Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4094 E. 2021/3484 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['6098/598']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı para borcu↗ seçim hakkı↗ para borcu↗ bozma sonrası karar↗ rücu hakkı↗ rücuen tahsil↗ 3095 sayılı kanun↗ zamanaşımı def'i↗ rücu↗ tbk 99↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ kefil↗ ıslah↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, Yeni Bilişim A.Ş.'nin Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma ıslah yoluyla değiştirilmiş ise de bozma sonrası ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca husumet ve zamanaşımı itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Dairemizin 26.11.2015 tarih ve 2015/5522E-12620K sayılı ilamında Yeni Bilişim A.Ş.'nin Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibarelerin bilirkişi aracılığıyla incelenerek, ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile çelişip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' kaydının yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden ıslah mümkün ise de kefile rücu davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunması nedeniyle zamanaşımı def'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki hak düşürücü sürenin kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasının bu davaya etkili olmamasına, işbu davada Türk Hukuku'nun uygulanacak olmasına, kaldı ki uygulanacak hukukun da hakim tarafından resen gözönüne alınacak bulunmasına göre, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(3) Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 83. maddesi, (6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.
Somut olayda davacı, asıl dava dilekçesinde davalıdan 550.000 Euro ve 500.000 USD rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin davalıdan tahsili talep etmiş; birleşen davada ise asıl davada talep ettiği 100.000 TL'nin ilk dava tarihindeki Euro karşılığının 51.604 Euro olduğunu belirterek, bakiye 373.396 Euro ile 508.166.66 USD'nin davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davacı dava dilekçesi ile seçim hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, birleşen davada bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemez. Bu durumda mahkemece, davalıdan rücuen tahsiline karar verilen yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5522 E. 2015/12620 K.
Ortak:rücuen tahsil · kefil · Alacak
İncelediğiniz kararda… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Bu durumda mahkemece, davalıdan «rücuen tahsiline» karar verilen yabancı para borcunun «seçim hakkının» kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, «müteselsil kefili» oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya «kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, «payı» oranında «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Oysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu «kefili» kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan «virman» talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece anılan ödemenin davacı «kefil» adına ve hesabına yapıldığının kabul edilmesi doğru olup, davada fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulduğundan, mahkemece yapılacak iş, aşağıda açıklandığı gibi da …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:virman · davanın konusu · teminat mektubu · müteselsil kefil · kefalet · tüzel kişilik · bilirkişi incelemesi · kâr payı
Benzer bu kararda2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, «müteselsil kefili» oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya «kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, «payı» oranında «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Davacı vekili, bu «son» krediden geriye kalan kısmın müvekkilince nakden ve başka bir «teminat mektubuyla» ödendiğini beyan etmiş, ama bu konuda bir delil sunmadığı gibi anılan kısmı işbu «davanın konusu» da yapmamıştır.
Dairemiz kararında, dava dışı ...'nin, yine dava dışı ....'ye talimatında, hesabından (1.016.333) USD'nin dava dışı ....'nin kredi borcunun kapatılması için «virman» yapılmasını istemesinin, bu ödemenin davacı değil, .... adına ve hesabına yapıldığını gösterdiği sonucuna varılmış ve hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Oysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu «kefili» kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan «virman» talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4145 E. 2020/1212 K.
Ortak:ıslah · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Benzer bu karardaKarşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını «ıslah» etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra «ıslah» yapılması mümkün değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devrinin iptali · hakim ortak · infazda tereddüt · kâr payı dağıtımı · ortaklıktan çıkarılma · tahkikat · şirketin tasfiyesi · ispat külfeti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddi …
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında «şirketin tasfiyesi» halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, «tasfiye» yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan «ıslah» geçerli olmadığı halde tasfiye «payı» belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin «ispat külfetinin» karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten «ortaklıktan çıkarılması» kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmas …
1- Asıl dava, davalıya yersiz yapılan ödemelerin tahsili, «hisse devrinin iptali», davalının «ortaklıktan çıkarılması», karşı dava, müdürlük ücreti ile ortaklık hakkına dayalı bir kısım ücretlerin paya isabet eden tutarların tahsili, «tasfiye» «payının» ödenmesi istemlerine ilişkindir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
-
TL talebini ıslahla dövize çeviren alacaklı seçimlik hakkından dönemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/296 E. 2019/7125 K.
Ortak:yabancı para borcu · ıslah
İncelediğiniz kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/923 Esas-2017/861 Karar sayılı ve 04/12/2017 tarihli hükmünün kaldırılmasına, davanın «ıslah» edilen haliyle kısmen kabulüne, 17.891,49 Euro Erken Kapama Komisyonu'nun dava tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli euro mevduatlarına verdikleri «azami faiz oranı» ile davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bilahare 15/11/2017 tarihli dilekçesi ile 10.000.- TL üzerinden açtıkları davayı 29.391,49 Euro olarak «ıslah» etmiş 10.000.- TL üzerinden yatırılan «harç», yargılama sırasında tamamlanmıştır.
Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden «erken kapama komisyonu» alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek «ıslah» dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye daya …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:erken kapama komisyonu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari kredilerde «erken kapama komisyonunun» %2 ile %5 arasında değiştiği, erken kapama tazminatının diğer banka uygulamaları ve bilirkişi görüşüde dikkate alınarak %5 olarak değerlendirilmesinin makul olduğu, kredi tahsis ve kullanım işlemlerinin bankanın asli fonksiyonlarından biri olduğundan buna ilişkin maliyetlerin kredi faizi içinde yer alması gerektiği, bu sebeple davalı bankaca davacıdan «kredi tahsis komisyonu» ve istihbarat ücreti adı altında tahsil edilen ücretlerin iadesinin gerektiği gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile ıslahla ve taleple bağlı kalınarak 17.891,49 Euro fazla alınan erken kapama tazminatının ve 11.500,00 Euro alınan kredi istihbarat ücretinin «temerrüt» olmadığından dava tarihi olan 18/09/2015 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Yasa'nın 4-a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro mevduatlarına verdikleri «azami faiz oranı» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen 23/08/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin 6.4 maddesinde «erken ödeme komisyon» oranının kararlaştırılmamış olduğu, mahkemece davalı bankanın Merkez Bankasına «erken kapama komisyon» oranlarını bildirip bildirmediği yönünde bir araştırma yapmadığı, ancak davalı tarafça mahkemece kabul edilen oranın üzerinde bir oranın Merkez Bankasına bildirilmiş olduğu yönünde bir iddia ileri sürülmediğinden mahkemece «emsal banka uygulamaları» araştırılarak %2-%5 oranında erken kapama komisyonu alındığının tespit edilerek %5 oranın makul bir oran olarak kabul edilip buna göre fazladan ödenen erken kapama komisyon oranının tespitinde ve bu talebe ilişkin davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunulmuş iken, daha sonra «maddi hata» yapıldığı belirtilerek euro cinsinden para birimi ile talepte bulunulması ile mahkemece maddi hata yapıldığı kabul edilerek «eksik harcın tamamlatılmasında» bir hata olmadığı, «bankacılık teamüllerine» göre ilk kredi kullandırımında yapılması gereken istihbarat, haberleşme ve operasyonel vs. gibi işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden "Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti" adı altında ücret talep edilebileceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müşterinden alınabilecek komisyon, ücret ve «masrafları» düzenleyen 6/1-2-3 maddesinde talep edilebilecek komisyon oranları belirtilmemiş olmakla birlikte, kredi tutarının yaklaşık %1’i oranındaki ücretin emsal banka uyg …
Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden «erken kapama komisyonu» alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek «ıslah» dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye daya …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10608 E. 2013/9063 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:lehdar · peşin karar harcı · havale · ticaret sicili · fatura · ibraz
Benzer bu karardaŞti.'nin de hesabının bulunduğu, swift mesajında gönderen firmanın mal alımı yapan firma olduğu ve bu firma tarafından «havale» alıcısının şirket olduğu belirtilmek suretiyle havale gönderildiği, «ticaret sicili» kayıtlarına göre davacının dava dışı şirketin büyük ortağı ve yöneticisi olduğu hususları gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, swift mesajında yazılı bulunan ... numarasının davacıya ait olmasına rağmen, davalı banka tarafından dava dışı şirkete ödeme yapılması nedeniyle davalının kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Ancak, «havale» ile ilgili swift mesajında, «lehdar» müşteri ...
Şti.”, ödeme içeriği ise ... numaralı «fatura»” olarak gösterilmiş, bilirkişi raporunda da «havale» alıcısının ...
Davalı tarafından «ibraz» edilen «fatura» incelendiğinde de faturanın ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1148 E. 2021/6331 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
Benzer bu karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 66.508,71 TL'nin «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline dair verilen kararın davacı vekili, davalı ..., ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce mümeyyiz davalılar yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3499 E. 2017/6027 K.
Ortak:avans faizi
İncelediğiniz kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmak suretiyle 20.000,00 TL «asıl alacak» ve 2.508,33 TL dava tarihine kadar «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 22.508,33 TL'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmak suretiyle 20.000,00 TL «asıl alacak» ve 2.508,33 TL dava tarihine kadar «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 22.508,33 TL'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4094 E. , 2021/3484 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 30.05.2019 tarih ve 2016/137 E. - 2019/472 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin dava dışı Romar Pazarlama A.Ş.'nin hissedarı, davalının da mali ve idari işlerden sorumlu murahhas yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğunu, Romar A.Ş. tarafından kullanılan ve müvekkili ile davalının müteseselsil kefili oldukları kredi borçları kapsamında, dava dışı muhtelif bankalara müteselsil kefalet nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden payı oranında tahsili gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 100.000.-TL’nin bankaların uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini; birleşen davada ise aynı gerekçelerle 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, Yeni Bilişim A.Ş.'nin Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma ıslah yoluyla değiştirilmiş ise de bozma sonrası ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca husumet ve zamanaşımı itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada;
davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Dairemizin 26.11.2015 tarih ve 2015/5522E-12620K sayılı ilamında Yeni Bilişim A.Ş.'nin Yapı Kredi Bankası A.Ş.'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibarelerin bilirkişi aracılığıyla incelenerek, ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile çelişip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' kaydının yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden ıslah mümkün ise de kefile rücu davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunması nedeniyle zamanaşımı def'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki hak düşürücü sürenin kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasının bu davaya etkili olmamasına, işbu davada Türk Hukuku'nun uygulanacak olmasına, kaldı ki uygulanacak hukukun da hakim tarafından resen gözönüne alınacak bulunmasına göre, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(3) Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 83. maddesi, (6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.
Somut olayda davacı, asıl dava dilekçesinde davalıdan 550.000 Euro ve 500.000 USD rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin davalıdan tahsili talep etmiş; birleşen davada ise asıl davada talep ettiği 100.000 TL'nin ilk dava tarihindeki Euro karşılığının 51.604 Euro olduğunu belirterek, bakiye 373.396 Euro ile 508.166.66 USD'nin davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davacı dava dilekçesi ile seçim hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, birleşen davada bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemez. Bu durumda mahkemece, davalıdan rücuen tahsiline karar verilen yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 85.319,00 TL harcın temyiz eden asıl dava yönünden-asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/649297700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz