Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5522 E. 2015/12620 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
virman↗ rücuen tahsil↗ davanın konusu↗ teminat mektubu↗ müteselsil kefil↗ kefalet↗ tüzel kişilik↗ kefil↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, müteselsil kefili oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya kefalet nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, payı oranında rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dairemiz kararında, dava dışı ...'nin, yine dava dışı ....'ye talimatında, hesabından (1.016.333) USD'nin dava dışı ....'nin kredi borcunun kapatılması için virman yapılmasını istemesinin, bu ödemenin davacı değil, .... adına ve hesabına yapıldığını gösterdiği sonucuna varılmış ve hüküm davalı yararına bozulmuştur. Oysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu kefili kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan virman talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece anılan ödemenin davacı kefil adına ve hesabına yapıldığının kabul edilmesi doğru olup, davada fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulduğundan, mahkemece yapılacak iş, aşağıda açıklandığı gibi davacının talep edebileceği tüm alacağın tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 10.12.2014 tarih ve 2014/8829 Esas-19454 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere, işbu davanın konusunu, dava dışı .... tarafından, ...'den kullanılan (1.800.000) Euro ve ....'den kullanılan (1.000.000) USD tutarında krediler oluşturmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, ....'den kullanılan (1.000.000) USD tutarındaki kredi için ...'nin (1.016.333,33) USD, ....'den kullanılan (1.800.000) Euro tutarındaki kredi için de ....'nin ....'den temin ettiği (850.000) Euro tutarında ödeme yaptığı belirtilmiştir. Oysa ....'nin ....'ye yazdığı 10.01.2005 tarihli talimat yazısında, hesaplarından (67.667) USD'nin transferini istedikleri bildirilmiştir. ...., ....'nin ....'den değil, ....'den kullandığı kredi için, üstelik de (850.000) Euro değil, (67.667) USD tutarında ödeme yapmıştır. Bu husus ....'nin dosyaya sunulan 03.03.2005 tarihli yazısından da anlaşılmaktadır. Bu yazıya göre, ....'den alınan (1.000.000) USD. tutarındaki kredi, faiziyle birlikte (1.084.000) USD'ye ulaşmış, bunun (1.016.333) USD'si ..., (67.667) USD'si .... tarafından ödenerek kapatılmıştır. ....'den alınan (1.800.000) Euro'luk kredinin ise (850.000) Euro'su tüm bu adı geçenlerden farklı bir tüzel kişiliği bulunan .... tarafından ödenmiştir. Davacı vekili, bu son krediden geriye kalan kısmın müvekkilince nakden ve başka bir teminat mektubuyla ödendiğini beyan etmiş, ama bu konuda bir delil sunmadığı gibi anılan kısmı işbu davanın konusu da yapmamıştır. Davacı vekilince dosyaya sunulan ve ... ile ....'ye ait 26.05.2011 tarihli yazılarda, yukarıda belirtilen ödemelerinin davacı kefil adına yapıldığı bildirilmiş, ....'nin ise bu türden bir yazısı dosyaya sunulmamıştır.
Yine ....'ye ....'nin ve ...'nin ödemelerine ilişkin talimatları dosyaya sunulup incelenmiş, fakat ....'nin ....'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibareler bilirkişilerce incelenmemiştir. Diğer bir deyişle dosyaya sadece ...'nin hem bankaya ödeme talimatı hem de bu ödemenin davacı kefil adına yapıldığına dair yazısı sunulmuş, ....'nin bankaya ödemesine dair talimat yazısı dosyaya sunulmuş ise de bu ödemenin davacı adına yapıldığına dair bir yazısı dosyaya sunulmamış, ....'nin ise ödemesinin davacı adına yapıldığına dair yazısı dosyaya sunulmuş ise de bu ödemeyi bankaya yaptığı sırada verdiği talimatlara ait swift mesajlarında geçen ibarelerin ne anlama geldiği incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, ....'nin yukarıda anılan ödemesinin davacı adına yapıldığına dair yazısını sunması için davacı vekiline süre verilmesi, ....'nin ise ....'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibarelerin bilirkişi aracılığıyla incelenerek, ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile çelişip çelişmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle bozulduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin karar düzeltme itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5669 E. 2015/12295 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile 13.016,58 TL alacağın 14/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine Dairemizce davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı banka vekili ve «feri müdahil» vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4094 E. 2021/3484 K.
Ortak:rücuen tahsil · kefil · Alacak
İncelediğiniz kararda2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, «müteselsil kefili» oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya «kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, «payı» oranında «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Oysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu «kefili» kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan «virman» talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece anılan ödemenin davacı «kefil» adına ve hesabına yapıldığının kabul edilmesi doğru olup, davada fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulduğundan, mahkemece yapılacak iş, aşağıda açıklandığı gibi da …
Benzer bu kararda… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Bu durumda mahkemece, davalıdan «rücuen tahsiline» karar verilen yabancı para borcunun «seçim hakkının» kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para borcu · seçim hakkı · para borcu · bozma sonrası karar · rücu hakkı · zamanaşımı def'i · rücu · def'i
Benzer bu kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Somut olayda davacı, asıl dava dilekçesinde davalıdan 550.000 Euro ve 500.000 USD «rücu hakkı» bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin davalıdan tahsili talep etmiş; birleşen davada ise asıl davada talep ettiği 100.000 TL'nin ilk dava tarihindeki Euro karşılığının 51.604 Euro olduğunu belirterek, bakiye 373.396 Euro ile 508.166.66 USD'nin davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davacı dava dilekçesi ile «seçim hakkını» ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, birleşen davada bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17299 E. 2014/5967 K.
Ortak:virman · müteselsil kefil · kefalet · kefil · bilirkişi incelemesi · Alacak
İncelediğiniz kararda2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, «müteselsil kefili» oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya «kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, «payı» oranında «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Oysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu «kefili» kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan «virman» talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemiz kararında, dava dışı ...'nin, yine dava dışı ....'ye talimatında, hesabından (1.016.333) USD'nin dava dışı ....'nin kredi borcunun kapatılması için «virman» yapılmasını istemesinin, bu ödemenin davacı değil, .... adına ve hesabına yapıldığını gösterdiği sonucuna varılmış ve hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Benzer bu karardaAncak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu genel kredi ve «kefalet sözleşmesinin» 5. maddesi ile bankanın «virman», «rehin», hapis ve «takas» hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka «defter» ve kayıtlarının «kesin delil niteliğinde» olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir.
Bu itibarla, söz konusu sözleşmenin tamamı dosyaya getirtilerek sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde de «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · takip talebi · delil niteliği · borca itiraz · kesin delil · kefalet sözleşmesi · icra hukuk mahkemesi · takas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «icra hukuk» mahkemesine yapılan «şikayet» başvurusu üzerine davacının «takip talebini» «öğrenme tarihinin» 17.05.2011 olarak kabul edildiği, buna göre «borca itirazın» süresinde yapılmış olmakla takibin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket hakkında kesinleşmiş takip bulunmaksızın yapılan kesintinin …
Ancak, davalı banka vekilince cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında davacının «müşterek borçlu müteselsil kefil» olduğu genel kredi ve «kefalet sözleşmesinin» 5. maddesi ile bankanın «virman», «rehin», hapis ve «takas» hakkının düzenlendiği, yine sözleşmenin 47. maddesi gereğince banka «defter» ve kayıtlarının «kesin delil niteliğinde» olduğunun taraflarca kabul edildiği ileri sürülmüş, bankanın defter ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması talep edilmiş, mahkemece ise, davalı bankanın savunmasında geçen genel kredi ve kefalet sözleşmesi incelenmeden karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman · kefil
İncelediğiniz karardaOysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu «kefili» kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan «virman» talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, «müteselsil kefili» oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya «kefalet» nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, «payı» oranında «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Dairemiz kararında, dava dışı ...'nin, yine dava dışı ....'ye talimatında, hesabından (1.016.333) USD'nin dava dışı ....'nin kredi borcunun kapatılması için «virman» yapılmasını istemesinin, bu ödemenin davacı değil, .... adına ve hesabına yapıldığını gösterdiği sonucuna varılmış ve hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5522 E. , 2015/12620 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.02.2013 gün ve 2011/26-2013/36 sayılı kararı bozan Daire’nin 10.12.2014 gün ve 2014/8829-2014/19454 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ....'nin hissedarı, davalının da mali ve idari işlerden sorumlu murahhas yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğunu, .... tarafından kullanılan ve müvekkili ile davalının müteseselsil kefili oldukları kredi borçları kapsamında, dava dışı muhtelif bankalara müteselsil kefalet nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden payı oranında tahsili gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 100.000 TL’nin bankaların uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, dava dışı ....'nin ortağı bulunan tarafların, müteselsil kefili oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya kefalet nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, payı oranında rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dairemiz kararında, dava dışı ...'nin, yine dava dışı ....'ye talimatında, hesabından (1.016.333) USD'nin dava dışı ....'nin kredi borcunun kapatılması için virman yapılmasını istemesinin, bu ödemenin davacı değil, .... adına ve hesabına yapıldığını gösterdiği sonucuna varılmış ve hüküm davalı yararına bozulmuştur. Oysa yine ...nin anılan ödemenin kredi borcu kefili kardeşi davacı ... adına ve hesabına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile birlikte incelendiğinde, yukarıda anılan virman talimatı ile yapılan ödemenin, davacı kefil adına ve hesabına yapıldığı, virman talimatında ....'nin adının geçmesinin nedeninin, ödemenin doğru borçlunun hesabından düşülmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece anılan ödemenin davacı kefil adına ve hesabına yapıldığının kabul edilmesi doğru olup, davada fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulduğundan, mahkemece yapılacak iş, aşağıda açıklandığı gibi davacının talep edebileceği tüm alacağın tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 10.12.2014 tarih ve 2014/8829 Esas-19454 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere, işbu davanın konusunu, dava dışı .... tarafından, ...'den kullanılan (1.800.000) Euro ve ....'den kullanılan (1.000.000) USD tutarında krediler oluşturmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, ....'den kullanılan (1.000.000) USD tutarındaki kredi için ...'nin (1.016.333,33) USD, ....'den kullanılan (1.800.000) Euro tutarındaki kredi için de ....'nin ....'den temin ettiği (850.000) Euro tutarında ödeme yaptığı belirtilmiştir. Oysa ....'nin ....'ye yazdığı 10.01.2005 tarihli talimat yazısında, hesaplarından (67.667) USD'nin transferini istedikleri bildirilmiştir. ...., ....'nin ....'den değil, ....'den kullandığı kredi için, üstelik de (850.000) Euro değil, (67.667) USD tutarında ödeme yapmıştır.
Bu husus ....'nin dosyaya sunulan 03.03.2005 tarihli yazısından da anlaşılmaktadır. Bu yazıya göre, ....'den alınan (1.000.000) USD. tutarındaki kredi, faiziyle birlikte (1.084.000) USD'ye ulaşmış, bunun (1.016.333) USD'si ..., (67.667) USD'si .... tarafından ödenerek kapatılmıştır. ....'den alınan (1.800.000) Euro'luk kredinin ise (850.000) Euro'su tüm bu adı geçenlerden farklı bir tüzel kişiliği bulunan .... tarafından ödenmiştir. Davacı vekili, bu son krediden geriye kalan kısmın müvekkilince nakden ve başka bir teminat mektubuyla ödendiğini beyan etmiş, ama bu konuda bir delil sunmadığı gibi anılan kısmı işbu davanın konusu da yapmamıştır. Davacı vekilince dosyaya sunulan ve ... ile ....'ye ait 26.05.2011 tarihli yazılarda, yukarıda belirtilen ödemelerinin davacı kefil adına yapıldığı bildirilmiş, ....'nin ise bu türden bir yazısı dosyaya sunulmamıştır.
Yine ....'ye ....'nin ve ...'nin ödemelerine ilişkin talimatları dosyaya sunulup incelenmiş, fakat ....'nin ....'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibareler bilirkişilerce incelenmemiştir. Diğer bir deyişle dosyaya sadece ...'nin hem bankaya ödeme talimatı hem de bu ödemenin davacı kefil adına yapıldığına dair yazısı sunulmuş, ....'nin bankaya ödemesine dair talimat yazısı dosyaya sunulmuş ise de bu ödemenin davacı adına yapıldığına dair bir yazısı dosyaya sunulmamış, ....'nin ise ödemesinin davacı adına yapıldığına dair yazısı dosyaya sunulmuş ise de bu ödemeyi bankaya yaptığı sırada verdiği talimatlara ait swift mesajlarında geçen ibarelerin ne anlama geldiği incelenmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, ....'nin yukarıda anılan ödemesinin davacı adına yapıldığına dair yazısını sunması için davacı vekiline süre verilmesi, ....'nin ise ....'ye yaptığı ödemelere ait swift mesajlarında geçen ibarelerin bilirkişi aracılığıyla incelenerek, ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile çelişip çelişmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle bozulduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin karar düzeltme itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 10.12.2014 tarih ve 2014/8829 Esas-19454 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170887500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz