kullanılmasına «zımni icazetinin» bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan «maddi tazminat» isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, «basiretli tacir» davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının «imza itirazında» bulunarak «borçtan kurtulabilmesi» mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu koçanlara ait çeklerin «teslim» alındığının davacının kabulünde olduğunu, zira savcılıktaki «şikayet» dilekçesinde, çeklerin kasadan çalındığını bildirdiğini, davacının bilgi ve talimat vermesinden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, «imzaya itiraz» ederek bu çeklerle ilgili üçüncü kişilere borçluluk durumunu sonlandırabileceğini, müvekkili hakkındaki maddi ve manevi tazminat isteminin haksız olduğunu savunara …
… esabından müvekkili adına düzenlenmiş 0038871-0038880 ve 0038686-0038695 ile 00391191-0039200 numaralı çeklerin davalı bankaca imza karşılığında diğer davalı ...'ye «teslim» edildiğini, davalı ...’nin de bu çekleri doldurarak kullandığını, müvekkilinin bundan dolayı icra takibine maruz kalarak icra baskısı altında 710.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili adına düzenlenmiş olan 0038686-0038695 numaralı çeklerin 27.07.2012 tarihinde davalı ...’ye verildiğini, bu davalının çekleri alırken müvekkilinin imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın imza kontrolü yapmadığını yine aynı şekilde 20.12.2011 tarihinde 00391191-0039200 numaralı çeklerin imza karşılığında ve 0038871-0038880 numaralı çeklerin ise bu kez davalı adına ve kendi imzasına teslim edildiğini, müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle «protokoller» yapmak zorunda kalıp «çek» bedellerini ödeyerek bir kısım çekleri davalı bankaya teslim ettiğini, bir kısım çeklerin ise halen «üçüncü kişilerde» olduğunu, davalı ... müvekkilinin amcasının oğlu olup, aralarında herhangi bir iş ortaklığının olmadığını, bu davalının dava konusu çekler haricinde kalan müvekkiline ait çekleri kasadan çaldığını, konuyla ilgili savcılığa «şikayette» bulunulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL «maddi tazminatın» 17.08.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline ve ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBaşsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli «şikayet» dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş «çek» yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen bir takım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin de davalı ... tarafından kullanılmasına «zımni icazetinin» bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan «maddi tazminat» isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, «basiretli tacir» davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının «imza itirazında» bulunarak «borçtan kurtulabileceği» mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» koçanını davacının «rızası» dışında diğer davalı ...'a «teslim» ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul C.
2- Davacı vekilinin ücret-i vekalete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, Davacı tarafça 03.06.2013 «havale» tarihli dilekçe ile dava değeri 500.000,00 TL olarak belirlenip, işbu değer üzerinden «harcın ikmal» edildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece anılan husus nazara alınarak kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T uyarınca «vekalet ücreti takdiri» gerekirken gerekçesi de belirtilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:harcın ikmali · havale
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin ücret-i vekalete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, Davacı tarafça 03.06.2013 «havale» tarihli dilekçe ile dava değeri 500.000,00 TL olarak belirlenip, işbu değer üzerinden «harcın ikmal» edildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece anılan husus nazara alınarak kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T uyarınca «vekalet ücreti takdiri» gerekirken gerekçesi de belirtilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13440 E. 2010/5170 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tediye makbuzu · tahsilat makbuzu · zayi · hukuki yarar · hasar · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece bu koçan parçalarının davacının «zayi» olmayan «defterlerinde» kayıtlı olup olmadığı, şayet kayıtlı değil ise bu koçanlarla ilgili zayi iptal talebinde «hukuki yararın» mevcut olduğu nazara alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, bu husustaki talebinde reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia. bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 31.03.2008 tarihli raporun «hasar» gören belgeler hakkında yeterli açıklamalar içermesi nedeni ile hükme esas alındığı, raporda belirtilen bir kısım belgelerin suretlerinin düzenlendiği kurum ve kuruluşlardan kolayca temin edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ile bir kısım belgelerin «zayi» olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davacıya ait 2 adet «tahsilat makbuzu» ve 2 adet «tediye makbuzu» koçanının ne şekilde başka yerlerden temin edilebileceği açıklanmadan bu husustaki istemlerin reddine karar verilmesi doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11483 E. 2018/3921 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · ortaklık ilişkisi · avans faizi
Benzer bu karardaA.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2237 E. , 2024/792 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/251 Esas, 2021/555 Karar
vekili Avukat ...
DAVALILAR 1.T.C. ... Bankası A.Ş. vekili Avukat ...
... Avukat ... ...
2. ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine yönelik hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından müvekkili adına düzenlenmiş 0038871-0038880 ve 0038686-0038695 ile 00391191-0039200 numaralı çeklerin davalı bankaca imza karşılığında diğer davalı ...'ye teslim edildiğini, davalı ...’nin de bu çekleri doldurarak kullandığını, müvekkilinin bundan dolayı icra takibine maruz kalarak icra baskısı altında 710.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkili adına düzenlenmiş olan 0038686-0038695 numaralı çeklerin 27.07.2012 tarihinde davalı ...’ye verildiğini, bu davalının çekleri alırken müvekkilinin imzasını taklit ettiğini, davalı bankanın imza kontrolü yapmadığını yine aynı şekilde 20.12.2011 tarihinde 00391191-0039200 numaralı çeklerin imza karşılığında ve 0038871-0038880 numaralı çeklerin ise bu kez davalı adına ve kendi imzasına teslim edildiğini, müvekkilinin dava konusu çekler nedeniyle protokoller yapmak zorunda kalıp çek bedellerini ödeyerek bir kısım çekleri davalı bankaya teslim ettiğini, bir kısım çeklerin ise halen üçüncü kişilerde olduğunu, davalı ...
müvekkilinin amcasının oğlu olup, aralarında herhangi bir iş ortaklığının olmadığını, bu davalının dava konusu çekler haricinde kalan müvekkiline ait çekleri kasadan çaldığını, konuyla ilgili savcılığa şikayette bulunulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın 17.08.2012 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline ve ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu koçanlara ait çeklerin teslim alındığının davacının kabulünde olduğunu, zira savcılıktaki şikayet dilekçesinde, çeklerin kasadan çalındığını bildirdiğini, davacının bilgi ve talimat vermesinden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığını, imzaya itiraz ederek bu çeklerle ilgili üçüncü kişilere borçluluk durumunu sonlandırabileceğini, müvekkili hakkındaki maddi ve manevi tazminat isteminin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2017 tarih ve 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı kararıyla; davalı bankanın çek koçanını davacının rızası dışında diğer davalı ...'a teslim ettiği ileri sürülmüş ise de, davacı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 05.01.2012 tarihli şikayet dilekçesinde davalı ...'ın şirket kasasında bulunan boş çek yapraklarını alarak imza atıp piyasaya dağıttığı, 29 adet çek yaprağının bu şekilde piyasada kullanıldığının ifade edildiği, bu durumda davacının davalı banka ile ilgili iddiasının yerinde olmadığı, davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çekler hesabından ödenmiş olduğundan davacının aynı çek koçanında seri numaraları belirtilen birtakım çeklere itiraz etmeyerek ödemiş bulunması karşısında dava konusu çeklerin davalı ...
tarafından kullanılmasına zımni icazetinin bulunduğu, bu nedenle her iki davalıdan maddi tazminat isteminde bulunamayacağı, ödenen çeklerin iş yoğunluğu içinde fark edilmeyerek sehven ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de, basiretli tacir davranışı dikkate alındığında bu iddianın yerinde görülmediği, kaldı ki alacaklı üçüncü kişilere yapılacak ödeme aşamasında davacının imza itirazında bulunarak borçtan kurtulabilmesi mümkün iken bunu yapmadığı, çek bedellerini çekincesiz ödediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2018 tarihli ve 2018/756 E., 2018/1558 K. sayılı kararıyla; davacının zararına dayanak olarak gösterdiği çek koçanlarında dava konusu edilmeyen bazı çeklerin hesabından ödenmiş olduğu, davacı ile davalı ... arasındaki ortaklık ve yakın akrabalık ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddiasının yerinde olmadığı gibi, istinaf aşamasında ... delil ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 28.01.2021 tarih, 2019/2435 E., 2021/573 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin 19.12.2017 tarih, 2012/286 E., 2017/925 K. sayılı 19.12.2017 tarihli ilamı ile "davanın reddine" yönelik verilen hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.01.2021 tarih 2019/2435 E., 2021/573 K. sayılı ilamı ile davanın reddine yönelik davacının temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, "davanın reddine" yönelik hükmün kesinleştiği anlaşıldığından bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, reddedilen maddi tazminat tutarı olan 500.000,00 TL üzerinden mahkemenin 2012/286 E., 2017/925 K.
sayılı karar tarihi olan 19.12.2017 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 33.950,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı bankaya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin dava değeri açısından eksik hesaplama yaptığı, yapılan bütün işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğu, dosyaya sunulan 04.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda 20.12.2011 tarihli "çek karnesi teslim ve iptal" başlıklı dekonta 39191-39200 arası seri numaralı 10 adet çek koçanın alınmasında atılan imzanın davacının ... ürünü olmadığı, yine 26.07.2011 tarihinde alınan "çek karnesi teslim ve iptal" ile 38686-38695 arası seri numaralı 10 çek koçanın alınmasında atılan imzanın davacının ... ürünü olmadığının tespit edildiğini, davalı banka tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde çek koçanlarının diğer davalı ...'ye teslim edildiğinin beyan edildiğini, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilinden çeklerin teslimi ile ilgili herhangi bir yazılı ya da sözlü ...
almadığını, imza incelemesi yapmadan ibraz edilen çek bedellerini ödediğini, ... ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kusurlu olduğundan sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017442700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz