Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4145 E. 2020/1212 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devrinin iptali↗ hakim ortak↗ infazda tereddüt↗ kâr payı dağıtımı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ tahkikat↗ şirketin tasfiyesi↗ ispat külfeti↗ hile↗ bedelsizlik↗ hisse devri↗ pay defteri↗ infaz↗ tbk 99↗ içtihadı birleştirme kararı↗ kâr dağıtımı↗ feragat↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi hakim ortak sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik taahhütleri nedeniyle şirket hisselerini bedelsiz olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, hile iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebebin oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak ortaklıktan çıkarılmasına yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr payının, ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr payı dağıtılmadığı, kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket pay defterlerinin iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin feragat nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davalıya yersiz yapılan ödemelerin tahsili, hisse devrinin iptali, davalının ortaklıktan çıkarılması, karşı dava, müdürlük ücreti ile ortaklık hakkına dayalı bir kısım ücretlerin paya isabet eden tutarların tahsili, tasfiye payının ödenmesi istemlerine ilişkindir. Karşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken ıslaha itibar edilerek kısmen kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 83. maddesi, (6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500.- USD'den toplam 18.000.- USD karşılığı 27.000 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin gözetilmemesi de yerinde olmamıştır.
3- Karşı davacı, karşı dava dilekçesinde her iki davalıya karşı husumet yöneltmiş olup mahkemece, karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin infazda tereddüte sebep olacak şekilde hüküm altına alınan tutarların “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmesi de yerinde olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında şirketin tasfiyesi halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, tasfiye yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan ıslah geçerli olmadığı halde tasfiye payı belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin ispat külfetinin karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten ortaklıktan çıkarılması kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmasını gerektirmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4094 E. 2021/3484 K.
Ortak:ıslah · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaKarşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını «ıslah» etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra «ıslah» yapılması mümkün değildir.
Benzer bu kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para borcu · seçim hakkı · para borcu · bozma sonrası karar · rücu hakkı · rücuen tahsil · zamanaşımı def'i · rücu
Benzer bu kararda… t mesajlarında geçen ibarelerde ödemenin davacı adına yapıldığına dair 26.05.2011 tarihli yazısı ile herhangi bir çelişki tesbit edilemediği, davalı tarafça savunma «ıslah» yoluyla değiştirilmiş ise de «bozma sonrası» ıslahın mümkün olmaması yanında ayrıca «husumet» ve «zamanaşımı» itirazlarının da yerinde olmadığı, ilk açılan kısmi davada yabancı para cinsinden borç miktarları açıkça belirtilmek suretiyle, borcun gerçek «yabancı para borcu» niteliğinde olduğu yönündeki beyanlar ve yine birleşen davada da yabancı para üzerinden talepte bulunulması ve keza borcun da gerçek yabancı para borcu niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile asıl davada; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte; birleşen davada davanın kabulü ile, 373.396,00 Euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca …
… şip çelişmediğinin tespit edilmesinin istenilmesine, swift mesajları üzerinde yapılan incelemede ''..işbu transfer ...Romar A.Ş borcuna mahsuben yapılan ödemedir '' «kaydının» yer almasına ve ödemenin kimin tarafından yapıldığı kaydını içermemesi nedeniyle bu kaydın 26.05.2011 tarihli yazı içeriği ile çelişir nitelikte olmamasına göre davalı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin bozma kararının asıl davaya yönelik olmasına, birleşen dava açısından verilmiş bir bozma kararı bulunmayıp, birleşen dava yönünden «ıslah» mümkün ise de «kefile» «rücu» davasında 10 yıllık «zamanaşımı» süresi bulunması nedeniyle «zamanaşımı def»'inin reddinin yerinde olmasına, TBK'nın 598/(4). maddesindeki «hak düşürücü sürenin» kefilin kefile rücu davasında uygulanmayacak olmasına, banka ile asıl borçlu arasındaki sözleşmede uygulanacak hukuk olarak İngiliz Hukuku'nun gösterilmiş olmasını …
Somut olayda davacı, asıl dava dilekçesinde davalıdan 550.000 Euro ve 500.000 USD «rücu hakkı» bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin davalıdan tahsili talep etmiş; birleşen davada ise asıl davada talep ettiği 100.000 TL'nin ilk dava tarihindeki Euro karşılığının 51.604 Euro olduğunu belirterek, bakiye 373.396 Euro ile 508.166.66 USD'nin davalıdan tahsili talep etmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalıdan «rücuen tahsiline» karar verilen yabancı para borcunun «seçim hakkının» kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6594 E. 2024/3964 K.
Ortak:hisse devrinin iptali · hakim ortak · infazda tereddüt · kâr payı dağıtımı · ortaklıktan çıkarılma · tahkikat · şirketin tasfiyesi · hile
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddi …
1- Asıl dava, davalıya yersiz yapılan ödemelerin tahsili, «hisse devrinin iptali», davalının «ortaklıktan çıkarılması», karşı dava, müdürlük ücreti ile ortaklık hakkına dayalı bir kısım ücretlerin paya isabet eden tutarların tahsili, «tasfiye» «payının» ödenmesi istemlerine ilişkindir.
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında «şirketin tasfiyesi» halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, «tasfiye» yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan «ıslah» geçerli olmadığı halde tasfiye «payı» belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin «ispat külfetinin» karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten «ortaklıktan çıkarılması» kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmas …
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.10.2017 tarih, 2015/49 E. ve 2017/561 K. sayılı kararı ile bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250,00 USD ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddin …
Mahkemece 10.04.2013 tarih, 2009/183 E. ve 2013/155 K. sayılı kararı ile karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen «usul ekonomisi» nedeniyle «tefrik» kararı verilmediği, «hisse devrinin iptali» koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının «kar payı» talep ettiği yıllarda şirketin kâr payı dağıtmayıp karın «bedelsiz» hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 551 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket «ortaklığından çıkarılmasına», asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 11.02.2020 tarih, 201/4145 E. ve 2020/1212 K. sayılı kararıyla her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra «ıslah» yapılması mümkün olmadığı, bu nedenle karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, ayrıca karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500,00 USD'den toplam 18.000,00 USD karşılığı 27.000,00 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin de gözetilmesi gerektiğini, yine karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin «infazda tereddüte» sebep olacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında belirtildiği gibi ve mahkemece bozmaya uyulduğu halde, karşı d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesinin iptali · usul ekonomisi · sözleşmenin iptali · pay devri · tefrik · kar payı · şirket müdürü · ikrar
Benzer bu karardaMahkemece 10.04.2013 tarih, 2009/183 E. ve 2013/155 K. sayılı kararı ile karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı, buna rağmen «usul ekonomisi» nedeniyle «tefrik» kararı verilmediği, «hisse devrinin iptali» koşullarının oluşmadığı, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebeplerin bulunduğu, davalının «kar payı» talep ettiği yıllarda şirketin kâr payı dağıtmayıp karın «bedelsiz» hisse karşılığında sermayeye eklendiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 551 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket «ortaklığından çıkarılmasına», asıl davada diğer taleplerin ve karşı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
… ar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalıştığı döneme ilişkin ilk cevap dilekçesinde kendisi tarafından ifade edilen dönem dışında «şirket müdürü» olarak çalıştığı dönemi tespite yarar bir kayıt bulunmadığı, bu döneme ilişkin şirket müdürü ücretini aldığını dilekçesinde «ikrar» etmiş olduğu, ayrıca karşı davacıya yapılan ödemelerinde mevcut olduğu dikkate alınarak karşı davacının müdürlük ücreti alacağı ya da başkaca alacağının bulunmadığı, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra «ıslah» yapılması mümkün bulunmadığı, karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği, asıl davada şirket «pay devrinin» iptali ve davalının şirket «ortaklığından çıkarılmasına» ilişkin verilen kararlar ile asıl davada talep edilen alacaklara ilişkin verilen kararlar yönünden bozma olmadığı davacının davasına yönelik kararın kesinleştiği, karşı dava dilekçesi üzerindeki talepler üzerinden değerlendirme yapıldığı, karşı davacının davasını ispatlayamadığı, bir kısım taleplerinden de «feragat» ettiği gerekçesiyle asıl davada yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davalı ortağa yapılan «hisse devir sözleşmesinin iptali», bu talep kabul edilmezse davalının bedel ödenmeksizin şirket «ortaklığından çıkarılması» ile davalıya danışmanlık ve maaş olarak ödenen paraların «istirdadı», karşı dava ise, ödenmesi gereken maaş alacağı ile kâr «payı» ve «tasfiye» payı alacaklarının tahsili istemlerine ilişkindir.
-
TL talebini ıslahla dövize çeviren alacaklı seçimlik hakkından dönemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/296 E. 2019/7125 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaKarşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını «ıslah» etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra «ıslah» yapılması mümkün değildir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/923 Esas-2017/861 Karar sayılı ve 04/12/2017 tarihli hükmünün kaldırılmasına, davanın «ıslah» edilen haliyle kısmen kabulüne, 17.891,49 Euro Erken Kapama Komisyonu'nun dava tarihinden itibaren işletilecek 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli euro mevduatlarına verdikleri «azami faiz oranı» ile davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bilahare 15/11/2017 tarihli dilekçesi ile 10.000.- TL üzerinden açtıkları davayı 29.391,49 Euro olarak «ıslah» etmiş 10.000.- TL üzerinden yatırılan «harç», yargılama sırasında tamamlanmıştır.
Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden «erken kapama komisyonu» alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek «ıslah» dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye daya …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken kapama komisyonu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari kredilerde «erken kapama komisyonunun» %2 ile %5 arasında değiştiği, erken kapama tazminatının diğer banka uygulamaları ve bilirkişi görüşüde dikkate alınarak %5 olarak değerlendirilmesinin makul olduğu, kredi tahsis ve kullanım işlemlerinin bankanın asli fonksiyonlarından biri olduğundan buna ilişkin maliyetlerin kredi faizi içinde yer alması gerektiği, bu sebeple davalı bankaca davacıdan «kredi tahsis komisyonu» ve istihbarat ücreti adı altında tahsil edilen ücretlerin iadesinin gerektiği gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile ıslahla ve taleple bağlı kalınarak 17.891,49 Euro fazla alınan erken kapama tazminatının ve 11.500,00 Euro alınan kredi istihbarat ücretinin «temerrüt» olmadığından dava tarihi olan 18/09/2015 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Yasa'nın 4-a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli euro mevduatlarına verdikleri «azami faiz oranı» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında akdedilen 23/08/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin 6.4 maddesinde «erken ödeme komisyon» oranının kararlaştırılmamış olduğu, mahkemece davalı bankanın Merkez Bankasına «erken kapama komisyon» oranlarını bildirip bildirmediği yönünde bir araştırma yapmadığı, ancak davalı tarafça mahkemece kabul edilen oranın üzerinde bir oranın Merkez Bankasına bildirilmiş olduğu yönünde bir iddia ileri sürülmediğinden mahkemece «emsal banka uygulamaları» araştırılarak %2-%5 oranında erken kapama komisyonu alındığının tespit edilerek %5 oranın makul bir oran olarak kabul edilip buna göre fazladan ödenen erken kapama komisyon oranının tespitinde ve bu talebe ilişkin davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunulmuş iken, daha sonra «maddi hata» yapıldığı belirtilerek euro cinsinden para birimi ile talepte bulunulması ile mahkemece maddi hata yapıldığı kabul edilerek «eksik harcın tamamlatılmasında» bir hata olmadığı, «bankacılık teamüllerine» göre ilk kredi kullandırımında yapılması gereken istihbarat, haberleşme ve operasyonel vs. gibi işlemlerin bir maliyeti bulunduğundan müşteriden "Kredi Tahsis ve İstihbarat Ücreti" adı altında ücret talep edilebileceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin müşterinden alınabilecek komisyon, ücret ve «masrafları» düzenleyen 6/1-2-3 maddesinde talep edilebilecek komisyon oranları belirtilmemiş olmakla birlikte, kredi tutarının yaklaşık %1’i oranındaki ücretin emsal banka uyg …
Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden «erken kapama komisyonu» alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek «ıslah» dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye daya …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5609 E. 2020/3562 K.
Ortak:ıslah · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddi …
Karşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını «ıslah» etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde «ıslahın» «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… alı tarafından ödeneceğinin, ödemelerin bir yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi halinde sözleşmenin ihbarsız feshedilmiş olacağının, kalan aylara ait kiraların da «muaccel» hale geleceğinin kararlaştırıldığı, davalının RTÜK payları, meslek birliklerine telif bedellerini ödemeyi üstlendiği, davacının «ihtarına» rağmen 2009 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin prodüksiyon/ kira bedellerinin ödenmediği, alınan bilirkişi raporuna göre davalının muaccel hale gelen kira bedellerinden, meslek birlikleri ve RTÜK ödemelerinden kaynaklı borcunun bulunduğu, meslek birlikleri ve RTÜK'e yapılan ödemelerin tamamının davacı «defterlerine» kaydedildiği, ödeme dekontlarında ve belgelerde davacı şirketin kaşesinin yer aldığı, davalının ödemeye ilişkin «ticari defterlerinde» herhangi bir «kayda» yer verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi», 40.440,23 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve 79.274,47 USD'nin ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4-a maddesi uyarınca işleyecek mevduat faizi ile birl …
Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak kira alacağı için 8.000.- TL'nin, meslek birlikleri ve RTÜK payları için 2.000.- TL'nin «ihtarname» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini istemiş, «ıslah» dilekçesinde ise dava dilekçesinde sözleşmeye göre talep edilen alacak miktarı 8.000 TL'nin, dava tarihinde 5.685,53 USD'ye karşılık geldiğini belirtip bunun mahsu …
Davacı, dava dilekçesinde sözleşme bedelini TL üzerinden istediğinden bu tercihinden dönerek «ıslah» dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin gözetilmemesi yerinde olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:meslek kuruluşu · muacceliyet · ihtar · ticari defter · ihtarname · cy/cy kaydı · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu kararda… alı tarafından ödeneceğinin, ödemelerin bir yıl içinde 3 kez 10 iş gününü geçmesi halinde sözleşmenin ihbarsız feshedilmiş olacağının, kalan aylara ait kiraların da «muaccel» hale geleceğinin kararlaştırıldığı, davalının RTÜK payları, meslek birliklerine telif bedellerini ödemeyi üstlendiği, davacının «ihtarına» rağmen 2009 yılı Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin prodüksiyon/ kira bedellerinin ödenmediği, alınan bilirkişi raporuna göre davalının muaccel hale gelen kira bedellerinden, meslek birlikleri ve RTÜK ödemelerinden kaynaklı borcunun bulunduğu, meslek birlikleri ve RTÜK'e yapılan ödemelerin tamamının davacı «defterlerine» kaydedildiği, ödeme dekontlarında ve belgelerde davacı şirketin kaşesinin yer aldığı, davalının ödemeye ilişkin «ticari defterlerinde» herhangi bir «kayda» yer verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi», 40.440,23 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve 79.274,47 USD'nin ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4-a maddesi uyarınca işleyecek mevduat faizi ile birl …
Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak kira alacağı için 8.000.- TL'nin, meslek birlikleri ve RTÜK payları için 2.000.- TL'nin «ihtarname» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte tahsilini istemiş, «ıslah» dilekçesinde ise dava dilekçesinde sözleşmeye göre talep edilen alacak miktarı 8.000 TL'nin, dava tarihinde 5.685,53 USD'ye karşılık geldiğini belirtip bunun mahsu …
Davalı, kira faturalarının incelenmesiyle sözleşmede kararlaştırılan aylık tutarlardan daha fazla tutarda düzenlendiğinin anlaşılacağını, zira «meslek kuruluşları» ödemelerinin davacı tarafından kira bedeli faturalarına ilave edildiğini, davalının bu yolla meslek birliği ödemelerini gerçekleştirdiğini, RTÜK ödemelerinin de yi …
… ın bu savunmaları üzerinde durulup değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt meslek birlikleri ve RTÜK ödemelerinin davacı «defterlerinde» kayıtlı olduğu, davalı kayıtlarında bu kalemlere rastlanmadığı, davacının düzenlediği kira faturalarında da davalının savunması yönünde bir ibare bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7266 E. 2022/681 K.
Ortak:şirketin tasfiyesi · pay defteri · feragat · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi «hakim ortak» sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik «taahhütleri» nedeniyle şirket hisselerini «bedelsiz» olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, «hile» iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik «sebebin» oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak «ortaklıktan çıkarılmasına» yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr «payının», ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr «payı dağıtılmadığı», kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddi …
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında «şirketin tasfiyesi» halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, «tasfiye» yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan «ıslah» geçerli olmadığı halde tasfiye «payı» belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin «ispat külfetinin» karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten «ortaklıktan çıkarılması» kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmas …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın reddine, şirket «pay defterlerinin» iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, «şirketin tasfiyesi» halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin «feragat» nedeniyle reddine, 110.250.-USD ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4145 E. , 2020/1212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19/10/2017 tarih ve 2015/49-2017/561 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 11/02/2020 günü hazır bulunan davacılardan asil ... Rene Henri Boısvıeux ve davacı şirket vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, müvekkili ...Rene Henri Boisvieux'un Türkiye'deki oturma iznini uzatamaması üzerine kendisini avukat olarak tanıtan davalının çalışma izni alabileceğini, ancak karşılığında davacı şirketin %8 hissesinin kendisine devri ile yüksek maaşla müdür atanmasını istediğini, sınırdışı edilme riski karşılığında müvekkilinin bu teklifi kabul ederek davacı şirketin müvekkili ...Rene Henri Boisvieux'a ait %8 hissesini devredip aylık 1.500 USD maaşla davalının müdür yapıldığını, hisse devir bedeli alınmadığını, müvekkilinin çalışma iznini uzatmadığı gibi avukat olmadığı anlaşılan davalının müvekkilinden sürekli para istediğini, uzun zamandır polis ve savcılık takibindeki davalının dolandırıcılık suçundan tutuklandığını, çalışma iznini uzatma başvurusunu yapmadığı halde başvurmuş gibi evraklar sunduğunu, tanıdığı vergi denetmenlerini kullanarak müvekkilini denetleme ve ekonomik geleceğini öldürme tehditlerinde bulunduğunu, yalan beyanlarla çıkar sağladığını, şirketi karalayıcı dilekçeleri ilgili merciilere sunduğunu, şirketten haksız yere danışmanlık ücreti, maaş, vermediği hizmetler için ücret, kâr payı aldığını, böylece davacı şirketin 160.980,15 TL'sini uhdesine geçerdiğini ileri sürerek davalıya geçen %8 hissenin devrinin iptalini, aksi takdirde davalının bila bedel şirket ortaklığından çıkarılmasını, şimdilik 160.980,15 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı- karşı davacı vekili, müvekkilinin davacılara hiçbir borcunun bulunmadığını, ortaklıktan çıkarma şartlarının oluşmadığını, hangi alacak kaleminin kimin için istendiğinin anlaşılamadığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında, kararlaştırılan aylık ücret, muhtelif yıllara ait kâr payı, KDV iadesi, karşı davalı ...Rene Henri Boisvieux'un şirket hesabından arkadaşına ödediği tutar, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermaye karşılığı, tasfiye halinde şirket malvarlığı için karşı davacı hissesine tekabül eden tutarların karşılığı olmak üzere şimdilik 209.400.- TL ile 100.000.- TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Karşı davacı vekili, yargılama aşamalarında ortaklık tasfiye payı isteminden feragat etmiş, 30.03.2015 harç tarihli ıslah dilekçesi ile de müdürlük ücreti yönünden taleplerini arttırarak toplamda müdürlük ücreti yönünden 129.750.- USD'nin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bir ticari şirketi hakim ortak sıfatı ile işleten davacının, davalının kendisini zor durumdan kurtaracağına yönelik taahhütleri nedeniyle şirket hisselerini bedelsiz olarak devrettiğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, hile iddiasının kanıtlanamadığı, taraflar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, davalının şirketten çıkarılması için muhik sebebin oluştuğu, bununla birlikte davalının bedelsiz olarak ortaklıktan çıkarılmasına yönelik talebin karşılanmadığı, davalıya ödenen maaş ve kâr payının, ortaklık ve organ üyeliği gereği olduğu, danışmanlık ve çalışma süresinin uzatılmasına ilişkin olarak davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, karşı davacının kâr payı talep ettiği yıllara ilişkin olarak kâr payı dağıtılmadığı, kârın bedelsiz hisse karşılığında sermayeye eklendiği, şirket hesabından kayıtsız para çıkışı yapıldığına ilişkin iddiaların kanıtlanamadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, şirket pay defterlerinin iptaline yönelik talep ile alacak taleplerinin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, şirketin tasfiyesi halinde ödenmiş sermayenin %8'ine denk gelen 48.000.- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mal varlığından gelecek olan bedelin feragat nedeniyle reddine, 110.250.- Dolar ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davalıya yersiz yapılan ödemelerin tahsili, hisse devrinin iptali, davalının ortaklıktan çıkarılması, karşı dava, müdürlük ücreti ile ortaklık hakkına dayalı bir kısım ücretlerin paya isabet eden tutarların tahsili, tasfiye payının ödenmesi istemlerine ilişkindir. Karşı davada, karşı davacının 30.03.2015 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmesi üzerine mahkemece 110.250.- Dolar ücret alacağının tahsiline karar verilmiştir. Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E- 2016/1 K.
sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, karşı davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken ıslaha itibar edilerek kısmen kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 83. maddesi, (6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda karşı davacı, dava dilekçesinde ücret alacağı için aylık 1.500.- USD'den toplam 18.000.- USD karşılığı 27.000 TL'nin tahsilini istediğinden bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceğinin gözetilmemesi de yerinde olmamıştır.
3- Karşı davacı, karşı dava dilekçesinde her iki davalıya karşı husumet yöneltmiş olup mahkemece, karşı dava yönünden verilen kararda hangi davalının ne şekilde sorumlu tutulduğu belirlenmeksizin ve hükmedilen alacağın kimden tahsil edileceği belirtilmeksizin infazda tereddüte sebep olacak şekilde hüküm altına alınan tutarların “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmesi de yerinde olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
4- Kabule göre de, karşı davacı, karşı davasında şirketin tasfiyesi halinde hissesine düşen miktarın tahsilini istemiş, mahkemece, tasfiye yönünden bir karar verilmediği ve yukarıda (1) nolu bentte açıklandığı üzere bozmadan sonra yapılan ıslah geçerli olmadığı halde tasfiye payı belirlenip karşı davacının hissesine düşen miktarın tahsili yönünde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Dairemizin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında, karşı davacının müdür olarak çalıştığı sürenin ve bu dönemde hak kazandığı maaş alacağının tespiti, bu alacağın ödendiğinin ispat külfetinin karşı davalılara düştüğünün kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği, mahkemece de bozmaya uyulduğu halde, karşı davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten ortaklıktan çıkarılması kararının Dairemizce onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunda belirtilen tutara hükmolunması da yerinde olmamış, kararın bu yönlerden de bozulmasını gerektirmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle davacı- karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-karşı davalılar yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587305500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz